TARİHTE BUGÜN:

 

Aladağlar Maden Boğazında Yeni Rotalar (Temmuz-Ağustos 2014)

28 Temmuz Pazartesi:

Her daim olduğu gibi Çukurbağ köyünden, Salim abinin evinden yola çıkıyoruz. Hedef çok sık uğramadığımız Maden boğazından yukarı çıkıp yukarıda ne cevherler varmış anlamak. İstanbul’un kalabalığından sıyrılmış bedenlerimize dağ iyi gelecek. 1980’lere dek bor madeni çıkartılıyormuş yukarıdan. O sebeple bir yol açılmış. Ancak dört çeker cipler veya traktörlere geçit veren yol şimdilerde ise turizm firmalarının ve yörüklerin kullanımında.

Traktör Çukubağ'dan Karagöl’e dek 2 saatte çıkıyor.

Salim Abi ile vedalaşıyoruz Cumartesi sabahına sözleşip. Kendisi aşağı yollanıyor, traktör sesi de uzaklarda kayboluyor.

Bölge Aladağların diğer bölgelerine göre diklik kaybettiğinden ve araçla dahi 2 saatte ulaşım verdiğinden dağcılar tarafından çok sık ziyaret edilmiyor. Yolun bittiği noktada Karagöl, kuzeyinde Karakule ile birlikte güzel bir çanağın ortasında yer alıyor.

Gölde her mevsim su var. Bu sebeple çobanlar ve turizm şirketlerinin uğrak yeri burası. Aladağlar’da çalışan turizm firmalarının hemen hemen hepsinin burada bir çadır alanı var.

Bir kenara çadırımızı yerleştirip keşfe başlıyoruz.

Karagöl’den doğuya doğru yükselen patika önce Çömçe Göl denen ufacık bir göle, aslında göl demek doğru olmaz; vahaya ulaşıyor. Patika sonrasında Yörüklerin yazlık mekânı olan Yıldız Göle bağlanıyor. Buradan da Yedigöller’e geçmek olası. Turizm firmalarının Karagöl’ü tercih etmelerinin bir sebebi de bu. Sokullu üzerinde Yedigöller’e ulaşan kafileler, Yedigöller üzerinden Karagöl’e iniyorlar. Böylece dağın yarım bir geçişini gerçekleştirmiş oluyorlar.

Bu faaliyette amacımız mümkün mertebe daha önce çıkılmamış yeni rotalar tırmanmak. Aklımızdaki ilk rota Aykut’un bir önceki maden faaliyetinde gözüne kestirdiği görece kısa güzel bir hat. Çömçe Göl'den Yıldız Göl'e devam ederken sağımızdaki Madenbaşı Tepe’nin doğuya bakan yüzünün sağında güzel paralel çatlaklar hattı.

Yüzde başka rotalara da bakınıyoruz. Daha ileride bir rota daha kestiriyoruz gözümüze. İlk belirlediğimiz çatlak hattını kısa sürede çıkarsak 2. rotaya girmek fikrindeyiz.

Kampa dönüyoruz. Yatış.

29 Temmuz Salı: “Babasının Süsü” Rotası

Sabah erken hareketle kamptan 30 dakika sonra çatlak hattının altındayım. Malum yeni baba olmanın rehaveti var üzerimde. Kolay gözüken ilk ipe ben lider giriyorum.

İlk ip II-III derece 57 metre.

İkinci ip Aykut’ta. IV-/IV derece, 55 metre yükseliyor. Çatlak hattı sağlam ve temiz. Keyifli bir tırmanış veriyor. Güneş tam ensemizde.

Üçüncü ip boyu için hiç ısrarcı değilim. Kayayı ellemeyeli haftalar olmuş. Aykut devam ediyor IV/IV + 47 metre.

Son ip boyu kolay etap, II/III derece bir 30 metre yükseliyorum. Aykut yanıma varıyor. 20 metre kadar daha serbest (I-II derece )yükselip, Madenbaşı Tepe zirve sırtına varıyoruz.

Manzaranın keyfini çıkarırken olası yeni rotaları gözümüze kestiriyoruz. Bir yandan da kuru yemiş ve meyve atıştırıyoruz.

Çok vakit kaybetmeden kuzey, kuzeydoğuya yönelip sırt üzerinde alçalmaya başlıyoruz. Alçalırken yüzey masifleşiyor, slap etaplarda bir sikke buluyoruz. Sevinsek mi üzülsek mi? “Çıktığımız rota acaba daha önce çıkıldı mı?” Sorusu dolanıyor kafamızda. O an zirvede babaya benzettiğim bir taş yığınının, nedense kaldırıp altına bakmadığıma hayıflanıyorum.

Rotaya 5 aylık kızım Zeynep’in adından kelli “Babasının Süsü” ismini veriyoruz.

Erkenden patikaya iniyoruz. Patikada bıraktığımız yedek suyu alıp aynı sırt siteminin yıldız gölüne doğru ilerlerken geçit vereceğini düşündüğümüz hattına giriyoruz. 2 ip boyu yükseliyoruz.

Maalesef rota ÇÇ yani çok çürük, hatta yer yer DÇ yani dikey çarşak. Normalde rota dikleştikçe çürüklüğün azalması gerekir ama burada azalan bir şey yok. Bir sikke çakıp gerisin geri iniyoruz.

Bir şeyler atıştırıp, biraz dinlenip akşamüzeri Karagöl ve Karakule çevresindeki rotalara göz atıyoruz. Sabah tırmandığımız Madenbaşı Tepe’nin batı, kuzeybatı yüzünden ekmek çıkabilir gibi duruyor. Bir de Karakule’nin tam batısında kalan doğu-kuzeydoğuya bakan büyük bir duvar var. Bu duvarda bir hat dikkatimiz çekiyor.

Çadıra dönüyoruz.

30 Temmuz Çarşamba: Planda Sapma- Krom Rotası[1] (Varyant)

Sabah erken saatte alarm çalıyor. Dinlenelim diyorum Aykut’a önceki gün yaptığımız efor, kızımın doğumundan beri düzenli antrenman yapamayan bedenim için yorucu oldu. Alarmı kapatıp uyuyoruz. Geç bir kahvaltının ardından Karakule üzerindeki krom rotasına giriyoruz.

Kulenin girişindeki yatık kolay yüzeyleri serbest geçiyoruz. II III derece yaklaşık 100 metre

İlk ipe yine ben gönüllüyüm. IV derece kolay yüzeylerde yaklaşık 40 metre yükseliyorum. Burada rota sanki ikiye ayrılıyor. Ben solda kalıyorum. Bu tercih ile birlikte yaklaşık 5 metre solda kalıp farklı bir çatlağı çıktığımızı düşünüyoruz.

İkinci ip Aykut’ta 35 metre V,V+ güzel bir çatlak geçişi ile kilidi aşıyor...

Üçüncü ip baca etapları da içeren sıkı bir ip boyu. V,V+ 48 metre.

Bu ip boyunun sonunda orijinal rota yerine soldan devam ediyoruz ve ip boyunun sonundaki çürük bir pasajı geçerek zirvenin hemen altındaki basit bir sete ulaşıyoruz.

Bu setten sonra zirveye giden kısa bir etaba ben lider giriyorum. III+ IV- 15 metre. Zirvenin hemen 5 metre soluna varıyoruz bu varyant sayesinde. Zirve sırtında yine önceki gün gözümüze ilişen rotaları inceliyoruz. Rotalara gerçekten mesai harcıyoruz. Her açıdan dürbün ile bakınıyoruz. Artık önceki günden çürüklük ile ilgili de bir fikrimiz var.

Tekrar herhangi bir rotadan dönmek istemiyoruz.

Karakule bir sırt sistemi, sırt üzerinde güneye doğru ilerleyip doğuya bakan kolay yüzlerden geri geri tırmanarak iniş yapıyoruz. (III. Derece)

Aşağı inince ilk gün çıktığımız Madenbaşı Tepe’nin batı yüzünü incelemeye devam. Kampa dönüp Karakule'nin batısındaki büyük yüzeydeki dik hattı incelemeye devam

İyi ki bugün rest vermişiz, çadırdan öğlen çıktık ve 8 saat sonra giriyoruz.

Ertesi gün için karar verildi. Karakulenin batısındaki yüzeyde dik ve düşey gözüken çatlak hattına gireceğiz.

31 Temmuz Perşembe: İskender Iğdır Rotası 350 m. VI-,VI derece

Bir önceki gün gözümüze kestirdiğimiz çatlak hattını tırmanıyoruz. Tırmanışın sonunda bu güzel rotaya Bacanak’ım Aykut, İskender Iğdır adını verelim önerisini getiriyor.

29 Şubat 2000 tarihinde Ağrı Dağında bir kazada yitirdiğimiz sevgili İskender Iğdır’ın anısına, ismini verdiğimiz bu rota, başka bir yazıda detaylı olarak anlatılmayı hak ediyor.

1 Ağustos Cuma iki rota birden

Madenbaşı Tepenin batıya bakan yüzünde büyük diyagonal bir hat var. O hattı gözümüze kestiriyoruz son gün için. Her sabah olduğu gibi bu sabah da malzemeler sırtta rotaya girişiyoruz. Biraz serbest yükseliyoruz. Diyagonale bağlanmak için dikey yükselen bir çatlak hattına giriyoruz. Sonra ipe giriyoruz. III+ 40 metre yükseliyoruz. Diyagonale vardık. Running belay ile 100 metre kolay yüzeylerde devam II-III. Bir ufak çanağa varıyoruz. Çanağın ortasından yükselip sağa geçiyoruz. 55 metre IV+. Batı yüzeyinin güney yüzüne doğru bakan bir kanal rampaya giriyoruz. Bu kanal sistemi sanıyoruz Tunç ve Tafa’nın tırmandığı hattın da son kısmı.

Buradaki rampaya bağlayıp zirve sırtına varıyoruz (II derece yüzeylerden).

İlk gün çıktığımız zirvedeyiz son gün. Bu sefer ilk gün gözüme ilişen ufak taş yığınına (baba) uzanıyorum. Altından Tunç Fındık ve Mustafa Kalaycının bu zirveye batı yüzünden yaptıkları tırmanışın kâğıdını buluyoruz. Yazılı olan tarih 27 Eylül 2012. İlk gün çıktığımız hat bu durumda büyük ihtimalle tırmanılmamış. Buna seviniyoruz. İniş sikkesini de iki yıl önce onlar çakmışlar.

İlk gün yaptığımız gibi zirve sırtında alçalıp sikkeden ip inişi yapıyoruz. Saat 11 gibi kamptayız. Bugün faaliyetin son günü. Ayaklarımızı uzatıp dinlenme modundayız. Kamp alanında bir turist kafilesi var. Yıldız Gölü'ne doğru yürüyüş yapalım, o tarafı görmedik kanaatindeyiz. Saat 15'te tam yürüyüşe başlamadan, Aykut yürüyüş yerine, Karakule’nin sağ tarafında gözümüze ilişen çatlağa girmeyi öneriyor. Biraz duraklıyorum. Saat 15:15. “E hadi” diyorum.

15:36'da kamptan malzemeler ile çıkıyoruz. 15:46'da rotanın altındayız. Direk ipe giriyoruz. Kolay yüzeylerde iki ip boyu yükseliyorum. II-III derece 110 metre.

Üçüncü ipe Aykut giriyor. 57 m. III+ / IV.

4. ipe ben giriyorum. 45 metre III derece. Rota düşündüğümüzden kolay gitti buraya kadar buradan sonra çatlak başlıyor.

5. ip: VI- / 58 metre.

Çatlak hattı yükseldikçe genişliyor. Genişlerken emniyete de izin vermiyor. Aykut çatlak içinden tırmanıyor bu geçişi. Sonra bir yerde çatlağın dışına çıkıyor. Ben arkadan gelirken çantayla sorun yaşamamak adına çatlağın dışından devam ediyorum. Çatlağın dışından üstten emniyette hareket etmek biraz daha rahat sanki. Aykut’un çatlağın dışına çıktığı noktaya varıyorum. Burada büyük dik duran boşta bir baba var. Babaya sadece yukarıdan aşağı basıp geçiyorum. Yüzey de alet atmaya izin vermemiş. Bir önceki emniyet aleti 6-7 metre aşağıda bir sonraki 4-5 metre yukarıda bir sette. Sete varıyorum.

Setten sonra çatlak daha da genişleyerek devam ediyor. Artık çatlak değil büyük iki kaya bloğu arasında yükseliyorum. Sol yüzey zirve sırtı sağ yüzey birazdan bitecek. Sol yüzeyde güzel bir çatlak hattı var. Aykut’un bu çatlak hattına döşediği aletleri toplayarak yükseliyorum.

Bir ara bacaklarımı kendimce çok açtığım için aklıma Meşhur Jean Claude Van Damme geliyor.

Geçtiğimiz aylarda oynadığı bir reklam var.

“Çok inişlerim çıkışlarım oldu ama böyle bacak açış görmedim.” diyorum.

Artık zirvedeyiz. Saat 18:30. 2 saat 45 dakikada yeni ve keyifli bir rota.

Rotaya verilecek isim belli. Son ip boyunda geniş bacak açmaya istinaden, Epic Split ismini verdik.

İnişi Krom Rotası'nın inişi ile aynı yerden gerçekleştiriyoruz. Ağzımızda faaliyetin son gününde son saatlerde açtığımız bu rotanın tadı, kendimizi daha iyi hissediyoruz.

Ertesi sabah Salim Ağabeyin traktörüne atlayıp İstanbul’un yolunu tutuyoruz.

Dağımız bol olsun.

İletişim: mustafayesildal[at]gmail[nokta]com

[1] Krom rotası ilk tırmanış raporu için bakınız www.tuncfindik.com