TARİHTE BUGÜN:

 

Dünyada 1950’li yıllardan bu yana düzenlenen DFF’ler, dağ ve doğa filmlerinin gösterildiği, fotoğraf ve kitap sergileri, söyleşi, yarışmalar ve yan etkinliklerin düzenlendiği kültür paylaşım ortamlarıdır. 1952 yılında İtalya’da Trento DFF’si ile başlayan serüven, 1970’li yıllardan sonra diğer dünya kentleri ile sürerek günümüze gelene kadar 20’ye yakın ülkede düzenlenir hale gelmiştir.

Nasıl başladık ?

2000 yılında DAG (Doğa Aktivite Grubu)’nu kuruluşu ile başlar hikayemiz. Dernek kuruluşundan sonra vereceğimiz eğitimlerde kullanılacak not/kaynak arama sıkıntılarını hala hatırlarız. Bilenler bilir, o yıllarda bir arkadaştan diğerine geçen fotokopinin fotokopisi yazılar ve bir iki derleme dışında Türkçe kaynak bulmak pek mümkün değildi. Haldun Aydıngün’ün yazdığı o öncü kitaplar dışında pek başvuru kitabı bulunmazdı kitapçılarda.

Film konusunda da durum pek farklı değildi. Yurtdışına gidip film alıp gelen birkaç meraklı ve şanslı arkadaşın dışında dünyada neler izleniyor pek bilinmezdi. İnternet erişim hızları da o yıllarda bu güne kıyasla çok zayıftı. Değil film izlemek, e-posta kontrol ederken bile büyük sorunlar yaşanırdı.

Bilgiye ulaşmakta yaşadığımız bu sorunlar, ihtiyacımız olan kültür ortamının öncü sinyalleriydi.

Bir diğer merakımız olan İstanbul’daki film festivallerini yoğun takip etmenin de DFF fikrine katkısı büyük oldu. Buralarda izlediğimiz yüzlerce film yoluyla dünya kültürünün ayaklarımızın altına serilmesi DFF fikrinin gitgide olgunlaşmasını sağladı.

2002’ye geldiğimizde “Dünya Dağlar Yılı” nedeniyle harekete geçerek dünyanın en ünlü DFF’si Bannf ile irtibat kurduk ve gezici olarak Türkiye’ye getirmek istedik. Projeyi tamamlamamıza rağmen sponsor bulamadığımızdan projeyi rafa kaldırmak zorunda kaldık.

Her ne kadar ilk festival için 2002 yılında bir deneme yapmış olsak da ülkemizin DFF yolculuğu 2005 yılında başladı. O yıl DAG üyesi bir grup arkadaşla bir kahvaltı sofrasında yeniden alevlenen heyecan bugünkü festivalin ilk kıvılcımları oldu. Ekip “Küçük ama emin adımlarla gidelim, bizim de (Türkiye) yaşayan bir festivalimiz olsun” kararı alarak yolculuğa başladı…

Neler yapıyoruz ?

Kolları sıvadık ve ilk festivali 2006 Şubatı’nda kulüp odasında düzenledik. Arkadaşlar ve ilgililerden oluşan küçük bir izleyici grubuna 11 yabancı film gösterdik.

2. DFF’yi Sinema Salonuna çıkardık. 20 film gösterdik. Kalabalık DAG ekibi ile çeviriler yaptık, altyazılar yazdık, oradan oraya koşturduk. Bu festivalde arşiv taramalarımız sonuç verdi. 1976 yılında Uçman Sungur tarafından çekilen “Erciyes Kış tırmanışı” isimli filme ulaştık ve yönetmeni ile yapılan bir söyleşi eşliğinde filmi izleyiciler ile buluşturduk. Bu film hala eldeki “İlk Türk Dağ Filmi” olarak geçer. Festivalde söyleşi konuğumuz olan Everest Türkiye takımının “Hazır mısın Everest?” isimli belgeselini de ilk kez gösterme şansını bulduk. Festivalde ayrıca Bünyad Dinç’e ait dağ fotoğraflarından oluşan bir sergi de yer aldı. İki filmi ile festivale katılan Nasuh Mahruki de “7 Kıta, 7 Zirve” konulu söyleşi ile bizlerleydi.

3. DFF’yi Fransız Kültür Merkezi (FKM)’ne taşıdık. Organizasyonda yine DAG’ın gönüllü ekibi vardı. Bu festivalde arşiv oluşturmak ve yeni yapımları teşvik etmek amacıyla ilk “Doğa Filmleri Yarışması”nı düzenledik. 26 film katıldı. “Everest : Barış için tırmanış” isimli ABD filmi festivalimizde dünya prömiyerini gerçekleştirdi. Etkinliklerimiz ise şöyleydi:

Tunç FINDIK : “Yüksek irtifa dağcılığı” – Söyleşi
Hakan KUMUK: “Güney Kutbu’nda ilk Türkler “ – Söyleşi
Dr. Ali BİLGİNER : “Doğu Anadolu dağlarının yaban çiçekleri” - Söyleşi-Dia Gösterisi
Ersin ALOK : “Dağ ve Sanat” - Söyleşi-Dia Gösterisi
İsmet ÜLKER : ”Dağlarda 40 yıl” - Söyleşi-Dia Gösterisi ve Kitap İmza Günü

Festivalde toplamda 52 filmi 2000’den fazla kişi izledi.

4. DFF’de ise gittikçe azalan gönüllü ekip enerjisi ve ekonomik kriz etkileri ile mütevazi bir program hazırlamak durumunda kaldık. Fransız Kültür Merkezi yine yanımızdaydı ve festivalin iptal edilmemesinde büyük katkı sağladı. Bu yıl “Ersin Alok”’un 41 yıl önce açtığı fotoğraf sergisini yeniden açtık. Ersin Alok abimiz bitmek tükenmek bilmez enerjisi ile “Hitler’in Aladağlar’ı” isimli bir de dia gösterisi düzenledi bizlere. “Berhault”’u Türkiye ile tanıştırdık ve belgeselin yönetmenini Türkiye’ye getirdik. İlginçtir tırmanışın bu çok önemli kişisinin belgeselini izlemeye ve yönetmen söyleşisine kalabalık bir tırmanıcı katılımı beklememize rağmen birkaç kişi dışında pek katılım sağlayamadık.

4. DFF'ten Filmler (Kaynak:Murat Yılmaz)

5. DFF’de neler olacak...

5. DFF’yi 2010 mart ayında düzenleyeceğiz. 5 yıl kutlamalarımızın da dahil olduğu bu festivali büyük çaplı bir şölene dönüştürme planımız var. Öncelikle festival kapsamını dünyada olduğu üzere daha geniş bir yelpazeye yayacağız. Dağcılık ve tırmanış filmlerimiz yine olacak ama bunun yanında bir “Dağ bisikleti” ve “Kayak” bölümü açmayı planlıyoruz. Yine 5. Yılımızda ilk “Uluslararası yarışma”’yı düzenleme planımız var. Ulusal belgesel yarışmamız yine olacak. Bir fotoğraf yarışması düşünüyoruz ama henüz çalışmaları sürüyor. İsimleri henüz belirginleşmeyen bir yabancı konuk listemiz olacak. Bunlar sporun, dağın, kültürün içinden gelen insanlar olacak. “Genç DFF” bölümü açmayı planlıyoruz. Birkaç çocuk filmini programa dahil etme planımız var. Yan etkinlikleri artırmayı, güçlendirmeyi planlıyoruz. Bir de film konulu bir atölye çalışması yapma planımız var.

Yani yapılacak iş çok ve yol uzun. Bunca iş için enerji ve motivasyon dışında bir şey daha gerekiyor : Bütçe. Başladığımız yıldan bu yana festivale sponsor ilgisinin azlığı ve bu nedenle bütçe oluşturamamak belimizi hep büktü ve bükmeye devam ediyor. Çok kaliteli yapımları hep bütçesizlikten programa dahil edemedik, Destivelle ve Messner gibi simaları konuk edemedik.

Umarım bu en büyük sıkıntımız bütçe konusu bu yıl yollarımızı tıkamaz ve arzu ettiğimiz programı oluşturmayı başarabilir ve takipçilerimizin belleğinde 5. yılımızda önemli bir yer ediniriz.

Gelecek…

Kolları sıvayışımızdan bu yana 4 yıl geçti. İlk başlarda kişisel bilgi dağarcığımız ve genişliği kişisel ilgi alanlarımızla sınırlı olan dünyamız bu 4 yılda çok genişledi. Büyük zorluklar çektik ama çok şey de öğrendik. Artık dünyayı takip eden, onunla etkileşen ve onunla birlikte hareket eden bir festival olma yolundayız.

Bunun en önemli örneği olarak Aralık ayında Autrans DFF’sine onur konuğu olmamızdır. Tam 2 yıldan beri peşinde olduğumuz festival, FKM’nin de destekleri ile bu yıl “Türkiye Mevsimi” programı kapsamında bizleri ağırlayacak. Bugünlerde yoğun bir film ve fotoğraf toplama telaşı içerisindeyiz. Geniş katılımlı bir temsil ile ülkemizin dağ ve doğa kültünü Fransızlara tanıtmak için çalışmalarımız sürüyor.

Hedeflerimiz büyük. Bu dört yılın birikimi olsa gerek, dünyayı tanımak, kültür birikimimizi artırmak, dağ kültürü hayatımıza renk getirmek, ülke doğa ve kültürümüzü uluslararası arenada tanıtmak, farkı bir an önce kapatmak gibi hiç de mütevazi olmayan hedefler peşindeyiz artık. Bu hedeflere ulaşabilmek için bıkıp usanmadan inandığımız değerlerin peşinde koşmakta ısrar edip çok çalışmamız gerekiyor ki önümüzdeki engelleri teker teker kolaylıkla aşabilelim. Bir şeyler almanın önce bir şeyler vermekten geçtiğini de hiç unutmadan…

Hedeflerimize doğru yolculuğumuza devam ederken bu satırları okuyanlardan da beklentilerimiz var elbet. Ne kadar ilgi gösterirler, vakit ayırıp salonlara gelirler, talep eder, üretir ve eleştirirler ise festivalimiz de o kadar kaliteli olur.

Yazımı medyanın çoklukla sorduğu şu soru ile bitireyim:

Neden Dağ Filmleri Festivali düzenliyoruz ?

Sinema tarihinin ilk “Dağ filmi” olarak kabul edilen “The ascent of Mont Blanc; 15,781 feet high” (Mont Blanc Çıkışı; 15,781 fit yükseklikte) filminin 1902 yılında çekilmesinden bu yana yüz yıldan fazla zaman geçti. Bunca süre zarfında gerek Avrupa’da gerekse Amerika’da film ve belgesel üreticileri çok yol kat ettiler. Bugünlerde hava araçları, özel tasarım çekim aparatları, ileri animasyon teknolojileri ve IMAX sisteminin de sektöre girmesi ile sektör doludizgin ilerliyor.

Biraz rakam vermekte fayda var. Sadece Amerika’da yılda 50-60 belgesel ve en az 20-30 kitap yayınlanıyor. Kanada’nın Bannf kentinde düzenlenen festivalde düzenlenen fotoğraf yarışmasına katılan fotoğraf sayısı 4000’in üzerinde. Kitap Fuarı’na katılan yeni basılmış kitap sayısı 100’ün üzerinde (Yanlış anlaşılmasın bunların hepsi dağ ve doğa ile ilgili). İtalya-Trento DFF’si 1952 yılında düzenlenmeye başlanmış ve festivali her yıl 40.000’e yakın izleyici takip ediyor. Rakamlar korkunç…

Bu rakamların bu ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ile alakası olduğu bir gerçek, bunu yadsımamak gerek. Ama bir gerçek daha var ki bu ülkelerin okumak, dünyayı anlamak, yeni şeylere ilgi duymak, öğrenmek ve kültür biriktirmek konusundaki gelişmişlik düzeyleri de oldukça yüksek. İşte yola çıktığımız yer de tam olarak burası…

Düzenliyoruz çünkü buna çok ihtiyacımız var. Ülkece konuşmaya, dinlemeye, anlamaya, okumaya, dünyayı tanımaya, öğrenmeye, yorumlamaya, tartışmaya çok ihtiyacımız var. Hepsinden önce de kendimizi tanımaya, anlamaya ve ifade etmeyi öğrenmeye yani kültüre çok ihtiyacımız var.

Düzenliyoruz çünkü bizim de artık “DAĞ KÜLTÜRÜ”’müzü biriktirmeye ihtiyacımız var…

Murat Yılmaz

İletişim:murat.yilmaz [at] dagfilmfest.org

Etiketler: