Brenta_Banner.jpg

Ağaçtan aldığımız emniyetlere güvenerek, 70-75 derece eğimli rotada askı istasyonunda Sinan ile birlikte otururken Apo'nun tırmanışına, Cemal abinin de zorlu şartlarda emniyet alışına bakıyorduk. Apo, çoktan mix etabı geçmiş ve gözden kaybolmuştu. Soğukta beklemekten sıkılmıştık ve üçümüz de bir an önce Apo'nun 'emniyetteyim, alıyorum' demesini bekliyorduk. İp gittikçe gidiyor, Apo'dan duymayı beklediğimiz cümleyi bir türlü duyamıyorduk. Zaman sonra 'istasyon kuruyorum' cümlesini duyduk ve hazırlanmaya başladık. Fakat bir türlü devamı gelmiyordu. O esnada;

Sinan: Abi n'apıyon temel mi atıyon?
Ve ortamlarda soğuk espri yeteneğimle tanınan ben: Hayır, bu adam Karadenizli de değil; müteahhit damarı olmaması lazım normalde, ama ince istasyon çalıştı herhalde.

Rotanın ismi de bu muhabbetle belirlenmiş oldu. Geçtiğimiz pasajı düşündüğümüzde, Apo'nun gerçekten kurtarıcı bir emniyet aldığını görüp zahmeti için bolca teşekkür ettik tabii.

Açıkçası, o gün dağ ve rota seçimi yaparken bu denli zorlu ama keyifli bir rota tırmanmayı öngörmemiştik. Ben her ihtimale karşılık bir şeyler yaparız diye İstanbul'dan hem kaya hem kar-buz için ne var ne yok getirmiştim ama yine de bu kadar keyifli bir rota beklentim yoktu.

Dağa yaklaşırken bile hâlâ 'hangisine gitsek' diye tartışıyorduk. Tunç Dağı'nda yüklü kar ve batıya bakan rotalardansa Alabelen'de (Eren Dağı) kuzey yamaçlara bakan bir hat çıkalım diye karar kıldık. Aşağıdan bakarken çok ince göründüğü için acabalarla yaklaştığımız kulvara doğru yürüdükçe tırmanabileceğimizi hissettik ve yavaşça yükselmeye devam ettik.

Sabah saat 9'da arabadan hareket etmiş ve yaklaşık 50 dakikalık bir yürüyüşle kulvarın dibine gelmiştik. Kramponlarımızı giyip biraz daha yükseldikten sonra görece güzel bir pasaja gelip malzemeleri kuşandık. Sinan'la ben en başta 'acaba ip açmasak mı?' diye artizlenirken Cemal Abi'nin 'yapmayın gençler' uyarısının ne kadar haklı olduğunu ilk ip boyunu tırmanmaya başladıktan hemen sonra anladım. Çünkü rota ortalara doğru 75 derece eğimlere kadar geldi.

1'inci ip boyu (45 metre - M3): Bir babadan emniyet aldıktan sonra karların arasından eşeleyerek bulduğum bir kum saatini kullandım. Sonrasında ise tamamen güvenli olmasa da 75 derecelere varan eğimde bir buz vidası kullandım ve yükselmeye devam ettim. (Bilmiyorum belki de sırf 'Antalya'da dağda buz vidası kullandım' diye hava atmak için de kullanmış olabilirim) İp boyunun devamında başka malzeme ihtiyacı olmadı ve 40 metre devam ettikten sonra yine eşeleyerek ortaya çıkardığım bir babadan istasyon kurdum.

2'nci ip boyu (30 metre - M2): Bu ip boyunu Cemal Abi lider gidip rotayı incelemek istedi. Kulvarın sol tarafından yükselme ihtimali varsa da, olası düşüş ciddi bir problem yaratabileceği için sağ tarafta bulunan büyük bir ağaçtan emniyet aldı. Bu esnada Apo da onun arkasından yükseldi. Onlar ağacın üst tarafında emniyetli bir şekilde beklerken, ben de Sinan ile birlikte ağacın alt kısmında iplerimizi sabitlediğimiz için askıda bekliyorduk.

3’üncü ip boyu (45 metre - M4): Lider tırmanma sırası Apo’ya gelmişti. Önümüzde geçmemizi gerektiren yaklaşık 15-20 metrelik mix bir etap ve bu etaba giriş için (hamle IV seviyelerinde) ciddi bir ayak yükseltme hamlesi bulunuyordu. (Ağaçtan hafif yükselip, sonra sola doğru tekrar diagonal bir şekilde kulvarın içine giriyorsunuz bu kısımda)

Apo giyinip kuşandıktan sonra çay-kahve-kola-fanta ve topkek eşliğinde Apo'yu takip ettik. Havanın da en soğuk hissettirdiği, kazmayı yeri geldiğinde omzumuza taktığımız, eldivensiz hamlelerin kol gezdiği ve haliyle küçük parmak uyuşmalarının frostbite gibi hissettirdiği bir ip boyu oldu. Burada özellikle orta boy friend'ler ve birkaç adet stoper kullandık.

Bu ip boyunu çıktıktan sonra 100-150 metre kadar free yükseldik. Sonrasında ise yine güzel bir pasaj ile karşı karşıyaydık.

4'üncü ip boyu (45 metre - M4): Bu son ip boyunu ise Sinan lider gitti. İlk 20 metrelik kısmı güzel mix tırmanış (yine bu kısım da IV derece denilebilir) içeren, orta-büyük boy friend ve stoper kullanabildiğimiz bir ip boyu oldu. Bu etabı geçtikten sonra sırt hattına bağlanmak için 20 metrelik bir yürüyüş kısmı yer alıyor ve en sonunda kar babasından emniyet alınabilir.

Saat 15.00 sularında sırta çıktıktan sonra yaklaşık 150 metre kadar irtifa alarak zirveye ulaştık. Zirveye vardığımızda saat 15.45 civarındaydı. Bir süre çay-kahve molası ve acaba nereden insek tartışmasından sonra klasik rotadan inmeye karar verdik. Araca tekrar vardığımızda saat 17.50 olmuştu.

Yaşadığım sakatlıktan sonra özellikle son pasaj ciddi zorladı ve inerken tamamen sekerek inmek durumunda kaldım. Ertesi gün yapmayı planladığımız geleneksel tırmanışı da iptal ederek apar topar İstanbul'a döndüm. Bu keyifli rota için tüm partnerlerime teşekkürü bir borç bilirim.

Rota: Alabelen (Eren) Dağı Kuzey Yüzü - Müteahhit Rotası

Ekip: Osman Bahar, Cemal Zerepcan, Abdurrahman Kara, Sinan Şaşmaz

Yer: Antalya Konyaaltı Moryer Yaylası, Yörük Mahallesi

Çıkış Tarihi: 28 Şubat 2026

Rota Uzunluğu: Toplamda 750 Metre, Kulvar girişinden itibaren 550 metre, teknik etap 200 metre

Genel Zorluk: M4, Ortalama 55-60, Max 70-75 derece eğim

Kullanılan ekipmanlar: Çift teknik kazma, emniyet kemeri, buz tırmanışına uygun krampon, birkaç adet orta-büyük boy yaylı takoz, stoper, perlonbant.

iletişim: bahar.osman[et]gmail[nokta]com