TARİHTE BUGÜN:

Sercan İlkbağ Hollanda’nın 5. büyük şehri Eindhoven’da keşfettiği iki tane tırmanış duvarıyla ilgili ayrıntıları bizlerle paylaşıyor. Üstelik oradaki tırmanış imkânlarının Türkiye’deki tırmanış imkânlarıyla karşılaştırmasını da yapıyor. Keyifle okumanız dileğiyle…

Not: Yazıda kullanılan fotoğrafların tamamı Sercan İlkbağ'a aittir.

Benim gibi zamanının çoğunu ofiste geçiren ve tırmanış hayatı haftasonları ile tırmanış salonları arasına sıkışmış biri için fırsat bulup da yurtdışında bir şehre gidebildiğinde en heyecan verici şeylerden biri oradaki salonları ziyaret edebilmek olsa gerek. Özellikle avrupa şehirlerindeki olanakların bizim ülkemiz ile karşılaştırıldığında çok daha ilgi çekici olduğu göz önüne alınırsa, böyle bir fırsat çıktığında ilk yaptığım oradaki salonları araştırmak oluyordu.

Daha önce Hollanda’da bir kez bulunmuş, gideceğim şehirde ufak bir araştırma yapmış fakat yoğun programım nedeni ile gitmeye fırsat bulamamıştım. Bu sefer hem zamanım daha fazlaydı, hem de isteğim. Bir ay öncesinden internetten araştırmalara başladım, haritadan salonların yerlerine kadar işaretledim, hatta beraber tırmanacak birilerini bulmak için mail listesi ve çeşitli kaynaklardan insanlara ulaşmaya çalıştım. Böyle bir araştırma yapmak oraya gidince işinizi gerçekten çok kolaylaştırıyor.

Bulunduğum şehir, Eindhoven'da, Hollanda’nın 5. büyük şehri olmasına rağmen 2 tane tırmanış salonunun olduğunu öğrenmiştim. Zaten geneline bakınca ufak şehirlerde bile mutlaka 1-2 salon bulunmakta. Ülke düz olmasına rağmen spor tırmanış ve bouldering hatırı sayılır bir popüleriteye sahip. Ama tabii ki yapay olarak… Gerçek kaya için Almanya veya Fransa’daki bölgelere birkaç saatlik yolculuklar yapmak zorundalar.

Şehirdeki salonlara gelirsek, ilk olarak gittiğim şehrin merkezine daha yakın olan “Monk” adında bir bouldering salonu. Haritam ve bisikletim sayesinde salonu elimle koymuş gibi buldum. Artık kullanılmayan Philips fabrikalarından birinin binasının içinde bulunan salonun, uzaktan fark edilebilen boyutu bile beni heyecanlandırmaya yetti. Kapıdan içeri girdiğimde ise Disneyland’ı ile defa görmüş bir çocuğun çoşkusuyla dolup taştım.

Bahsettiğim gibi Monk sadece bouldering üzerine yoğunlaşmış bir salon. 3 tırmanıcı ortak tarafından 2008 yazında yapımına başlanıp 2008 ekimde hizmete girmiş. Bunlardan biri olan Joris ile ufak bir sohbet yapıp merak ettiklerimi ve detayları ondan öğrendim. Yaklaşık 1500 metrekare alan ile Hollanda’nın en büyük boulder salonu olduğundan emin, Avrupa’nın da sayılı salonları arasında, fakat kendisi rakamlar ile pek uğraşmıyor. Alanda boulder yapılabilecek 7 ana blok var. Bunlardan biri yarışma duvarı, bir tanesi çocuklar için kolay ve eğlenceli bir duvar, bir diğeri ise tanımlı rotaların bulunmadığı tamamen tutamaklarla dolu olan antrenman duvarı. Bu blok diğerlerine göre daha uzun, burada dayanıklılık çalışabilir veya arkadaşlarınızla kendi rotalarınızı yapabilirsiniz. Diğer bloklar ise çeşitli zorluk seviyelerinde renkler ve numaralar ile tanımlanmış rotalar içeriyor. Fransız sistemine göre 3 ve 8b arasında 12 ayrı renk ile tanımlanmış zorluk seviyesi ve her seviyede yaklaşık 20-25 boulder bulunuyor. Bazı derecelendirilmemiş rotaları ve kendi yaratabileceklerinizi de sayarsak, rota olanağı sınırsız. Tabii ki dönem dönem yeni eklemeler ve revizyonlar da yapılıyor. Ayrıca salonda sadece kampüs için hazırlanmış bir blok ve bir adet gevşek ip (slack line) de mevcut.

Diğer ayrıntılara gelirsek, soyunma odası, duş ve diğer tüm imkânlar mevcut. Hatta salonun çok güzel bir barı ve sürekli tırmanış filmleri dönen koskocaman bir barkovizyonu bulunmakta. Sadece bu ikisi bile bizim hayallerimizin ötesine geçiyor :). Bu imkânlarla Dünya kupasının Haziran ayağı burada düzenlenmiş. Ayrıca ulusal takım da antrenmanlarını burada yapıyor. Daha önce Dave Graham’ı ağırlamışlar, yakınlarda da Chris Sharma’nın katılacağı bir söyleşi ve dia gösterisi düzenliyorlar. Bunun dışında bölgesel ve ülke çapında yarışmalara ev sahipliği yapıyorlar.

Salonun 200’ü aşkın üyesi bulunmakta ve günde 100’e yakın insan tırmanıyor. Hergün açık, haftaiçi 18:00-23:00 arası tırmanmak mümkün, Çarşamba ve Cuma daha erken açılıyor. Haftasonu ise 12:00-22:00 arası açık, en yoğun günler Salı ve Pazar, bugünlerde uğrarsanız daha çok keyif alabilirsiniz, ben bir defasında Cumartesi gittim ve kimseyi bulamadım :) alışkanlıkları öğrenmek önemli olabiliyor. Gözlemlediğim diğer bir konu ise genelde herkesin çok sistematik antrenman yapması, tırmanış ile sürekli uğraşanların mutlaka tecrübeli tırmanıcı olan bir “çalıştırıcı” (trainer) ları var. Antrenman öncesi ve sonrası yaptıkları, girdikleri rotaların zorlukları hep programlı. Anlayacağınız bizim gibi allah ne verdiyse tırmanmıyorlar :). Son notlar olarak olur da malzemesiz giderseniz ayakkabı kiralamak hatta satın almak mümkün, burada yapacağınız tırmanışın bedeli ise günlük 8€, tabii ki üyelik sistemiyle daha avantajlı bir hal alabilir ama sundukları imkanlar göz önüne alınırsa bence az bile.

Açıkçası Monk’tan o kadar etkilenmiştim ki 2 hafta boyunca 5 defa gittiğimden, diğer salon olan “Neoliet”’e ancak bir defa gidebildim. Bu salon Hollanda’da birkaç şubesi bulunan bir tırmanış salonu ve Eindhoven’da bulunan Hollanda’nın en eski salonlarından. Şehir merkezinden biraz daha uzakta olan salona bisikletle maksimum 20-25 dakikada ulaşmak mümkün. İlk tecrübemden sonra beklentilerim yükselmesine rağmen bu salon da beni şaşırtmaya yetti. Daha çok top rope ve lider tırmanış imkânı sunan salonun ufak bir de boulder kısmı bulunmakta. Alan olarak büyük olmamasına rağmen gayet güzel ve verimli dizayn edilmiş. Soyunma odası, duş, cafe gibi imkânlar burada da mevcut. Her rotada açık ipler ve ekspresler bulunmakta, kemer ve ayakkabınızı kendiniz getirebilir veya buradan kiralayabilirsiniz. Rota sayısı, zorluk ve yükseklik ise oldukça tatminkâr, Geniş bir zorluk skalasında 150’yi aşkın rota mevcut, ana iki duvarın yüksekliği ise 15 ve 18 metre. Burada da insanlar genelde “çalıştırıcılar” gözetiminde antrenman yapıyor, diğer tarafa göre çocuk nüfusu biraz daha fazla ama onların da bu imkânlar ile geliştirdikleri dayanıklılık görülmeye değer. Tek problem buraya tek başınıza gelirseniz emniyetçi bulmakta zorluk çekebilirsiniz, genelde herkes partneriyle tırmanıyor, birilerine rica ederseniz sizi kırmıyorlar ama bunu da sürekli yapamadığınızdan tırmanış efektif olmuyor. İnsanlar genelde üstten emniyetli (top rope) ve ekspresleri yükseldikçe çıkartarak tırmanıyorlar, inişte ise tekrar takıyorlar. Genel olarak Neoliet Avrupa standartlarında çok modern ve büyük bir salon olmamasına karşın bizim ülkemizde lider veya top rope tırmanabileceğimiz salon sayısı ve kalitesi göz önüne alındığında bulunmaz bir nimet gibi. Burdaki günlük tırmanış bedeli ise 10 €. Tabii ki burada da üyelik sistemi mevcut.

Umarım bu yazı ve bilgiler birgün buralara gidip görme şansı yakalayan birilerine faydalı olur, zamanla sadece bu gibi yerleri gidip görenler artmakla ve bizlerle paylaşmakla kalmaz bizim de ülkemizde böyle keyifle tırmanabileceğimiz salonlar açılır, gelip görenler de ülkelerine dönünce buraları başkalarıyla paylaşırlar...

Yapay da olsa tırmanışla kalın... :)

Monk’un web sitesi : http://blog.monkbouldergym.nl

Neoliet’in web sitesi : http://www.neoliet.nl

Sercan İlkbağ

İletişim:sercanilkbag [at] gmail.com

Monk Albümü