Eiger_Banner.jpg

ÖNSÖZ

Nurettin Özcan, Türkiye'de geleneksel tırmanışın hem öncülerinden hem de en kararlı savunucularından biriydi. Onun için tırmanış yalnızca bir spor değil; bir duruş, bir etik anlayış ve bir yaşam biçimiydi. Aşağıdan yukarıya, yardımsız, temiz stil. Bu ilkeler onun için tartışılacak meseleler değil, yaşanması ve sahiplenilmesi gereken değerlerdi.

Nurettin, Nuri, Nuriş… Herkes tanımaz belki ama tanıyanlar onun Hisarcık Vadisi'nde yaptıkları ve kazandırdıklarına hem saygı hem de minnetle yaklaştı. Bölgeyi yirmi yılı aşkın bir emekle şekillendirdi. Onlarca rota açtı, bir tırmanış kültürü inşa etti ve Hisarcık Vadisi Tırmanış Rehberi'ni yayımladı. Aladağlar'ın büyük duvarlarında alpin stil tırmanışlar gerçekleştirdi; çok uzun sürebilecek faaliyetleri çok daha kısa sürede tamamlayacak derecede azimliydi. Blogunda ve yazılarında tırmanış etiğini hiç taviz vermeden savundu, sözünü sakınmadı, gerektiğinde tartışmaların tam merkezinde durdu. Yeri geldi motoruna sarıldı yollara düştü.

Nurettin sadece rotalar açmadı; bir anlayışın, bir etiğin ve bir tırmanış ruhunun Türkiye'de kök salmasına öncülük etti. 21 Eylül 2025'te en sevdiği kayalıkta, en sevdiği işi yaparken kaybettik. Geride bıraktığı iz, açtığı rotalardan çok daha kalıcı.

Bu yazının devamında Nurettin'in henüz üniversitede tanıştığı ve sonrasında çok sıkı dostları, ip arkadaşları olan, onlarca rotada beraber tırmandığı ve hayatın içinde bir çok anısını paylaştığı sevgili arkadaşları İbrahim Akçay, Egemen İpek, Yenal Ege ve Yıldırım Seçmen'in kaleminden Nurettin Özcan'ın ardından onun için söylenenlere, duygulara ve anılara kulak vereceğiz. Bu yazının hemen altında ise Nurettin'in Amerikalı dostu Chad Davis'in hislerine elçilik ediyoruz. Tirmanis.org olarak kendisini tekrar saygıyla anıyoruz ve sözü dostlarına bırakıyoruz;

-tirmanis.org editör ekibi

Nurettin Özcan’ın Ardından (İbo, Egemen, Yenal ve Yildirim)

"Her zaman aşağıdan yukarıya tırman.
Yardım kullanma.
Yenil, tekrar dene.
Bolt yok, sikke yok…
Ama güçlü bir ruh var."

— Nurettin Özcan

 

Nurettin Özcan sadece tırmanıştan ibaret bir insan değildi. Çok yönlü biriydi; sosyal hayatında, iş hayatında ve hobilerinde yer aldığı her alanda saygı gören bir kişiliğe sahipti. Bu nedenle yalnızca tırmanış camiasında değil, motosiklet gruplarında, dağ kayağı ve buz tırmanışı çevrelerinde, koşu topluluklarında ve dostluk kurduğu pek çok farklı çevrede iz bıraktı.

Biz (Yenal, İbrahim ve Yıldırım) Nurettin'le yıllar önce Karadeniz Teknik Üniversitesi Dağcılık ve Kış Sporları Kulübü aracılığıyla tanıştık. Üniversitenin o keşif dolu günlerinde dağlara ve kayalara duyduğumuz merak bizi kısa sürede aynı ipte buluşturdu.

Nurettin KTÜ'de yalnızca yarım dönem kaldı ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi Sivil Havacılık Bölümüne geçiş yaptı. Trabzon'da kısa sürede başlayan arkadaşlığımız, o dönemde sürekli dağlarda vakit geçirmemizin de etkisiyle, farklı okullarda ve farklı şehirlerde olsak da hep güçlü bir şekilde sürdü. Egemen'in de gruba dâhil olması, dağlarda sık vakit geçirdiğimiz dönemlere denk gelir. Böylece dağdaki partnerliklerimiz hayat boyu sürecek bir dostluğa dönüşmüştü.

Birlikte çok tırmandık, çok kaydık, çok güldük. Çünkü Nurettin'in dediği gibi anı biriktirmek için tüm bu faaliyetler güzel birer sebepti. Aladağlar'ın büyük duvarlarında, çatlakların içinde, rüzgârın altında, karın üzerinde ne kadar zorlansak da sonunda hep gülümseyerek hatırlayacağımız anılar biriktirdik.

Nurettin'le bir faaliyet planlandığında yalnızca rota konuşulur, tırmanış malzemeleri bölüşülürdü. Çünkü herkes hafif ve hızlı olunması gerektiğini bilirdi.

Yine böyle başlayan bir kış faaliyeti için Cıngıllıbeşik Kuzey yüzeyindeydik. Nuri bivak için üçümüze (Yenal, İbo ve Nuri) tek bir tulumun yeterli olacağını söyledi. İbo ise duvarı tek günde bitireceğimizden o kadar emindi ki hafif olmak adına yanına yarım fermuarlı bir tulum almıştı. Sırta yanaşırken hava kararmaya başladı ve bivak yerini hazırladık. Nuri "Haydi İbo, çıkar tulumu" dediğinde İbo'nun yarım fermuarlı tulumu çıkardığını görünce Nuri'nin yaşadığı şaşkınlığı hâlâ gülerek anarız.

Çünkü Nurettin'le tırmanırken insanın aklında kalan şey zorluk değil, o zorluğun içindeki ruhtu.

Nurettin için tırmanış yalnızca bir spor değildi; bir duruştu, bir etik anlayışıydı. Doğaya saygı, temiz stil, rotaya dürüst yaklaşmak… Bunlar onun için tartışılacak meseleler değildi. Yaşanılması ve sahiplenilmesi gereken değerlerdi.

Rota hakkında beta vermezdi.

"Yaparsın moruk." derdi.

Hisarcık'ta rota önlerinden geçerken "Kaç derece?" diye sorduğumuzda ise sadece gülümseyip:

"Bilmem… Bence çıkarsın." derdi.

Bu yüzden yazılarında ve konuşmalarında hep aynı değerleri savundu:

"Aşağıdan başla.
Kendi gücünle çık.
Yenilmekten korkma."

Nuri çok okuyan, çok araştıran, planlar kuran ve projeler geliştiren bir insandı. Derin düşünebilen, ne istediğini bilen bir karaktere sahipti. Ailesine, arkadaşlarına ve kendisine ayırdığı zamanı her zaman önemserdi. Yaşam enerjisi yüksekti; boşa kürek çekmeyi sevmezdi.

Her tırmanıştan sonra mutlaka oturur, yaptıklarını değerlendirir ve "Bunu nasıl daha iyi yapabilirdik?" diye sorardı.

Sürekli öğrenmeye ve kendini geliştirmeye inanırdı.

Türkiye'de alpin stil tırmanış ruhunu gerçek anlamda yaşayan insanlardan biriydi. Minimal olmak, hızlı olmak ve her zaman daha hızlısının mümkün olduğuna inanmak onun yaklaşımının temeliydi. Bu anlayışı, Mümin ile birlikte Büyük Demirkazık'ın Kuzey ve Doğu duvarlarını tek günde çıkararak somut bir başarıya dönüştürdü. Zamanla adeta bir mite dönüşen bu tırmanış için bile daha hızlı yapılabileceğine inandığını defalarca dile getirmişti.

Ama Nurettin'in hikâyesinde özel bir yer varsa, o da Hisarcık Vadisi'dir.

Erciyes'in eteklerindeki o bazalt kayalar Nurettin için yalnızca bir tırmanış alanı değildi. Orası onun emeğinin, birikiminin, sabrının ve hayal gücünün şekillendiği bir yerdi. Başlangıçta Chad ile, sonrasında ise fırsat bulduğu herkesle Hisarcık'ın çatlaklarında saatler, günler ve mevsimler geçirdi. 2006 yılında vadide düzenlediği "Paralel Dünyalar – Paralel Çatlaklar Buluşması", Hisarcık'a duyduğu hayranlığı diğer tırmanıcılarla paylaşmak için bir vesile oldu. Her ne kadar kendisi Hisarcık'ta festival kültürüne çok sıcak bakmasa da Türkiye'nin farklı yerlerinden gelen tırmanıcıların bir araya geldiği o buluşma, çatlak tırmanışının konuşulduğu ve bir tırmanış stili olarak görünürlük kazandığı unutulmaz anlardan biri oldu. 2014 yılında Hisarcık Vadisi'nde yaşadığı kazada, eşinin emniyetindeyken yaklaşık 12 metrelik bir düşüş yaşadı. Kalbi birkaç kez durdu. Kazadan sonra kendisini ruhen ve fiziken toparlaması epey zaman aldı. Ama yaşadıkları onu Hisarcık'tan uzaklaştırmadı.

Nurettin için mesele yalnızca rota açmak değildi. Onun derdi bir tırmanış kültürü oluşturmaktı. Yıllar sonra bütün bu emeğini bir araya getirerek ve biricik oğlu Noyan için en azından yazılı bir eser bırakmak adına Hisarcık Vadisi Geleneksel Tırmanış Rehberi'ni hazırladı. Bu rehber yalnızca rotaları anlatan bir kitap değildi. Bir tırmanıcının kayalar arasında geçen yıllarının belgesiydi.

Nurettin hepimizin hayatına, tırmanışına, ufkuna ve hayaline dokundu. Bazen en yakın arkadaş olarak gözümüzün içine baka baka anlattı, bazen de sadece yazdı. Blogunda (https://nurettinozcan.blogspot.com) tırmanış üzerine düşüncelerini, eleştirilerini ve gözlemlerini açıkça paylaştı. Sözünü sakınmayan biriydi. Bazen tartışmaların merkezinde oldu.

Çünkü tırmanış onun için bir aktivite değildi.

Tırmanış onun hayatının kendisiydi.

Yazdı.

Düşündü.

Tartıştı.

Savundu.

21 Eylül 2025'te, yıllarca emek verdiği Hisarcık Vadisi'nde gerçekleşen bir tırmanış sırasında yaşanan kazada, tuttuğu taşın koparak ipini kesmesi sonucu Nurettin'i kaybettik. Çok üzüldük. Ama kahrolmadık. Çünkü onu en sevdiği yerde, en sevdiği işi yaparken kaybettik.

Nurettin'in Türkiye'deki tırmanış camiasına katkısı, yaptığı tırmanışlarla ya da açtığı rota sayısıyla ölçülemez. Onun asıl katkısı, Türkiye'deki tırmanış kültürünün oluşumunda söylediği sözlerde, koyduğu tavırlarda ve her zaman durduğu ilkeli yerde saklıdır.

O yalnızca rotalar açmadı; bir anlayışın, bir etiğin ve bir tırmanış ruhunun oluşmasına katkı sağladı.

Bir gün bir çatlağın içine elimizi soktuğumuzda, bir takozu dikkatle yerleştirdiğimizde ya da rotanın kilidinde bırakmaya yakın olduğumuzda onun sesini hatırlayacağız.

"Yaparsın moruk."

Ve o zaman anlayacağız ki Nuri hala bizimle ve zorlukların içinde bize destek olmaya devam ediyor.

Nurettin Özcan: Geleneksel Tırmanış Ustası

2005 yılında Aladağlar'da eşim Mary ile tırmanış yaparken Nurettin Özcan ile tanıştık. O ilk gün, Cımbar'da birkaç spor tırmanış rotasında bize eşlik etti. Zorlu kireçtaşı yüzeyindeki ayak tekniklerinde bocalarken, aslında bir spor tırmanıcı olmadığımı, daha ziyade bir çatlak tırmanıcısı olduğumu söyleyerek yakındım. Nurettin bu bayat bahanemi yüzüme vurmak yerine, çatlak lafını duyar duymaz gözlerinin içi parladı. Eğer kanyonun yukarısında bulunan, kilit etabında uzun bir çatlağın yer aldığı çok ip boylu bir macera olan "Sarı Çatlak" için bir tırmanış ortağı olsaydı, o an spor tırmanış yapıyor olmayacağını söyledi.

Hemen ertesi hafta sonu Sarı Çatlak'ı tırmanmak için plan yaptık. O gün mükemmel bir macera yaşadık ve rotayı bitirip zirveye vardığımızda artık yakın dost olmuştuk. İniş imkânı ararken yavaşça etrafı kolaçan ettiğimiz, kanyondaki derin ve çatallı yarığa tepeden bakan o kireçtaşı adasında tünediğimiz anın tadını çıkarırken; Nurettin bana Indian Creek ve Yosemite Vadisi gibi Amerika'nın büyük çatlak tırmanışı bölgeleri hakkında sorular sordu. Sonra, sanki hayal kırıklığına uğramış şekilde, önemsiz bir bilgi verir gibi ekledi: Bu bölgedeki tek çatlak tırmanışı, Kayseri'deki evinin yakınındaki bir kanyondaydı ve "muhtemelen çok iyi değildi; çok kısa ve çok kolaydı." Arkadaşı Emrah Özbay ile birlikte orada bir avuç rota açmışlardı. Eğer birkaç günümüz varsa, hızlıca bir göz atmak için onu Kayseri'de ziyaret edebileceğimizi söyledi. Bir hafta sonra, elimizde bu davetle Kayseri'ye gittik ve uçağımız kalkmadan önceki kalan günlerimizi Hisarcık'ı keşfederek geçirdik.

Şimdi fark ediyorum ki Nurettin oranın özel olabileceğinden şüpheleniyordu ama temkinli bir iyimserlik içindeydi. İlk anlardan itibaren, Hisarcık'ın sıradan olmanın çok ötesinde olduğunu anlamıştım. Onun ve Emrah'ın açtığı rotaları hızla tekrar ettik, ardından hemen daha yüksek yüzeylere giriştik. Her gün yeni rotalar açtık. Her akşam Türk ev yemeklerinin tadını çıkardık ve Nurettin'in Türkiye'de bir geleneksel tırmanış kültürü geliştirme vizyonunu tartıştık.

Türkiye'nin canlı bir spor tırmanış topluluğu vardı ancak geleneksel tırmanıcılar azınlıktaydı. Nurettin için Hisarcık, yeni bir geleneksel tırmanıcı topluluğu yaratmak adına bir fırsattı. Buranın spor tırmanıcılar tarafından keşfedilip çatlakların boltlanmasından endişe ediyordu. Ya da dağcıların, sadece antrenman yapmak uğruna bakir kayaya sikke çakarak o kusursuz, dümdüz hatları deforme etmesinden korkuyordu. Dünya kayalarla dolu olsa da, bunun sadece küçük bir kısmı kaya tırmanışına uygundur. Ve çok daha küçük bir kısmı geleneksel yöntemlerle tırmanmaya elverişlidir. Bu, nadir bulunan bir doğal kaynaktır. Ancak Hisarcık'ın çatlakları, friend (cam) ve takoz yerleşimi için mükemmel bir yapıdadır. Daha da önemlisi, çatlaklar estetik açıdan güzel ve tırmanışı oldukça zorludur. Kanyonda geçirdiğim sadece birkaç günün ardından, onun bu vizyonunu desteklemek için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırdım.

Geleneksel tırmanış kültürünü geliştirmek ve korumak ile ilgili çeşitli konuları tartıştık. Nurettin, her şeyi mümkün olan en iyi şekilde yapmaya çabalayan zeki ve düşünceli bir insandı. O dönemde, vizyonunu gerçeğe dönüştürmek için bir strateji oluşturuyordu. Hisarcık'ın bir geleneksel tırmanış bölgesi olarak değerini savunmak adına Türk tırmanış dergilerine makaleler yazmayı konuştuk. Ben Amerika'ya döndükten aylar sonra, taslağını hazırladığı makalelere benim de Hisarcık hakkındaki düşüncelerimle katkıda bulunmamı istedi. Bir yıl içinde bu makaleler yayımlandı. Hisarcık'ı Türk tırmanış camiasına tanıtacak bir çatlak tırmanış festivali düzenlemeyi önerdi; ertesi yıl, 2006'da, "Parallel Worlds" (Paralel Evrenler) Festivali'ne ev sahipliği yaparak pek çok Türk tırmanıcısına dünya standartlarında çatlak tırmanışının ilk gerçek tadını yaşattı. Nurettin iş bitirici biriydi.

2023 yılında, Nurettin Hisarcık'ın ilk rehber kitabını yayımladı. Bu proje için kayda değer bir zaman ve enerji harcadı; bu gerçekten bir tutkunun eseriydi. Vizyonuyla tutarlı olarak, kitabı geleneksel tırmanışın değerini ve etiğini tanıtmanın bir aracı olarak görüyordu. Bu rehber kitap, macera ve geleneksel tırmanış becerileri arayışıyla kanyona giren gelecek nesil Türk çatlak tırmanıcılarına ışık tutacaktır. Kitap sadece birkaç yıldır piyasada olsa da, bu kısa sürede sosyal medya akışım kanyondaki geleneksel tırmanış aksiyonlarının fotoğraflarıyla doldu. Yerel tırmanış kulüplerinin geziler düzenlediğini, genç tırmanıcılara ellerini ve ayaklarını çatlaklara nasıl sıkıştıracaklarını, ayrıca friend ve takozları nasıl yerleştirip toplayacaklarını öğrettiklerini görüyorum. Ve Nurettin, Emrah veya Chad dışında başka isimler tarafından yeni rotaların açıldığını görüyorum. Nurettin'in vizyonu hızla gerçeğe dönüşüyor.

Geleneksel tırmanış derin insan ilişkilerini besler; Nurettin ile dostluğumun derinliğini birlikte yaşadığımız maceralara borçlu olduğuma inanıyorum. Türkiye'ye dönmeyi ve onunla birlikte Hisarcık'a gitmeyi umuyordum. Bunu yakında yapmayı umuyordum. Yeniden yeni rotalar açıyordu ve ben de ona katılmak istiyordum. Bu çabayı paylaşmak, gerçekten çok özel bir şey olurdu. Elbette bu durum yokluğunu daha da acı kılıyor; ancak aynı zamanda geleneksel kaya tırmanışının, zorluk derecelerinin veya kişisel başarı hislerinin çok ötesinde derin bir değere sahip olduğunu bana daha net gösteriyor.

Nurettin, tırmanışla ilgili olmayan pek çok yönden de iyi bir insandı; ancak tırmanış camiası için, onun geleneksel tırmanış kültürünü savunuculuğunun ve Hisarcık'ı bir geleneksel tırmanış arenası olarak koruma çabalarının, mirasının kutlamamız gereken parçaları olduğuna inanıyorum. Onun da buna katılacağından eminim. Dostluğumuzun bu muhasebesinin çok daha uzun yıllar sonra yapılmasını tercih ederdim, ama sanırım hayat böyle bir şey. Arkadaşımla ve ortak tutkumuza olan adanmışlığıyla gurur duyuyorum.

Onu son bir kez görebilseydim şöyle derdim:

'Birlikte geçirdiğimiz zaman ve yaptığın çalışmalar için minnettarım. Eline sağlık Nurettin. Hoşça kal sevgili dostum.'

Chad Davis

 

FOTOĞRAF ALBÜMÜ

 

 
Nurettin’in Hayali: Bir Dipnot Yerine… 
 
Yazıyı yayına hazırlama sürecinde Chad ile e-posta üzerinden sıkça haberleştik. Paylaştığı anılar arasında öyle bir not vardı ki, Nurettin Abi'nin bu coğrafyaya ve dağcılık kültürüne bıraktığı mirası özetler nitelikteydi. Chad, EÜDAK’tan gelen son fotoğrafları görünce hissettiklerini şöyle aktarıyordu:
 
"EÜDAK bana bazı fotoğraflar gönderdi. Bence bunlar Nurettin’i anlatan en kıymetli kareler; çünkü onun en büyük hayalini, yani genç dağcıların Hisarcık’ta geleneksel tırmanış öğrendiğini gösteriyorlar. İlk tanıştığımızda bana üniversite kulüplerinin sırf pratik yapmak için o güzelim çatlaklara sikkeler çakıp kayayı mahvettiğinden yakınırdı. Şimdiyse gençlere çatlaklara zarar vermeden malzeme yerleştirmeyi, çatlak tekniğini ve en önemlisi Hisarcık’ın kıymetini bilmeyi öğretiyorlar..."
 
-Alper Kaan Kadıoğlu