TARİHTE BUGÜN:

 

Tomaz Humar. (18 Şubat 1969- 10 Kasım 2009)

1500’den fazla tırmanışı olan ve Altın Kazma ödülü de dâhil sayısız dağcılık ödülünün, birçok önemli çıkışın ve çok önemli solo tırmanışların sahibi Sloven dağcı. Tomaz’ı son solo çıkışı olan Langtang Lirung kuzey yüzünden inerken bir kaza sonrasında kaybettik. Eren Görenoğlu, Tomaz Humar’a, hayatına ve dağcılığına dair hazırladığı makalesini bizlerle paylaşıyor. Keyifle okumanız dileğiyle.

[Bu makalede kullanılan fotoğrafların bir kısmı Tomaz Humar'ın partneri Stipe Božić'in kişisel arşivinden, bir kısmı ise humar.com adresinden, Tomaz Humar'ın vekili Zoran Hajtnik'in değerli yardımlarıyla Tomaz Humar'ın ailesinin izni ile alınmıştır. tirmanis.org olarak her birine teker teker teşekkür ediyoruz.]

[Fotoğrafların izinsiz kullanımı kesinlikle yasaktır.]

“Ne yapıyorsan, tutkuyla yap.” Humar

1969 Slovenya doğumlu Tomaz’ın inanılmaz şanslı biri olduğu ya da paranın satın alamayacağı bağlantılara sahip olduğu düşünülürdü. İnsanlar tanrıların Tomaz’ın yanında olduğunu düşünürken, Tomaz Himalayaların O’nun yanında olduğuna inandı. Dünya çapında meşhur olmasını sağlayan 1999’daki Dhaulagiri güney yüzü tırmanışını yapmasına ve pek çok sayıda ödül almasına rağmen hiçbir zaman ün ve ödül için tırmanmadı. Tırmanıyordu çünkü yalnız 5000 m.’nin üzerinde gerçekten nefes aldığını hissediyordu. Aşağıda O’na huzur yoktu. Kendini bildiğinden beri kalbi, aklı ve bacakları O’ nu dağlara götürmüştü.

Hiçbir zaman kuralların adamı olmadı. Tırmanışlarının planını sadece kendisi yaptı. Bir liderin koyduğu kuralların takibi anlamına gelen klasikleşmiş Himalaya ekspedisyonlarının mantığını alt-üst etti.

Tomaz alpin stilde tırmanışı, “Yavaşlara ve süper kahramanlara yer olmayan yüksek irtifa koşullarında yaşama sanatı” olarak tanımladı. Buz ve kaya O’nun doğal yaşam alanıydı. Uzmanlardan oluşan bir takım yerine kendi “özel grup” uyla tırmandı. Grup, yakın tırmanış arkadaşlarından oluşmaktaydı; bir doktor ve bir bio-enerji pratisyeni. Tomaz’la birlikte ve Tomaz için nefes alan, durum çok umutsuz göründüğünde bile sertleşmeyen insanlar.

1994’teki Himalaya kariyerine Slovenya takımı bünyesinde Ganesh V (6989m) tırmanışıyla başladı. Avrupa’dan sonra ilk kez 4000 m. üzerini görmüş, bu koşullarda yaşamıştı. Hırslı ve bir ölçüde umursamazdı. Ekip lideri Srauf bu ekspedisyona Humar’ın da içinde bulunduğu grubu kastederek “Çaylak Ekspedisyonu”  ismini takmıştı. Ekipte bu tırmanışı tamamlamayı isteyen tek kişi Humar gibi görünüyordu. Ne ekip arkadaşları ne de ekip lideri O’nu yeterince tanımıyordu. Ders verircesine verilen tavsiyeler O’nda hep ters teperdi. Ekibi tırmanışı tamamlamaya ikna etti ve Sloven takımından 3 kişi, –Grega Kresal, Stene Belak Srauf ve Tomaz Humar–,  Ganesh V güneybatı yüzündeki Japon Rotası’nın ilk tekrarını yaparak zirveye ulaştı.

1995’te tekrar klasik bir Himalaya ekspedisyonunun içindeydi. Ancak bu kez, O’nu küçümseyerek “Eskilerin ve çaylakların neler yapabileceğini göreceğiz” diyen, burnu havada “eski” ler yerine, yakın arkadaşı, öğretmeni ve ip arkadaşları olacak Meksikalı Carlos Carsolio ve Hırvat Stipe Božić vardı.

Ekip liderinin izni olmamasına rağmen 7500 m.’de –ölüm bölgesinde–, mihmandarı Arjun’la bir gece atlattı. Kararlı davranarak son kamptan solo yola çıktı ve 6 Mayıs 1995’te Annapurna’nın zirvesine Fransız Rotası’ndan ulaştı. Himalayalar O’nu sevmişti.

Ama Dablam (6828 m.) Humar’a Altın Kazma Ödülü’nü getiren tırmanış oldu. Ekspedisyon üyeleri 1996’ya kadar henüz tırmanılmamış olan kuzey-batı yüzüne (70° V, A2+) gözlerini dikmişti. Kötü hava nedeniyle ilk geri çekilişten sonra 2. denemede benimsemiş olduğu ve ilerki tırmanışlarında da uygulayacağı Alpin stilde tırmanarak 4 Mayıs 1996’da zirveye ulaştı. O da Himalayalar’ı sevmişti.

Slovenyalı dağcılar ve yetkililer bu başarılardan memnundular. İlkler onlar için başarı ve prestij demekti. Bu yüzden Roman Bobas liderliğinde Bobaye (6808m, V 85°, 50-70°) ekspedisyonunu planladılar. Ekspedisyonlarda artık sözü geçen bir üyeye dönüşmüş olan Humar cüretkârca 2500 m.’lik duvarı solo tırmandı (2 Kasım 1996). Rotaya eşi Sergeja’ya ithafen “Altın Kalp” ismini verdi.

1997 Kasım’ında uzun süredir hayalini kurduğu Nuptse’deydi. Tomaz’ın külahta kayarak kuyruk sokumunu ciddi biçimde sakatlamasına rağmen Partneri Janez Jeglic ile birlikte Nuptse’nin batı yüzünde (50-70°, V) alpin stilde yeni bir rota açarak zirveye ulaştılar. Ancak fırtına Janez’i uçurumdan aşağıya savurunca Tomaz ana kampa yalnız dönmek zorunda kaldı. Kaybettiği partnerinin acısı O’nu derinden etkilemişti.

Humar’ın Amerika’daki büyük granit devlerle tanışması 1998 yılında oldu. Sloven alplerinde edindiği tecrübelere dayanarak tüm tırmanış planını kendisi yaptı. Plan yine Humarvari’ydi: El Capitan’da bulunan Reticent Wall[1] rotasını (VI., 5.9, A5) solo tırmanmak. Tomaz planını kampta duyulacak biçimde yüksek sesle söylediğinde Amerikalı yerel tırmanıcıların tepkisi şu oldu: “Adamım ilk ip boyunda patlarsın, uçak biletini al ve evine dön”. Tomaz bu denemesinde, üç devasa malzeme çantasını yanında yukarı çekmek zorunda kaldı. 15 günlük tırmanışın ardından Reticent Wall’u solo tırmanan ilk Avrupalı oldu. Humar’ın bu tırmanışını konu alan film Trento’daki dağcılık filmleri festivalinde Genziana d’Argento ödülünü aldı.

Humar Himalayaların çağrısını 1999 Nisan’ında tekrar yüreğinde hissetti. Uzun süredir hayalini kurduğu Dhaulagiri’nin zamanı gelmişti artık. Himalayalar konusunda saygın bir uzman olan Elizabeth Hawley’e Dhaulagiri tırmanış planını açıkladığında, Hawley şöyle dedi: “O bir çılgın, ancak asla aptal değil”. Ekspedisyon bu kez Humar’ın liderliğindeki 9 kişiden oluşuyordu. Humar aklimatizasyon için kuzey yüzündeki İsveç rotasından 7300 m’ye kadar tırmandı. İsveç Rotası’ndan bile birçok güçlü ekip kötü hava yüzünden geri dönmek zorunda kalmıştı. Aklimatizasyon tırmanışının ardından kendi planı olan Mobitel Rotası’nı (8000m,VII, 90, M7+) tırmanmaya başladı. Rotada bulunduğu sürece sürekli kötüye giden hava ve çığlarla mücadele ederek 9 berbat gün geçirmişti. 8000 m.’den devam etmenin imkânsız olduğunu anlayarak kuzey yüzündeki İsveç Rotası’ndan geri döndü. Tomaz günlüğüne şöyle yazacaktı:

“ 2 Kasım 1999

Ana kampta bekleyen Stipe telsizden seslendiğinde saat sabahın 2 siydi;

- Bugüne kadar kimse bunu yapamadı Tomaz. Dönmeyi düşünmenin vakti geldi!

Cebimden oğlumun fotografını çıkarıp dikkatlice baktım. Küçük Tomaz fotografın içinden elini bana doğru uzatıp “Eve gel Baba!” der gibiydi. Zirveye doğru baktım. Sis kalın bir perde gibi zirveyi kapatmıştı. Birden durumu tüm gerçekliğiyle kavramıştım: “Öleceksin! Devam edersen öleceksin!” Artık anlamıştım ve hayatımla oyun oynamanın bir anlamı yoktu. Dhaula güney yüzünü çıkmama izin vermişti fakat zirveye değil. Bu gerçeği kabullenmeliydim. Çocuklarımın gözlerine tekrar bakmak, eve dönmek… Kısacası yaşamak istiyordum. Bu yüzden kuzey yüzünden aşağıya indim.”

Tomaz bu tırmanışında imkânsızı zorlamıştı. Tırmanışı konu alan Dhaulagiri Express isimli film Graz’daki film festivalinde en iyi dağcılık filmi seçilerek Altın Kamera Ödülü’nü aldı.

Dhaulagiri dönüşünde,  imkânsızı yaşadıktan sonra ev inşa ederken bir deliğin içine düşerek iki bacağını da sakatladı. Hastanede, rehabilitasyon merkezlerinde geçen aylar. Yaşamın kıyısındaydı ve doktorlar tekrar yürüyemeyeceği konusunda hemfikirdi. Sayısız operasyonlardan sonra yürüyebiliyordu fakat talihsiz kazanın izlerini ömrü boyunca taşıyacaktı: sağ bacağı 2,5 cm kısalmış ve sol ayak bileği esnekliğini kaybetmişti. Yürümek bile zorken tırmanmak? Tırmanmamak gibi bir seçenek Tomaz için bulunmamaktaydı. “Umut varsa yol da var” dı. O bu kez yolu bulmamış kendisi yaratmıştı.

Tomaz tekrar dağlara dönmeyi düşündüğünde Nanga Parbat’ın cevabını duydu. 2003 Haziran’ında kafasında kurduğu plan şekillenmişti: Nanga Parbat kuzey yüzünde yeni rota! Humar’ın ekip lideri olduğu 11 kişilik ekspedisyon grubu Messner rotasından aklimatizasyon tırmanışı için hazırlandı. 4 aklimatizasyon tırmanışı o yıl sıra dışı biçimde sıcak geçen Pakistan yazının sebep olduğu çığlar ve ekibin tekrarlayan sağlık sorunları nedeniyle başarısız oldu. Nanga Parbat rüyası Tomaz için başka bahara kaldı.

2005 yılında gerçekleşmeyen hayalinin peşine düşen Humar 6 kişilik güçlü bir ekiple yeniden Nanga Parbat’ın Rupal yüzünde daha önceden çıkılan 3 rota yerine kendi planladığı rotayı seçmişti. Humar, artık O’nun için kural haline gelen alpin stildeki solo tırmanışına ana kamptan başlamıştı. 6000 m.’ye kadar yükselen Humar, beline kadar batan kar ve düşen çığlardan dolayı tam anlamıyla kapana kısıldı. Ne aşağıya ne de yukarıya doğru hareket edebiliyordu. Bulunduğu yerde bir kar mağarası kazarak kendini kötü havanın sonsuza kadar sürmeyeceğine inandırıp bekledi. Bekleyiş 6 gün sürdü. Yıpratıcı, hayatının pamuk ipliğine bağlı olduğu, Meteo’nun tüm gazabını Nanga’ya yönlendirdiği 6 gün. Uzun uğraşlardan sonra Pakistan ordusunun olağanüstü çabasıyla helikoptere alınıp ana kampa indirildi. Hayattaydı! Tırmanmak için!

 “Tırmandığım vadiyi göremiyordum çünkü sis sadece yüzlerce metre genişliğindeki grimsi beyazlığı görmeme izin veriyordu. Kar tekrar yağmaya başladığında görüş alanım çok daralmıştı. Kar sonsuza dek yağacakmışçasına devam ediyordu. Sırılsıklam giysilerimin içinde her hareketimde soğuk kemiklerimi kemiriyordu adeta. Titremek birkaç saniyeliğine ısınmamı sağlıyordu fakat gücümü korumalıydım. Fazladan yapacağım her hareket hayatta kalma şansımı azaltacaktı. Günlerim, gecelerim böyle geçmişti. Ne kadar zamanım vardı? Önemli olan soru buydu. Ne kadar dayanacaktım? Bir umut bekliyordum. Umutsuzluğun içinden bir umut. Sorulara ve iç konuşmalara cevaplar, bir anlam, bir mesaj aradım. Bir süre sonra zamanın, acının ve düşüncenin olmadığı bir dünyaya sığındım. Uykuya…”

Nanga Parbat’ta O’na hediye edilen yaşamı amacına uygun yaşamalıydı. Amaç tırmanmaktı evet, ama bilindik rotaların tekrarının, ‘tırmanmak’ fiilinin gerçek anlamını vermediğini düşünüyordu Tomaz. Gerçekten nefes alabildiği yükseklikte Annapurna buzulundaydı. Güney yüzünde yeni bir rota peşindeydi. Kampsız, oksijensiz, solo… Yılların çelikleştirdiği iradesi ve saf alpin stilin bileşimiyle. Humar güney yüzünde yeni bir rota açmıştı, Alpin stilde müthiş bir hızla, 2 günde… Bu yüzü daha evvel Polonyalı efsane yüksek irtifa dağcısı Jerzy Kukuczka ile beraber tırmanmış olan Arthur Hajzer, ekspedisyon dönüşünde Humar’ın rotasının fotoğraflarını gördüğünde 1988’de kendi tırmandıkları Polonya (Hajzer-Kukuczka)  rotasından tamamen farklı olduğunu söyledi.

“24 Ekim

Arkadaşım Jagat Limbuyla tırmanışa başladık. Buzulu geçerek 5800 m.’deki ana duvarın altına ulaştık. İlk bivağımız buradaki küçük bir buz platformunun üzerindeydi.

25 Ekim

Kuvvetli rüzgâr ve mide problemleri nedeniyle bivakta kaldık. Aklimatize olduğumu hissetmiyordum. Buraya gelmeden önce yüksekliğe alışmak için Tharpu Chuli (5690 m.) ye tırmanmıştım ve son uyuduğum yükseklik 5300 m.’den daha fazla değildi. 8000 m.‘lik bir dağa alışmak için bu yükseklik yetersiz.

26 Ekim

Sabah 6’da tırmanmaya başladım. Kask, ip, emniyet kolonu olmadan. Sadece bivak malzemesi, biraz yiyecek ve bir parça yakıt. Geri kalan her şeyi aşağıya inecek olan Jagat’ a bıraktım. Öğleden sonra 3’te 7200 m’ de kar mağarası kazmaya başladım. Bu benim 2. bivağımdı. Ödem riskini almak istemiyordum bu yüzden daha iyi aklimatize olabilmek için tüm günümü mağarada geçirdim. Rüzgâr hızı 100 km/s den daha fazlaydı.

28 Ekim

Alarm sabah 6’da çaldığında gece boyunca gözümü kırpmamıştım. Harekete geçeceğim zamanı bekliyordum. Hava açık ve rüzgâr güçlüydü. Yanıma sadece tırmanışın ilk saatlerinde donacak olan 2 lt.’lik toz içecek karışımını almıştım. Şiddetli rüzgâra rağmen Doğu Zirvesi’ne doğru devam ettim. Saat 3’ten önce 8047 m.‘lik Doğu Zirvesi’nde duruyordum. Hava iyi olsa bile 1995’te ulaştığım ana zirveye devam etmeye yeltenmezdim.

Derhal inişe başladım. Kar kornişinin gölgesi uzamaya başlamıştı. Geri dönüş yolunda olduğumu haber vermek için Jagat’ı aradım. Beni duyduğuna sevinmişti. Gece yaklaşırken Doğu Sırtı’nın başladığı yere ulaştım. Çok yorgundum, yediğim son öğünden beri çok uzun zaman geçmişti. Hava iyice karardığından izlerimin hiçbirini bulamıyordum. Kaybolmuştum fakat içimden bir ses Tanrı’nın benimle olduğunu söylüyordu. Kafa lambam soğuktan dolayı çalışmıyordu. Ayın doğuşunu soğuk ve karanlığın içinde beklemek zorundaydım. 7200 m’deki bivak yerime 8:25’te ulaştığımda yorgunluktan tükenmiştim. Gönderdiğim kısa mesaj şöyleydi;

‘Çok şükür ki bivaktayım. 7500 m.’ye kadar yeni rota, sonrası kendime doğru yaptığım en uzun yolculuk. Annapurna doğu yüzünde 8000+ m.’ye kadar yeni rota ve dünya saatine göre 14 saat sonra geri dönüş. Her şey yolundaydı ama bu rüzgâr 60 km/s ise arabamı daha yavaş sürmeliyim’ “

Tomaz’ın iç dünyasına yaptığı yolculukların sonu yok gibiydi. Bu kez yolculuğunun planını büyük bir sır gibi sakladı çünkü Nanga Parbat’taki kurtarma operasyonunun getirdiği ‘medyatik olma’ O’na göre değildi. Yeniden “yol” görünmüştü. Bu kez “yol” 2009 Kasım’ında Langtang Lirung’un tırmanılmamış Güney Yüzü’nden geçiyordu. Metot yine aynıydı. Solo, hafif, hızlı bir tırmanış… 5 Kasım’da ana kampta bekleyen Jagat’tan ayrılıp kafasında planladığı rotaya girdi. Ana kampta bekleyen Jagat, O’nunla tekrar iletişime geçtiğinde Tomaz 6300 m. civarında olduğunu ve acil yardım istediğini söyleyebildi. Jagat derhal kurtarma ekiplerine haber verdi ve kurtarma sürecini başlattı. 10 Kasım günü Şerpalardan oluşan bir ekip Tomaz’ı karadan ve havadan uzun süre aradı. Aynı gün Tomaz,  Jagat’la çok kısa bir konuşma yaparak “Jagat, bu sonuncuydu” dedi. Tomaz’ın yeri bütün çabalara rağmen tespit edilemedi. 12 ve 13 Kasım günü Himalayaların kötü havası aramanın devamına izin vermedi.

Tomaz’ın cansız bedenine 14 Kasım günü beklenenden çok daha alçak bir irtifada 5600 m’de ulaşılabildi ve pilot Robert Andenmatten ve dağ rehberi Simon Anthmatten’dan oluşan İsviçreli bir kurtarma ekibi tarafından dağdan indirildi. Muhtemelen tırmanış sırasında metrelerce düşerek omurgasını ve bacağını kırmıştı. 9 canlı olduğu düşünülen Tomaz son hakkını Langtang Lirung’da kullandı.

“Her dağın bir ruhu vardır. Eğer dağ sizi kabul etmez ve siz onun iradesine boyun eğmezseniz sizi mahveder” demişti Tomaz. Langtang Lirung O’nu mahvetmiş değil, sadece ruhunu Tomaz’ın ruhuyla birleştirmek istedi. Hayatını adadığı, âşık olduğu dağlarda kaybetti hayatını.

Hala bir yerlerde tırmandığı düşünülen Tomaz; huzur içinde tırman!

Eren Görenoğlu

İletişim:erengorenoglu [at] gmail.com

***

Tomaz Humar'ın kendi kaleminden tırmanış yaşantısını anlattığı kitabı Ni Nemogocih Poti'nin (No Impossible Ways) geçtiğimiz günlerde 2. baskısı gerçekleştirildi ve 18 Şubat 2010 günü, yani Tomaz Humar'ın 41. doğum gününde basına tanıtıldı.

Bahse konu kitabın, çok sınırlı sayıdaki 2001 seneli ingilizce baskısı ise halen This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. adresinden kitap ücreti  ve kargo masrafları karşılığında edinilebilmektedir.

(Bu bilgi Tomaz Humar'in dostu ve vekili Zoran Hajtnik'den alınmıştır, kendisine teşekkür ederiz.)

***

Tomaz Humar Nanga Parbat kurtarma videosu;
http://www.youtube.com/watch?v=j5C6JCXe1h4

Kaynaklar

1- http://www.humar.com

2- http://www.russianclimb.com

3- http://www.alpinist.com

4- http://dhaulagiri.extremekanal.com

5- http://www.planetmountain.com

6- http://www.everestnews.com

7- http://www.ukclimbing.com

8- http://climbing.about.com

[1] Reticent Wall rotası, El Capitan’da bulunan meşhur Nose rotasının sağında bulunan direk bir rota hattı. 1995 senesinde Steve Gerberding, Lori Reddel, ve Scott Stowe tarafından 21 ip boyu olarak tırmanılan bu rota, bugün El Capitan üzerindeki en zor yapay tırmanış rotası olarak gösteriliyor. Reticent Wall üzerindeki birçok A2 zorluğundaki pasajın Yosemite’deki A5 zorluğundaki klasik rotalara denk olduğu söylenmektedir.