Bir Şenlik Yazısı: 6. Kaynaklar Kaya Tırmanış Şenliği
Çarşamba, 20 Mayıs 2009 22:55
Ekin Akman
“...Kaynaklar, tırmanış bölgesi olarak 2000 yılında keşfedilmiş; ilk rotalar da 2002 yılında açılmaya başlanmış...” 23-26 Nisan tarihlerinde 6. sı düzenlenen Kaynaklar Kaya Tırmanış Şenliği’ni Ekin Akman’ın kaleminden güzel fotoğrafları eşliğinde dinliyoruz.
“...Kaynaklar, tırmanış bölgesi olarak 2000 yılında keşfedilmiş; ilk rotalar da 2002 yılında açılmaya başlanmış...” 23-26 Nisan tarihlerinde 6. sı düzenlenen Kaynaklar Kaya Tırmanış Şenliği’ni Ekin Akman’ın kaleminden güzel fotoğrafları eşliğinde dinliyoruz.
“...Kaynaklar, tırmanış bölgesi olarak 2000 yılında keşfedilmiş; ilk rotalar da 2002 yılında açılmaya başlanmış...” 23-26 Nisan tarihlerinde 6. sı düzenlenen Kaynaklar Kaya Tırmanış Şenliği’ni Ekin Akman’ın kaleminden güzel fotoğrafları eşliğinde dinliyoruz.
İlk kampımdan, 17 yaşımdan beri, her kamp hazırlığına -gitmeyi bırakın, hazırlığına- aynı tepkiyi veriyor bünyem: heyecan! Gideceğim yere göre, hazırlığım daha dikkatli ya da daha sallapati olsa da; yok, ayaklarımdan başlayan bir uyuşukluk, kalp çarpıntısı, ağzı kulaklarında bir surat, insanların anlam veremediği kıpır kıpır bir ruh hali, değişmiyor. Gideceğim yer uzak değil, evime yarım saat mesafede; burası Kaynaklar. Sevimsiz Buca ilçesine bağlı sevimli köy. Meydanında yıllara ve hatta asırlara meydan okuyan, kocaman, yaşlı, hala ayakta ve tabii ki hala yeşil çınarları; rotalara yürürken patika üstündeki tırmanma hevesini artırırcasına önünüze sloplar sunan zeytin ağaçları; keçileri; neyse ki bu seneki bol yağışlardan sonra gürüldeyen deresiyle; İzmirlilerin yeşile kaçış yeri - Pazar günleri mangalını, topunu, çoluğunu çocuğunu kapıp gelen ailelerle dolu- ve tabi ki İzmirli tırmanıcıların kaya tırmanışında ilk durağı: Kaynaklar.


İlk gün kamp alanı (Foto:Ekin Akman)
Kaynaklar, tırmanış bölgesi olarak 2000 yılında keşfedilmiş; ilk rotalar da 2002 yılında açılmaya başlanmış. Her sene, imkanlar ölçüsünde(her şenlikte bir bolt-box hazırlanıp tırmanıcılar arasında gezdirilir; kutuda toplanan parayla bolt alınır) yeni rotalar açılmakta; şu anda tam 173 rota olduğunu söylüyorlar.
Kaya tırmanışı yapmak bir yana, bu yanıbaşımızdaki köy, bu yeşil vadi, bir soluğa –temiz, yeşil ve özgür- ihtiyaç duyduğumuzda da en yakın kaçış yeridir. Bazen sadece yürümek, rüzgarın çimlerin üstünden nasıl yalayıp geçtiğini görmek, dağ özlemini biraz olsun gemleyebilmek için –ben, yeşile ve dağa ve doğaya zaman zaman şiddetle ihtiyaç duyarım- bir termos sıcak çayla keyif yapmaya gelirim, rotaların altında. Zaten, spor tırmanışa ara verip, kısa kayaya başladıktan ve sonra spor rotaların çok “uzun” gelmesi, kısa kayanın daha eziyetsiz, daha sade, daha tek başına, ipsiz, klipsiz olmasından dolayı, iyice el ayak çektim hem spor tırmanıştan, hem de Kaynaklar’dan.
Spor tırmanıştan ben el çekince, o da benden çekti haliyle. Artık düşme korkusu duymaya başladım ve korku bir noktada patlak verince, gerisi geldi; korktukça uzaklaştım ve uzaklaştıkça daha da korkunç göründü gözüme. “Fırsatın varken yapacaksın ve hatta yapmalısın!” diye diye çantamı hazırladım işte.
Perşembe sabahı, beklediğimin ve umduğumun aksine hava kapalı, yağmur çiseliyor ve ben evde ayak sürüyorum. Hava durumu öğleden sonrasını ve ertesi günleri bulutlu ve açık gösteriyor, buna güvenerek çıkıyorum evden. Buca Üçkuyular meydanından, Kaynaklar köyüne 20 dakikada bir dolmuş kalkıyor; ayrıca saatte bir de, belediye otobüsü. Yaklaşık 20-25 dakika sonra köy meydanındasınız. Önce başınızı kaldırın ve çınar ağaçlarına bakın, bir tanesi 970 küsur yaşında. Etrafınıza bakın, ihtiyaç duyduğunuz her şeyi bulabilirsiniz sanırım: Bir iki tane kahvesi var, bakkal çakkal, yemek yiyebileceğiniz pideci ya da sulu yemek bulabileceğiniz, ayrıca ekmek arası köfte ve tavuk yapan köşedeki küçük lokanta. Dolmuş yolu üstündeki kahvaltı yapılabilecek sevimli bahçeleri ve gözlemecileri fark etmişsinizdir. Yani sadece çadır, tulum ve tırmanış malzemelerinizi yüklenseniz, kısıtlı bir bütçeyle karnınızı doyurabilirsiniz. 5 sene öncesine kadar bu saydıklarımın ancak yarısı vardı; son zamanlarda Kaynaklar’a talep artınca, çapını ve kapsamını genişletti haliyle. Son olarak: Bir internet kafe de mevcut!

Akşama ve soğuğa hazırlık: ateş yeri (Foto:Ekin Akman)
Köyden 15 dakika mesafedeki geniş düzlük, her sene yapılan ve bu sene de 23-26 nisan tarihleri arasında düzenlenen tırmanış şenliği alanı. 6. Kaynaklar Kaya Tırmanış Şenliği’ne hoşgeldiniz! Sol tarafta ve biraz ileride, patikayı takip edin, ağaçların sıklaştığı o alan, Zeytinlik; gözde kamp alanı. Bir tarafından dere akıyor ve ağaçlar sabahın 7’sinde yükselen güneşi engelliyor. Kamp alanına yürürken gözünüze takılan o kaya, 140 kadar (belki daha da fazla) rotayı barındırıyor ve dikkat ederseniz önyüz sektörde tırmananları görebilirsiniz.

Vadi sektör (Foto:Ekin Akman)
Önceki şenliklere göre, yoğunluk daha az ve çoğunluğu da yeni yüzler, yeni nesil. Niyet izlemek fakat neye niyet, neye kısmet denir ya; çadırımı ücra bir köşeye kurduktan sonra, çantamı hazırlayıp mağaraya doğru yola koyuluyorum. Belki ilk şenlik gününün, ilk saatleri olması nedeniyle mağara oldukça tenha; hatırlıyorum 2. şenlikte mağara o kadar kalabalıktı ki, hem rotalarda bir sürü tırmanıcı vardı, hem de rota altları izleyenlerle doluydu. Tabii ki bu, başka sektörlerde birçok yeni rota açılmış olmasıyla da ilgili. “Fırsatın varken yapmalısın” dedim ya kendime, nerdeyse iki yılın ardından giriyorum ilk defa kayaya. Kısa kayanın en büyük getirilerinden biri: Güçlenmek. Bu arada, yükseklik, düşme, ip ve emniyet problemlerinden uzaklaştırması da en büyük götürüsü. Tırmandıkça, aslında yüksekliğin, düşmenin spor tırmanıştan vazgeçirecek kadar büyük bir engel olmadığını ve bu kadar süre uzak kalmaya, korkmaya değmediğini görmek, kaybedilen zamanı anımsatıyor. Keşkeye yer yok fakat, keşke diyor insan. Mamiçka’dayım; ilk denememde düşüyorum ve bu düşüşle bir basamak atlıyorum. İkinci denemede bitiriyorum rotayı. Potansiyelin ne kadarının kullanıldığı, ne kadarının heba olduğu; düşük motivasyonun ve öğrenilmiş çaresizliğin götürdüklerinin etraflıca düşünülmesi ve özümsenmesi lazım.
Akşama doğru bulutlar üstümüze kadar çöküp, karadıkça kararsa da hava ve hatta “bu hava yağar” dese de herkes, “bu hava yağmaz” dedim; neye dayanarak, nasıl bu kadar emin olarak? Bazen, doğa benim yanımda olur çünkü.

Kamp alanı ve rotalar genel görünüş (Foto:Ekin Akman)
İlk günümü, psikolojik barajımı biraz olsun yıkarak –tamamen yıktığımı ileri sürmek yanılgı olur-, eski bir sürü arkadaş görüp; biraz da tırmanarak, temiz Kaynaklar havası soluyarak geçirdim böylece. Akşam üstü, eminim ki zorlukla ayarlanabilmiş kumanya ve pek güzel tasarlanmış şenlik tişörtleri dağıtıldı. Yine ateş yakıldı ve “Sharp End” gösterildi sinevizyonda. Önceki senelere göre hava o kadar soğuktu ki ateşin başından ayrılmak istemedik. Önümüzü ısıtırken, diğer yarımız dondu; çevir kazı yanmasın hesabı, döne döne oturabildik. Öyle ki, ilk defa burda çadırda üşüdüm ve sabahın 4’ünde komşu çadıra kaçtım; güneş doğduğunda ancak ısınabildiğimi hissettim.

Konser öncesi hazırlık (Foto:Ekin Akman)
Tahmin ettiğim gibi yağmur yağmadı neyse ki, Kaynaklar’ı kışın bile ısıtan güneş parladı ikinci gün. Yine Kocaeli tayfasıyla, bu sefer vadi sektördeyiz; akşama kadar birkaç rota denemem daha oluyor. Her sektörde en az bir-iki grup tırmanıcı var; Bursa’dan, Kocaeli’den, Ankara’dan, Denizli’den. İzmir ve Kaynaklar, her sene, birçok şehirden tırmanıcı çekiyor. Öğleden sonra Redbull standı kuruluyor şenlik alanında ve akşamında da -daha önceki şenliklere gelenler bilir- Dj Saygın sahnede. Oldukça hareketli bir akşam, bütün tırmanıcılar dans etmeye ve zıplamaya programlanmış resmen. Müzik uzun süre devam ediyor.

Konser öncesi hazırlık (Foto:Ekin Akman)
Şenliğin 3. günü, önümdeki haftalarda oldukça yoğun bir sınav programının beni bekliyor olması sebebiyle, öğleye doğru toparlanıp eve dönüyorum; akşamki İzmirli rock grubu Echoes’un konseri için geri gelmek üzere. Köye yürürken, akın akın gençlik yağıyor kamp alanına, sırtlarında çantalarla. Gerçekten akşam şenlik alanındaki çadır sayısında bir artış olduğu açık; Rock’n Coke gibi bir organizasyonu andırıyor resmen- daha küçük çaplı olmakla birlikte. Akşam 9 gibi konser başlıyor. İyi müzik, iyi grup, ortam iyi, şenlik daha da iyi. Sponsor ayarlamak her zaman için zor olmuştur; kahvaltı ve akşam yemeği için dağıtılan kumanyalar, tişörtler, şenlik programındaki sinevizyon gösterisi, dj ve elektronik müzik, Echoes ve rock konseri ve bütün bunlar için gerekli olan organizasyon oldukça iyi ayarlanmış. Dokuz Eylül Üniversitesi Dağcılık Kulübü, her sene bir öncekinden daha iyi şenlikler organize ediyor, bunu gördük.
Konser öncesi hazırlık (Foto:Ekin Akman)
Konser daha ne kadar devam etti bilmiyorum, gece yarısı eve döndüm tekrar. Evimin yakın olması avantajını sonuna kadar kullanarak, ertesi gün öğleden sonra, tekrar Kaynaklar’dayım. Tırmanıcıların çoğu dönmüş, bir kısmı da tırmanmaya devam ediyor. Kaynaklar, yine İzmirli tırmanıcılara kalıyor. Bir sonraki şenlikte, yine böyle güzel organizasyonlar düzenlenmesi, yine her sektörün tırmanıcı dolup taşması, uzak kaldığımız arkadaşlarımızı görebilmemize bahane olabilmesi ve “uzun uzun” tırmanmak dileğiyle.

İkinci gün kamp alanı (Foto:Ekin Akman)
Ekin Akman
17.05.2009
İletişim:ekinakman[at]hotmail.com
