TARİHTE BUGÜN:

 

Parmakkaya Kuzey Doğu Yüzünde bulunan Goldfinger rotası Aladağların en eski, boltlu çok ip boylu rotalarından (alpin spor) birisi. Bugünün şartlarında bile çok zorlu bir tırmanış olan rota geçtiğimiz yaz 3 Temmuz 2010 tarihinde Zorbey Aktuyun ve Erkin Çakmak tarafından tekrar edildi. Tırmanışın hikayesini iki tırmanıcının da kaleminden ayrı ayrı yayınlıyoruz.

Özellikle tüm ip boylarının detaylı değerlendirmesini okuyabileceğiniz yazı, ileride rotayı denemek isteyecek ekipler için referans olacak bir çalışma.

Parmakkaya Goldfinger Tırmanışı (Erkin Çakmak)

"Aaa, bak kelebek kondu omzuma…"

İzmir’den Zorbey’i de alıp yola çıkarken, düşüncem Kazıklı Ali’de spor tırmanıp dağ havasını teneffüs etmekti; taa ki yolda Zorbey’in 17’li yaşlarında Aladağlar’a gelip Muammer Abisinden dinlediği Parmakkaya hikâyeleri anlatmaya başlamasıyla…

Aklımdan Zorbey’le uzun duvar çıkma fikri bile geçmiyorken bir anda "Hadi Parmakkaya’daki ‘’Goldfinger’’ rotasını çıkalım" demesiyle, heyecanla yanıp tutuşan tırmanma aşkım patlama yaşadı. Her ne kadar rota benim limitimin üstünde olsa da tırmanmaya hazırdım. Zorbey ise gayet rahat ve sakince, artık farklı tarzda tırmanışlar yapmak istediğinden, Parmakkaya’nın nasıl etkileyici bir yapısı olduğundan bahsediyordu. Bense kafamda bundan önceki senelerde Güney yüzünden 2 kez çıktığım zirvenin Kuzey yüzünü hayal etmeye çalışıyordum.

Kazıklı Ali Vadisi'nde birkaç günlük tırmanışın ardından; Doğan Palut’la telefon görüşmeleri ve rota tarifleri alındıktan sonra, 24 Haziran’da gece 04’te Martı Mahallesi’nden Burak Serter’in arabasıyla Emli Ormanı’nın içine kadar ilerledik. Sağ olsun Burak; teknik malzeme, ulaşım, moral-motivasyon, her konuda destekledi bizi, emeği büyük. Hava kapalı olsa da açar ümidiyle; ormanın içinden yürüyüp Akşampınarı’na çıkmamızla yağmurun da indirmesi bir oldu. Biraz olsun rotayı keselim derken sırılsıklam olduk. Bir kaya kovuğunda titreye titreye rotaya bakamazken (sisten dolayı) donumuza kadar ıslandık ve ilk gelişimiz hüsranla bitti.

Kendimizi biraz daha toplayıp, Kazıklı Ali Vadisi'nde tırmanmaya devam ettik ve hatta Cımbar’da alpin spor rotalara da girdik. Bir yandan da gün be gün hava durumunu takip edip düzgün bir hava yakalamaya çalıştık derken Temmuz’un ilk haftası geldi çattı. Mümin’i de Kazıklı semalarında yakalayınca, onun da Durukan’la yaptığı çıkışın hikâyesini ve raporunu ilk elden dinlemiş olduk. Rota derecelerini tekrar aramızda tartıp biçip görece kolay etaplarda lider ben gidecek sert ip boylarını ise Zorbey tırmanacaktı. Sonuç olarak Mümin’den de dereceleri alınca sadece ilk ip boyunu benim gitmeme karar verdik ve diğer kısımları Zorbey gidecekti.

94 yılında Fransız Denis ve Pascal’ın açtığı ve çok tekrar görmemiş bu rotanın çıkışı için hazırlığımızı 2 Temmuz’da tamamlayıp, arabayla Sarı Mehmetler'e kadar çıktık. Şansımıza rotanın bir diğer çıkışını yapan Maurits ile de karşılaştık yolda, Sarı Mehmetler’de ayaküstü 5 dakikalık bir muhabbetin ardından Emli Ormanı’ndan kamp yüküyle devam ederek Akşampınarı’na çıktık ve akşam 7 gibi kampımızı attık. Bünyeyi sağlamca besledikten sonra tulumlarımıza çekildik. Hava açık, biraz rüzgârlı ve serin idi.

""

Saat çalmaya başladığında 5’i geçmişti, hızlıca kahvaltı yapıp akşamdan hazırladığımız malzemeleri sırtlanıp çıktık yola. Duvarın dibine varmamız hafif tempoyla 7’yi bulmuştu. Bedenlerimiz biraz ısınmıştı fakat tırmanışa daha yeni başlayacaktık. İlk ip boyunu lider ve temiz çıkıyorum, Zorbey’i de istasyona aldığımda iyice ısınmıştık artık.

Alpin spor rotada her ne kadar boltlar olsa da spor rotadaki gibi bir rahatlığı hiçbir zaman hissedemiyorsunuz. Ya bolt araları açık ya da çatlak hattına girdiğiniz için bolt yok. Tek rahatlığı istasyonların çift bolt olması. 40-50 metrede oldukça az bolt var, bazen 6 bazen de 7-8. Neredeyse 5-6 metrede bir bolt ancak. Malzeme atılabilecek yerlerde ise bolt yok ve takoz, yaylı sıkıştıraç (SLCD/friend) atılarak devam edilebiliyor.

İlk ip boyu VI+ derece ve üst kısımlar VII+, VIII- ve kilit VIII derece diye devam ediyor, 8 ip boyluk bir rota. Yorucu ip boyları üst üste ve rotanın zirveye varmadan son etabı hariç tümü yıpratıcı. Sert kilitleri, sola sağa geçişleri olan, derecelerinin hakkını veren, geneli yüzey tırmanışı içeren rotayı düşmeden tamamladık. Kilit ip boyu olan VIII derecelik kısmın son kısımlarda olması ve önceki ip boylarının da VII+/VIII-, VIII- şeklinde devam etmesi mental olarak yorsa da büyük bir başarı ve azimle düşmeden, temiz bir şekilde rotayı tırmandık.

16.30 gibi zirveye vardığımızda her ne kadar mutlu olsak da, ipimiz takılmadan inmenin hesaplarını yapmaya başladık. Zirve keskin bir sırt hattından oluştuğu için pek keyfini çıkartamadan iniş hazırlıklarına başladık. Günün en ilginç olayı ise Zorbey’in omzuna video çekerken bir kelebek konması ve Zorbey’in olağan bir tepkiyle ‘’Aaa! Bak kelebek kondu omzuma’’ diyerek heyecanlanmasıydı. İnişi güneyden, klasik rotadan yapacaktık. Güney rotasının inişinde birçok ekibin ip takılması yüzünden uğraştığını ve vakit kaybettiğini bildiğimizden, dikkatlice 4 seferde parça parça 50 metrelik çift ipimizle sorunsuzca saat 18’de indik. Kaya tırmanış ayakkabılarıyla rotanın girişine yürüdük ve botlarımızı giyip malzemelerimizi sırtlandık. Kampa döndüğümüzde saat 19.15’ti. Güzel bir yemeği ve şarabı hak etmiştik fakat ne yeteri kadar yemeğimiz ne de şarabımız vardı. Kampı hızlıca toplayıp Kocadölek’ten Emli vadisi boyunca yürüyerek, arabayı park ettiğimiz yere geldik, karanlık olmuştu. Kutlamayı aşağıda köyde yapacaktık.

Yorucu ve yıpratıcı bir tırmanışı güzel bir havada sorunsuzca ve başarıyla bitirmenin verdiği mutlulukla uyku tulumlarımıza çekilirken yüzümüzdeki tebessüm hiçbir şeye değişilmezdi sanırım…

Erkin ÇAKMAK- 24 Ağustos 2010

Goldfinger (Zorbey Aktuyun)

Arabada Erkin’le beraber giderken başlayan bu düşünce açıkçası bu konuda Erkin’e ve tecrübesine olan güvenimle dile geldi. Sonuçta bu benim birkaç eski tecrübem dışında bir dağ yüzeyinde tırmanacağım ilk ciddi alpin spor rotaydı.

Yıllardır kendi çapımda oluşturduğum bir tırmanış tecrübem ve belirli bir seviyeye oturttuğum red point, onsight(ilk görüşte), kısa kaya (boulder) derecelerim vardı. Diğer tarafta ise Goldfinger rotası bolt araları açık, rota üzerinde nereye gitmen gerektiğini okuman gereken ve sağlam bir derecesi olan alpin spor bir rotaydı. İkimiz de meraktan çatlıyorduk, neler hissedeceğimizi, ne kadar zor olduğunu, ne kadar bolt arası olduğunu acayip merak ediyorduk. Bunu yaşamak ve boyumuzun ölçüsünü almak istiyorduk.

Böyle bir konuda pek tavsiye verebilecek tecrübede değilim ama bir spor tırmanıcı hatta özellikle bir kısa kaya (boulder) tırmanıcısı olarak, işin psikolojik tarafının büyük bir kısmının, tırmandığın limit derecelerle ve kaya üzerinde ne kadar zaman geçirip, rahat hareket edebildiğinle alakalı olduğunu söyleyebilirim. Böyle bir rotaya hazırlık için işin büyük kısmı fiziksel ancak geriye kalan küçük kısım ne yazık ki daha zor geliştirilebilen, en gerekli ve en önemli kısım olan “kafa” kısmı. Eski bir sporcu deyişi vardır, vücut büyüdükçe kafa küçülür, şeklinde. Bizim için ne yazık ki pek iyi bir şey değil.

Benim için en önemli mental hazırlık rotanın dibine yürüyüş ve rotada kaybolmama, rotayı, kayayı iyi okuma kısımlarıydı, geri kalan kısımlarda özellikle kayada tırmandığım boulder rotalarına ve kaya üzerinde rahat hareket edebilmeme güvendim ve inandım.

İlk 2 ip boyu gerçekten güzeldi.

1. ip boyu VI+, 40-45 metre, 4 bolt.

1-2 malzeme yeri var, güzel ısınma ile başlıyor.

2. ip boyu VII+, 40-45 metre,6 bolt.

Rota kendini belli etmeye başlıyor. Sonraki ip boyları için iyi bir ısınma ve homojen bir ip boyu olması beni şaşırttı sonra bu şaşkınlığım geriye kalan 6 ip boyunca da devam etti, nasıl bu kadar homojen olabilir, bir kilit olsa geçsem bitse, dediğimi hatırlıyorum.

İp boyları bittikçe daha önceden hiç bilmediğim değişik fiziksel ve mental sorunlar boy göstermeye başladı. Benim için en değişiği askı istasyondu. Kesinlikle çok rahatsızdı ve acayip içim sıkıldığından bir sonraki ip boyu için yeterince dinlenmeden hemen girmek istiyordum, bu da bir diğer sorunu tetikliyordu: kondisyon. Kesinlikle iyi bir dayanıklılığınız olmalı, temiz çıkmak içinse daha da iyi bir kondisyonunuz olmalı ki rotadayken kollarınızı düşünmek yerine, rotaya-çözüme yani gerçekten yapmanız gereken şeye odaklanabilesiniz.

3. ip boyu VIII- , 40 metre, 8 bolt.

Negatif iyi tutamaklı kilitçikleri var. Duvar inanılmaz güzel, birçok spor rotaya taş çıkartır. Büyüklü küçüklü delikler, kapalı tutuşlar (krimpler), setler, yüzey ve negatif etaplar, zayıf küçük teknik ayaklar (iyi bir kaya tırmanış ayakkabısı ile rotaya girin) hemen hemen her şey var. Yüzey ise neredeyse tertemiz, son çıkışından bu yana uzun zaman geçmesine ve dağ koşullarına rağmen tutamaklar, yüzey temiz sadece bazı deliklerin içi biraz kirli ama pek sorun değil.

4. ip boyu VII+/VIII-, 40-45 metre, 6 bolt.

Bu ip boyu yarısından sonra rahat bir tırmanış içeren baca sistemine bağlanıyor. Orta boy yaylı sıkıştıraçlar(friend) ve takozlar işinize yarayabilir. Bu bacaya kadar her şey güzeldi; rotayı okuyabiliyordum, en azından tahminlerim iyiydi. Ama bacaları oldum olası pek sevememişimdir ve bu sevgisizlikle beraber kolay ama çürük sağdaki baca yerine, daha sağlam ve bayağı zor soldaki bacayı seçme hatasını yaptım. Gerçekten güzel bir deneyimdi ve sorun olmadan bu deneyimi yaşadığım için mutluyum. Uzun bir süre uğraşıp sağa geçmeyi başardım. Bu pasaj haricinde (ki burayı da sadece ben karıştırmışımdır herhalde) rota hattı çok bariz, yüzeyin bütünlüklü yapısı sayesinde uzaktaki boltları görebiliyorsunuz, ayrıca hat dışına çıkmanızda Parmakkaya’nın masif yüzeyleri sayesinde zaten engelleniyor.

5. ip boyu VII+/VIII-, 20-25 metre, 5 bolt.

Bu ip boyunun ortasındaki güzel setten sonra gerçekten zor, bariz bir kilit var. Kayanın güzelliğinden temizliğinden ne kadar bahsetsem de sonuç olarak dağda alpin spor bir rotadan bahsediyoruz, sıcaklık farklarından, yağmurdan, rüzgârdan tutamakların kırılma olasılığı bir hayli fazla. Açıkçası bunun ilk çıkışlardan itibaren günümüze kadar ip boylarının derecelerinin yavaş yavaş yükselmesinden biraz tahmin etmiştik.

Ve tekrar 5. ip boyuna kilidin altındaki sete dönüyoruz. Mauritz, bana bir ip boyunda üç tane yaprak tutamak (flake) kırdığını söylemişti. Ve ben o setten kilide bakarken kırılan o üç yaprak tutamağın orda olması gerektiğini anlamıştım. Ve gerçekten elimdeki tüm engram ailemle abuk-sabuk şeyler yaparak orayı geçtim, eğlenceliydi ama bu ip boyunun derecesinin kesinlikle değiştiğine eminim. Tam bir fikrim yok ancak VIII olabileceğini önerebilirim.

6. ip boyu VIII-,35 metre, 6 bolt.

İlk bolta gidişte zor bir kilit var, düşüşü pek hoş olmaz ama aynı zamanda zor ve düşülebilir de. Siz tırmanmaya da, düşmeye de hazırlıklı olun.

Rotanın boltlamasını şahsen biz beğendik. Eski tarzda, (old-school) gerektiği kadar fazlası olmayan bir stil, güzel macerası da var ama hayati riskleri olduğunu da düşünmüyorum. İp boylarının kilit sayılabilecek kısımları gerçekten neredeyse açık ara boltlanmış bir spor rota boltlaması gibi, bu kısımlardaki düşüşler idare edebilir ancak genel zorluğa göre kısmen kolay etaplarda gerçekten düşmemeniz gerek gibi bir şey. Kolay diye rahat tırmanamıyorsunuz, dikkat edip kontrollü olmanız lazım. Bu benim için çok güzel bir deneyimdi, normalde kolay spor rotalarda veya kolaylaşan yerlerinde koşup oynarken burada gerçekten odaklanmam, kontrollü olmam gerektiğini anladım ve hayatımın en uzun konsantrasyonunu sağladım. Duvar kafası gerçekten çok güzel, belirli dozlarda yıl içinde birkaç kere mutlaka alınmalı, kullanılmalı, tercihen antrenman dönemlerinden sonra.

7.ip boyu VIII, 35 metre, 7 bolt.

Çok güzel ve klâs bir ip boyu. Bu duvarın en büyük zorluklarından biri en zor ip boyunun en sonda olması, yorgunluğu, stresi sonuna kadar zor kilit ip boyu için kontrol altında tutmalısınız. En zor kısmı 3 parmaklık küçük deliklerden çok kaliteli kilit hamleler ama burayı geçince bitti sanma… Sonrasında teknik ve zayıf ayaklarla öyle bir sola traverse var ki, ip boyunun rehber kitapta yazan derecesini baya bir hissettiriyor(VIII+).

8.ip boyu VI, 10 metre, 1 bolt.

Bu ip boyunda artık koşarak toplam 9 saat 45 dakikada zirveye çıktık. Zirve süper kılçık bir sırt, ben çıkıp yatmayı hayal ediyordum ama sadece sırtı iki bacağınız arasına alıp binebiliyorsunuz. Bir süre zirvede oturup rotanın bize neler yaşattığını, bizim ondan neler aldığımızı, tırmanış hayatımızın yanı sıra normal hayatımıza kattığı değişik tecrübeleri düşünüp, başka şeyler de tırmanabilmek için önce sapasağlam inmemiz gerektiğini anlayıp, inişe geçtik.

Bilgi paylaşımlarında dolayı Mümin Karabaş ve Doğan Palut’a, malzeme ve motivasyon desteğinden dolayı Burak Serter’e teşekkürler.

Rotanın tüm çıkışlarını tekrar tebrik edip, Pascal (Duverney)ve Dennis (Condevaux) Ağabeylere hürmetlerimizi, saygılarımızı sunarız.

Zorbey AKTUYUN - 06 Eylül 2010

Editör Notu: Goldfinger rotası, 7 Haziran 1994 tarihinde Fransız tırmanıcılar, Denis Condevaux ve Pascal Duverney tarafından açılmıştır.

Dipnot: Yazıda kullanılan fotoğraflar Erkin Çakmak ve Zorbey Aktuyun'a aittir.