tırmanış.org

tırmanıcıdan tırmanıcıya...

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Anı

Kartepe Dağ Tırmanış Koşusu

Cuma, 19 Şubat 2010 | Haldun Aydıngün

article thumbnail“…Aşağıdan yukarı Kartepe’yi koşmak 17 km + 1300 metreye geliyordu. Sanki ilk aşamada yapabileceğim bir işe benziyordu…” Haldun Aydıngün 27 Aralık 2009’da Kocaeli Kartepe’de gerçekleştirdiği bir dağ tırmanış koşusu anısını ve bu sporla ilgili önemli bulgularını bizlerle paylaşıyor. Beğeninize sunuyoruz.+ devam

Fransa Autrans Dağ Filmleri Festivali-2009

Perşembe, 11 Şubat 2010 | Mustafa Yeşildal

article thumbnailMustafa Yeşildal, 2009 Aralık ayında Clup Alpin Française'nin davetlisi ve konuşmacı olarak katıldığı Fransa Autrans Dağ Filmleri Festivali ile ilgili izlenimlerini bizimle paylaşıyor. Mustafa dışında, Türkiye'den Dağ Filmleri Festivali koordinatorü Murat Yılmaz ve fotoğraf duayeni, dağcı Ersin Alok'un da katıldığı festivalin bu yıl 26.sı gerçekleştirildi.+ devam

Aladağlar Cıngıllıbeşik Kuzey Yüzü İlk Kış Çıkışı

Perşembe, 28 Ocak 2010 | Nurettin Özcan

article thumbnailNurettin Özcan, İbrahim Akçay ve Yenal Ege, geçtiğimiz ay, 26-27 Aralık 2009’da, Aladağlar'da bulunan Cıngıllıbeşik Kuzey Yüzünün ilk kış çıkışını gerçekleştirdiler. Tırmandıkları rota aynı zamanda muhtemel yeni bir rota hattı. Bu tırmanışın hikayesini Nurettin Özcan’ın kaleminden yayınlıyoruz.+ devam

Abdal Musa Dağı'nda Tarihe Yolculuk

Cuma, 09 Ekim 2009 | Hakan Yalçın

article thumbnail“Büyüklerimin 1. Dünya savaşında sığınağı olan bu dağların benim için özel bir yeri var. ”Hakan Yalçın yine çok güzel bir gezi yazısı sunuyor bizlere. Birinci Dünya savaşına dayanan oldukça ilginç bir hikayeye sahip olan Gavur Dağları’na uzanan yolculuğundan bahsediyor. Üstelik muhteşem fotoğraflarıyla birlikte.+ devam

İlk Gece

Cumartesi, 07 Şubat 2009 | Burak Özdoğan

article thumbnail"(...) Her zamanki o köşeyi döndüğümde, telden kafesin içinde duvar gözüküverdi. Tutamaklar, rengârenk ve çeşitli şekillerde… 'İşte olm! Aşiyan burası!' deyiverdim içimden. İçeri girdim, kimse yoktu. Çantamı yere koydum. Gözüme bir şey takıldı birden bire:(...)" Burak Özdoğan, 1999 senesinin Aralık ayında kaleme aldığı bu yazıda, tırmanışa yoğun bir tutkuyla bağşı olduğu o tarihlerde yaşadığı bir 'ilk gece'yi sizlerle paylaşıyor.+ devam

Çeviriler

Dan Osman'a Övgü

Çarşamba, 22 Nisan 2009 | Nathalie Marchal (Türkçesi: Pınar Kavak)

article thumbnail“…Onu motive eden şey neydi? Bu sadece adrenalin arzusu muydu, yoksa bir çeşit korkularıyla yüzleşme isteği mi?...” Nathalie Marchal, hızlı serbest-solo çıkışları ve kontrollü serbest düşüşleri üzerine birçok videosunu izlediğimiz Dan Osman hakkında hazırladığı makalesini bizlerle paylaşıyor.+ devam

Mekanik Avantaj

Salı, 16 Aralık 2008 | John Middendorf (Türkçesi: Aykut Türem)

article thumbnailÜnlü ABD'li uzun duvar tırmanıcısı John Middendorf'un dağcılık ve tırmanışın tarihsel gelişimini, tırmanış malzemeleri ve teknikleri gelişimi çerçevesinden ele aldığı makalesi Mekanik Avantajı (Mechanical Advantage) John Middendorf'un kişisel izni ile Türkçe çevirisiyle yayınlıyoruz.+ devam

Eiger'de Ölüm (Türkçesi: Pınar Kavak)

Çarşamba, 24 Eylül 2008 | Frank Grant

article thumbnail"Onbeş dakika sonra su gibi terlemeye başladım, boynumdaki saçlar karıncalanıyordu. Birşeyler doğru değildi bu yüzden hızlıca geri çekildim. Ama yerin kucaklayıcı güvenliğine ulaşmadan önce yukardan gelen ıslık gibi tuhaf bir ses duydum ve zerre düşünmeden yukarı baktım. " İngiliz solo tırmanıcı Frank Grant, Kasım 2008'de piyasaya çıkacak otobiyografisindeki "Eiger'de Ölüm" isimli bölümü şimdiden tirmanis.org okurlarıyla paylaşıyor. Frank'ın Eiger'e solo tırmanan ilk İngiliz olma hayaliyle başlayan Eiger serüvenini Pınar Kavak'ın çevirisiyle beğeninize sunuyoruz.+ devam

Öyküler

Düşen Adamın Sırrı - Öykü

Çarşamba, 02 Eylül 2009 | Burak Özdoğan

article thumbnail16 yıl evvel yaşanmış çok ciddi bir kaza... Ve bu kazanın hayat verdiği bir öykü... Kurmaca bir metin yazmayalı çok zaman olmuştu. Başladığım hiçbir çalışmanın sonunu getiremiyordum. Dört sene boyunca beğenmeyip yarım bıraktığım bir dolu yazınsal girişim, kağıt-kalem sevdamı hoyratça yerden yerde vurdu durdu. 'Yoksa hakikaten bıraksam mı' bu hevesin peşini diye kendimi döve döve sorgularken, 2008 Eylül'ünde, bir kaza raporu kaleme almak için masama oturdum.+ devam

Nane İle Başlayan Bir Parmakkaya Öyküsü

Salı, 04 Kasım 2008 | burakozdogan

article thumbnailBundan tam 16 yıl önce, HÜDDSK’ten döt kişilik bir ekip, Parmakkaya’nın ilk çıkışını gerçekleştirmek hayali ile bilinmeyen bir sona doğru yola koyuldu. Okuyacağınız yazı, bu maceraperestlerin hiç beklenmedik bir sürpriz ile biten öyküsünü anlatırken bir taraftan da 1980’li yıllardaki ülkemiz dağcılığına ilişkin küçük çapta da olsa bir kesit sunmayı hedeflemektedir sizlere.+ devam


Warning: getimagesize(images/stories/rop_USUC_AlperSesli00.jpg) [function.getimagesize]: failed to open stream: No such file or directory in /mounted-storage/home112b/sub005/sc60779-CCKJ/tirmanis.org/plugins/content/contentoptimizer.php on line 189

Warning: filesize() [function.filesize]: stat failed for images/stories/rop_USUC_AlperSesli00.jpg in /mounted-storage/home112b/sub005/sc60779-CCKJ/tirmanis.org/plugins/content/contentoptimizer.php on line 196

Üç Soru Üç Cevap - Alper Sesli

e-PostaYazdırPDF

Alper Sesli; Türkiye dağcılık tarihinde hayata geçirilmiş ilk sponsor takviyeli tırmanışlardan kimilerine belki de imza atan öncü isimlerden biri. On iki yıl içerisinde yurt içi ve yurt dışında 300'e yakın zirve yapmış. Çok sevdiği doğa sporlarını bugün kurucusu olduğu şirket sayesinde işi haline getirmeyi başarabilmiş. İşinin doğası gereği pek çok büyük şirketle çalışma ve bu şirketlerin üst düzey yöneticilerini yakından tanıma fırsatı bulmuş biri olan Alper Sesli'ye tirmanis.org olarak "dağcılıkta sponsorluk" üzerine üç soru sorduk, üç yanıt aldık.

rop_USUC_AlperSesli01.jpg 1967 doğumlu Alper Sesli, dağcılığa 1986 yılında, Yıldız Teknik Üniversitesi Dağcılık Kulübü’nde başladı. Takip eden on iki yılda yani 1998 e kadar geçen süre içerisinde yurt içi ve yurt dışında 300’e yakın 3,000 metre üzeri zirve yaptı. Bunlardan yaklaşık 80 tanesi yeni rotaydı. Gerçekleştirdiği bu tırmanışlar Alper’i “ilk çıkış,” “ilk Türk” vb. unvanlarla tanıştırdı.

Türkiye dağcılık tarihinde sponsor takviyeli hayata geçirilen ilk tırmanışlardan bazılarını da Alper Sesli’nin gerçekleştirmiş olması da pek olası. Alper’in verdiği listeye göre bu tırmanışlar şöyle:








Siyasi Avrupa’nın ve Avrupa Alplerinin en yüksek zirvesi olan Mont Blanc’da ilk Türk Traversi (Mont blanc dut acul, Mont Maudit ve Mont Blanc) - Mont Blanc doğu rotası İlk Türk tırmanış gibi projeleri ROCHE ilaç firmasının Supradyn isimli bir ürünü için kotardık. Çeşitli performans testlerini ve kan örnekleri üzerine çalışmaları da kapsayan bilimsel çerçevede bir spornsorluk idi. 1993’de yapıldı. Doktorlara özel yayınlanan bir dergide bu bilimsel çalışma rapor olarak yayınlandı. Sabah gazetesinde de yazı dizisi olarak okurlarla buşulştu.

Kilimanjaro (5895 metre) – Afrika Kıtasının en yüksek zirvesi. 1995’de, AKSİGORTA ile Risk Yönetimi Ve Riske Karşın Başarı başlıklı bir proje çalışıldı. atv’de ve sabah gazetesinde belgesel ve yazı dizisi oldu.

• Çocuklara dağcılık sporu için özel bir proje gerçekleştirildi. “ALPER ABİ ALP’LERDE” başlıklı bu proje, Milka ile yaptı. Etkinliğin içeriği, markanın “Hammaddesi Alp’lerden Gelen Süt” şeklindeki söylemine de uygun düşüyordu. 17 günde 12 adet 4.000 lik zirve çıkıldı. Takiben, İtalya, İsviçre ve Fransa Alplerinde toplam 19 adet 4.000 metrelik tırmanış tamamlandı. Dört adet donmuş şelale rotası, 17 kaya duvarı ve 13 adet miks alpin rota, 80 güne yayılmış bir proje kapsamında gerçekleştirildi. Ardından okullarda Milka desteğinde slayt gösterileri yapıldı; 22.000 öğrenciye ulaşıldı. atv’de bir belgesel yaptı. İlgili belgesel, 55 ilin yerel kanallarında yayınlandı.

Dağcılık haricinde pek çok başka spora da ilgi duyan Alper Sesli’nin yoğunlaştığı konulardan biri de “arama-kurtarma” idi. AKUT Arama Kurtarma Derneği’nin kurucu üyelerinden olan Alper Sesli, bu alandaki bilgi ve tecrübelerini zaman zaman bağımsız olarak zaman zaman da gönüllü kuruluşlarla paylaşarak eyleme dönüştürdü. Alper uzunca bir süredir de “Türkiye’de Ölümle Sonuçlanan Dağ Kazaları” kapsamında bir veri tabanı oluşturuyor. Bu çalışmasından yola çıkarak, genç dağcılara, yaşanılmış bu üzücü olaylardan ders almaları için her yıl YTUDAK çatısı altında bir sunum gerçekleştiriyor.

Alper Sesli, 1994 yılında, o zamana kadar daha ziyade hobi kıvamında süregelen tüm bu çalışmalarını profesyonel yaşama taşımaya karar verdi; Alper Sesli ve Oral Ülkümen, D.S.M Doğa Sporları Merkezi’ni kurdular. Şirket doğa sporları eğitimiyle başladığı faaliyetlerine zaman içerisinde bungee jumping gibi ekstrem (uç) hizmetlerin yanında, yaşayarak öğrenme temelli açık hava eğitimleri veren, motivasyon etkinlikleri düzenleyen, büyük şirketlere çok geniş bir yelpazeye yayılı özel organizasyonlar gerçekleştiren, dünyanın pek çok yerine turlar götüren bir yapıya kavuştu.
Alper Sesli, bugün “dsm group” olarak anılan şirketin kurucusu olarak iş yaşamını sürdürmekte. Aynı zamanda, dünyalar tatlısı iki erkek çocuklu bir çekirdek ailenin de, aile babası.

Tirmanis.org olarak Alper Sesli’ye üç soru sorduk, üç yanıt aldık.
Kendisine bizleri kırmayarak sorularımızı yanıtladığı için teşekkür ederiz.


1. Sevgili Alper, sen ülkemizde ilk sponsor destekli tırmanış gerçekleştirenlerden birisin. Ülkemizde olduğu kadar yurt dışında da pek çok tırmanış yapma fırsatı yaratmışsın kendine. Şimdilerde ise başarılı bir işletmeci olarak is yaşamını sürdürüyorsun. D.S.M Doğa Sporları Merkezi adı altında başlayan oluşum bugün “dsm group” olarak hizmet sektöründe görmezden gelinemeyecek kadar önemli bir yer edinmiş durumda. İçinde bulunduğunuz iş kolu sana bugün ülkemizdeki pek çok büyük firma ile çalışma ve bu şirketlerin önemli pozisyonlarındaki pek çok yönetici ile tanışma fırsatı tanıyor. Bu tecrübelerine dayanarak sponsorluk konusuna baktığında, “Büyük ve güçlü şirketler kime ve neden sponsorluk verir?” sorusuna ne yanıt verirsin?

Burak Teşekkürler. Sponsorluk ilişkileri dünya genelinde menajerlik, danışmanlık ve sponsorluk yönetim firmaları üzerinden yürümekte. Bunun dışında düşük yüzdede sporcunun firma ile direk iletişimi mevcut. Sponsorluk ilişkileri ülkemizde ise söz konusu firmaların azlığı ve kurumsal güçlerinin beklentileri karşılamayacak düzeyde olmasından dolayı (Bu, firmaların değil, ülke ekonomisinin ölçeği ile ilintili.) tam tersi olarak sporcu ve firma ya da sporcu ve PR (Public Relations – Halkla İlişkiler ) ajanslarının doğrudan kurduğu iletişim üzerinden yürümekte. Bu bağlamda sponsorluk ve Türkiye konusunu şöyle masaya yatırmak gerekiyor:

Sporcu Kalitesi:
Dünya üzerinde sporcuların birçoğu, yerküreyi ilgilendiren, bir kamuoyu büyüklüğü oluşturan, doğal olarak markanın tüketici ile iletişimini ve tüketicinin markaya olan aidiyetini güçlendiren projelere imza atmakta. Konuya buradan baktığınızda artık birçok yabancı sporcunun sponsoru, genelde sektörel firmalardan oluşmakta. Sektör, ilk büyüme yıllarında finans, teknoloji vb. sektörleri de dâhil edebilmekteydi.
Bu altı çizilmiş durumun bütünü ise, bir etkinlik yönetimi veya sponsorluk yönetimi veya direkt pazarlama olarak algılanmalı. Bunların doğal sonucu olarak da sporcu ve proje kalitesi bir anda çok önem kazanmakta; yoksa proje satmak mümkün değil. Son olimpiyatlarda ülkemizin edindiği tecrübe de bunu gösterdi: Devşirme sporcularımız başarılarını devam ettirebilirken yerli sporcularımız bizlere hayal kırıklığı yaşattı. Proje ne idi? Olimpiyat. Peki, ama nesi eksik kaldı? “Kaliteli Sporcu.” Bu yüzden tüm genç arkadaşlarıma şunu tavsiye ediyorum: ”Projeleriniz ulusal bağlamda bile ses getirecek düzeyde olmalı ve siz de bu projenin arkasını dolduracak düzeyde-projeyi omuzlayacak güçte- bir sporcu olmalısınız.”


Proje Kalitesi:
Eğer medya desteği yaratacak seste bir projeniz yoksa!
Eğer kitlelerin seyredeceği bir projeniz yoksa!
Eğer projenizin, sponsor ile sponsorun ürünlerinin tüketicileriyle ilişkisi ve etkileşimi yoksa!
Ve eğer sponsorluk ile ilgili yukarıda anlattığım ekstra özel durumlar da yoksa “sponsorluk” çok zor alınabilir.
Medya ne ile ilgilenir?
İlk Türk, İlk Türkiye Ulusal, İlk insan, İlk kadın, İlk erkek vb. her başlık ilgi çekicidir, medyanın ilgilisi uyandırır. Bir de Ölümler.

Peki, sponsor firma ne ile ilgilenir, neyi sorgular? “Proje benimle uyuyor mu?“ “Destek olup para harcadığımda sonuçları ne olacak?” “Projeyi duyurmak için projenin yapım maliyeti dışında ne kadar harcayacağım?” “Markama ne katacak?” “Bana sıcak satış desteği yaratacak mı?”

Bunlar için kuru kuruya hazırlanmış, içinde CV (özgeçmiş) olan ve “şunları bunları yaptım” anlatımına dayanan projeler, 21. Yüzyılın pazarlamasında artık yer bulmuyor.

Şimdi, bu ön açıklamaların ardından şöyle toparlayalım konuyu: “İyi proje” ve “iyi sporcu.”
Ayrıca bu ikilinin tüketici ile nasıl iletişim kuracağının pazarlama çalışması kurumlar için kayıtsız şartsız önemli.

Bunun dışındaki projeler ise yetkili yöneticinin o spora olan aşkı, sempatisi ya da şansa oluşan proje destekleri ile gerçekleşebilir.


2. Sence sponsorluk almayı basarmış tırmanıcıların işin ahlaki boyutları açısından dikkat etmeleri gereken noktalar var mı?

rop_USUC_AlperSesli03.jpgAhlaki boyut tartışılır ve de her daim her dünya görüşüne göre farklı anlamlar içeren bir başlık. Sporcu şunu sormalı: Ne vaat ettim sponsora? Ne yaptım? Bunlar tamam ise bir problem yok. Fakat doğa sporlarında bu iş masa başındaki gibi kolay değil. Sporcu üzerinde zaten birçok risk var ve bunlara ek olarak birde beklentilerin ve finansın verdiği ek yük mevcut.
Eğer olmayacaksa olmamalı, yaşamı riske etmek üzerine kurulu sponsorluklarda bu iş “risk ticareti” olarak düşünülmeli ve sporcunun bir şeyleri gerçekleştiremeden dönse bile neden gerçekleştiremediği daha önce çok iyi ifade edilmeli sponsora. Yoksa ticaret bu konuda acımasız olabilir ve etik değerler yanılabilir.







3. Dağcılığın “modasının geçtiğine” katılıyor musun? Dağcılığın günümüzdeki popülaritesini göz önünde bulundurduğunda sponsor arayışı içindeki tırmanıcılarımızın bu taleplerini nasıl şekillendirmeleri ve sunmaları yerinde olur?

İlk soruda belirttiğim üzere dünya’da artık sponsor firmalar, güçlenen sektör markaları durumunda. Bunların fabrika sporcuları ya da ekipleri yani markaya mal edilen isimler. Bu yüzden dünya’da artık çok iyi olmak ve çok iyi işler yapmak lazım. Fakat Türkiye’de bu iş daha kolay çünkü dünyada yapılmış birçok şey bizde henüz yapılmadı. Bu büyük avantaj. Bence Türkiye’de yaşayan her sporcumuz için kapılar açık.

rop_USUC_AlperSesli00.jpg

 

 

LAST_UPDATED2 

+ Yazarın diğer yazıları :

Deneme

ÇÜDAK VIII. Kısa Kaya Tırmanış Yarışması ÇÜDAK ARENA

Pazartesi, 01 Haziran 2009 | Mümin Karabaş

article thumbnail16-17 Mayıs tarihlerinde ÇÜDAK VIII. kısa kaya tırmanış yarışması Adana Çukurova Üniversitesi’nde düzenlendi. Yarışmaya emek verenlerden Mümin Karabaş yarışma öncesinde, yarışma sırasında ve sonrasında yaşananları, neler hissettiğini bizlerle paylaşıyor. Yazısının bitiminde yarışma fotoğraflarının yer aldığı bir de albüm sunuyor.+ devam

Alpin Kulüp Türkiye Mümkün mü?

Pazartesi, 23 Şubat 2009 | Ahmet Köksal

article thumbnailAhmet Köksal’ın Alpin Kulüp Türkiye fikri üzerine daha önce Ytudak E-Posta Listesi'nde de paylaştığı düşüncelerini kişisel izni ile tek bir yazı olarak derleyip sizlere sunuyoruz.+ devam

Modası Geçen Dağcılık

Perşembe, 11 Eylül 2008 | Haldun Aydıngün

article thumbnailEğer Paris CDG havalimanında dağcılık dergisi artık satılmıyorsa bunun önemli bir anlamı olmalıydı. Bence artık dağcılık dünya gündeminde gittikçe marjinalleşmeye başlamıştı. Bu durumun da geri dönüşü olmayacak gibiydi." Haldun Aydıngün, ülkemizdeki dağcı sayısının neden hâlâ arzu edilen niceliğe ulaşmadığını irdeleyerek soruyor: "Ne oldu, biz Türkiye’de bir şeyleri yanlış mı yaptık?"+ devam

Röportaj

Heinz Mariacher - Usta ile Söyleştik

Salı, 27 Temmuz 2010 | Aykut Türem

article thumbnail“Bana göre dağcılık, kurallar ve yasaklarla dolu bir toplum içindeki son büyük maceradır.” Bu sözlerin sahibi, Tirollü (Avusturya) efsane serbest tırmanıcı Heinz Mariacher’le bir röportaj gerçekleştirdik. Özellikle 80’lerde Avrupa serbest tırmanışının sınırlarını ötelemiş, standartlarını belirlemiş bir isim olan Heinz Mariacher usanmadan tüm sorularımızı cevapladı. Kendisine sonsuz teşekkür ediyor ve beğeniyle okumanızı diliyoruz.+ devam

Evren Karadağ ile Tırmanış Üzerine

Pazartesi, 08 Mart 2010 | Evren Karadağ

article thumbnailÜlkemizin sayılı bayan tırmanıcılardan birisi olan Evren Karadağ, geçtiğimiz Kasım ayında Bilecik Pelitözü'nde bulunan X derece zorluğundaki Venom rotasını tırmanarak ülkemizde bir bayan tırmanıcının ulaşabildiği en yüksek zorluk derecesinde çıtayı bir basamak daha öteledi. Bu vesile ile röportaja ikna edebildiğimiz Evren'e sadece Venom'u değil tırmanışla ilgili sormak istediğimiz birçok soruyu yönelttik. Bizi kırmayarak sorularımızı cevapladığı için kendisine teşekkür ediyoruz.+ devam

Üç Soru Üç Cevap - Serkan Küçük ve Tırmanış Fotoğrafçılığı

Cuma, 05 Mart 2010 | SerkanKucuk

article thumbnail2009 Aralık ayında, Antalya, Sivridağ eteklerindeki Sinema Perdesi adı verilen yüzeyde açılan Kozmik isimli rotanın ilk çıkış öyküsünü fotoğraflayan Serkan Küçük’e tırmanıcıları fotoğraflamak üzerine 3 soru sorduk, 3 yanıt aldık. Beğeninize sunuyoruz.+ devam

14 X 8000

Pazar, 11 Ekim 2009 | Tunç Fındık

article thumbnailSevgili Tunç Fındık devam eden 14 sekiz binlik projesi ile geçtiğimiz aylarda sonlandırdığı ve malesef olumsuz hava ve kar koşulları yüzünden zirve ile sonuçlanmayan K2, Gasherbrum I-II tırmanışları ile ilgili sorularımızı cevapladı. Kendisine çok teşekkür ediyor ve bu röportajı beğeninize sunuyoruz.+ devam

Efecan Uzattıkça

Çarşamba, 09 Eylül 2009 | Efecan Aytemiz

article thumbnailTırmanış özgeçmişinde bir dolu ilk çıkış ve yeni rota barındıran güçlü ve çok yönlü tırmanıcı Efecan Aytemiz ile bir ropörtaj gerçekleştirdik. Efecan ise bizleri kırmayarak en az tırmanışları kadar meşhur, o kendine has tarzı ile sorularımızı yanıtladı.+ devam

Makaleler

Yüksek Dağlarda Yapay Oksijen Kullanımı

Cumartesi, 03 Temmuz 2010 | Anıl Şarkoğlu

article thumbnailEverest Dağı’na tırmanabilme amacıyla ilk kez ortaya çıkan yüksek dağlarda yapay oksijen kullanımı günümüzde yüksek 8000’liklerde genellikle tercih ediliyor. Anıl Şarkoğlu yüksek dağlarda yapay oksijen kullanımının tarihi, gelişimi ve kullanılan oksijen sistemlerinin çeşitleri üzerine bir makale hazırladı. Ayrıca makalesini bu konuda tecrübeli olan Tunç Fındık ve Serhan Poçan’la yaptığı röportajlar ile zenginleştirdi. Beğeniyle okumanız dileğiyle…+ devam

Yaşam Zevki Olarak Tırmanmak

Salı, 18 Mayıs 2010 | Haldun Aydingun

article thumbnailİkisi de elli yaşın üstündeler. İşerini güçlerini bırakıyorlar, yaşadıkları şehirden bin beş yüz kilometre uzağa, Çek Cumhuriyeti'nin başkentine uçuyorlar. Geleneksel Prag maratonunu koşacaklar. 'Yol yorgunuyuz, ertesi gün 42 kilometre koşacağız' demiyorlar ve alışılmadık bir yapay tırmanış duvarının dibinde alıyorlar soluğu. + devam

7. İzmir Kaynaklar Kaya Tırmanış Şenliği

Pazar, 09 Mayıs 2010 | Onur Aykaç & Barış Özaydın

article thumbnailBu yıl 7. si düzenlenen Kaynaklar Kaya Tırmanış Şenliği yine tırmanışa ve eğlenceye doymadı. Doğasıyla, kahvaltısıyla, rotalarıyla, eğlencesi ve konserleriyle katılan herkeste tadı damağında kalmışlık hissi bırakan Kaynaklar Tırmanış Şenliği’ni Onur Aykaç ve Barış Özaydın’ın kaleminden dinliyoruz…+ devam

Tomaz Humar "Ne Yapıyorsan, Tutkuyla Yap"

Cuma, 09 Nisan 2010 | Eren Görenoğlu

article thumbnailTomaz Humar. (18 Şubat 1969-10 Kasım 2009) 1500’den fazla tırmanışı olan ve Altın Kazma ödülü de dâhil sayısız dağcılık ödülünün, birçok önemli çıkışın ve çok önemli solo tırmanışların sahibi Sloven dağcı. Tomaz’ı son solo çıkışı olan Langtang Lirung kuzey yüzünden inerken bir kaza sonrasında kaybettik. Eren Görenoğlu, Tomaz Humar’a, hayatına ve dağcılığına dair hazırladığı makalesini bizlerle paylaşıyor. Keyifle okumanız dileğiyle.+ devam

Kendi Rotanı Yap

Salı, 12 Ocak 2010 | Murat Kandi

article thumbnailÖzellikle tırmanışa yeni başlamış tırmanıcıların en büyük problemidir rota yaratmak. Genelde kendilerinden daha tecrübeli tırmanıcıların onlar için ürettiği rotaları tamamlamaya çalışırlar. Peki ya etrafta size rota verecek kimsecikler yoksa... Murat Kandi kaleme aldığı makalesinde, kendi kendinize rota yaratmanın inceliklerinden ve rota yaparken dikkat edilmesi gereken farklı etkenlerden bahsediyor. Beğeniyle okumanız dileğiyle.+ devam