Eiger_Banner.jpg

Her şey 2014 senesinde sevgili Ali Değer Özbakır`ın çok değerli bulduğum bloğu olan Dağ Delisi’nde “Orası da Neresi?” isimli bir yazı paylaşması ile başladı.

Bu noktada öncelikle Dağ Delisi hakkında bir iki söz söylemek isterim. Sevgili Ali Değer Özbakır’ın bu web sitesi bugün maalesef yayında değil, lakin tüm içeriğe arşiv olarak ulaşabilirsiniz. Ali’nin dağcılık, coğrafya, tarih ve jeoloji üzerine yazdığı ve 2011-2016 seneleri arasında üretken olduğu bu kişisel blog, şahsi kanaatimce dağcılık üzerine elektronik ortamda bulunan en değerli içeriklerden birisi.

Ali bahse konu yazısına, Aladağlar Masifinin ne kadar büyük olduğundan ve bu büyüklüğün getirdiği potansiyeli aslında ne kadar eksik kullandığımızdan dem vurarak başlıyordu. Sonrasında konuyu, Atlas Dergisinin muhabiri ve fotoğrafçısı olan ve benim gözümde ülkemizin en yetkin doğa fotoğrafçılarından birisi olan Turgut Tarhan’a getiriyor ve onun uçaktan çektiği mükemmel bir Aladağlar panaromasına bağlıyordu. Uçaktan, oldukça yüksek bir irtifadan çekilmiş bu fotoğrafta, neredeyse tüm Aladağlar Masifi, Güney batı-Kuzey Doğu ekseninde gözükmekteydi. Ali bildiğimiz tüm dağların dışında fotoğrafta en kuzeydoğu uçta görünen bir vadi sistemine ve bu vadi sisteminde gözüken ve kuzey-batı yönüne bakan oldukça büyük bir duvara dikkat çekiyordu ve haklı olarak şu soruyu yöneltiyordu; “Orası da neresi?”[1]

İşte Aksu Vadisi ile olan tanışıklığımızın başlangıç noktası burası oldu. Yazının altındaki bir sürü yorumdan bir tanesi de ülkemizin üretken dağcılarından birisi olan Tunç Fındık’tan gelen bir yorumdu. Tunç, bahse konu dağın Topaktaş Tepe olduğunu, kuzey, kuzey-batı tarafının 300 metrelik setli duvarlar olduğunu yazmıştı. Tunç’un yorumu duvarları tırmanılacak kadar çekici olmayan ve dere tepe bir yerde bir zirve olduğu şeklindeydi.

Tunç şahsi kanaatimce Aladağlar özelinde en üretken ve bölgeye en hâkim tırmanıcılardan birisidir. Bu sebeple bu yorum biraz ilgimi törpülese de Google Earth üzerinden kendi yaptığım gözlemler, Aladağların coğrafyasına çok hâkim iki lokal dağcı olan Nedim Urcan ve Dursun Şimşek ile yaptığım telefon görüşmeleri sonrasında bölgeyi gidilecek yerler listesine aldım.

İşte bu noktadan sonrası ise benim lanetim sanıyorum. Bugün için gidilecek yerler, keşfedilecek yüzeyler listemde belki de 30’dan fazla yer var ülkemizden. Bunlardan çok öncelikli olanlar bile sanıyorum 10’dan fazladır. Ancak aile ve iş yaşantısı, sorumluluklar ile modern kent yaşamının açmazları bu listenin günden güne azalmasından çok büyümesine sebebiyet veriyor.

İşbu sebepler dahilinde Aksu Vadisi'ne gidebilmem için aradan tamı tamına 6 yıl ve bir de pandemi geçmesi gerekti.

2020 Ağustos ayı için Eren (Görenoğlu) ile yaptığımız Dolomitler planı maalesef pandemi sebebi ile iptal olmuştu. Kısıtlı seyahat imkanları bizi ülke içinde tırmanmaya yöneltirken göz attığım gidilecek yerler listesindeki Aksu Vadisi gözüme ilişti.

Hemen Eren’e çıtlattım ve Eren tabiri caiz ise faaliyet planına balıklama atladı.

Aladağları genel olarak bilmemiz ancak farklı bir yönden yaklaşacak olmamamız ve bilinmeyen bir bölgede teknik tırmanış planlamamız sebebi ile alt ekip olması net bir gereklilikti.

Zaten yaklaşık son 8-9 yıldır, özellikle kulübüm Ytüdak başta olmak üzere genç dağcılar ile tırmanmak, onları da beraberimizde dağlara, tırmanış bölgelerine götürmek üzerine çok net bir motivasyonum var. Bu durum kadim partnerim Mustafa ile başladığımız ve Eren ile de devam ettirdiğimiz bir gelenek gibi bizim için.

Temel eğitimini tamamlamış bir genç dağcının/tırmanıcının en iyi gelişimi bu kabil bir usta-çırak ilişkisi ile yakalayabileceğine inanıyorum.

Bu kapsamda Ytüdak’tan iki genç aday ismi istediğimde, Tarık Reis ve İsmail Pamuk’un isimleri geldi bize. Bu iki genç ile daha evvel hiç tanışmamıştık ama aynı gelenekten geliyor olmanın rahatlığı ile Whatsapp üzerinden organize olduktan sonra kendimizi, altı benim arabamdan daha yüksek olduğu için sevgili eşimden ödünç aldığım, SUV diye tabir edilen, garip kara taşıtının içinde Kayseri/Yahyalı istikametine seyir halinde bulduk.

Yaptığım Google Earth araştırmalarında bölge ile ilgili fotoğraflar paylaşan Yahyalı yerlisi olan ve bölgeyi yakından tanıyan Veysel Kırık’a, önce sosyal medya üzerinden, sonra da sağolsun, telefon ile ulaştım. Kendisinden kamp yerleri ve su kaynakları ile ilgili bilgi almak istedim. Su kaynakları ile ilgili aldığım ilk yorum ise beni şoka uğratmıştı, “Aksu deresinin suyu hiçbir zaman kesilmez!”

Dikkatinizi çekmek istiyorum, kaynak ya da göz değil, derenin suyu hiç kesilmez!

Bu söylemin doğru olduğunu takip eden günlerde derede banyo yaparken çoğu kez tekrarladığımızı hatırlıyorum.

Yolculuğa geri dönersem, gece geç vakit Yahyalı kasabasını geçerek, Dedeman Madenciliğe ait ve halen aktif bir ocak olan Delikkaya Çinko Kurşun İşletmesine giden yola saptık. Tek bildiğimiz Fadımanın Pınarı olarak bilinen pınara ve mesire alanına gitmemiz gerektiği idi. Gece karanlığında ulaştığımız ve ne olduğuna tam anlam veremediğimiz yerde, arabayı Fadimanın Pınarı'nın arkasındaki geniş alana çektik ve çadırımızın sadece iç tentesini kurarak arabanın yanına kondurduk. Park ettiğimiz alanın, tüm gece boyunca maden sahasına su çeken tanker römorklu traktörlerin ikmal ve manevra alanı olduğunu ise acı bir şekilde öğrendik ama hiçbirimizde yerimizi değiştirecek takat maalesef yoktu. Gürültülü bir gece olsa da iyi uyuduk.

Sonraki sabah gerekli hazırlıklardan sonra arabamız ile Aksu vadisi yönüne doğru toprak yola saparak devam ettik. Aksu Vadisine aslında ortalarından bir yerden katılan bu yol, vadinin tabanına doğru düzenli irtifa kaybediyordu. Arabamızı, altı yüksek dahi olsa, 2 çeker olduğu için geri çıkamayacağı çok engebeli bir rampanın hemen öncesinde, kenara park ederek yürüyüş için hazırlıklara başladık.

Arabayı park ettiğimiz yerden güneybatı istikametinde çok net gözüken ve isminin Kızılkıyma olduğu bildiğimiz zirveye hedef alarak patikadan yürümeye başladık.

Burada yaptığımız en temel hata, yolu takip etmemek oldu. Yaklaşık 30 dakikalık bir yürüyüş sonrası kendimizi Kızılkıyma'yı tam karşıdan gören ama Aksu Vadisi tabanından en az 350-400 metre yukarıda vadinin duvarlarının birinin üzerinde bulduk. Geri dönerken bulduğumuz belli belirsiz patikalardan alçalmaya çalışmanın bedelini ise vadi tabanına kalan son 30 metreyi iple inmek zorunda kalarak ödedik. Elveda 1 adet üniversal sikke!

Geri dönerken de öğrendiğimiz üzere Aksu Vadisi’ne doğru ulaşım Fadımanın Pınarı'ndan devam eden yolu vadi tabanına kadar takip etmek ve buradan sonra vadi tabanından, çoğunlukla akan derenin yanından devam ederek 1750 metre irtifalardaki kamp alanına ulaşmak. Burası Kızılkıyma kütlesini tam karşıdan gören, seyrek de olsa ardıç ağaçlarının gölgesinde olan mükemmel bir kamp alanı ve Ağustos ayı olmasına rağmen akan Aksu deresi sadece 300 metre ötede.

Vadiye yaklaşırken gözüken ve insanı cezbeden ilk yapı, Kızılkıyma yerel adı ile bilinen zirve.

Kızılkıyma, Aksu Vadisi'nin ikiye ayrıldığı bir çatalın hemen ortasında neredeyse 1800 metrelerden bir anda yükselen bir bıçak sırtını andırıyor.

Vadiye uzaktan baktığımızda bu yakışıklı yapının hemen bariz bir şekilde görünen ve gökyüzü ile ayrılan sırt hattı bize sanki kolay bir hedefmiş gibi gözüktü. Hatta buraya gençlerle beraber 4 kişi gireriz, onlara da tecrübe olur dediğimiz hatırlıyorum. Takip eden 2 sene boyunca gerek serbest gerekse de yapay yardımla bu sırt hattına benzeyen masif yapıda yükselmeye çalışırken bu fikrimize epeyce güldük. Keza bu sırt hattı halen bir ilk çıkış bekliyor.

Kampa ulaştıktan sonra hep beraber kalacağımız 4 kişilik çadırımızı kurduk ve ilk hedef olarak belirlediğimiz Kızılkıyma üzerinde rota belirlemek için rota altına yürüdük. Bu ilk yürüyüşümüzü Aksu Vadi tabanındaki dereyi takip ederek yaptığımız için çok da kolay ve güzel bir yürüyüş olmadı ama Ağustos sonu olmasına rağmen deredeki suyun bolluğu karşısında çok keyifli geçtiğini söyleyebilirim. Hatta ilerleyen günler için yüzebileceğimiz bir iki küçük birikinti bile belirledik. Ancak kamp alanından Kızılkıyma’nın güneyindeki vadiye, oradan da Yıldız Gölü'ne doğru giden ana patika, vadinin sağ yamaçlarından devam ediyor.

Sonraki gün ise erken bir saatte bir önceki gün belirlediğimiz ve makul gözüken çatlak hatlarını takip ederek sırtı tamamlayan hatta girdik. Rota sırtın sağında kalan, yer yer negatif olan çatlakları takip ederek sırt hattının 100. metrelerindeki ana baca/çatlak sistemine bağlanıyordu. Bu sistem ise kesintisiz bir şekilde 300. metrelere kadar devam edip, sonrasında farklı kollara da ayrılarak zirveye doğru devam ediyordu.

İlk ip boyu son kısmında bulunan traversteki zorluk dışında kolay geçti. Travers sonrası ağaçtan bir istasyon ve akabinde 2. İp boyu çok güzel bir çatlak hattı ile başladı. Yaklaşık bir 15 metre sonra rota altından dik gibi gözüken ama aslında negatif olan sağa diyagonal bir off-width çatlak altında buldum kendimi, devam etmeye çalıştım ama hamleler çok zorluydu. Emniyet imkanının da eksik olmasının etkisiyle geri dönmeye karar verdim. Benden çok daha iyi bir serbest tırmanıcı olan Eren de bir deneme yaptı ama o da zorluk konusunda hem fikirdi. Pek tabi bu noktadan sonra rotanın ne zorlukla devam ettiği hakkında bir fikrimiz yok.

Hezimet ile kampa geri döndük.

Bir sonraki gün, Kızıl Kıyma’da yanlış rota kestiğimizi düşünerek, sırtın daha solunda kalan pozitif kırıklı yüzeylere girmeye karar verdik. Sabah erken saatlerdeki bu deneme de emniyet imkânı çok kısıtlı bu pozitif yüzeylerde 1-2 saatlik bir debelenme ile son buldu. Eksik emniyet, dışa açılan, içleri kör çatlaklar ve slop tutamaklar sabah kahvesinin ayıltmadığı bizleri resmen tokatladı. Aksu Vadisi bizi kötü karşılamıştı.

Ama motivasyonu hiç düşürmeden, hemen vadinin diğer tarafındaki asıl hedefe doğru yöneldik. Çerkeskayası Kuzey Batı duvarı, yani “Orası da neresi” sorusundaki baş kahraman. Çok bir rota hazırlığı yapmamıştık ama kaba tabirle, deneyimimize güvenerek biraz doğaçlama biraz da bodoslama olarak duvarın ortasındaki ana kulvar sistemine daldık. Bu sistem duvarın orta irtifasına ulaştıktan sonra tüm duvarı diyagonal kesen bir asgari dayanım hattına bağlanıyordu.

Tarık ve İsmail yine sağolsun, kulvarı altına kadar malzeme taşımamıza yardımcı oldular ve sonrasında da yakınlardaki Kölmenlik Zirvesine klasik rotadan bir tırmanmak için yola çıktılar.

Eren ve ben ise, ayağımızda yaklaşım ayakkabıları ve sırtımızda tüm teknik malzeme ile kulvara serbest bir şekilde daldık.

Genel olarak II-III derece devam eden kulvar, son kısımlarda III+/IV- kısa bir etap sonrasında yüzeye bağlanan bele ulaştırdı bizi.

Buradan hareketle, V+ / IV+ / VI / VI- ve IV derecelik mükemmel ip boyları ile direkt Çerkeskayası’nın zirvesinin çok yakında bir irtifaya ulaştık. Ali’nin, Dağ Delisi’nde sorduğu duvarı bulmuştuk, tırmanmıştık ve zirvesindeydik.

Zirvede ise bizi Aksu Vadisi’nin doğal hayvan popülasyonu olan inekler karşıladı. 3200 metre irtifada yatarken gördüğümüz için alpin inekler adını taktığımız bu vatandaşlar, tüm vadi sisteminde serbestçe gezen, Baramaza/Ulupınar Köyünün inekleri. Daha evvel Aladağların başka lokasyonlarında büyükbaş hayvanların bu şekilde güdüldüğünü hiç görmemiştim ama bir yandan bu özgürce gezen ve tüm faaliyet boyunca vadi sisteminin neredeyse her yerinde denk geldiğimiz arkadaşlar her defasında bizi gülümsetti.

Bir sonraki günü dinlenerek geçirilelim dediysek de önce gençler ile ileri seviye uzun duvar taktikleri eğitimi yaptık, sonrasında ise hep beraber Kızılkıyma zirvesine Güney-Doğu yönündeki en kolay etaplardan berberce tırmanmak üzere yola çıktık. Kampı terk ettiğimizde saat 15:00 sularındaydı. Basit birkaç III derecelik etap ve zirveye giderken geçilen kısa bir zorlu yan geçişle bizi Kızılkıyma'nın zirvesine götüren bu tırmandığımız hattın da yeni bir rota olduğunu düşünüyoruz. Görece geç başladığımız tırmanış, gece karanlığında yapılan bir inişle sonlandı. Bu iniş esnasında cam gibi berrak gökyüzünde takım yıldızları tartışan ekibe “sevdirtmeyin lan şimdi akrebinizi, konsantre olun da şuradan sağlam inelim” dediğimi net olarak hatırlıyorum.

Bir sonraki günü ise gerçekten dinlenerek geçirdik. Vadi sisteminde yukarı yaptığımız yürüyüşler esnasında vadi içinde keşfettiğimiz güzel bir gölettin soğuk suyunda banyo yaptık. Akabinde de basit bir iki tek ip boylu lider rotaları tırmandık. Hatta gençler ilk defa hiç tırmanılmamış hatlara girip, onsight tırmanışlar yaptılar.

Akşam ise görece erken yatarak bir sonraki günün hedefi için erken kalkmak için alarmları kurduk.

Hedef ise, Dursun Şimsek’in haritasında (ki bence en kapsamlı ve doğru Aladağlar haritasıdır) bile ismi olmayan ve yerel ismi ile Kölmenlik Tepesi olarak bilinen zirvenin kuzey duvarı idi.

İki gün önce Kızılkıyma'yı tırmanırken karşıdan kestiğimiz hatta bu sefer daha düzgün çalışmıştık.

Yine sabahın çok erken saatlerinde ve alt ekibin mükemmel kahvaltı desteği ile uyandık. Sonrasında teknik malzemeyi ve yükü sırtlayan Tarık ve İsmail’in yanında elimizi kolumuzu sallaya sallaya duvara doğru yürümeye başladık.

Güneş doğarken tam kestiğimiz noktadan başladığımız duvarı, bir kısmını haraketli emniyet ile geçtiğimiz toplamda 350 metre ip uzunluklu 6 ip boyu ile tamamladık. VI Derecelik görece “old school” bir kilit etabı bulunan duvar, çürüklük sebebiyle kesinlikle çok dikkatli ve ip arkadaşınızı gözeterek devam etmeniz gereken bir duvar. Bu sebeple görece yeni ekiplere çok tavsiye etmem.

Son gün ise kampı toplayarak gelirken tercih ettiğimiz yoldan farklı olarak vadi tabanını takip ederek, vadide uzun yıllardır hayvan güden Kekil Kardeşlerin kampına vardık. Buradan başlayan yolu devam ederek arabamızı bıraktığımız yere çok rahat ama yorucu bir yürüyüş ile vardık.

Arabaya bindiğimiz gibi hedefimiz bu sefer uzun yıllardır gelmeyi planladığım Hacer boğazına geçmekti.

Hacer Boğazı ve buradaki tırmanışlarımız ise tamamen başka bir yazının konusu ve şimdilik pas geçiyorum.

Ancak Aksu Vadisini o kadar sevdik ki, bir sonraki sene yani 2021 yazında yine geldik. Bu sefer kulübümüzü de ikna ettik ve geleneksel kaya tırmanışı eğitimi için kulüp de bizimle aynı zamanlarda Aksu Vadisine geldi.

Bu sayede alt ekip sorununu ise temelden çözmüş olduk.

Detaylarına çok girip yazıyı uzatmak istemediğim bu ikinci senede, Kızılkıyma'da belamız olan sırt rotasında başarısız bir deneme daha yaptık ama sonrasında Çerkeskayası’nda Eren ile olan partnerliğimizin şu ana kadar ki tepe noktası olabilecek, kısa ama çok sağlam bir rotayı tamamlamayı başardık. Bu rotanın altına kadar ağır malzemelerimizi çıkarmaya yardım eden Ytüdaklı dostumuz Sefa (Sönmez)’nın da tırmanışa katkısı çok büyük.

SONUÇ:

Öncelikle, sevgili dostum Ali’ye bu tırmanışlara sebep olduğu için dev bir teşekkür etmek isterim.

Sonrasında bölge ile ilgili bilgi paylaşımda bulunan dostlarım Dursun Şimşek ve Nedim Urcan’a da ayrıca teşekkür borçluyum.

Beraberce faaliyeti kotardığımız, Tarık Reis, İsmail Pamuk, Sefa Sönmez ve kulübüm Ytüdak’tan tüm genç arkadaşlarıma da gani gani teşekkürler.

Aksu vadisinde 20 seneyi aşkın bir süredir yaz aylarında koyun güden Hasan ve İbrahim Kekil kardeşlerden aldığımız bilgiye göre, bu zamana kadar bölgede gördükleri, ip taşıyan ve bu şekilde tırmanan ilk dağcılar bizlerdik. Anladığım kadarıyla, Aksu Vadisi, özellikle Kayseri’den yürüyüşçülerin uğrak yeri olsa da biz teknik tırmanıcılar ve alpinistler adına gerçek bir kayıp bölgeymiş.

Geride kalan bu iki senede hem buna hem de vadi sisteminin taşıdığı yüksek potansiyele ikna olduk.

Geç mevsimde dahi zerre su sıkıntısı olmaması ve kamp alanının çevresinin görece basit birçok tek ip boylu tırmanış imkânı barındırması sebebiyle vadiyi tüm teknik eğitim yapacak dağcılık kulüplerine de şiddetle öneririm.

Rota Künyeleri:

Rotanın ismi: Çerkeskayası Kuzey Batı Duvarı Türem-Görenoğlu Rotası

Bölgesi (Dağ ismi/Sektör): Aladağlar, Aksu Vadisi, Çerkeskayası (Keskeskayası)

Rota uzunluğu (mt.): 525 metre

Toplam ip boyu: 250 m Kulvar + 5 ip boyu / Detaylar için: [Topo]

Genel zorluk derecesi: VI/R2 & VI-/R3 maks.

İlk Çıkış Tarihi: 25 Ağustos 2020

Ekip: Aykut Türem / Eren Görenoğlu

Tırmanış süresi: 5:00 saat

Kullanılan teknik malzemeler: 2 X 7,9 mm yarım ip, 1 set totem cam, 1 set camalot, 1 set stopper, muhtelif sikke, karabinalar ve perlonlar, 1 ilkyardım çantası, 1 adet 45lt çanta

*

Rotanın ismi: Çerkeskayası Kuzey Batı Duvarı Ters Köşe Rotası

Bölgesi (Dağ ismi/Sektör): Aladağlar, Aksu Vadisi, Çerkeskayası (Keskeskayası)

Rota uzunluğu (mt.): 500 metre

Toplam ip boyu: 250 m Kulvar + 5 ip boyu / Detaylar için: [Topo]

Genel zorluk derecesi: VI+/R4 maks.

İlk Çıkış Tarihi: 30 Ağustos 2021

Ekip: Aykut Türem / Eren Görenoğlu

Tırmanış süresi: 5:00 saat

Kullanılan teknik malzemeler: 2 X 7,9 mm yarım ip, 1 set totem cam, 1 set camalot, 1 set stopper, muhtelif sikke, karabinalar ve perlonlar, 1 ilkyardım çantası, 1 adet 45lt çanta

*

Rotanın ismi: Kölmenlik Kuzey Batı Duvarı Görenoğlu/Türem Rotası

Bölgesi (Dağ ismi/Sektör): Aladağlar, Aksu Vadisi, Kölmenlik Zirvesi

Rota uzunluğu (mt.): 400 metre

Toplam ip boyu: 5 ip boyu, 4 ip botu hareketli emniyet (Running Belay)/ Detaylar için: [Topo]

Genel zorluk derecesi: VI+/R3 maks.

İlk Çıkış Tarihi: 28 Ağustos 2020

Ekip: Aykut Türem / Eren Görenoğlu

Tırmanış süresi: 4:20 saat

Kullanılan teknik malzemeler: 2 X 7,9 mm yarım ip, 1 set totem cam, 1 set camalot, 1 set stoper, muhtelif sikke, karabinalar ve perlonlar, 1 ilkyardım çantası, 1 adet 45lt çanta

*

Rotanın ismi: Susuz Tepe Kuzey Sırtı Rotası

Bölgesi (Dağ ismi/Sektör): Aladağlar, Aksu Vadisi, Susuz Tepe

Rota uzunluğu (mt.): Sırt başlangıcından yaklaşık 400 metre, irtifa farkı 300 m.

Toplam ip boyu: 2 İp boyu ip açılmıştır, bir adet III+ etap dahil kalanı serbest geçildi / Rota Çizgisi için: [Topo]

  1. İp Boyu: III+, 40m. Kulvar içinde cürük yüzey. Zirveye giden sırt hattına bağlanır
  2. İp Botu: IV, 60m. Sırt ve Kule etapları ile zirveye ulaşılır.

Genel zorluk derecesi: IV Maks

Ilk Çıkış Tarihi: 1 Eylül 2021

Ekip: Aykut Türem / Eren Görenoğlu

Tırmanış süresi: 3:55 saat

Kullanılan teknik malzemeler: 1 X 7,9 mm yarım ip, 1 set stopper, muhtelif sikke, karabinalar ve perlonlar, 1 ilkyardım çantası, 1 adet 45lt çanta

*

Rotanın ismi: Kızıl Kıyma Güney Doğu Yüzü

Bölgesi (Dağ ismi/Sektör): Aladağlar, Aksu Vadisi, Kızıl Kıyma

Rota uzunluğu (mt.): Rota girişinden tahmini 250 m.

Toplam ip boyu: 2 İp boyu ip açılmıştır/ Rota detayları için: ytudak.org

  1. İp Boyu: III+, 80m. Hareketli Emniyet, 4 kişilik ip birliği
  2. İp Botu: III+, 25 m. Zirve kulesine yaklaşımda yan geçiş için sabit hat.

Genel zorluk derecesi: III+ Maks

İlk Çıkış Tarihi: 26 Ağustos 2020

Ekip: Aykut Türem / Eren Görenoğlu / Tarık Reis / İsmail Pamuk

Tırmanış süresi: 2 saat yaklaşım, 1:30 saat tırmanış

Kullanılan teknik malzemeler: 1 X 7,9 mm yarım ip, 1 set stoper, muhtelif sikke, karabinalar ve perlonlar, 1 ilkyardım çantası, 1 adet 45lt çanta

Son olarak Hacer Boğazı ile olan maceramızı da Eren Görenoğlu yazacak diyerek, topu ona bırakmak istiyorum.

Aksu Vadisinde denk gelip, bir çay ya da kahve eşliğinde sohbet etmek üzere, tırmanışla kalın.

İletişim:

Aykut Türem

aturem[et]gmail[nokta]com 

[1] https://dagdelisi.wordpress.com/2014/01/20/orasi-da-neresi/