TARİHTE BUGÜN:

 

Dişçiden dönüşte araba kullanıyordum ve dişetlerim novokain doluydu. Hatırlayabildiğim kadarıyla bu hayatımın hikayesi olmuştu. Sayamayacağım kadar çok seyahat. Bu diş Colorado’da devasa American Lifesaver naneli şekeri ısırdığımda gitmişti, - Denver'da yapılması gerekenler listesinde. Şimdi dişin kalan küçük parçasının üzerinde bir kaplama takılı, başka bir yapay parçam, hissedemeyen ama bir şekilde gurur duyduğum ölü bir parça. Tüm dağcıların kötü dişleri vardır, en azından iyi olanların.

Bu sabah dağlarda kar var. Bu, sonbaharın ilk karı ve yazı boğarak öldürdü. Yağış habercisi bulutlar vadide nöbet tutuyor. Dün evin yakınında yağmurdan korunaklı bir yerde tırmanıyordum. Bağımlıyım, bu yüzden tekrar dışarı çıkmalıyım. Eğer antrenman yapıyorsam, sahne almak zorundayım. Dün akşam tırmanış duvarındaydım, büyük pandüller yiyordum ve Larissa'yla konuşmak için elimde espresso ile oyalanıyordum. Larissa, orada çalışan güzellik timsali ve daha önce saklı İsviçre kayalarında birlikte spor tırmanış yaptığım kişi. Bu haftasonu Adam ve ben Breithorn kuzey yüzüne tırmanmak için ve Matterhorn’un şartlarına bir göz atmak için Alplere gidiyoruz. Bivakta iki adam ama umarım iyi kahve olacak ve bu defa eldivenlerimi götürmeyi hatırlayacağım. Ekimde Mallorca’ya gidecek ve rahatlayacağım. Anılarımı yazmak için iyi bir zaman olabilir, veya kendi hayaletlerimle kan anlaşması yapmak ve Alplerin tüm klasik kuzey duvarlarını tırmanmak için. Korkuyorum ama aynı zamanda heyecanlıyım da. Kendi deneyimlerimin tutsağıyım ve belli zincirleri kırmak istiyorum. Biri bana bir mektup yazmıştı, şöyle diyordu, korkunun içinden akıp başka bir yere gitmesine izin vermelisin ve herşeyin nihayetinde bir olduğunu farketmelisin.

Brandler-Hasse’yi tırmandıktan bir gün sonra Innsbruck’tan trene bindim ve Klagenfurt’dan güzel bir kızla tanıştım. Dolomitler'den çıkmayı nasıl başardığımı bilmiyorum çünkü fena halde akşamdan kalmaydım. Astrid bir piton ve tarantula ile ile fotoğraflar için poz vermenin ve kafanı bir aslanın çenesinin içine koymanın nasıl hissettirdiğini açıkladı. Anlattıkları kulağa kafatasımın içinde savaşan orduların çarpışmasından çok daha iyi hissettirecekmiş gibi geldi.

Misurina – bir gece önce. Sıcak pizzacıda Simone’nin tüm arkadaş çetesiyle eğlenirken bize tepsilerce grappa getirmeye devam ettiler. Tre Cime'nin yalnızca bir günlük partizanları. Herkes ayakta zor duruyordu, garson genç bir Katolikti. Simone masada sızdı, uyandı, iki shot daha içtik, sınırı geçtiğimizi anladık, korku dolu gözlerle sırıttık, sonra da Auronzo’daki evimize döndük. Madonna. Beni emniyete al. Bir geyik kafasının altında kolumu köpek yalarken uyandım. Pastanede bir kola ve kruvasan ve biraz daha iyiydik ama görece zayıf. Dobbiaco'da dolgun bir döneri almayı başarmıştım ve her şey biraz yerine oturdu, uzun geri dönüş yolculuğu sırasında tırmanışın verdiği tatlı, parlak hafiflik hissi, bu muhteşem şey sıradan hayatla tekrar bir araya gelmeye başlıyor ve zihnindeki silik ağrılar kafesten salıverilmeyi istiyorlar.

Simone, uzun ve korkutucu bir rota boyunca birlikte olmayı dileyebileceğim en iyi yoldaşlardan biridir. Onu hiç telaşlı görmemiştim, sadece zorluklar arttıkça eğlenirdi. Marmolada’da, Tempi Moderni’de, berbat bir slabin ortasında çantasını yarıya kadar nasıl çıkardığını hatırlamıştık- Bunu unutmuştum, tırmanışın daha iyi detayları tırmanış partnerinizle tekrar bir araya geldiğinizde ortaya çıkıyor ve zaman geriye doğru eriyor. Bir güney yüzü ve bir kuzey yüzü – tırmanış partnerliğimiz eğlenmek üzerine gelişti ve tehlikeli durumumuzu gözardı ediyordu. Soğuk, küçük tutamaklı bir traverste patlamıştım ve boşlukta sallanıyordum, paslı bir sikkede asılıyken iki yüz metrelik hava boşluğu beni çarşağa doğru çekiyordu. Fakat istasyona gülümseyerek ve düşüşümle gurur duyarak ulaştım ve buna sadece güldük. Simone'un hiçbir zaman düştüğünü sanmıyorum, bir atı bile sersemletmeye yetecek kadar grappa'dan sonra bile. Eski sikkeler ve hain negatiflerden süzülen su sızıntıları bile onun rotada akmasını yarıda kesmemişti ve espri anlayışını azaltmamıştı.

Fırtına tam patlarken zirveye ulaşmıştık. Son ip boyuna başlarken ilk şimşekleri gördüm ve sadece üç dakika içinde fırtına patlayıp yağmur başladığında kaya bandının üzerindeydim.

Lanet olsun! Lanet olsun! Sakin ol. Şimdi her yerdeydi ya böyle çok daha iyiydi. Böyleyken daha kolay, beklemeye gerçekten dayanamıyorum, sanki seyrek havanı içine itilmek gibi ve Mont Blanc'in yükseklerinde çelik halatın ucunda dönüyor olmak, Joe Simpson'ı düşünmemi sağlayan ünlü kaza, ama kendi etradında dönüyor olmak ve ufak kurtarma helikopterine vinçle çekilmek, bir nevi eğlenceliydi. Ancak, yıldırımdan ve habercisi gökgürültüsünden nefret ederim.

Sırt çantasına metalleri koyma meselesiydi (ne fark edecekse), inişi batırma ve çarşakta aşağıya doğru babaları takip ederek alçal. Sonunda gevşek çarşaklı kulvara ulaşmıştık, ve bu kadardı. Dakikalar içinde dağ evindeydik ve biralarımız elimize verilmişti, etrafımız gülümsemelerle çevriliydi çünkü fethetmiştik ve kazasız belasız atlatmıştık. İç ferahlığı çok güçlü bir duygu; bütün eski kız arkadaşlarına mesaj at ve onları sevdiğini söyle diyen.

Hayatının en kötü yılını gördüğünü düşündüğünde fakat kimse ölmemişse o kadar da kötü olmadığını anlıyorsun, sadece modern dünyada biraz yumuşamışsın. En kötü düşmanın yine kendinsin.

Bu yüzden kendi üzerimde çalışmaya başladım ve tekrar iyileştim. Bir ay önce, bir Cumartesi akşamı bir kupa çay içiyordum ve her şey yolundaydı. Gelen mesajlarıma göz attım ve Hakan'ın Kırgızistan'da hayatını kaybettiği haberiyle dünyam başıma yıkıldı. Hakan, tüm Anadolu kadar büyük bir kalbi olan sevgili arkadaşım. Anadolu’ yu derinden seviyorum ve biliyorum ki o da beni seviyor. Hakan’ ı çok sevmiştim ve şimdi o Anadolu'nun ruhuna ait.

Khan Tengri zirvesinin inişinde hayatını kaybetti, sevdiği şeyi yapan ve bunu sevdikleriyle paylaşan cesur adam - bencil olmayan, dürüst ve mütevazi. Devasa bir kalabalığın ortasında tabutuna omuz verdim ve üzerine toprak attım, mezarı tıpkı Ramazan'da kaya tırmanışına giderken karpuz götürdüğümüz tepeler gibi çorak, kayalık tepelerle çevriliydi. Beklenmedik ölümü yürek parçalayıcıydı ve hepimiz teselli edilemez durumdaydık. Kulüpten arkadaşlarım binanın gölgesinde çökmüş, daha yeni bir felakete uğramış bir askeri birlik gibi görünüyordu. Ve bu doğruydu. Ancak üç gün sonra aramızdaki yoldaşlık bağı, sevgi ve nezaket bizi umutsuzluğun çukurundan kurtardı. Eve döndüğümde tabutun omuzumda bıraktığı iz neredeyse tamamen iyileşmişti.

Erkekler, kadınlar, ölüm ve yaşam. Ve zirveler, bir sürü zirve. Zirveler çekici ve eğlenceli, onlar olmadan hiçbir şeyin anlamı ve önemi yok. Diğer insanları sevmeyi ve kendine karşı nazik olmayı öğrenmek zaman alıyor. Hakan hayatını kaybetti, ve bu yüzden biz kalanlar için hayatlarımız öncekinden daha önce hiç olmadığı kadar yaşamaya değer. Şimdi hayatta kalan arkadaşlarımı cesaretlendirmek için tırmanıyorum. Onun ölümü ve bizim halen yaşadığımız hayatlarımız sayesinde, tırmanışım zenginleşiyor. Ders çıkarma hala hayati önem taşıyor ve ben bu dersleri dikkatle takip ediyorum. Tüm söyleyebileceklerim bu kadar.

Yazan: John Carney

İletişim: john nokta c nokta carney76 et gmail nokta com