TARİHTE BUGÜN:

 

Bu kitabımı çok uzun zamandır elime almamıştım. Baştan sona yeniden okumak öncelikle epey şaşırtıcı geldi. Kitabı 1993 senesinde yazan 35 yaşındaki genç adamdan ne kadar uzaklaştığımı fark etmek oldukça etkileyici bir deneyim oldu. 

Dağcılık açısından bakmak gerekirse aslında yazıldığı dönemde de naif bir anlatımdı. Hala öyle. Sonuç olarak, yaşantısının belli bir dönemindeki genç bir insan gittiği, tırmandığı dağlar kadar, dağcılık ve yaşamı arasındaki mücadeleyi de anlatıyor.

Kitapta anlatılan, dağcılıkta kendi koşulları içinde yeni işler yapma isteği konusu ise yazıldığı zaman da yeni bir kavramdı, ne yazık ki onca yıldan sonra, küçük bir azınlığı saymazsak, Türkiye için hala “yeni” bir kavram olarak duruyor. Anlatımın o tarafı hiç eskimemiş!

Kitapta dikkatimi çeken bir başka husus ise 2018 Türkiye’sinde artık unuttuğumuz bir duygu olan ülkenin geleceğine ve her şeyin daha iyi olacağına dair güven. 1992 senesi artık 1980’lerin darbe günlerinin gittikçe geride kaldıkları ve kişisel hak ve özgürlüklerin yavaş, yavaş artarken, ekonominin hızlanmakta olduğu dönemin sonlarıydı.

Biraz abartarak söylemek gerekirse bugünkü benden çok farklı birisi, bugünkü Türkiye’den çok farklı bir ülkeden yazmış. Bu iki değişiklik öyle insanın gözüne girecek gibi olmasa da geri planda kendini hissettiriyorlar.

Tamamını okuduktan sonra anlatılanların bir dağcılık seyahatnamesi olarak hala okumaya değer olduklarını düşündüğüm için paylaşmakta bir sakınca görmedim.

Haldun Aydıngün
19.12.2018

 

Kitaba aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

Benimle Dağa Çıkar Mısın?