TARİHTE BUGÜN:

Bu yazının ilk bölümü bir zamanlar 11+ dergisinde yayınlanmıştı... Bilmem hatırlayan var mı?
Barhal köyünde bazı boulder rotalarından bahis edip derecelendirmenin sorunlarını konu etmiştim.
Bu bölümün temel konusu Dalyan ve çevresinde 16 yıl önce başlayan serbest tırmanış çalışmalarında bazı gelişmeler. Kendim tırmanışa 17-18 yıl önce başladım, Dalyan/Dalamanʻda bu kadar eski uğraşılarım olmasının sebebi anne babamın orda yaşamaları. Ayrıca o çevredeki kireç kayalarının kalitesi. Kanımca 1. sınıf ve Türkiye ve Avrupa'da benzeri az bulunur.
Ama izin verirseniz biraz daha kendimden anlatayım:>

1971 Yusufeli/Artvin doğumluyum. Birçoğu beni Türkiye'ye tırmanış ziyaretlerine gelen bir Almancı olarak bilir. Almanya’ya 22 yaşımda mastır yapmak için gittim ve tırmanışa “spor” olarak orda başladım, doğru. Ancak, gerçek gereği söylemeliyim, tırmanış hayatım çok daha eskilerde başladı. Çocukluğum Artvin ilinin Barhal köyünde geçti. Kaçkar'ın hemen komşusu Marsis Tepesi eteklerinde modern dünyanın gürültüsünden uzak, yontma taş ve ahşap evlerden oluşan, izole şirin ve hareketli bir köy. Elektriğin ve araba yolunun ancak 2000ʻli yıllarda ulaştığı bir yer. Kaya tırmanışına orada ve o zaman başladım: İş icabı. Çok küçük yaşlarımda rahmetli büyükbabam iki dilde okuma yazma, matematik, felsefe, din vs. eğitimi verdiğinden ilkokulun ilk seneleri müdür ve öğretmenlerle anlaşarak beni okuldan alıyor ve evde derse devam ediyoruz. Ayrıca ilkbahar ve yaz aylarında köye keçi çobanı oluyorum.

Eminim böyle ilkel hayattan uzak büyümüş ve amele fıkralarını seven bazı apartman çocukları şimdi alaylı gülümsüyordur. Ama siz diğerleri gülmeyin, keçi çobanlığı özellikle dağlık bölgelerde hiç de hafife alınacak bir meslek değildir! Aksine yüksek seviyede süpervizyon, fiziksel ve mental kabiliyetler gerektiren bir uğraşı. Her şeyden önce korkusuz ve becerikli bir tırmanıcı olmanız gerekli.

Belki bazılarınız Geyikbayırı'nın daha ıssız dönemlerinde gerçekleştirdiğimiz „duvardan keçi kurtarma“ faaliyetlerine benzer olayları kayalarda yaşamıştır. Keçiler doğuştan UIAA 5. Dereceyi tırmanma yeteneğine sahip yaratıklar (toz ve frikşın kullansalar kim bilir.), ancak maalesef zeka seviyeleri fiziksel kabiliyetlerinin çok gerisinde kalıyor. Bundan dolayı bazen baş döndüren uçurumların üzerinde geri dönemeyecekleri yerlere giderler ve çobanın sayısız görevlerinden biri aynı yere gidip onları geri getirmektir.

İşte ben tırmanış hayatımın sağlam temelini böyle atmış odum. Bundan dolayıdır ki yüksek boulder rotalarında fazla endişe hissetmem (ve bazı Amerikalı arkadaşlar gibi alta bir düzine yastık/pad atma ihtiyacını duymam ve lider tırmanışta büyük bolt araları hevesimi kesmez. Hani bu konuda problem yaşayan arkadaşlara tavsiyem: Kuvvet antrenmanına biraz ara verip kırsal dağlık bir bölgede bir keçi çobanı yanında 1-2 ay staj yapmak. Mental/moral antrenmanı olarak alışılmışın dışında mükemmel olur: “Method training” yani (ya hala gülüyorlar, yazık yani!).

Bana dönünce; Barhal'daki mutlu çocukluğumdan sonra, orta öğretim Ankara Çankaya ve Balgat, lise ise Çinçin. (Evet, Ankaralılar bilir, gece polisin bile girmeye çekindiği güzel semtimiz. Evet, orda okul var(dı)! ).

ÖSYM seçim listesinde bir umursamazlıktan dolayı Dicle Üniversitesi, Şanlıurfa (hep özleyeceğim!) ve beklenmedik bir burs sonucu Almanya RWTH-Aachen Teknik Üniversitesi ve oradan sonra (tırmanış sağ olsun) dünyanın birçok ülkesi (yada sevgili Annemin eşsiz tabiri ile: „Dünyanın bin bir bucağında g....nü kaşımasan olmuyor, dimi?“ - olmuyor annecim!).

Bunları size Atlantik okyanusunun ekvatora yakınında volkanik bir adanın krateri içindeki bir köyden yazıyorum. Üç senedir buradayım ve sanırım bir üç sene daha kalacağım. Bir 82 rota ve 800 boulder rotası daha açmak için - ancak bu başka bir hikaye!

Bu gezginliğin motoru ve değişmez pusulası tabi ki kaya tırmanışı: Bir insan senelerce bir uğraşıya kendini verirse o uğraşı yogaya dönüşüp uğraşana hayatın bazı aşikar sırlarını keşfettirir-uzak doğu terimlerinde kalırsak buna satori diyorlar.

Veya epifanik bir tecrübe. Biraz zıt anlam taşıyan “aşikar sırlar” şu demek oluyor: Gözümüzün önünde olan bazı nesne ve olayları göremeyiz ve ya daha doğrusu görmemezlikten geliriz.

Problem diyoptrin değil bambaşka bir sebeptir: Bir problemi çözmek analitik düşünce gerektirir, yani detaylara ineriz.

Kısım kısım çözümlere ulaşır bunları birleştirmeye çalışırız. Bazı sonuçları “gerçek” olarak kabul edip kayıt ederiz.

Çözmeye çalıştığımız doğal nesne kafamızda yapay bir modele dönüşür ve çoğu zaman doğal problemi bir bütün olarak tekrar ön yargısız uzaktan inceleyip kafamızdaki model ile karşılaştırmayı unuturuz. Böylece zihnimizdeki modelin yanlışlarına bağlı kalırız, hatta onlardan vazgeçmek istemeyiz. İşte ZEN bundan kaçınmaya çalışır ve benim ZEN adını taktığım kısa kaya rotası bana bu tecrübeyi yaşattı.

Böylece Dalaman bölgesine dönüyorum. İki tırmanış problemi, iki boulder:

1) ZEN:

Dalaman hava alanı yolunda sola son sapaktan 5km gittikten sonra bir tepe yokuşuna inşa edilmiş bir siteye ulaşırsınız. Siteye girer girmez tekrar sola dönüp yol bitimine kadar 500m ilerledikten sonra ve nihayet bir 300m daha yürüdükten sonra sağda ayna gibi dümdüz ve tam 90° diklikte bir duvar göreceksiniz. Ben ilk defa 16 yıl önce gördüm - bizim evin 200m altında - ve birçok renkleri ve pürüzsüzlüğü ile hemen o an büyüledi beni. Bahsettiğim bölüm 5-6 metrede yatay bir çatlakta bulunan büyük tutamaklarda bitiyor, ondan sonrası bir 4-5m daha kolay tırmanış (keçi kurtarma bölgesi yani). Ben yüksek bir boulder diye adlandırayım siz kısa bir rota deyin. Fırça vurup temizlediğim ilk tırmanış ve aynı anda en eski projem: 16 yıllık projem. Haklı olsanız da „Yuh yani, bu ne beceriksizlik, ya!“ deyip geçmeyelim lütfen - bir şey anlatıyoruz burada!

Keşfim anında çok acemi bir tırmanıcıydım ama bunun farkında olmak rotayı bitirmek kadar uzak. İlk çalışma seansımın büyük başarısı: 2. ayağı nihayet yerden kesebilmek: ama parmak uçları savaş gazisi gibi paramparça. Ben mutlu. Malum, anne baba ikameti çok yakında, dolayısıyla senede bir kaç ziyarete geliyorum ve her gelişimde duvarda mesai yapıyorum. Bu süreç içinde gayet çabuk ilk 3-4mʻyi çözüyorum ve kilitleniyorum. Yetenek gayet sınırlı olsa da, dik rotaları, küçük krimpleri severim ayrıca esnek bir tırmanıcıyım. Bir rotaya takıldığımda inatçı ve acıya dayanıklıyım ama burada tıkanıyorum. Hani düşmek değil, bir hamleyi yapamamak değil, bir tutamağı tutamamak değil - çözümü olmayan bir bulmaca ile kapışıyor gibi tutamaklar önümde kilitleniyorum. Olduğum yerde kalmak zor bile değil ancak herhangi bir hareket imkânsız.

Ben de böylece rotanın (benim için) imkânsızlığına kanaat getiriyorum. Rotaya uğramaktan vaz mı geçiyorum? Hayır, tam aksine. Boulder benim için tırmanış ve hayat için sembolik hatta mistik bir anlam kazanıyor: Hiç bir zaman çözemeyeceğim bir rota ile uğraşmak, kafa ve kol yormak çok anlamlı geliyor bana. ZEN rahipleri (yanlış bir adlandırma, kendileri - gülümseyerek - bir din mensubu olduklarını kabul etmezler) hedefi umursamadan ve büyük bir özveri ile ok atışı çalışırlar - o anlamda yani. Hedef (oraya giden) yoldur v.s. Doyumsuz profilnoyrotik ego terbiyesi... Anlatabiliyor muyum? Ben tabii çaktırmadan arada bir „imkansız“ projemi bitirmeyi hayal ediyorum - ama öyle, eğlencesine.

Hemen girişten sonra kullan(a)madığım bir minik tek parmak büyüklüğünde yuvarlak bir şey var rotada. Ayak basılmayacak ebatta, ne delik ne krimp denecek bir şey işte. Arada bir aklımdan geçiyor, ama ne zaman duvarın karşısına geçsem „valla olmaz“ diyerek (aramızda kalsın lütfen: yalnızken bile tırmanırken sesli konuşurum) uzun çalışmalar sonucu biriktirdiğim hamlelere girişiyorum.

Böylece aradan yıllar geçiyor, formum yükseliyor, düşüyor, kayboluyor, geri geliyor... ben bu ZEN duvarını hiç ihmal etmiyorum - bir nevi meditasyon, kendime dönme tapınağı olarak.

Son gidişim Haziran 2011. Ve ilk defa 2 yıl kadar bir uzun süre geçmiş aradan. ZEN renkli bir ayna gibi 16 yıllık, anlamını sadece kendi içinde taşıyan çabamın özel anıtı gibi sessiz karşımda duruyor - ilk günden beri hiç an geçmemiş gibi. Bu arada çok mutluyum tekrar burada olduğuma. Adeta tırmanışa başlamadan önce iyice bir merhaba demek arzusu hissediyorum sanki. Yalnızım ve önce ipten temizlik yapmaya karar veriyorum. Ulaşmam imkânsız bildiğim, yukarıdaki tutamakları özel bir özveri ile temizleyip işaretliyorum. Bu sefer yukarda anlattığım minik tutamağı da işaretliyorum - ilk defa. Rotayı hemen denemekten vazgeçip bir kaç metre uzaklaşıp incelemeye geçiyorum.

Alışmış olduğum çok klasik hamleler aşikar, ancak ufak nokta tutamağı olaya kattığım zaman ilk iki hamle dışında bütün rota değişiyor. Rotayı denemeye başladığımda heyecanımı kontrol etmeye çalışıyorum. Üstten emniyetli ve gırgırla (Gri Gri) giriyorum - âdetim değildir ama ne spotçu ne de yastık var, ayrıca altta tam sırt üstü düşülecek kocaman bir kaya... Ne de olsa çocuk sahibiyim artık. İlk denemede nokta tutamak işini görüyor - hamle aşırı zor bile değil ancak tırnak boyu önemli; ne çok kısa ne de çok uzun olacak, kalsiyum eksikliği olmayacak; sağlam sağlıklı tırnak lazım. Bir kaç heyecandan ayak kaymasından sonra -16yıl dan sonra - ilk defa yerden büyük tutamaklara düşmeden ulaşıyorum. Duygularım çok karmaşık. Tapınağa dönüştürdüğüm çıkmaz ancak yanlış yolmuş. Yanılmak bu kadar güzel olabilir mi? Ve bu kadar süre nasıl yanılabilirim? Hepsi kafamda oluşturduğum ön yargıdan dolayı. Her şeyi biliyorum diye rotaya bütün olarak bakmayı ihmal etmişim.

Eminim, birçok tırmanıcı gelip rotayı flash çıkabilir (Zorbey, Uğur, Serkan...). Benim için adeta bütün tırmanış hayatımı çerçeveleyen bir çember kapanıyor. Gülümsüyorum, sonuçta “keçiyi kurtardım”. ZEN okçuları acaba 12den vurdukları zaman ne yapıyor? Kesin gülümsüyorlardır, çaktırmadan. Aradan sabırsızlıkla geçen bir kaç gün sonra minibüsü ile İbrahim geliyor. Rota açacağız, yanında matkaplarımız, boltlar falan filan. ve bir Revolution marka Crash Pad (Düşme Minderi) var. Hemen kapıyorum onu, İbrahim'i de (üstüne spotçu yok abi, adam 80+ kilo sırf kas ve benç preste 200 kg falan basıyor) o da fotoğraf makinesini kapıyor. Ve bu sefer “adam” gibi ipsiz çıkıyorum ZEN rotasını.

Derecesi mi, ben diyeyim 7c+ siz deyin UIAA X. Evet daha zor değil.

2) RESEPSİYONİST:

Bir uzun hikâyenin bitmesinin biraz burukluğunu hissetsem de muazzam moral kazanıyorum ve Dalyan’dan 5km ilerde ANGEL sektörünün altında „RESEPSİYONİST“ adını verdiğimiz ve 10 sene önce temizlediğim bir boulderı çalışmaya başlıyorum. Artık eski projeleri temizleme zamanı!

Bu çok daha fiziksel bir problem. Negatif ve kabak slop tutamaklarla başlıyor. Oturarak girişin alt tarafı çok negatif olduğundan basamak problemi var. Sola doğru yükselen travers halinde gittiğinden dolayı bol bol topuk/burun takma(toe/heel hook) hamleleri gerektiriyor. Yorucu 7 hamleden sonra uzaktan kocaman gözüken ancak ufak tutamak bırakan bir yatay banttan dinamik bir bitiş hamlesi var. Özellikle son sabit topuk takışı kurtarıp, falsoyu öldürmek ve atlayış için berbat basamaklara geçmek çok yorucu (buraya kadar 7c+ gibi bir şey).

Dinamiğin mesafesi çok değil ve hedef tutamak çok iyi, ancak ayaklar berbat ve hamle kendi başına sağlam bir boulder rotası gibi (zorluk 7b civarlarında). Dersimi taze almış olarak benim için ideal (?) çözümü çabuk buluyorum. Bütün hamleler tamam... Burada problem: Birleştirme. Formum iyi, yaşıma göre adeta harika, moralim ZEN sayesinde adeta paslanmaz çelik gibi. Bu boulder ile (kendim için) yeni bir seviyeyi gerçekleştirme şansını hissediyorum.

Resepsiyonist yorucu olduğu için çok fazla deneme yapamıyorum. Ondan dolayı aynı blok üzerinde ve çevrede daha az yorucu bir kaç güzel boulder daha gerçekleştirebiliyorum. Şirin, minik bir sektör oluşuyor. Sabah 5.00ʻde kalkıyor bouldere gidiyorum - yoksa günün sıcağında sloplarla uğraşmanın anlamı yok. Ortalık gün doğumu öncesinin eşsiz sakinliğinde.

Sabah jimnastiği yapmış olmanın sükûneti ile kahvaltıya dönüyorum ve ondan sonra gün boyu boltlama ve keşif çalışmaları. Hayat böyle devam edebilir diye düşünüyorum.

Nihayet 26.06.2011 pazar sabahı saat 6.00 gibi boulderda 5.gün, ilk girişimde bitiyor. İçimde ne bir sabırsızlık ne de boulderı bitirebileceğimden şüphe var.

Sadece erken saatin serin sakinliği. Ertesi günkü uçağıma çok zaman var daha.

Derecesi: Dikkatli bir Fb 8a+/b (V13). Genç ve daha dinçlerin imtihanı ve tasdikine sunuyorum.

Bu arada Angel ile Park Alanı sektörleri arasında muazzam bir boulder buldum (maalesef) 8m yüksekliğinde.

Harika bir şey ama imkânsız gözüküyor.

Mustafa Eren Resepsiyonist rotasında (Video Edit: M.Eren)

ROTALAR:

Boltlama ve tırmanış çalışmalarında her zamanki gibi şaşkın ve ilgi duyan seyircilerimiz oluyor. İlginç sohbetler. Birileri belediyeden destek talep etmemizi teklif ediyor (ah, keşke). “Bizi kovmasınlar bize destek yeter!” diyoruz. Bir iki saat sonra Sayın Belediye Başkanı ile geri dönüyor (!) biz de sayın başkan ve ekibine tırmanışı gösterip anlatıyoruz. Birileri bize meyve suyu bisküvi falan getiriyor. Bir başkası bira. Benim hemen 2003ʻden hatırladığım bir amca bize bir başka dağcıdan bahsediyor. „Bir kaç sene oluyor, sizin tırmandığımız bu düz duvardan çok daha dik, tavandan çıkıyordu, biraz daha geride bir mağarada! O da Türk'tü adı Mustafa“. Anlattığı rota „Heartmover 10-“ ve o tırmanıcının ben olduğumu anlayınca epeyce mahcup oluyor gülüp eğleniyoruz. Çevredeki kaya keşiflerimizde, topraklarına girme izni istediğimiz herkes bizi çok olumlu karşılıyor. Buradaki çalışmalarımızda ilk defa kimse Jandarmayı çağırmıyor - demek ki kaya tırmanışı halkın spor olarak bilincine ulaşmış, güzeeel, diye düşünüyorum. Dalyan bölgesinde Spor rota sayısı henüz çok az olsa da, burada sporumuzun belli bir tanınmışlığı olması çok hoş. Bu bölgenin(de) potansiyeli uçsuz bucaksız demeye gerek yok. Türkiye'nin sayısız yeri için geçerli. Kaya memleket!

Bir zamanlar, ilk rota çalışmalarımdan sonra Takozda bir yazı yayınlamıştım... Sanıyorum 2001 yılında.

O zamandan beri az ama öz bir gelişme oldu. Ve İbrahim (İbo) ile burada çalışmaları çok daha yoğunlaştırmaya karar verdik. Bir hayli bolt ve malzeme bıraktık yakında dönmek üzere.

Tabii ki isteyen dostları davet edeceğiz bize katılmaları için. İlgi duyarsanız o ilk krokiden sonra gelişmeleri ve eklenen rotaları listelemek istiyorum. Benim boltladığım ancak bitir(e)mediğim rotalar her zaman olduğu gibi denemek isteyen her dosta açık ve serbest - kurdelesiz yani. Bu yeni oluşan rotaların içinde benim için en özel olanı, alttan lider tırmanarak boltladığım

THE RIDDIM. Belki 4-5 rota daha verecek minik bir sektör: adı JOHNY CASH (tabii yaş biraz ilerleyince Amerikan Arabeski olan Country müziğine ilgi duymaya başladım).

Rota 55m uzunluğunda ve sanırım 9. derecelerde. Dalyan/Dalaman ve çevresinin biz tırmanıclar için en büyük dezavantajı bir vasıtanın gerekli olması. Ancak geçen yıllara göre belediye vasıtaları daha yoğun çalışıyor ve en çok rotanın bulunduğu ANGEL sektörü ve çevresi Dalyan'a 4 km ve hemen altında kamp yeri var.

SEKTÖRLER:

(Dalyan'dan İztuzu Plajı’na giden yoldan yola çıkarak, Dalyan’a uzaklıkları ile)

4.km, yoldan 300m solda, 60m:
JOHNY CASH
1. GET THE RIDDIM (55m), ~ 18 bolt proje

5.km, yoldan 50m solda, 120m:
ANGEL

1. BLIND DADY (18m) ~ 6 bolt V
2. HEARTMOVER (20m) ~ 9 bolt X-
3. MUEZZIN (12m) ~ 5 bolt VIII
4. BASCHTELSTUNDE (22m) ~ 9 bolt IX-/IX (morfo, tek yapıştırma bolt istasyon!)
4a. 5-6m uzatma “no hand” e kadar ~ 10 bolt X-/X
(4ʻden sonra Fb 7b, Musti 2009: dikkat istasyon tek kulak bolt, daha 2.bolt atılacak)
5. SON (20m) ~ 8 bolt VIII-
6. TURKISH DELIGHT (30m) ~ 14 bolt
7. TIRED ANGEL (33m) ~13 bolt IX+ (Musti 2001)
8. EXOUDUS (25m) ~10 bolt IX-
9. GANJA GOGO (22m) ~ 9 bolt VI+

Altta ufak Boulder sektörü (@=oturarak başlar):
a. MOTEL @ Fb 7a (3m, negatif kenar, sağdan)
b. HILTON @ Fb 7c/c+ (4m, ufak krimpten kenara, ayakta Fb 5)
c. ODA 104 @ Fb 7c (4m, kenar yok, Ayakta Fb 7a)
d. RECEPSIONIST @ Fb 8a+/8b (7m, 9 hamle)
e. SUIT Fb 7b (3m, tek hamle dinamik, Resepsiyonist'in son hamlesi)
f. HEPSI IÇINDE @ Fb 7a+ (3m, bloğun en solu, kenarsız, dinamik)
g. TEK YILDIZ @ Fb 5c (4m, Resepsiyonist'ten 10m ilerde)

1 km ilerde, yoldan 2m solda, 40m:
PARK ALANI

1. NECRONOMICRON (28m) ~12 bolt 8+
2. SIRTIMDAKI GÖL (32m) ~14 bolt 9- (Ibo 2011)

1km ilerde, kamp/pension hizasında, 100m yukarda, negatif kaya bandı, max. 20m)
ZION

1. ZION (13m) ~6 bolt IX
2. EPIC EPISODE (16m) ~8 bolt VIII+/IX-
3. FIRST CONTACT (14m) ~6 bolt IX-
4. INSANITY IS A FULL TIME JOB (15m) ~7 bolt IX+ (Musti 2009)
5. JOURNEY TO JAH (14m) ~6 bolt IX-
6. MASSILIA SOUND SYSTEM (13m) ~6 bolt IX
7. APE INDEX (14m) ~7 bolt IX- (morpho)

Buradan 3km daha yola devam edip, ilk uzun yokuşun sonuna doğru, gözlemecilerin ve ufak dükkânın olduğu yerden sola sapıyor ve Karadonlar Köyü’ne doğru 3 km daha ilerliyoruz. Yolun 100m solunda bir tarladan yükselen güzel bir ufak sektör, 25m.
ÇAY OCAĞI

1. EARL GREY (22m) ~ 9 bolt proje (Ibo)
2. KARANFILLI (20m) ~ 8 bolt VIII
Boulder
a. ADA Fb 6c+ (6m, en solda, inişte dikkat!)
b. DAMNʻli proje (4m, en sağda belirgin negatif)

2km daha ilerde bölgenin bence en güzel sektörü. Yolun bir köprü hizasında 50m solunda, 60m.
TEMPLE

1. SEARCHING SOUL (25m) ~ 9 bolt VIII+
2. 2.ip boyu: “22” (28m) ~10 bolt VII
3. YAZ RÜZGARI (25m) ~ 8 bolt VII+/VIII-
( “22 ile birlikte: 8- Musti: 2004 solo” )
4. MEKKE (28m) ~10 bolt IX-
5. MEDINE (30m) ~12 bolt IX
6. LANCELOT (20m) ~ 8 bolt VIII
7. MUADIB (17m) ~ 8 bolt IX+/X-
(Eskiden 12 m IX+ Musti 2001, Uzatma: 2006 Musti/Duygu)
8. SNIPERʻS HOTSHOT (14m) ~ 6 bolt IX-/IX
Dikkat: Bütün bolt sayıları tahminʻdir, siz yanınıza 1-2 tane fazla ekspres alın lütfen!

Burdan Dalaman havaalanına gitmek üzere 5km devam edip, ana yol (Dalaman içi) çıkışında sağa dönüyorsunuz. Bir 4km sonra havaalanına ulaşmadan son sapaktan sola. 5km sonra İncebel tatil köyünün girişini geçtikten sonra hemen sola (problem değil: A 13ʻde Ahmet Eren'i ziyarete geldik deyip pedere selam söyleyin ve kırmızı Revolution Crashpad'i alın ama sadece ödünç! 400m sonra yol bitiyor ve siz 200-300m yokuş altından (sağ tarafa) devam ediyorsunuz.

Sağda ZEN.

a. ZEN Fb 7c+ (10m! 6m deki büyük tutamaklardan atlarsanız kimse küsmez herhalde. Toprope (yukarda bir ağaç var) çıkan bir UIAA X (8b) toprope bitirmiş olur. Ama esas olan tabii. bolt atmayı düşünmedim değil, ancak böyle daha güzel.

İşte Dalaman olayı şu ana kadar bu kadar.

28 rota ve 10 Boulder. İçinizde azimli sporcular için hepsi bir hafta sonuna sığar. Buradaki çalışmalarında emeği olan: İbrahim Güngör, Conny Cordes, Chriss Semmel, Jenny Süss, Serkan Ercan, Duygu Yarsur, Jörg Zeidelhack lara teşekkürler.

Umarım okurların canını çok fazla sıkmadım. Motive olun gidin projeleri bitirin. Rotaları, boulderleri tekrarlayın, downgrade, upgrade, düzgradeleyin. Biz boltlama çalışmalarına devam edeceğiz. Ekim 2011 planda ve kesin birçok sonrası.

Son olarak Temple'ın yükseldiği köyden (Karadonlar, nerden kapmışlar bu ismi bilmiyorum) bir yaşlı amcanın sözü ile bitirmek istiyorum: “Siz gelmeden bu Kayalar yatmış derin derin uyuyordu. Șimdi sizinle uyanıp tekrar dimdik ayağa kalktılar”.

Çok hoş bir iltifat. Teşekkürler yani.

Mustafa Eren
27.08.2011
Yeşil Burun Adaları (Cape Verde), Fogo adası.