TARİHTE BUGÜN:

 

Geçtiğimiz Haziran ayında mezun olmamın ardından koca bir yaz ve fazlasında iş hayatından kaçınarak tırmanmaya çalışmıştım, ta ki 3 hafta önce okulun son gerekliliği olan staja başlayana kadar. Benim için tam bir 9-6 olmayacaktı ama sonrasında sürekli olarak dahil olacağım 9-6 (belki de 9-∞) süreci için bir alıştırma olacaktı. Kafamda sektörüm gereği şantiyenin yoğun çalışma saatleri sonucu tırmanış hayatımın nasıl etkileneceğine dair soru işaretleri varken staj yaptığım statik ofisinde fark etmiştim ki projeci olarak çalışmak şantiye hayatıyla karşılaştırılınca tırmanışı benim için mümkün kılabilirdi. Karşılaştırmak çok da zor değildi, bir tarafta hafta içleri sürekli uzayan mesai saatleri ve tatil olduğu unutulmuş hafta sonlarıyla şantiye hayatı diğer tarafta hafta içleri akşam makul saatlerde biten mesaisi ve hafta sonları kimsenin uğramadığı ofis hayatıyla projecilik. Kazanan belliydi. Tabii Boulderhane’nin hemen arka sokağında olması da ayrı bir güzellik katıyordu bu ofise. 

Tüm bunların arasında kulübümün (YTÜDAK) gelişim grubu eğitimleri tarihi kesinleşiyor ben de hemen kurumsal hayattaki ilk iznimi alıp 4 günlük faaliyet planına dahil oluyorum. Bir yandan da şu an stajyer değil de çalışan olsaydım 11 ay 1 hafta daha bu izni alamayacak olduğum gerçeği suratıma kapı gibi çarpıyor. Suratıma çarpan bir tek bu da değil, yedi yıllık uzatmalı öğrencilik hayatından sonra artık kafa tatillerinin bittiği, her canımın istediği zaman tırmanışa gidemeyecek olmam, aslında artık hiçbir şeyi canımın istediği zamanda yapamayacak olmam gerçekleri suratıma çarpanlar arasındalar, anlayacağınız bir anda suratım dümdüz oluyor.

Tüm bu düşüncelerden sıyrılma vakti geliyor, benim bu uğraşta en sevdiğim kısımdır. Tüm düşünceleri, planları ve de İstanbul’u arkada bırakıp faaliyet için yola çıkarsınız. Biz de cuma (27 Kasım) sabahtan arabayla yola çıkıyoruz. Araba yolculuğu ekipten mütevellit bol goygoylu; Anıl (Şarkoğlu), Fatih (Balcı) ve çakı gibi başkanımız Mahmut (Oflaz). Uyanık olduğumuz saatler Anıl’ın ve Fatih’in kulüpten ve tabii gençlikten hatıralarını dinleyerek geçiyor. Güzel olduğu kadar can sıkıcı da bir durum benim için, ne zaman kulüpten eskiler anılarını dökmeye başlasalar mikroda üniversitenin makroda ise “değişen Türkiye”nin eskiye nazaran ne kadar yavan bir hal aldığını fark etmeye başlıyorum.

Anlatanların hatıralarında kalmış, biz dinleyenlerin belki de hiç göremeyeceği “Vitrin”e kaldırılmış bir Türkiye bu!

Sivridağ’dayız. Bol goygoylu, yol üstü lezzet durakları tadında yolculuğumuzun üstüne patika girişindeki çeşme başında kulüple buluşup kampa çıkıyoruz. Ertesi gün Aykut (Türem) ve Mustafa’nın (Yeşildal) da gelmesiyle kamp iyice keyifleniyor. İkinci gün öğleden sonra kestikleri bir hat için hazırlık yaparlarken bana da “Sen de gel başkan.” diyorlar. Ben de hızlıca hazırlanıp ekibe dahil oluyorum. Dağa gitmeyi, tırmanmayı bana öğreten mentorlarımın, ucundan kıyısından bu işe bulaşan herkese olduğu gibi bana da esin kaynağı olan bu iki kadim dostun partnerliğinde ilk tırmanış anlamına geliyor benim için. Ayrı bir güzel, ayrı bir heyecanlı, ayrı bir öğretici.

Teknik Rapor

Rotanın ismi: “Vitrin”

Bölgesi: Türk Sektör, Sivridağ, Antalya

Rota uzunluğu (mt.): 112 m

Toplam ip boyu: 2 ip boyu

Stil (Geleneksel/Alpin Spor/Kar-Buz): Geleneksel

Zorluk: VI-,V-

İlk Çıkış mı: Evet

Çıkış Tarihi: 25.11.2018

Ekip: Aykut Türem

          Mustafa Erdem Yeşildal

          Erkut Morkoç

Kullanılan teknik malzemeler: İki adet yarım ip, tam set YYKM*, Tam set stopper, muhtelif sikkeler, Endless ve perlonlar, kişisel emniyet ve koruyucu ekipmanlar

Kamp alanı: Sivridağ kamp alanı

 

Kamptan çıkıyoruz. Rota Türk Sektör’de, Metal Heart ve Zulüm Tehlikesi rotaları arasındaki büyük balkonlu yapıyı takip ediyor. Metal Heart rotasının girişinin hemen yanındaki büyük sete yani ipe girdiğimiz yere kadar tam rota altı hizadan basit tırmanışla yükseliyoruz. Isınmış da oluyoruz bu sayede.

1.İp Boyu (Aykut, VI-, 55m)

Basit tırmanışla vardığımız büyük sette ipe giriyoruz. Aykut hazırlanıyor ve direkt olarak slab üzerinden tırmanıyor. İpin geri kalan kısmına göre daha rahat olan ilk 20 metrelik etabı az malzemeyle, hızlı geçiyor. Ardından vardığı köşeden sağa - sağa geçişte köşeden güzel ve sağlam bir hamleyle kalkıp vücudu komple aşırtmanız lazım-, balkon alt hizasındaki kütleye geçişte rotaya bir sabit sikke hediye ediyor. Ardından sağ yüzeyde tırmanıp yukarı balkonun tam altına varıyor. Balkonun altına gelene kadar keskin su oluklarında - su oluklarında tutuşlar tırmanış açısından sıkıntı yaratmıyor fakat eller ve katalar için adeta kıyma makinesi- tırmanışla devam ediyor. Balkonun altında yine bir sabit sikke rotaya hediye.

Burada hamle zorluğu göründüğü kadar değil, yukarı uzanınca geçişi mümkün kılan güzel eller bulabiliyorsunuz belki fakat fazlaca boşluk hissi, balkonun tamamen üzerinizde olması, ayakların yüksek ve sağda olması gibi faktörler geçişe derecesini veriyor. Hatta VI dereceyi kıyısından yakalar mı diye de düşündürüyor bize.

Balkon geçişinin hemen ardından yukarıda hafif sola geçip istasyon kuran Aykut bizi yanına alıyor.

 

2.İp Boyu (Erkut, V-, 57m)

İstasyona vardığımızda Aykut’un yok mu şöyle devam edecek bir delikanlı minvalindeki göndermesi üzerine “Seve seve ağabey!” deyip malzemeleri devralıyorum.

Yüzey basışlarla yükselip hemen istasyonun üzerine kalkarak başlıyorum.  Büyük cepler, yüzey, oluklar karışımdan oluşan ip boyunca emniyet konusunda herhangi bir problemle karşılaşılmadı fakat bazı noktalarda sağlam görünen büyük bloklar iki kez kontrol edilmeli.

Genel itibariyle direkt yükselen ip için yukarıda set üstündeki ağacı hedeflemiştik, tam da orada ipin sonunu görüyorum. Hemen ağaçtan istasyon alıp Aykut ve Mustafa’yı yanıma alıyorum.

En dikkat edilmesi gereken şey girişten itibaren 10 metrelik kısımda oldukça hareketli büyük bloklar. Hemen kalktığım gibi bir blok elimde kalıyor, üstüne kalktığımda da onunla bağlantılı daha büyük bir bloğu indiriyorum. Bu kısımda sıkıntı yaratacak şey tırmanış zorluğundan çok bu oynak bloklar olacaktır.

İniş

Son istasyon olan ağaçtan sol alttaki başka bir ağaca, oradan da rota tabanına inerek rotayı sonlandırıyoruz.

Bu keyifli ve sağlam tırmanış, rota fikri, partnerlikleri ve de şu ana kadar bana kattıkları için Mustafa ve Aykut’a ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

YTÜDAK’ı kesinlikle unutamayacağımızın da altını çizmek lazım…

Tırmanışla kalın.

Erkut Morkoç

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

*YYKM: Yay Yüklemeli Kam Mekanizması. Spring Loaded Camming Device - SLCD. Türkçe literatürde yaylı sıkıştıraç olarak da geçen, ülkemizde en çok friend marka ismi ile bilinen emniyet aletleri