TARİHTE BUGÜN:

 

Kapı çaldığında ve kargo görevlisini karşımda gördüğümde bir gün önce verdiğim siparişin bu kadar hızlı gelmesine şaşırmıştım. Ancak paketi açtığımda beklediğim bijon anahtarı yerine elime aldığım Özgürlük Sanatı, benim için hakiki bir sürpriz olmuştu. Eren, kız arkadaşımdan kuzenime uzanan bir ihanet sarmalı kurarak adresimi tespit etmiş ve bu güzel sürprizi gerçekleştirmişti. Sürprizin de etkisiyle kitabı yaklaşık 48 saat içinde adeta içercesine okudum. Tabii bu noktada kitabın sürükleyici dilini ve temiz çeviriyi vurgulamak gerekir. Ayrıca çok kısıtlı olan Türkçe dağcılık literatürümüze bu kitabı kazandırdığı için Nedim Sipahi, özel bir teşekkürü hak etmektedir.

Voytek Kurtyka, yaptığı insanüstü tırmanışların yanında felsefi derinliğiyle çok özel bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Eren’in belirttiği gibi Voytek, adeta tırmanışla ilgilenen bir filozof gibi tutarlı, radikal ve dürüst bir şekilde iç dünyasını paylaşıyor. Neden tırmanıyoruz sorusuna belki de şimdiye kadar verilmiş en kapsamlı cevapları içeren bu kitapla ilgili söylenebilecek her şeyi Eren, tehlikeli derecede iyi bir şekilde kaleme almış. Ayrıca sanatsal değer üretebilme yetisini İtalya'da başka bir karantina içinden bizler için kullanan ve yazıdaki kıymetli resimleri ortaya koyan Melike Yanmaz’ a da tüm okuyucular adına teşekkür ediyoruz. 

Hepimizin dağlara özlem duyduğu bu günlerde hem bu kitap eleştirisini hem de kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ediyoruz.  

tirmanis.org editörü

Şükrü Sarı 

 

ÖZGÜRLÜK SANATI

VOYTEK KURTYKA'NIN YAŞAMI VE TIRMANIŞLARI

Yazı: Eren Görenoğlu

Resimler: Melike Yanmaz

2020 yılı Şubat ayında Bernadette Mc Donald’ın “Art of Freedom: The Life and Climbs of Voytek Kurtyka” (Özgürlük Sanatı: Voytek Kurtyka’nın Yaşamı ve Tırmanışları) isimli ilgi çekici kitabın Türkçesi Homer Kitabevi yayınlarından yine alışık olduğumuz gibi Nedim Sipahi’nin çevirisi ile yayımlandı. Kitabın Türkçesinin, tam da İngilizce versiyonunu satın aldığım zamanın bir iki hafta sonrasında yayımlanması benim için oldukça ironik oldu! Kitabın Türkçe çevirisinin yayımlandığını görünce şaşkınlığımı gizleyemedim. Zira yeni jenerasyonun okuma alışkanlıklarını düşününce Türkçe’ye yeni bir kitabın çevrilmesinin artık çok olası olmadığını düşünüyordum. Bu sebeple hem kitabı çeviren Nedim Sipahi’ye hem de Homer Kitabevi’ne dağcılığa gönül vermiş herkesin bir teşekkür borcu olduğunu düşünüyorum. Tahmin ediyorum ki kitap birçok tırmanıcının kütüphanesinde yerini alacaktır. 

Voytek Kurtyka ismini ilk kez, 2003 yılında yayımlanmış Nedim Sipahi’nin çevirisi ile ve yine Homer Kitabevi’nden yayımlanan “Riskin Ötesi – Dağcılarla Söyleşiler / Nicholas O’Connel” isimli kitapta görmüştüm. Yüksek irtifada muazzam işler başarmış bu insanın çok derin bir kişiliği olduğu, sorulan her soruya verdiği net, ancak ince düşünülmüş yanıtlarda belli oluyordu. “Özgürlük Sanatı: Voytek Kurtyka’nın Yaşamı ve Tırmanışları” isimli kitabı okuyup bitirdiğimde ise bu düşüncem netleşti. Voytek usta, kararlı, iç görülü fakat estetiğe çok değer veren, düşünen bir alpinist mi, yoksa alpinist olmuş sanatçı ruhlu bir filozof mu anlayamıyorsunuz! Zen Budistlerine benzer havası ve felsefi - edebi aforizmaları, onu diğerlerinden çok farklı kılıyor!

Kitabın girişi oldukça çarpıcı bir anekdotla başlıyor: Voytek bir gün Christian Trommsdorff isimli tanımadığı birinden bir ileti alır. İleti şu şekildedir “Sizi 22-25 Nisan 2009 tarihleri arasında Chamonix’de yapılacak Piolets d’Or[1] (Altın Kazma) jüri üyesi olarak davet etmekten mutluluk duyarız.” Voytek başta anlam veremediği bu iletiyi, kibarca reddeder ancak verdiği mesaj ağırdır: “Bir numaralı yıldızı yaratmak için medyanın uyguladığı baskı, dağcıları tek boyuta indirgeme çabasıdır ve bu da dağcılığın dejenere olmasıdır.”

Christian bu yanıta rağmen ertesi sene Voytek ile tekrar iletişime geçer ve bu kez “Yaşam Boyu Başarı Ödülü” nü kabul etmesini rica eder. Voytek tekrar “bu saçmalıkların” içinde yer almayacağını belirterek Christian’ın teklifini reddeder. Böyle bir ödülü almanın “egonun en büyük tuzağı, kibirin kanıtı” olduğunu düşündüğünü belirtir.. Christian tekrar dener, tekrar dener ancak Voytek her seferinde reddeder! Hatta son derece sert bir yanıt yazar: ”Kusura bakma HAYIR! HAYIR!, Artık Piolets d’Or konusunda tek kelime etmek istemiyorum. Sana sebeplerini açıkladım. Lütfen beni aptal yerine koyma!”

Voytek, verdiği bu yanıtın ardından konunun tamamen kapandığını düşünür. Ancak Christian da en az Voytek kadar inatçıdır! 2016 yılında Voytek kabul etse de etmese de ona “Yaşam Boyu Başarı Ödülü”nün verileceğini yazar. Artık Voytek köşeye sıkışır! Ödülü tekrar reddetmesinin de başka bir kibirli davranış olacağını hisseder. Ancak yine de ödülü kabul etmek için bir şart öne sürer: bu ödülü birlikte tırmandığı tüm dostları adına almalıdır. Sonunda sahnede hep birlikte yer alarak Altın Kazma’yı kabul ederler.

Voytek’in tırmanış yaşamı da diğer Avrupalı dağcılar gibi kaya tırmanışı ile başlar. 1968 yılında, henüz 21 yaşında üniversiteli bir elektronik öğrencisiyken Wroclaw yakınlarındaki Sokoliki Sivrileri’nin granit yüzeyinde kaya tırmanışı ile tanışır ve doğal bir yeteneğinin olduğunu fark eder. Bu başarı ve yetenek Ona kısa sürede “Kaya Hayvanı” lakabını getirir! Jerzy Kukuczka, Krzystof Wielicki, Wanda Rutkiewicz, Andrzej Heinrich, Tadeusz Piotrowski gibi Polonya’nın diğer yıldız isimleri gibi o da Tatralar’da alpin tırmanışlara başlar. 1969 yılının yaz sezonu sonunda Tatralarda bulunan bütün VI[2] dereceli duvarları tırmanır, ilk kış tırmanışlarını başarır ve bivakların acısını burada öğrenir. Alpler ve Tatralardaki deneyimlerinin ardından Himalayalar ile ilk kez 1972 yılında Hindukuş dağlarına yapılan resmi Polonya ekspedisyonu ile tanışır. Üstlerinde Polonya yapımı olan yün, “Gulag Modeli” diye isim taktıkları kıyafetleri ile... Henüz Himalaya kariyerinin başındayken, kalabalık ekiplerle, oksijen desteğiyle ve sabit hatlar döşeyerek yapılan ekspedisyon tarzıyla arasına mesafe koyar. Stil ve estetik onun için her şey demektir. Bu yüzden “alpin stil”i Himalayalara taşır ve bu stilin ismini “tasmasız” koyar.

1974 yılı Şubat'ı sonunda Troll Duvarı'ndaki (Norveç) Fransız Rotası[3] nın kış tırmanışını yapmaya karar verirler. 4 Polonyalı yıldız dağcı[4] 600 metre ip, 200 sikke, 100 karabina, 40 yakıt kartuşundan oluşan malzemeleriyle 12 Mart sabahı duvara girerler. Yine Voytek’in benzetmesi olarak “kapsül stili”[5] ni uygulamaya başlarlar. 19 Mart sabahı gemileri yakan ekip, tüm fazla yükü aşağıya atarak zirveye varır. Rotanın son kısmı, yeni direkt bir hattı takip ederek zirveye ulaşır. Berbat kuzey rüzgarlarının dövdüğü bu rotada, Polonyalı 4 çelikten adam ilk kış tırmanışını tamamlar. Bu tırmanış ona Polonya’nın resmi 8000’lik Himalaya ekspedisyonlarının kapısını açar. Artık resmi mercilerin dikkatini çeker ve “lisanssız” olmasının bir önemi kalmaz.

1975 yılında sade bir ekip üyesi olarak Lhotse ekspedisyonuna katılır ve sonrasında Grandes Jorasses  kuzey yüzünde Pointe Helene[6] isimli rotayı Jerzy Kukuczka ve Marek Lukaszewski ile birlikte açar. 1976 yılında yine Karakorum bölgesinde bulur kendini, K2 kuzeydoğu sırtında yeni bir rota denemesine katılır. Voytek, yüksek dağlara yapılan gözüpek Polonya ekspedisyonlarının vazgeçilmez üyesi olmuştur. 1977 yılında bu kez İngiliz Dağcılık Kurulu (BMC) ve Polonya Dağcılık Federasyonu (PZA) ile “Polonyalıların yüksek irtifa okulu” olarak adlandırılan “Hindu Kuş Dağları”na ortak faaliyete katılır. Bin bir türlü bürokratik engeli bazı “oldu bitti” lerle aşmayı başaran ekip Koh–e Bandaka‘nın kuzeydoğu yüzünü görünce dehşete kapılır. Ekip üyelerinden John Porter, duvarı “karanlık, korku dolu ve sürekli tehditten oluşan cehennem gibi bir dünyanın giriş kapısı” diye tanımlarken Voytek ise “Mordor güzelliği” olarak betimlemler.  Günlüğüne, “Mordor benden yana olsun diye imkansızı arzuluyordum” yazacaktır. 3 kişilik ekip[7] alpin stilde, 5 günde, taş sağanağı altında rotayı tamamlarlar.

Voytek’in Himalayalar’daki alpin stil rotalarının çağı başlar. Bunun için zihnen olduğu kadar bedenen de hafif olması gerektiğini düşünür. İçinde bulunduğu dönemde Polonya’nın en iyi kaya tırmanıcılarından biridir. Güç/ağırlık dengesini tutturması gerektiğinin zorunluluk olduğunu düşünür. Don Whillans[8] tipi yapılan yüksek irtifa faaliyetlerindense dağa formda ve ince gelip aynı incelikte geri döner. Hız, onun için alpin stil tırmanışın en önemli bileşenidir. Himalayalarda bulunamadığı sürede bolca kaya tırmanır ve kendi evi olan Tatralarda yeni rotalar açar.

Voytek’in sportif başarıları gibi alpinizme temel oluşturan felsefesi de devrimcidir. Reinhold Messner’in 1982 yılındaki Cho Oyu ekspedisyonuna katıldığında, kendini yaratıcılıktan son derece uzak bir organizasyonun içinde hisseder. Ekibin, alpin stilde değil de ekspedisyon tarzı ile zirveyi deneyeceğini öğrenmesi, Onu büyük bir hayal kırıklığına uğratır.  Ana kamptaki tüm lojistik yükü şerpalar çeker, günlük işleri halleder, hatlar döşer ve Batılı dağcılara ise gidip sadece tırmanmak düşer. Bu şekilde yapılan bir tırmanış Voytek’i oldukça rahatsız eder. Onun için tırmanmak sadece yukarı çıkmaktan çok daha fazlasıdır, Nietzcheci[9] bir tavırdır: “Tırmanış aslında kişinin kendi üzerine çıkmak için giriştiği zor bir iştir. Özgürlüğe doğru bir kavrayıştır tırmanmak”. Alpin stil tırmanışı “tasmasız” olarak adlandırır. “Sabit ipler, sabit ara kamplar, dağda karmakarışık bir kördüğüm yaratan onca teçhizat… Bu durum tırmanmanın anlamını öldürür” Ona göre bir dağcı ancak “tasma”yı kopardığı zaman dağla gerçekten bir bağ kurabilir, yaşadığı an ile dans edebilir.

1982 yılında ve onu takip eden iki yıl boyunca Voytek ve Jurek[10] ikilisi Karakorum dağlarında “tasmasız” yeni rotalar açmaya devam ederler. Polonya dağcılığının bu iki yıldızının Gasherbrum’daki yeni rotaları ve Broad Peak kütlesinin geçişi[11] çağını aşan başarılardır. Gasherbrum çıkışlarından ancak 25 yıl sonra, Rus dağcılar Valery Babanov ve Viktor Afansiev [12]tarafından 8000 metrelik dağlarda aynı mevsimde iki yeni rota açılabilir! Babanov bu iki rotadan sonra, 25 yıl boyunca Voytek ve Jurek’inki ile boy ölçüşebilecek seviyede tırmanışların yapılmamış olmasını Polonyalıların zamanının çok ötesinde tırmanıcılar olmasına bağlar.

Ancak 1984 yılı itibari ile Voytek ve Jurek’in dağcılığa bakış açıları farklı yöne evrilmekteydi. Jurek iyiden iyiye Reinhold Messner ile gizlenemeyen rekabetin etkisi altına girer. Voytek ise “zirve toplama” yaklaşımını “ruhsal materyalizm” olarak tanımlayarak estetik rotaların, kendi yolunun peşine düşer.

1985 yılında Voytek’in ince ince dokuduğu karakterine ciddi etkileri olan tırmanışı Avusturyalı partneri  Robert Schauer ile yapar. Bu kez hedef Gasherbrum IV Batı Yüzü’nde yeni rotadır. Voytek’in stil konusundaki hassasiyeti artık bir alışkanlık halini alır. Elbette ikili yine “tasmasız” olarak bu duvarı denemeyi düşünürler. İki kişilik bu alpin birlik 12 Temmuz (1985) gününde devasa Batı Yüzü’ne doğru hareket eder. Duvarda geçen 5 günden sonra 7800 metre yükseklikte su ve yiyecekleri tükenir. Yorgun, aç, susuz ve oksijensizdiler. İlginç bir şey olur ve Robert ve Voytek aynı hissiyata kapılırlar: Yanlarında bir üçüncü kişi olduğunu hissederler. Hatta Robert bu hayali üçüncü kişiye onları yavaşlattığı için kızgınlık duymaya başlar. Voytek bu sıkışık sette ölüp ölmediğini kontrol etmek için ara ara kendini çimdikler, acı duyduğunda “ölmemişim” diye düşünür. Ölümünün yaklaştığını hisseder ve Robert ile paylaşır. Robert onu “Ben hazırım” diye yanıtlar.

20 Temmuz günü buzla kaplı bivaklarından çıkarlar. Zirveye devam ederlerse sağ olarak geriye dönemeyeceklerini anlayan ikili Kuzeybatı Sırtı’ndan inmeye başlarlar. Ara sıra aynı halüsinasyon onları tekrar ziyaret eder. 3. Kişinin varlığını hissederek 7600 metreye inerler ve bir geceyi daha açıkta geçirirler. Aç, susuz geçen 4 günün sonunda 6900 metredeki iniş için bıraktıkları yiyecek paketine ulaşırlar. 23 Temmuz günü yani duvara girişlerinden tam 10 gün sonra, zihinlerinin onlara oynadığı oyunlara şaşırarak, olmayan sesleri duyarak ana kampa ulaşırlar. Bu yeni rota[13] büyük bir başarıdır ancak Voytek zirveye ulaşamadıkları için de hayal kırıklığına uğrar. Yaşadığı deneyimler ona beynin keşfedilmemiş bilinmezliklerle dolu olduğunu gösterir. Bu tırmanış dünyanın dört bir yanında “Yüzyılın Tırmanışı” olarak adlandırılır. Stili gözetmeksizin yapılan zirve çıkışlarının teknik zorluğa sahip duvarları tırmanmak kadar önemli olmadığına yönelik görüşler birbiri ardına kabul görmeye başlar. Voytek’in bakış açısı modern alpinizmin Himalayalardaki temellerine destek oluşturur.  Sonraki rotalarının seçimi de yine bu bakış açısına göre olur.

Voytek estetik bulduğu hatlara karşı dayanılmaz bir çekim hisseder. İlk olarak K2 denemesinde görmüş olduğu Trango Grubu’nun cazibesine kapılır. Yekpare görüntüsüyle gökyüzüne yükselen 6239 bu dev kuleyi (Nameless Tower) Voytek ile birlikte denemek için hiçbir Polonyalı “evet” demez. Çareyi K2 ana kampında sıkı fıkı olduğu Japon ekibini ikna etmekte bulur. Ancak gerek kültürel farklılıklar gerekse de Japon ekibin teknik tırmanış yeteneklerinin, bu tırmanış için yetersiz olmasından dolayı bu denemede geri dönerler. Ancak Voytek bu başarısızlığı American Alpine Journal (AAJ)’da “Trango ve Japonlar… Yenilgiler güzeldir” diye özetlenebilecek bir şekilde her zaman saygıyla anar.

1988 yılındaki ikinci denemede ise İsviçreli meşhur dağ rehberi Erhard Loretan ile birliktedir. Bu tırmanışta genel olarak serbest tırmansalar da zor etaplarla karşılaştıkça yapay yöntemlere de başvurmak zorunda kalırlar. Karakorum dağlarında iyi hava penceresinin uzun sürmeyeceğini tahmin ettikleri için “kapsül stili”ni uygularlar. Voytek yapay etaplardan birinde 3 metre kadar düşer. Bu ıssız duvarda Alplerdeki kadar rahat değillerdir. Voytek burada bir parça gurur kırıklığı yaşar ancak Erhard ile oluşturdukları uyumlu ip birliği bu kısa krizin üstesinden gelir. Uzayıp giden çeşitli türdeki çatlaklar, negatif balkonlar, 1100 metrelik upuzun bir duvar… 24 Haziran’daki kayaya ilk temaslarını takip eden 19 gün boyunca duvar üzerinde mesai harcadıktan sonra 13 Temmuz’da, son 3 metrelik buzu da aşarak Trango’nun zirvesine ulaşır[14]. Voytek şaka yollu şunları söyler “Şeytanın oğlu - uğurlu on üç. Hristiyanlıkla pek aram olmadığı için, şeytan benden yanaydı.”  

Voytek usta bir heykeltraş gibi “alpin stil” in üzerindeki her fazlalığı atmaya devam eder. 1990 yılında Erhard Loretan, Jean Troillet ile oluşturdukları 3 kişilik ekiple “gece çıplak” ismini verdikleri stil ile yine Himalayalar’da boy gösterir.  Çok az yiyecekle 8130 metrede açıkta gecelerler ve ertesi gün Cho Oyu (8188) ’nun zirvesine ulaşırlar.  Başarının verdiği motivasyon ile üçlü bu kez de Sishapanma’ ya doğru yola çıkar. Yine “gece çıplak” tarzda rotaya yönelirler. Yanlarında 4 çikolata, 3 matara, 7 mm’lik 30 metre ip ve bir kaç sikke vardır. Tırmanış sırasında Voytek iki İsviçreli’den farklı bir hat seçer ancak bu hat hem yavaşlamasına hem de geriye inerek 100 metre irtifa kaybetmesine sebep olur. Rotayı diğer iki arkadaşından ayrı tamamlar fakat dönüşte 7800 metrede korunaklı bir yerde bivak yapmak üzere durur.  Arkadaşları uzun süre önce kampa döner, onun için endişelenmeye başlarlar. O ise düşünceleriyle baş başa geçirdiği bu geceyi, sonradan, “hayatımda açıkta geçirdiğim en tuhaf geceydi” diye anlatır. Voytek kampa ciddi anlamda tükenmiş iner. “Acı çekme sanatı”nı  Sishapangma’ da mükemmelleştirir. 2000’li yılların başına kadar süren Himalaya maceralarının devamında alpin stili ve “acı çekme sanatı”nın inceliklerini tekrar tekrar K2, Nanga Parbat gibi dev dağlarda ve görece daha alçak irtifada bulunan Biacherahi Kuleleri, Malanphulan gibi dağlarda uygular. Ülkesinde yükselen yeni değer halini alan spor tırmanışla da ilgilenerek 46 yaşında Chinski Maharadza (Çinli Mihrace, 7c+) rotasını serbest solo tırmanmayı başarır. Bu tırmanış, hala Polonya’nın en zorlu serbest solo tırmanışlarından biridir.

Voytek stilinin ve bakış açısının arka planını anlatan iki makaleyi dağcılık literatürüne kazandırdı: “Dağın Yolu” ve “Acı Çekme Sanatı (Art of Suffering)”[15] Alpin stilin yüksek irtifadaki “peygamber”lerinden biri olarak dile getirdiği fikirleri, modern alpinizmin sıçrama tahtası oldu. Alpinizme uyguladığı bu fikirler büyük oranda Doğu’nun kültüründen esinlenmişti. Konuşmalarında Zen Budizmi’nden ve Japon kültüründeki “Samuray Yolu”ndan izler bulunuyordu. Her tırmanış hikayesi onun için bir arınma yolu, bir bilinç aydınlanmasıydı ve bu aydınlanma deneyimi de her şey gibi gelip geçiciydi. Bu sebeple ruhunu tekrar arındırmak için yeni maceralara ihtiyaç duyuyordu. Rekabeti ve özellikle reklamı egonun bir tuzağı olarak düşünüyordu. 2003 yılında Alpinist için yazdığı makalede[16] şöyle der: “Şimdi gayet açık biçimde görüyorum ki tırmanış bir sanattır. Şunu da görüyorum ki, reklam bir zehirdir ve kendi reklamını yapmak insan ruhunun en eski hastalığıdır.” Ona göre “Eğer hayal toplumsal bir ihtirasa dönüşürse, bu durum hayal için çok kötüdür.”

Voytek bugün 73 yaşında, dağlara olan ilginin giderek azalmasını biraz buruk karşılıyor. Zamanının çoğunu, çok sevdiği bahçesinde çalışarak ve yetiştirdiği bitkilerde her gün yeni bir şey keşfederek geçiriyor. Çocukları onu sık sık “Zen” haline bürünmüş bir halde bir çiçeği ya da bir ağacı incelerken yakalıyor.

İletişim: erengorenoglu [at] gmail nokta com 

[1] Piolet d’Or :  Fransız tırmanış dergisi Montagnes and The Groupe de Haute Montagne tarafından, 1992’den beri,  yılın başarılı tırmanışlarına verilen “Altın Kazma” ödülü.

[2] Eski derecelendirme sistemindeki zorluğu göz önüne alınız.

[3] Troll Duvarı Fransız Rotası: VI, 5.10, A4, 1100m Zorluğunda toplam 5 veya 6 tekrar görmüş bir direttisima rotasıdır.

[4] Voytek Kurtyka, Tadeusz Piotrovski, Ryszard Kowalewski, Marek Kesicki’den oluşan ekip. 

[5] Portaledge ile duvardaki mümkün olan en elverişli noktaya kamp kurup, yukarı tırmandıktan sonra tekrar kampa dönülerek denemelerin devam ettiği stil.

[6] TD, V+, 600, 800m  

[7] Voytek Kurtyka, Alex McIntyre, John Porter

[8] Donald Desbrow "Don" Whillans (18 May 1933 – 4 August 1985) İngiliz kaya tırmanıcısı ve dağcı. Yakın zamanda kaybettiğimiz Joe Brown ve Chris Bonnington ile birlikte bir çok rota açmış ve tırmanmıştır. Günümüzde alışık olduğumuz dağcı fiziğine nazaran tıknaz ve göbekli bir fiziği vardır.

[9] “Kendi omzuna tırman; başka türlü nasıl yükselebilirsin ki” Friedrich Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt

[10] Jurek: Jerzy Kukuczka’nın arkadaşları arasındaki lakabıdır.

[11] Bu geçişin ilk tekrarı Japon ekibi tarafından 11 yıl sonra yapıldı. İkinci tekrarı ise 2010 yılında bir Bask ekibi tarafından gerçekleştirildi.

[12] http://publications.americanalpineclub.org/articles/12200906400/Karakoram-Doubleheader

[13] http://publications.americanalpineclub.org/articles/12198600100/The-Shining-Wall-of-Gasherbrum-IV

[14]  Trango Kulesi Doğu Yüzü, ED+, VI, A3, 1100 metre

[15]  The Art Of Suffering; Mountain Magazine,121, Mayıs/Haziran 1988

[16] Gasherbrum IV, Alpinist, İlkbahar,2003

Not: Tüm resimler Melike Yanmaz'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve kullanılamazlar. 

Etiketler: