tırmanış.org

tırmanıcıdan tırmanıcıya...

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Anı

Cuma, 19 Şubat 2010 | Haldun Aydıngün

article thumbnail “…Aşağıdan yukarı Kartepe’yi koşmak 17 km + 1300 metreye geliyordu. Sanki ilk aşamada yapabileceğim bir işe benziyordu…” Haldun Aydıngün 27 Aralık 2009’da Kocaeli Kartepe’de gerçekleştirdiği bir dağ tırmanış koşusu anısını ve bu sporla ilgili önemli bulgularını bizlerle paylaşıyor. Beğeninize sunuyoruz. + devam

Perşembe, 11 Şubat 2010 | Mustafa Yeşildal

article thumbnail Mustafa Yeşildal, 2009 Aralık ayında Clup Alpin Française'nin davetlisi ve konuşmacı olarak katıldığı Fransa Autrans Dağ Filmleri Festivali ile ilgili izlenimlerini bizimle paylaşıyor. Mustafa dışında, Türkiye'den Dağ Filmleri Festivali koordinatorü Murat Yılmaz ve fotoğraf duayeni, dağcı Ersin Alok'un da katıldığı festivalin bu yıl 26.sı gerçekleştirildi. + devam

Perşembe, 28 Ocak 2010 | Nurettin Özcan

article thumbnail Nurettin Özcan, İbrahim Akçay ve Yenal Ege, geçtiğimiz ay, 26-27 Aralık 2009’da, Aladağlar'da bulunan Cıngıllıbeşik Kuzey Yüzünün ilk kış çıkışını gerçekleştirdiler. Tırmandıkları rota aynı zamanda muhtemel yeni bir rota hattı. Bu tırmanışın hikayesini Nurettin Özcan’ın kaleminden yayınlıyoruz. + devam

Cuma, 09 Ekim 2009 | Hakan Yalçın

article thumbnail “Büyüklerimin 1. Dünya savaşında sığınağı olan bu dağların benim için özel bir yeri var. ”Hakan Yalçın yine çok güzel bir gezi yazısı sunuyor bizlere. Birinci Dünya savaşına dayanan oldukça ilginç bir hikayeye sahip olan Gavur Dağları’na uzanan yolculuğundan bahsediyor. Üstelik muhteşem fotoğraflarıyla birlikte. + devam

Cumartesi, 07 Şubat 2009 | Burak Özdoğan

article thumbnail "(...) Her zamanki o köşeyi döndüğümde, telden kafesin içinde duvar gözüküverdi. Tutamaklar, rengârenk ve çeşitli şekillerde… 'İşte olm! Aşiyan burası!' deyiverdim içimden. İçeri girdim, kimse yoktu. Çantamı yere koydum. Gözüme bir şey takıldı birden bire:(...)" Burak Özdoğan, 1999 senesinin Aralık ayında kaleme aldığı bu yazıda, tırmanışa yoğun bir tutkuyla bağşı olduğu o tarihlerde yaşadığı bir 'ilk gece'yi sizlerle paylaşıyor. + devam

Çeviriler

Çarşamba, 22 Nisan 2009 | Nathalie Marchal (Türkçesi: Pınar Kavak)

article thumbnail “…Onu motive eden şey neydi? Bu sadece adrenalin arzusu muydu, yoksa bir çeşit korkularıyla yüzleşme isteği mi?...” Nathalie Marchal, hızlı serbest-solo çıkışları ve kontrollü serbest düşüşleri üzerine birçok videosunu izlediğimiz Dan Osman hakkında hazırladığı makalesini bizlerle paylaşıyor. + devam

Salı, 16 Aralık 2008 | John Middendorf (Türkçesi: Aykut Türem)

article thumbnailÜnlü ABD'li uzun duvar tırmanıcısı John Middendorf'un dağcılık ve tırmanışın tarihsel gelişimini, tırmanış malzemeleri ve teknikleri gelişimi çerçevesinden ele aldığı makalesi Mekanik Avantajı (Mechanical Advantage) John Middendorf'un kişisel izni ile Türkçe çevirisiyle yayınlıyoruz. + devam

Öyküler

Perşembe, 24 Mart 2011 | Burak Özdoğan

article thumbnail Alüminyum merdivenlerle yapılan tırmanış denemelerinden sikke şangırtılarına, kişisel zaferlerin kucaklaşmalara dönüştüğü kutlamalardan ölümün kıyısına uzanan ürkütücü kazalara, başarısızlıkların umutsuzluğa sürüklediği karamsarlıklardan tehlikeli oyunlara kadar pek çok hikâyeye sahne olan bir rota: İLK KAN! Burak Özdoğan, Ballıkayalar’ın bir klasiği olan bu geleneksel hattın penceresinden bakıyor ve 1970-2011 arasındaki yaşanmışlıklardan seçtiği kesitleri öyküsel bir anlatımla beğenimize sunuyor; Haldun Aydıngün'ün ön sözüyle. + devam

Çarşamba, 02 Eylül 2009 | Burak Özdoğan

article thumbnail16 yıl evvel yaşanmış çok ciddi bir kaza... Ve bu kazanın hayat verdiği bir öykü... Kurmaca bir metin yazmayalı çok zaman olmuştu. Başladığım hiçbir çalışmanın sonunu getiremiyordum. Dört sene boyunca beğenmeyip yarım bıraktığım bir dolu yazınsal girişim, kağıt-kalem sevdamı hoyratça yerden yerde vurdu durdu. 'Yoksa hakikaten bıraksam mı' bu hevesin peşini diye kendimi döve döve sorgularken, 2008 Eylül'ünde, bir kaza raporu kaleme almak için masama oturdum. + devam

Salı, 04 Kasım 2008 | burakozdogan

article thumbnailBundan tam 16 yıl önce, HÜDDSK’ten döt kişilik bir ekip, Parmakkaya’nın ilk çıkışını gerçekleştirmek hayali ile bilinmeyen bir sona doğru yola koyuldu. Okuyacağınız yazı, bu maceraperestlerin hiç beklenmedik bir sürpriz ile biten öyküsünü anlatırken bir taraftan da 1980’li yıllardaki ülkemiz dağcılığına ilişkin küçük çapta da olsa bir kesit sunmayı hedeflemektedir sizlere. + devam

Serkan Ercan ile On-Sight Tırmanış Üzerine...

e-Posta Yazdır PDF

Kaya tırmanışı alanında gösterdiği pek çok başarısıyla ülkemizde öne çıkan isimlerden olan sevgili Serkan Ercan ile on-sight, yani ilk görüşte tırmanış üzerine bir röpartaj gerçekleştirdik. Beğeninize sunuyoruz.

 

 

Kaya tırmanışı alanında gösterdiği pek çok başarısıyla ülkemizde öne çıkan isimlerden olan sevgili Serkan Ercan ile on-sight, yani ilk görüşte tırmanış üzerine bir röportaj gerçekleştirdik. Beğeninize sunuyoruz.

 

 

rop_serkan_ercan00.jpg

 

Kaya tırmanışı alanında gösterdiği pek çok başarısıyla ülkemizde öne çıkan isimlerden olan sevgili Serkan Ercan ile

on-sight, yani ilk görüşte tırmanış üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.

Beğeninize sunuyoruz.

 

 

 

 

 

Elimi çantamın içine daldırdım, birbirine girmiş malzemelerin oluşturduğu şangır şungur topaktan bir parça perlon çekip çıkardım. Serkan’a uzattım. “Moruk, yanında bir perlon varsa ver de göstereyim,” demişti; bir hamlede elimden kaptı perlonu.

 

Beşiktaş’taydık. Gece inmişti epey evvel; tek tük insan vardı duraklarda. Tepemizde canlı cenaze gibi yanan sokak lambalarının o ölgün turuncu ışığı altında merakla seyrediyordum. Edelrid marka perlonumun iki ucu, Serkan’ın kemikli parmakları arasında kıvrıla katlana iri bir düğüme dönüşerek birleşti. Serkan, perlon halkayı sıkıca tuttu, tıpkı bir kement atarcasına savurdu,  otobüs durağının kirişine dolayıp bağladı. Bu haliyle, darağacında usul usul sallanan yağlı ilmeği çağrıştırıyordu bana. Boğazdan serin bir rüzgâr esiyordu; hem ıslak iyot kokusunu hem de yıpranmış perlonlara has o rutubetli, o naylonsu kokuyu ayırt edebiliyordum.

 

“Moruk! Dediğim gibi, tamamen psikolojik bir şey bu!”

 

Psikolojik mi? Hasssi...r oğlum(!) niteliğinde bir tebessüm belirdi yüzümde ya, Serkan bunu gördü mü o loş ışıkta, gücüne gitti mi, bilmiyorum. Sırtını döndü. Kolunu kaldırdı, elini dikkatlice halkanın içinden geçirdi, parmaklarını sımsıkı kapattı.

Sonra… Sonrası…

Gözlerime inanamadım!

Hayatımda ilk kez bir insanı, capcanlı, tek kolla barfiks çekerken izliyordum. Daha önce Amerikan menşeli magazinlerde okuduğum, videolarda gördüğüm, altı sık sık çizilen bu mühim becerinin, şimdi düpedüz bir arkadaşım tarafından icra edilişine tanık oluyordum. İçimde hem hayranlık hem de çocukça bir kıskançlık duyumsadım. O dönem, rüyalarıma bile girerdi çünkü: Tek kolla barfiks çektiğimi görürdüm, üstelik sanki bir tüy kalem kadar hafifmişçesine çekerdim, bir, iki, üç, dört…  Ama sabah olup da uyanınca, yalanım yok, ciddi ciddi hüzünlenirdim. Bırak barfiks çekmeyi, daha tek kolla kilitlenemiyordum bile barfiks barda! Ama Serkan…

 

“Moruk gel dene; sen de yapabilirsin. Dediğim gibi güçle alakası yok! Tamamen psikolojik bir olay.”

 

Serkan inatla bu işin kafada bittiğini iddia ediyordu. Beni, sırtıma vura vura, tıpkı gerdek odasına pısırık bir damat sokarcasına perlonun altına itekledi.

Harbiden psikolojik miydi yoksa bu iş?

Saftirik bir şekilde inanır gibi oldum, belki de inanmak istedim - şah olmayan bir tahtada, mat olur mu yahu?!-. “E haydi öyleyse!” dedim ve denedim.

Sonuç: Dört dörtlük bir ıkınma! Gerisi boş…

 

“Git işine be Serkan!”

 

Herhalde sene… Tam olarak hatırlamıyorum ama 2000’lerin başıydı. Ben o zamandan bu yana tek kolla barfiks çekmek adına bir ilerleme kaydedemedim. Ama Serkan, tırmanış adına hepimizi haklı olarak gururlandırması gereken türlü başarılara imza attı.

1996 senesinde başladığı kaya tırmanışına, gitgide artan bir ilgiyle daha da odaklanan Serkan, sonunda yaşamını tırmanış ekseninde döndüren bir sporcuya dönüştü. 2000-2002 yılları arasında Bulgaristan’da ve özellikle de 2003-2006 yılları arasında Almanya’da yaşadığı dönemlerde tırmanış performansını ciddi ölçüde geliştirdi. Dönemin önde gelen tırmanıcılarıyla birlikte tırmanma fırsatı elde etti.

Dünyanın pek çok bölgesinde tırmanma şansı yakalamış Serkan, hem ulusal hem de uluslararası tırmanış yarışmalarında da dikkate değer dereceler yakaladı. Milli oldu. Rota yapıcılığı konusuna da ilgi duyan Serkan, IFSC(International Federation of Sport Climbing)'den uluslararası rota yapıcılık belgesini ülkemize getiren ilk milli sporcumuz olmayı başardı. Kişisel internet sitesinden öğrendiğimize göre, tırmandığı en sert spor rota derecesi 8c+ zorluğundadır.

 

Serkan, halen Stockholm’de yaşamaktadır.

On-sight tırmanış, yani bir rotayı ilk görüşte, daha önce üzerinde herhangi bir tırmanış denemesi yapmadan, birisini bu rotayı tırmanırken izlemeden, birisinden bu rotanın püf noktalarına ilişkin hiçbir ipucu(beta) almadan ve herhangi bir düşüş ya da ipte dinleniş yaşamadan tırmanma eylemine verilen terim. Bildiğiniz gibi, bir kaya tırmanıcısının performansını sayısal olarak değerlendirilirken kullanılan ölçütlerden biri de bu tırmanıcının o güne kadar gerçekleştirdiği en zor on-sight tırmanışın derecesidir. Kaya tırmanış sporunun ilk gençliğinde, bu değerler günümüze nazaran oldukça aşağıdaydı elbette. 1995 senesinde Elie Chevieux’un 8b+ (X / X+) zorluğundaki Massey Fergusson rotasını on-sight çıkarak tırmanış dünyasını sallamasının üzerinden on iki yıl geçti. Bu zaman zarfında on-sight çıtası, iteklene iteklene 8c+ (XI) derecesine kadar taşındı. Halen, dünya üzerinde yapılmış en zor on-sight derecesi, Patxi Usobiaga’nın Bizi Euskara rotası çıkışına ait.

Ülkemizin on-sight kulvarında deneyim sahibi olduğuna inandığımız tırmanıcılarından biri olan Serkan Ercan ile on-sight tırmanış üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.

 

Kendisine içten yanıtları için teşekkür eder, beğeninize sunarız.

 

Serkan, sana en çok hangi tip tırmanış keyif veriyor? “Onsight” mı? “Red-Point” mi, neden?
Bugüne kadar tırmanışın her türünü sevdim, ikisinin de kendine özgün zorlukları var, bu nedenle ayrım yapmak benim perspektifimde yanlış olur.

 

Bir rotaya OS (On-Sight kısaltması olarak kullanılacaktır) girmeden önce rotayı nasıl incelersin, analiz edersin?
Elimden geldiği kadar hattı sağlıklı okumaya çalışırım, boltlama hamle ve klip dizilimi ile ilgili bir fikir verebilir bazen sizi yanılta da bilir.

 

OS girmeden evvel  yaptığın analizlerde özellikle hangi hususlara dikkat ediyorsun?
Nerede  nasıl tırmanmam gerektiği çok önemli. Her rotanın bir kompozisyonu var, bunu okumak sizin edebiyatınıza bağlı. Nerede seri, nerede cool down, nerede iradeli, nerede dinleniyor  (eğer varsa ) olmak, kompozisyona sizin performans eşiğiniz dahilinizdeki yorumlarınız, teknik ya da kombine... Tamamı sizin stil ve kapasitenize bağlı. Klip pozisyonları da tabii ki önemli, seri doğru klipler, yeri geldiğinde klip atlamak, stratejinin ufak ama faydalı kapsamları.

 

OS öncesindeki planlama sürecinde aşağıdan bakıldığında rotada net olarak seçilemeyen pasajlar için nasıl bir tutum belirliyorsun?
Kafada soru işareti her zaman vardır. Ben ilk olarak kafamdaki soru dolu alana yaklaşırken, bölgeyi irdelemeye tırmanışım anında başlarım. Yaklaştıkça da hamle dizilimi ile ilgili fikirler netleşir ve de zarları atarım.

 

Peki, gene OS öncesi birden fazla planın oluyor mu? Sürpriz durumlara karşı bir B planın olur mu mesela?
Sürpriz durumlara karşı en iyi plan o andaki serin kanlılığı bozmadan elinizdeki en pratik çözümü denemektir. Eğer aşağıdan tutamakları görerek yorumladığınız bir pasajda sorun yaşadıysanız orası ile ilgili gene aşağıda oluşturduğunuz ikinci planı mümkünse denemek en iyi şanstır, hamle geri almak tabii ki sorunun başına dönmek, ama eğer böyle bir şansınız yoksa limitleri zorlayıp farklı faturası pahalı bir çözüm deneyerek pasajı atlatmak bir şans olabilir, evdeki hesap her zaman çarşıya uymuyor.

 

Thumbnail

 

Sen pek çok yarışmaya katıldın, takdire değer başarılar elde ettin. Serkan, doğal kaya ile yapay duvarlarda yapılan OS tırmanışları hazırlık aşaması bakımından kıyaslayalım. Yarışmalarda deneyeceğin OS tırmanışlar için farklı bir planlama yapıyor musun? Öne çıkan farkları nelerdir?

Yarışmalardakı rotalar çok daha fiziksel eşiğe bağlı, seri ve doğru mekaniklerin birleşimini arzu eden rotalar, tabii ki belli bir çözüm gerektiriyor ama kayada olduğu gibi fazla beklemek zorunda kalmıyorsunuz, zaten rotalar size fazla bekleme imkanı tanımıyor.

 

Usta satranç oyuncuları oyun esnasında pek çok hamle ilerisini görebiliyorlar –üstelik hem kendileri hem de rakipleri açısından -. Sen OS tırmanışa başladığında, çıkışın herhangi bir anında bir sonraki hamle ya da hamleleri görmeye çabalıyor musun? Yoksa sadece o ana mı odaklanıyorsun?
Bu rotaların karakteri ile değişken olabilir. Limitimin altı bir rotada düşünebilecek bir küçük zaman dilimi tabii ki oluyor, böylece sonraki hamle dizilimini tasarlıyorum ama limitime yakın ya da limitimdeki bir rotayı denediğimde daha cok hamlelere tek tek konsantre olarak her pasajı sonrasını düşünmeden tamamlamaya çalışıyorum. Arada şalterleri kapamakta oldukça fayda var.

 

Tırmanış sırasında herhangi bir pasajda tıkandığında nasıl bir yol izliyorsun? Yaşadığın o zihinsel süreci anlatmayı deneyebilir misin?
Tabii ki şaşkın bir kedi gibi el ve ayaklarım için yerler arıyorum, derin nefes alıyorum ve de kuvvetli tuttuğum tutamaklarda biraz sakinleşerek hızlı bir plan yapmaya çalışıyorum. Tavsiyem tüm paranızı tek bir mağazada alışveriş yaparak harcamayın!

 

OS sırasında tırmanış süratini, temponu nasıl ayarlarsın?
Elimden geldigi kadar seri olmaya ve de bir o kadar da ekonomik tırmanmaya çalışırım. Ama tempo için nefes düzeni önemli bir unsur...

 

Hislerinin OS esnasındaki performansında sence ne kadar payı vardır? Sezgilerine güvenir misin?
Hisler sizin ne kadar tırmandığınızla orantılı olarak gelişebilir. Benim hislerim fena değildir, fakat insan zekası inanın sizi çok kolay kandırabilir, yani bazen duygularınız yerine çabuk zekanızı OS tırmanışlara kanalize etmelisiniz.

 

Eğer OS girdiğin rotayı açan kişiyi önceden tanıyorsan, bu kişinin başka rotalarında tırmanmışlığın varsa, onun stilini, tarzını göz önünde bulundurarak bir ipucu arayışına girdiğin olur mu?
Kesinlikle hayır. Eğer bu durum yapay duvarda olsaydı tabii ki mümkün ama kayada tutamak ve basamakların yerini rotayı boltlayan kişi senkronize edemediğinden böyle bir mantıkla enerjimi harcamam.

 

OS tırmanışta başarıyı en çok ne etkiler sana göre?
Doğru teknik , doğru ritim ve de fiziksel yeterlilikler…

rop_serkan_ercan01.jpg

 

Eğer meslek sırrı değilse vermek istediğin OS tiyoları var mı?
Sanırım sorduğun sorularda işin benim için geçerli tüm sırlarını, sırlarını demeyelim sırrı kalmadı, benim tam anlamı ile uygulamaya çalıştıklarımı açık ve net olarak paylaştım. Herkesin alışkanlıkları vardır bu alışkanlıklarınızı asla sizin için önemli olan tırmanışlardan önce değiştirmeyin.

 

Yanlışım varsa düzelt lütfen: bana kalırsa dünya genelinde düşünüldüğünde doğal kaya üzerindeki rotalarda gerçekleştirilen OS başarılar yapay duvardaki OS başarılara kıyasla çok daha makbul? Bunun nedeni nedir?
Yapay duvardaki rota bence oyundur ya da şakadır, geçicidir. Geçici olanla duygu paylaşılamaz, şöyle düşünün, “Abi 2 ay önce salonda pembe tutamaklardan bir 8c vardı , hani geçen hafta söktüler, onu OS acayip çıktım biraz kastı ama…” Böyle bir saçmalık var mı, yapay duvar fiziksel testlerin yapılabileceği ortamlar, doğal kayada ise işin ruhunu yaşamak en önemlisi.

 

On-sight ile Red-Point’i kıyaslayabilir misin? Senin için On-sight ne ifade ediyor, Red-point ne ifade ediyor?
OS tamamı ile sizin rotadaki hamle kombinasyonlarını doğru yorumlayarak en ekonomik şekilde istasyona varma çabası sarfettiğiniz harika bir oyun , artık puzzle mı dersin, sudoku mu bilemem. RP ise limitlerinizi deneyebildiğiniz vücudunuza fiziksel kapasitenizin imkanları dahilinde defalarca deneyerek öğretebildiğiniz  hamleler içeren rotaları tırmanabilme metodudur.

 

Dünyada yapılabilen en zor OS dereceleri sence nereye kadar gidecek?
Bunu kestirmek zor, dereceler değişken aynı kayanın yapısı ve fiziksel özelliklerimizin değişken olduğu gibi, bu nedenle bunu hiç sorgulamadım.

 

En zor OS çıtasını yukarıya taşıyacak olan ana etkenler bundan sonra neler olacak? Malzeme? Kullanılan destekleyici kimyasallar? Farklı antrenman stratejileri?
Farklı antrenman sistemleri, sporcu beslenme takviyeleri, tabii ki unsur olabilir bunlara biraz da doğru rota ve de biraz şans eklendi mi pasta hazır, malzeme asla...

 

Şu anda OS performans kapsamında değerlendirirsek senin favori tırmanıcıların kimler? "Bu adama dikkat edin" diyebileceğin tırmanıcılar var mı?
Patxi Usobiaga , Adam Ondra ve Chris Sharma şu anda en iyileri…

 

Türkiye'de bu konuda seni heyecanlandıran isimleri sayman mümkün mü? Stil olarak, performans olarak senin dikkatini çeken, izlemekten keyif aldığın?
Sanırım Doğan Palut’un kayadaki stilini seviyorum, tecrübesi ve Ballıkayalar’dan yadigar ayak tekniği bence görselliği arttırıyor. Bunun dışında şimdiye kadar etkilendiğim bir Türk tırmanıcı olmadı fakat yeni yetişen gençlerden dikkatimi çekenler ve de çok daha ileri seviyelere gelecekler var inanın merakla bekliyorum.

 

Thumbnail Dönüp de kendi tırmanış geçmişine baktığında, seni en çok etkileyen OS performansların hangileri? Unutamadıkların mesela...
Sanırım bir dolu OS tırmandım, kendim için çıtayı arttırdım. İnan kenara yazmaktan bıktığım için hatırlamam çok zor, ama İspanya’da uzun yıllar önce bir 9/7c tırmanmıştım, bir de Fransa’da  10-/10 yumuşak 8b, bunlar bu seviyedeki benim ilklerim yani mil taşları. Ama inan daha niceleri bana büyük mutluluklar yaşattı.

Sevgili Serkan, son olarak eklemek istediğin bir mesajın var mı?
Söylemek istediğim önemli birşey, tırmanış sporunun tuzu biberi olan dereceler, bence matrix filminde olduğu gibi hayal dünyasının ya da gerçeklerden uzak simlerin barındığı bir noktada yer almakta. Eğer gerçeklere ve gerçek tırmanışa yaklaşmak istiyorsanız biraz derecelerden uzaklaşın.
Sevgi dolu ve de sonsuz tırmanışla kalın...

Teşekkürler! Serkan Ercan hakkında daha fazla bilgi için bakınız: www.serkanercan.com

rop_serkan_ercan00.jpg

rop_serkan_ercan00.jpg

LAST_UPDATED2  

Deneme

Pazartesi, 07 Şubat 2011 | Haldun Aydıngün

article thumbnail 25 Ocak 2011’de, Gürcistan-Kazbek Dağı, Dragon’s Rocks Rotası Kış Tırmanışı’nda dönüş esnasında kaza geçiren Emre Kuruoğlu’nun ölüm haberi hepimizi çok üzdü. Dağcılıkla uğraşan herhangi bir kişinin başına gelebilecek bu olay hepimizi derin düşüncelere sevk etti. Haldun Aydıngün bu kazanın kendisine hissettirdiklerini ve düşüncelerini kaleme aldı. Bu vesileyle biz de Emre Kuruoğlu’na Allah’tan rahmet, ailesine ve tüm sevenlerine, aslında hepimize, başsağlığı diliyoruz. Bundan sonra bir daha bunu gibi acı bir kazanın yaşanmaması dileğiyle. + devam

Pazartesi, 01 Haziran 2009 | Mümin Karabaş

article thumbnail 16-17 Mayıs tarihlerinde ÇÜDAK VIII. kısa kaya tırmanış yarışması Adana Çukurova Üniversitesi’nde düzenlendi. Yarışmaya emek verenlerden Mümin Karabaş yarışma öncesinde, yarışma sırasında ve sonrasında yaşananları, neler hissettiğini bizlerle paylaşıyor. Yazısının bitiminde yarışma fotoğraflarının yer aldığı bir de albüm sunuyor. + devam

Pazartesi, 23 Şubat 2009 | Ahmet Köksal

article thumbnail Ahmet Köksal’ın Alpin Kulüp Türkiye fikri üzerine daha önce Ytudak E-Posta Listesi'nde de paylaştığı düşüncelerini kişisel izni ile tek bir yazı olarak derleyip sizlere sunuyoruz. + devam

Röportaj

Pazar, 19 Aralık 2010 | Ahu Alanya

article thumbnail Ahu Alanya iki yıldır katıldığı Belçika’daki kısa kaya yarışmalarıyla ilgili izlenimlerini bizlerle paylaşıyor. Üstelik geçtiğimiz yıl 2. bu yıl da 3. olduğu yarışmalarda ülkemizi güzel bir şekilde temsil etmiş bulunuyor. Ayrıca Ahu bu yazıyı Klimzaal Blok tırmanış salonunun sahibi Sepp ile yaptığı bir röportajla da süslüyor. Beğeninize sunuyoruz… + devam

Salı, 27 Temmuz 2010 | Aykut Türem

article thumbnail “Bana göre dağcılık, kurallar ve yasaklarla dolu bir toplum içindeki son büyük maceradır.” Bu sözlerin sahibi, Tirollü (Avusturya) efsane serbest tırmanıcı Heinz Mariacher’le bir röportaj gerçekleştirdik. Özellikle 80’lerde Avrupa serbest tırmanışının sınırlarını ötelemiş, standartlarını belirlemiş bir isim olan Heinz Mariacher usanmadan tüm sorularımızı cevapladı. Kendisine sonsuz teşekkür ediyor ve beğeniyle okumanızı diliyoruz. + devam

Pazartesi, 08 Mart 2010 | Aykut Türem

article thumbnailÜlkemizin sayılı bayan tırmanıcılardan birisi olan Evren Karadağ, geçtiğimiz Kasım ayında Bilecik Pelitözü'nde bulunan X derece zorluğundaki Venom rotasını tırmanarak ülkemizde bir bayan tırmanıcının ulaşabildiği en yüksek zorluk derecesinde çıtayı bir basamak daha öteledi. Bu vesile ile röportaja ikna edebildiğimiz Evren'e sadece Venom'u değil tırmanışla ilgili sormak istediğimiz birçok soruyu yönelttik. Bizi kırmayarak sorularımızı cevapladığı için kendisine teşekkür ediyoruz.   + devam

Cuma, 05 Mart 2010 | SerkanKucuk

article thumbnail2009 Aralık ayında, Antalya, Sivridağ eteklerindeki Sinema Perdesi adı verilen yüzeyde açılan Kozmik isimli rotanın ilk çıkış öyküsünü fotoğraflayan Serkan Küçük’e tırmanıcıları fotoğraflamak üzerine 3 soru sorduk, 3 yanıt aldık. Beğeninize sunuyoruz. + devam

Pazar, 11 Ekim 2009 | Tunç Fındık

article thumbnail Sevgili Tunç Fındık devam eden 14 sekiz binlik projesi ile geçtiğimiz aylarda sonlandırdığı ve malesef olumsuz hava ve kar koşulları yüzünden zirve ile sonuçlanmayan K2, Gasherbrum I-II tırmanışları ile ilgili sorularımızı cevapladı. Kendisine çok teşekkür ediyor ve bu röportajı beğeninize sunuyoruz. + devam

Makaleler

Perşembe, 24 Şubat 2011 | Eren Görenoğlu

article thumbnail Serbest tırmanış kültüründe önemli bir kavram olan red-point tırmanışın stili hakkında fikir edinmemizi sağlayan önemli bir parametredir. Makalenin devamında redpoint'in fikir babası, efsanevi spor ve alpin tırmanıcı ayrıca usta bir matematikçi -Rubik Küpü şampiyonu- olan Albert’ in izlediği yolu ve bir ölçüde gelişen serbest tırmanışın kilometre taşlarını bulacaksınız. + devam

Cumartesi, 03 Temmuz 2010 | Anıl Şarkoğlu

article thumbnail Everest Dağı’na tırmanabilme amacıyla ilk kez ortaya çıkan yüksek dağlarda yapay oksijen kullanımı günümüzde yüksek 8000’liklerde genellikle tercih ediliyor. Anıl Şarkoğlu yüksek dağlarda yapay oksijen kullanımının tarihi, gelişimi ve kullanılan oksijen sistemlerinin çeşitleri üzerine bir makale hazırladı. Ayrıca makalesini bu konuda tecrübeli olan Tunç Fındık ve Serhan Poçan’la yaptığı röportajlar ile zenginleştirdi. Beğeniyle okumanız dileğiyle… + devam

Salı, 18 Mayıs 2010 | Haldun Aydingun

article thumbnail İkisi de elli yaşın üstündeler. İşerini güçlerini bırakıyorlar, yaşadıkları şehirden bin beş yüz kilometre uzağa, Çek Cumhuriyeti'nin başkentine uçuyorlar. Geleneksel Prag maratonunu koşacaklar. 'Yol yorgunuyuz, ertesi gün 42 kilometre koşacağız' demiyorlar ve alışılmadık bir yapay tırmanış duvarının dibinde alıyorlar soluğu.   + devam

Pazar, 09 Mayıs 2010 | Onur Aykaç & Barış Özaydın

article thumbnail Bu yıl 7. si düzenlenen Kaynaklar Kaya Tırmanış Şenliği yine tırmanışa ve eğlenceye doymadı. Doğasıyla, kahvaltısıyla, rotalarıyla, eğlencesi ve konserleriyle katılan herkeste tadı damağında kalmışlık hissi bırakan Kaynaklar Tırmanış Şenliği’ni Onur Aykaç ve Barış Özaydın’ın kaleminden dinliyoruz… + devam

Cuma, 09 Nisan 2010 | Eren Görenoğlu

article thumbnail Tomaz Humar. (18 Şubat 1969-10 Kasım 2009) 1500’den fazla tırmanışı olan ve Altın Kazma ödülü de dâhil sayısız dağcılık ödülünün, birçok önemli çıkışın ve çok önemli solo tırmanışların sahibi Sloven dağcı. Tomaz’ı son solo çıkışı olan Langtang Lirung kuzey yüzünden inerken bir kaza sonrasında kaybettik. Eren Görenoğlu, Tomaz Humar’a, hayatına ve dağcılığına dair hazırladığı makalesini bizlerle paylaşıyor. Keyifle okumanız dileğiyle. + devam