TARİHTE BUGÜN:

 

"Gün batımını seyretmeye L'escalès'e gidelim mi?'
"İyi fikir! Hem de Le Demand'a biraz göz atarız. Yarın sabah arayıp zaman kaybetmeyiz"
"La Palud'da 8 Huit'te dursana… Bize eşlik edecek bir şişe alayım"

Tam üç ipucu var, nerede olduğumuzu anlayabilmeniz için. Bu 3 sihirli kelime, dünyanın en ünlü tırmanış bahçelerinden birinden bahsetmiyorsanız yan yana gelemez. Aslında tırmanış bahçesi olarak tanımlamak anlamını küçültüyor gibi geliyor bana. Tırmanış Botanik Bahçesi, Tırmanma Diyarı vs. Bilmiyorum bu güzel ve büyük tırmanış bölgesi kelimelerle nasıl anlatılır. Bizden sonraki yeni nesli de sayınca 5 nesildir tırmanıcıların hayali, oyun bahçesi olmuş Fransa'nın Georges du Verdon'undan bahsetmeye çalışıyorum.

Patrick Edlinger, Cafe De la Place'ın yol kenarındaki masalarının birinde kahvesini yudumlarken kitabını okuyor. Yoldan geçerken başını kitabından kaldırıp gülümseyerek selamlıyor bizi. Güzel bir sonbahar günü. Yazın görülen Japon, Amerikalı dünyanın dört bir yanından gelmiş, otobüsler dolusu turistlerinden arınmış bir Verdon. Tatlı bir rehavet içinde herkes. Yabancı olarak bir eşim Marco ile ben, bir de sayısı otuzu geçmeyen Avusturya, Alman ve İngiliz tırmanıcılar. Aaa unutmadan 4 İtalyan daha. Bu sakin havayı solumanın dışında, hepimiz o bitmez tükenmez kalker denizinde oynamak için buradayız. La Palud'un tek bakkalı olan 8 Huit'ten şarabımızı alıp arabaya dönerken Patrick, Avusturyalı genç bir grup ile sohbete dalmış...

"Marco, sence de çok aşağıda değiller mi gün batmadan çıkmaları için"
"Öyle gibi... Fransızlar işte!"
"Her gördüğümde içim hopluyor, bir de yarın sabah bu uçurumdan aşağı ineceğimizi düşününce..."

Belvèdère de la Carelle, Verdon’un, hatta dünyanın en ünlü tırmanma sektörlerinden biri Escaledes ayaklarımızın altında. Neler neler var burada. 1983'te Edlinger'ın açtığı 7c+ zorluğundaki Papy On Sight yanımızda. Dünyanın dört bir yanında bütün tırmanıcıları mıknatıs gibi kendine çeken 80’li yılların en sert rotalarından biri. Catherine Destivelle'in çok sevdiği Ula rotası oturduğumuz yerden gözükmüyor. Ama La Demande rotasının hemen yanında. Büyüklerin buluşma mekânı, etik tartışmaların kaynama noktası olması nedeniyle hareketli bir yarım yüzyıla tanıklık etmiş Avrupa’nın en görkemli ve en büyük kanyonu Verdon.

"Marco bir sonraki gelişimizde de Ula'yı deneyelim mi, ne dersin 6b? Le Demand gibi Martel patikasından başlanabilir rotalardan"
"Olur, neden olmasın da... Le Perroquet Vert kapalıydı, bu akşam nerede kalacağız onu düşünmek lazım önce?"

Le Perroquet Vert; La Palud’da uyumak, yemek, teknik malzeme, rota bilgileri gibi bir tırmanıcının temel ihtiyaçlarını cevap verebilecek, François ve Sabine’nin işlettikleri sevimli bir çiftlik evi. 80’li yıllarda tırmanma sevgisi, kıskanılası bu güzel çifti La Palud'a getirmiş ve sonra da nedense geri dönememişler. 3 odasını kiraladıkları, bütün rafları, merdivenleri 1970lerden başlayarak İngiliz, Alman, Fransız dergi ve kataloglarıyla dolu harika bir evleri var. İkinci katında akşamları François'nın birbirinden güzel yemeklerini tadabileceğiniz bir restoran olarak düzenlemişler. Girişinde Sabine 20 metrekareyi bulmayan bir dükkânda, hayallere bile sığamayacak çok çeşitte tırmanış malzemesi satıyor. Bu güzel yeri işleten iki dostu göremeyecektik. Kim bilir nerede tırmanmaya gitmişlerdir.

"Buluruz kıvrılacak bir yer... Bu aşağıdakiler bence yanlış rotadalar. Baksana rehbere. Son iki ip boyunda sağa ayrılmaları gerekiyordu. Bunlar çok aşağıdan ayrılmışlar. Önlerinde 7b ve A3 olan iki ip boyu var"
"Bu bardağımı bitirdikten sonra yardım isterler umarım..."

Marco daha sözlerini tamamlamadan, kanyonun derinliklerinde ki 3 nokta, el kol işaretleri ve bağırmalarla sözde bizim dikkatimizi çekme çabasına girdiler. Geldiğimizden beri gözlerimizi ayıramamıştık ki. Hale bak! Karı koca romantik bir gün batımını seyretmeye gelmiştik. Görmemezlikten de gelinmez ki bu durumda! Bizde el sallayıp selamımızı gönderdik. Kanyonun sesimizi alıp götürmeleri arasında ortak dilimizi İtalyanca olarak seçtik. Aşağıdakiler bizden yardım istiyorlardı! Verdon işte... Yukarıdakilerin değil, aşağıdakilerin yardıma ihtiyacı oluyor burada. En azından 6 ip boyu aşağımızdalar. 55metrelik iki yarım iple bir şey yapamayız. Yan tarafta üstten emniyetli (top-rope) tırmanan bir Fransız vardı. Ona sorduk. 60metre! Kurtarma ekibinin telefonunu ararken bizden bin beter Fransızcasıyla konuşmamıza bir İtalyan daha girdi; 200 metre statik. Kurtarma ekibine gerek yok, çünkü o bir CAI dağ rehberi. Amerikan aksiyon filmlerinden fırlamış kahraman görünümü olmasa da, en azından 200 metre statik ip ile aşağıdaki 3 kişinin yanına inebilir, iyice karanlık olmadan aşağıdakiler ile ip köprümüzü kurabilirdi. Hızla iş bölümü yaptık. Bana iletişimi sağlamak amacıyla biraz ilerde ve aşağıda bir kaya parçasına sarılmış bir şekilde ses köprüsü olma rolü düştü. Fransız, La Palud'dan yardım çağırmaya, rehberimiz aşağıya, Marco ise prangacı başı... Fransız yanında bir arkadaşı ile hemen geri döndü. Kurtarma ekibi malzemeleri toplayıp gelecekti. Saat 11.00 gibi 3. kişinin kanyondan çıkmasına 10 metre kala kahraman kurtarma ekibi mekâna ulaşmıştı. Gelmeleri ile dünyamız aydınlandı ama biraz geçti. Beni sevgili kayamdan ayırdıklarında saat gece yarısına geliyordu. Kasım ayında, gündüz hava ne kadar güneşli ve sıcak olursa olsun gece yarısı 1000 metrede hava soğuk oluyor. Hele birde bu soğuğu yenmek için ümitsizce bir kayaya sarılmış ve olduğunuz yerde de kıpırdayamıyorsanız.

Kurtarma ekibi 3 bahtsız İtalyan tırmanıcıyı battaniyeler ile bir güzel paketleyip doktor kontrolüne götürdüler. Biz de ekip başıyla birlikte, olay raporunu vermek üzere daha sıcak bir ortam olduğunu düşündüğümüz ve tek açık olan Cafe de La Place sığındık. Senelerden beri değişmeyen ve ismini bir türlü telaffuz edemediğim görevli, her zamanki gibi güzel Fransızcamı garip İngilizcesi ile cevapladı. Akşam yemek servisini kapamışlar. O zaman 6 kişiye 16 bira lütfen. 'Six' ile 'seize'ı farklı söyleyemediğim, günün yemeği yerine günü yemek istediğimi söylediğim sürece bu adam benimle hep dalga geçecek ve nerede görürse görsün kocaman bir gülüşle selamlayacak. En son Finale Ligure'de tırmanırken karşılamıştık ve birbirimizin dediğinden hiçbir şey anlamadan yarım saat konuşup beraber bir portakalı paylaşmıştık.

Uzun ve yorucu bir gündü. İlk bulduğumuz düzlüğe mobil evimiz adını verdiğimiz çadırımızı atıp, derin bir uykuya daldık. Yaz aylarında bu tarz serbest kamplara izin vermeseler de, kışa doğru birçok yerin kapalı, ziyaretçi sayısının az olmasından dolayı kondu göçtü çadırları pek önemsemiyorlar. Sabaha doğru içli bir anırmayla yerimden fırladım. Güneşli yeni günü haber veriyormuş baş eşek. Muhteşem bir manzara var. Güneş hala kendini göstermemiş, ama ilk ışıkları Mostiers'ın kayalarında yansıyor. 1000 metre altımızda geçen kanyon beyaz bir sis ile örtülü. Horoz sesleri birbirinin üstüne binmeye başladı.

Yüzyılın başlarında yaşam şartlarının zorluğu yüzünden büyük göçlere tanık olmuş bu bölge. Sadece bal toplamak ve balık yakalamak için kanyondan aşağılara inmeye çalışmışlar. Marsilya'dan gelen ilk tırmanıcıların gözleri hep yukarılardaymış. Aşağıya doğru rota açılışı için ilk bakış 1968'de gerçekleşmiş ve Parisli Patrick Cordier kanyonda 'Engarés'i (Kızgın) açmış. Bu ilk rotanın arkasından '68 sonbaharında bizimde göz koyduğumuz Le Demand (François Guilot) açılmış. Rotanın açılış öyküsünü, Le Perraquet Vert'in büyük aşçısı şöyle anlatmıştı. Marsilyalı François güzel bir bayana âşık olur, güzel bayan yetenekli tırmanıcıya evlilik teklifini babasına sorması gerektiğini belirtir. François bunun üzerine kanyonda zamanının en sert rotalarından birini açar ve ismini Le Demand koyar. Soru sorulmuştur; fakat kızın babası da öyle yenilir yutulur cinsten bir alpinist değilmiş! Marsiya'da bir yerlerde babada damat adayına cevabını vermiş, Le Reponse[i] adında ki rotasıyla. François'in bir adım ötesine... François'de bunun üzerine kanyonda L'Ofrè'yi açarak, kızı almış.

O kadar çok hikâye, ilkler ve büyükler var ki bu kanyonda... Patrick Berhault'tan Pichenibule ile dünyanın ilk 7c'si. Düzenli olarak bolt kullanımı. Jerry Moffat, W.Güllich, Manolo, Lynn Hill, Lafille... 150 milyon yıllık beyaz ve grimsi bu saf kalkerde hayaller kurmuş ve gerçekleştirmişler. '98 yılında Ulusal Parka dönüştürülen Georges du Verdon'da yapılaşmaya yönelik uygulanan sıkı kurallar, burasının masal dünyasında bir yer olduğunu düşündürüyor.

Açlıktan midem kazınıyor. Baş eşeği bir daha anırtmak için ne yapmak lazım ki Marco'da uyansın. 320 metrelik bugünkü tırmanış rotamız çok uzun değil ama dün akşamki İtalyanlarla aynı kaderi paylaşmamak için erkenci olmakta fayda var. Kahve kokusu işe yarar her zaman. Ocağı yakmaya çalıştığımı görünce boşuna uğraşmamı mırıldandı. Ellerini gösterdi ve güneş çadırı hamam edene kadar uyuyabileceğimizi müjdeledi. Bir akşam önceki kurtarma operasyonu ellerinde gözüküyordu. Bir anda sevindim mi, üzüldüm mü anlayamadım. Aylardan beri forma girmeye çalışıyorduk ve bizim için çok değerli 3 günü yan yana getirip buraya gelmiştik. Sonuç Marco'nun elleri su toplamıştı, ben de midemi üşütmüştüm.

Öğlen güneşi altında kanyonun tek ip boyluk bir sektöründe Valaute'ta eğlenirken yukarımızdan sürekli base jumpçılar yağıyordu. Bir yandan gülüyorduk ama bir yandan da bunlardan biri ters bir hava akımıyla duvara ya çarparsa diyerekten bu spora anlam vermeye çalıyorduk. Tırmanma kadar popüler bir spor burada. Konsantre olmuş tırmanırken, nereden geldiğini anlayamadığınız bir ıslık sesi ve işte bu sefer taşı yedim kafaya derken, plop diye tok bir sesle paraşütün açılması ile ‘yihuuuu…’ diye kanyon duvarlarından yankılanan bir çığlık. Bana bu yihhuuu'nun anlamı 'bu seferde yırttık!' gibi geliyor.

Akşamüstünün son tırmanışında başımın üzerinde gene bir “vızzz” diye ıslık sesi. Ama bu seferki biraz uzun sürdü. Sanki gidip gidip dönüyor. Aşağıya doğru da uzamıyor. Hem plop sesi de geç kaldı. Bu slapte gözümün ucunu hızla hareket ettirirsem dengemi kaybederim. Tepemdeki vızzz devam ediyor, Marco aşağıdan bağıra bağıra bir şeyler diyor, ama vızıltıdan anlayamıyorum ne dediğini ayakucuma doğru gölgesini görüyorum. Rougon'un Gippettoları!(Himalayalarda yaşayan az da olsa ülkemizde de görülen bir akbaba cinsi) Bu kadar yakınımda görünce haliyle korktum. Yukarılarda uzaklarda devamlı görüyordum da, bu kadar yakınlaşınca... Rougon'un krepinden sonra (bazılarına göre önce) sembolü haline gelmiş bu kocaman kuşlar artık gidin diyor olabilirler diye uzatmadan malzemeyi toplayıp indim.

Güzel, keyifli bir günün vermiş olduğu mutlulukla La Palud'un tek açık ve yemek yenebilecek mekânına giriyor ve 'her zamankinden, günü yemek istiyorum' diye favori yemeğimi ısmarlıyorum. Yan masada dün kanyondan çıkardığımız ekip ve CAI rehberi. Masalarımızı birleştiriyoruz. Sonra yan taraftaki Fransızlarda katılıyor. Kurtarma ekibindeki itfaiyecilerde çoluk çocuk içeri dalıyorlar. Bir süre sonra masaların birleşecek, sandalyelerin yan yana gelebilecek hali kalmıyor. Herkes herkesle konuşuyor. Benim Müslüman olduğumu duyan sokak rahibi meşhur Guy Gilbert çifte bonus peşinde sanıyorum önce... Hayır! Sokak çocukları ve cezaevlerine düşen çocukların topluma kazandırılması için yaptıklarını anlatıyor. Deri ceketi rozetlerden gözükmeyen 70'lerine yaklaşmış bu pırıl pırıl gözlü rahibin La Palud ve Rougon'da gerçekleştirdiklerini anlamaya çalışıyorum. Bir anda BINGO diye bir ses yankılanıyor salonda ve herkes masalardan tabakları bardakları mutfağa taşımaya başlıyor.

La Palud'a kışa doğru gitmek lazım. Yazın bunların hiçbirini yaşayamazsınız. Belki 100 % her gün tırmanabilirsiniz, bütün barlar, kahveler, oteller, restoranlar açıktır ama bu kasabanın muhteşem insanları, gelenlere hizmet etmek için duvarların arkasındadırlar.

REHBER

İklim: Bütün bir sene boyunca tırmanma fırsatı vermektedir. Kasım – Mayıs aylarında kalan dönemlerde ortalama yüksekliğinizin 1000 metre olduğunu unutmamakta fayda var. Özellikle gün ışığının daha kısa sürdüğü kış aylarında, kanyon içerisinde gireceğiniz uzun rotalar yukarıdaki hikâye benzeri bir deneyime sahip olmanızı sağlayabilir. Sabahın erken saatlerinde rota başlangıcının sis altında olacağından yanlış bir rotaya başlama şansınızı da unutmama da fayda var. Bahar ve yaz aylarında şiddetli fırtınalar görülmektedir. Kişisel tercihim Ekim ve Kasım aylarıdır.

Kaya Yapısı: 150 milyon yıl önce 2.Jurasik dönemine ait derinliği az, sıcak deniz suyunun etkisiyle oluşmuştur. Günümüzün Kızıldeniz ve Iran körfezinin yapısına benzetilebilir. Beyaz Kalker (CaCO3) den içerisinde demir, magnezyum metallerinin karışımıyla aldığı kırmızıdan siyaha kadar renkli bir görümü vardır. Bu kompakt kalkerin mükemmel dikey yapısı ara ara negatif eğilimli slaplarıyla hala çözümü zor problemleri sunmaktadır.

Çevre: Mart 1998 senesinden beri Verdon nehri üzerinde bulunan 53 bölgesel yönetimin birleşerek kurdukları PARC NATUREL RE’GIONAL DU VERDON yönetimi altındadır. Tırmanma rehberinin kapsamadığı sayısız rota bulunmaktadır. Bu rotaların yanlışlıkla rehber dışı bırakılmadığını bilmekte fayda var.

Gelen Misafirlerden İstenilenler:

Gürültü kirliliği yapmaması

Aşağıya hiçbir şey atmaması (kanyondan aşağıya taşın sesi ne zaman gelecek denemesi yapılmaması)

Üstten emniyetli tırmanış ile rotaları işgal etmemesi

Doğal ihtiyaçlarını rotalar üzerinde karşılamaması

Hiçbir atık bırakmaması. Bırakılmış bir atık gördüğünde kendininmiş gibi sahiplenmesi.

Açık alanmış diye püfür püfür sigara içmemesi. İlla içecekse izmaritlerini toplaması ve ormanlık alanlarda dikkatli olması.

Kuş yuvalarına yaklaşmaması.

Imbut bölgesinde tırmanmayı aklından bile geçirmemesi, o bölge kuşlara ait.

Ekili alanlara girmemesi.

Hayvanları ürkütmemesi.

Kamp alanları dışına çadır atmaması.

Tel örgü ve kapıları açık bırakmaması.

Orman yollarında araçlarla gezinti yapmaması.

Araçlarını tarım araçlarının dolaşımını engelleyecek şekilde bırakmaması.

Kim Ödüyor Bu Rotaların Malzeme Ve Bakım Parasını? 80’li yılların sonuna kadar gönüllüler, bölgesel kulüpler kendi ceplerinden ödediler. 1983 senesinden itibaren olayın yüzü biraz değişti. COSIROC, FFME ve UCPA bir fon oluşturarak rotaların bakımı ve gerekli malzemeler için bütçeler oluşturmaya başladı. Günümüzde yerel yönetimlerin tırmanma sporu ile bölgelerinin turizm hareketliliğinin arttığını anladılar ve onlarda karınca kararınca bir bütçe ayırmaya başladılar. Ama sanmayın ki bütün bu paralar futbol için ayrılanlar gibi evlere şenlik. Orayı ziyaret eden bizlerden de beklentiler var. Her şeyden önce rehber kitabın fotokopisini değil aslını kullanmamızı rica ediyorlar. Tırmanırken ‘neden bu kadar az bu boltlar’ diye düşünüyorsanız, bol bol kertenkele çıkartması alarak açık bütçeye katkıda bulanabilirsiniz. Çıkartmalar sorununuzu çözemeyecekse, FFME'ye bağlı kulüplerden birisine yazılabilirsiniz. Üyelik ücretinizin önemli bir bölümü bu fona aktarılacaktır.

Sadece Kaya Tırmanışı mı? Yol masraflarınızı azaltmak ve uçakta ekstra bagaja girmenizi engellemek için tırmanmaya ilgi duymayan eş dost herkesi yanınıza alabilirsiniz. Lavanta tarlalarındaki Provence’ın bozulmamış dokusunda herkesi memnun edecek bir yüz var. Bölgede yapılan diğer aktiviteler arasında; kanyoning, yamaç paraşütü, base-jump, dağ bisikleti, rafting, trekking sayılabilir. Hatta dinlenme günlerinizden birinde kanyonu aşağıdan takip eden Martel Patikasını öneririm.

Ulaşım: Havaalanından araba kiralamak en hızlı ve hayatınızı kolaylaştıran bir çözüm olacaktır. En yakın havaalanı Nice’ten La Palud’a yol 2 saatinizi(125km) alacaktır. Paris CDGaulle havaalanından ise yaklaşık 9 saatlik 847 km. yol kat etmeniz gerekiyor. Yol masrafınız (benzin+otoban) 120 Avro civarında olacaktır.

İtalya’dan Bergamo Orio al Serio Havalimanına ucuz uçuşları ile MYAIR ekonomik bir çözüm olabilir. La Palud’a uzaklık 6 saat, 506 km. Yol masrafı ise 85 Avro civarında. www.myair.com

Konaklama: En ekonomik çadır seçeneği. 4 Mevsim açık olan kampingler mevcut. Onun dışında Gite de Etap (pansiyon), birkaç yıldızlı otellere kadar farklı seçenekler var.
La Palud :
Gite L’Escaledes : Tel +33 492 77 3002 – mail This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. P.Edlinger’in eşi olduğunu söylememe gerek var mı?
Le Perroquet Vert : Tel +33 492 77 3339 - Fax +33 492 77 3157 – www.leperroquetvert.com -mail This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.
Guest House Wapiti : 0492 77 3002
Camping Auberge de Jeunesse : Tel/Fax + 33 492 77 3872
Camping Municipal Le Grand Canyon : Tel / Fax 04 927 73813 – 04 927 73508
Otel Le Provence : Tel 04 987 73888 – mail This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.
Otel Le Panoramic : Tel 04 927 73507 – www.panoramic.com

Yemek: Sezon içinde sayısız seçenek var. Ama kışın sadece Café de la Place açık. Rougon’a (karakuşların evinde) krep ve François’ın Le Perrequet Vert’te o akşam size pişirdiği lavanda tohumlu yemeklerini, harika şarapları ile denemenizi öneririm. Ama bütün paramı yola ve araba kiralamasına verdim diyorsanız 8 Huit’ten her türlü alışverişinizi yapıp kamping alanınızda pişirebilirsiniz.

Malzeme: 3c’den 8c’ye serbest, 7a+/A4 yapay zorluk derecesine, tek ip boyundan çoklu ip boylarına, kuzey yüzünden güneye her isteğe cevap verebilecek binin üzerinde rota bulunuyor. Malzeme seçiminizde istediğiniz tırmanma şekline bağlı olarak değişecektir. Kask, bir seri friend(yaylı sıkıştırgaç) ve takoz, 55 m. iki yarım veya 80 m. tam ve yahut 60 m. tam artı bir yarımdan oluşan bir kombinasyon birçok rotanın zevkini almanıza yardımcı olacaktır. Birçok rotaya ip inişi ile başlandığı düşünülmelidir.

Bazı rotaların boltları oldukça birbirine yakın, ama bir o kadar rotada da durum bunun tam tersi. Bolt gördüğünüzde sevinemez hale geldiğiniz bu rotalarda, boltun anlamı kilide geldin olmaktadır. Rehber kitapta rotaların açılışı, boltların en son elden geçiriliş tarihleri ve boltlama sistemi hakkında detaylı bilgiler bulunmaktadır.

Rota ve teknik bilgi için Palud’da bulunan Rehberler Bürosuna başvurabilirsiniz.

[i] Hikâyede babanın cevabı bölümünü, yazılı hiçbir kaynakta bulamadım. Ama François öyle güzel anlatıyordu ki...

İletişim: m.rossignoli[at]cheapnet.it