TARİHTE BUGÜN:

Paçoz-LAMA!

20 mart 2011 Caner Altınbüker, Nihat Konca ve ben ; sıcak güneşli bir hava, batak kar ve olmayan buz rotanın altındayız sağlı sollu hamleler, olmuyor ve iniyoruz!

İlk olarak geçen yıl denemiştim bu rotayı uygun olmayan koşullar yüzünden inip beklemeye aldığım, akıl kütüphanemde sakladığım...

17 mart 2012 Cuma akşamı Köroğlu’nun gazabından kaçan Bolu beyi, Zirkonyum elementinden yapılma kılıcını da yanına alarak atına binip hızlıca şehri terk eder. Bolu Beyi Güçlü’nün Bursa ovasına kadar sokulması ve sığınacak hakim yerler aramasıyla başlayan bir kaçış, gecenin karanlığında crash padler üzerinde titreyen telefonuma verdiğim cevap; ALOOOOO !!!

Paşam hangi otobüse biniyorum?

38 kuzen, 38 e biniyorsun ! Kent meydanından sonra ki durakta iniyorsun.

Neyse ki herşey rüyaymış ! Gece 02:00 de Güçlü Özen ile otobüs durağında kucaklaşıyoruz .

Hoş Geldin Bolu Beyi !

Sabaha kadar istirahate çekilip hazırlıkların ardından yola düşüyoruz.

At Binnnn!

Rotamız Uludağ / Keşiştepe!

2012 Kış sezonunun başlamasından bu yana uzunca bir dönem yağışlı giden havalar, tekrarları yapılmış klasikleşmiş rotalar üzerine, kışın son haftası, son atımlık mermi ve 21 Mart sendromu..!

Güçlü’nün seçeneklere açık olması ve koşullarında önce ki haftalara göre iyi olması sebebiyle kışın son günlerinde yeni bir rota denemeye karar verdik, çanağın en sağında ana kütle ile kulemsi yapının arasındaki kulvara çevirdik rotamızı, geçen yıldan yarım bıraktığım. Girişi 3-4 metrelik baca-dihedral görece zor sayılabilecek bir etap, 2 ip boyu, kısa günün ekmeği, Keşiştepe tarzı yeni bir alpin macera!

İlk ip boyunda kayayla buluşan kazma / kramponun çıkardığı ses, garip hamleler ve kısa, zor etabın bitiminde üst taraftaki sette buluyorum kendimi. Sert kar üzerinde kulvarımsı yapı içinden ana kütle ve kule arasındaki bele kadar tırmandıktan sonra Güçlü yanıma geliyor. Rota buradan sonra farklı seçenekler sunuyor. En sağdan zirve sırtına bağlanmak ya da soldan direkt yukarı çıkmak, biz ikinci seçeneği kullanıp soldan gidiyoruz kar alanından yükselip kısa, miks açık bir baca etabının sonunda 3-4 metrelik kar etabı...

Miks etapta bıraktığım sikkenin üzerinde yükselip son 3-4 metrelik etapta toz şeker kıvamındaki karda boğuşup soğuk terler döktükten sonra aşağıya sesleniyorum;

İndir oğlum Güçlü!

Kaçak dövüş!
Daha sonra rotanın kalan son 3-4 metrelik kısmını görmek ve gereksiz israftan kaçınmak adına yukarıda aldığımız istasyondan üstten emniyetli olarak tekrar rotaya iniyorum.
Evet, aldım 10 euro değerindeki bıçak sikkeyi tekrardan belimdeki malzeme karabinime astım.

Asıl Bolu Beyi,

Çekkkkk!

Olmuyor! Toz şekeri kıvamındaki bu karda üstten emniyetli olarak bile zorlanıyorum, hiçbir dönüşümden bu kadar memnun olmamıştım koşulları görünce bunu anlıyorum.

Ertesi gün; yeni rota çıkmanın huzuruyla Güçlü çadırda uyuyor, ben bir kayanın üzerinde güneşlenirken; yaklaşmakta olan 4 kişiyi izliyorum (Doğan Palut, Emre Altoparlak, Mustafa Erdem Yeşildal ve Bekir Erdoğan)

Doğan;

Serkan kahve var mı ?

Tabii ki ne demek!

Güçlü kalk oğlum bugün Pazar, Keşiş’te ayin günü ! Cemaat geldi…

Kahve esnasında öğreniyoruz ki dün çıktığımız rota 2003 yılının kışında Emre Altoparlak ve Batur Kürüz tarafından çıkılmış, dahası çıktığımız rotayı kendi denemek istediği hat sanıp da kederlenen Doğan, kafasında kurgular atmış kendini Keşiş’in önüne.

AKLINI ALIRIM DOĞAN !

Tanrım karmakarışık bir durum Brezilya dizisi gibi aşk, nefret ve ihtiras ! Hikaye buradan sonra Zirkonyum’a bağlar, bölümleri karıştı sanırım bu dizinin…

Kısacası ilk/kış çıkışı Emre ve Batur tarafından yapılan ilk/kış tekrarı Güçlü ve benim tarafımdan yapılan, anlatımı bana kalan yeni rotamız PAÇOZ!