Brenta_Banner.jpg

Etkinlik Tarihi: 10 Nisan 2026
Yer: Ankara Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Konferans Salonu
Düzenleyen: YETİ Dağcılık Spor Kulübü
Panelistler: Ömer Burhan Tüzel, Gıyasettin Demirhan, Ercan Selim Kolbakır, Hasan Hüseyin Boğaz
Moderatör: Öznur Göksu
Raportör: Barış Evran

1. GİRİŞ VE KAPSAM

Panel, Türkiye'de dağcılığın yalnızca fiziksel bir aktivite değil, bir "düşünce disiplini" ve yüksek katma değerli bir niş turizm dalı olduğu gerçeğinden hareketle düzenlenmiştir. Panelde Türkiye'deki dağ rehberliğinin mevcut durumu yasal, akademik ve operasyonel açılardan ele alınmış; mevcut yapıdaki aksaklıklara geçici çözümler üretmek yerine, uluslararası standartları karşılayan yasal bir mesleki altyapının sıfırdan kurgulanması hedefi ortaya konulmuştur.

2. PANELİST ANALİZLERİ VE TEMEL VURGULAR

Ömer Burhan Tüzel (Emekli Diplomat & Dağcı)

  • Mevcut Durum Tespiti: Türkiye'de dağ rehberliği eğitim ve sertifikasyon altyapısı bulunmadığını, dağ rehberliğinin müstakil ve yasal bir çerçeveye sahip bir meslek olduğunu, bu bağlamda Türkiye'de uluslararası standartta kabul gören bir dağ rehberliği kurumunun henüz mevcut olmadığını vurgulamıştır.
  • Sistem ile Ürün Ayrımı: Dağ rehberliği eğitiminin bir dağcılık eğitimi olmadığını, en üst düzeydeki dağcılara verilen bir "rehberlik uzmanlığı" olduğunu belirtmiştir.
  • TDF'nin Misyonu: TDF'nin (Türkiye Dağcılık Federasyonu) turizmin hizmetkârı değil, dağcılık sporunun asıl geliştiricisi ve koruyucusu olması gerektiğini savunmuştur.
  • Standartların Korunması: Turizm talebini karşılamak amacıyla ileride oluşturulacak dağ rehberliği mevzuatında müfredat eşiklerinin düşürülmesinin, Türk dağcılığına yapılacak en büyük kötülük ve bir haysiyet sorunu olacağının altını çizmiştir.

Gıyasettin Demirhan (Akademisyen & Dağcı)

  • Yaparak/Yaşayarak Öğrenme: John Dewey ve David Kolb'un kuramlarına atıfta bulunarak, eğitim süreçlerinde teorik bilgi ile saha tecrübesinin modern pedagojik yaklaşımlarla harmanlanması gerektiğini ifade etmiştir.
  • Risk Yönetimi: Tehlikenin nesnel, riskin ise öznel olduğunu; rehberliğin "olmayacak olanı tahmin etme sanatı" olduğunu vurgulamıştır.
  • Sürekli Gelişim: Eğitmen ve rehber adayları için CPD (Continuing Professional Development — Sürekli Mesleki Gelişim) süreçlerinin bir standart hâline getirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Ercan Selim Kolbakır (Dağ Rehberi & Montis Trips & Expeditions'ın Kurucu Ortağı)

  • UIMLA ve IFMGA Hedefi: Türkiye'nin coğrafi yapısına ve pazar talebine (trekking/hiking) en uygun başlangıç noktasının UIMLA (Union of International Mountain Leader Associations) sertifikasyonu olduğunu, nihai hedefin ise IFMGA denkliği olması gerektiğini savunmuştur.
  • Kurumsal Konsensüs: IFMGA formasyonuna geçişi mümkün kılacak yüksek nitelikli bir ulusal sertifikasyon sisteminin; Turizm Bakanlığı, TUREB, TURSAB, TDF ve üniversitelerin ilgili fakültelerinin iş birliğiyle, devlet himayesinde kurgulanmasını önermiştir.
  • Pazar Kaybı: Uluslararası geçerliliği olan sertifika eksikliğinin, Türkiye için ciddi bir ekonomik kayıp ve rekabet gücü zayıflığı yarattığını belirtmiştir.

Hasan Hüseyin Boğaz (Dağcı & Eğitmen)

  • Risk Öngörüsü: Dağcılığa yeni başlayanların risk algısındaki zafiyeti vurgulayarak, rehberliğin temel işlevinin katılımcının fark edemediği tehlikeleri yönetmek olduğunu ifade etmiştir.
  • Saha Gözlemleri ve Güvenlik: Saha tecrübesine dayalı liyakatin önemine değinerek, arama-kurtarma süreçlerindeki karmaşanın ancak profesyonel bir mesleki yapı ve sigorta sistemiyle aşılabileceğine dair kişisel gözlemlerini paylaşmıştır.

3. MEVCUT YAPI VE GELECEK KURGUSU ANALİZİ

Panelin bütününden çıkan temel sentez, ülkemizde "dağ rehberliği" kurumunun hukuki ve teknik olarak henüz var olmadığı gerçeğidir. Mevcut çarpık düzende yapılabilecek iyileştirmelerden ziyade, aşağıdaki temel eksikliklerin giderileceği yeni bir yapının inşası zorunlu görülmektedir:

  • Mevzuat ve Tanım Boşluğu: Dağ rehberliğinin, antrenörlükten veya mihmandarlıktan farklı, yasayla korunmuş müstakil bir meslek olarak tanımlanması ihtiyacı.
  • Mihmandarlık Yanılsaması: Geçmiş dönemden kalan mihmandarlık belgelerinin rehberlik yetkisi taşımadığı; bu belirsizliğin sahada güvenlik ve yetki krizlerine yol açtığı tespiti.
  • Yetki Karmaşası: TURSAB, TUREB, TDF ve Bakanlık arasındaki koordinasyon eksikliğinin, ancak yeni bir yasal altyapı süreciyle giderilebileceği gerçeği.

4. SORU-CEVAP VE TARTIŞMA SENTEZİ

Tartışmaların odağı, mevcut yetersiz yapının rehabilitasyonu değil; IFMGA ve UIMLA standartlarını temel alan, Avrupa (Alp Dağları kuşağı) muadilleriyle tam uyumlu bir mesleki yapının nasıl kurulacağı üzerinde yoğunlaşmıştır. Panelistler arasında öncelikler konusunda farklılıklar olsa da "geçici ve düşük standartlı çözümlerin" Türk dağcılığına zarar vereceği konusunda ortak bir hassasiyet dile getirilmiştir.

5. SONUÇ VE ÖNERİLER (YOL HARİTASI)

  • Yasal Mevzuat Altyapısı: TDF (Türkiye Dağcılık Federasyonu) öncülüğünde ve yetkisinde; Kültür ve Turizm Bakanlığı, TURSAB, TUREB ve Spor Bilimleri Fakülteleri'nin katılımıyla dağ rehberliği mesleğine yönelik kapsamlı bir mevzuat altyapısı oluşturulmalıdır.
  • Uluslararası Muadil Modeli: Ulusal dağ rehberliği eğitim altyapısı ve müfredatı, Alp dağları kuşağı ülkelerindeki muadilleri örnek alınarak oluşturulmalı; bu doğrultuda bir çatı kuruluşu olan Türkiye Dağ Rehberleri Birliği hedeflenmelidir. Bu yapı, ileride Uluslararası Dağ Rehberleri Birlikleri Federasyonu'na (IFMGA) katılımı hedefleyen bir içerik ve çerçeveyi gözetmelidir.
  • Eğitimde Modern Yaklaşım: İleride oluşturulacak dağ rehberliği eğitimi müfredatının; Alp ülkelerindeki eğitim sistemlerinin doğal bir parçası olan sokratik sorgulama, risk yönetimi ve modern pedagojik yaklaşımları dikkate alan bir anlayışla hazırlanması gerekmektedir.

İletişim:

yeti[et]yedidagcilik[nokta]com