TARİHTE BUGÜN:

 

Tolga Kanık, 1979 Ankara’da doğdu. 1992 yılında doğa sporlarıyla tanıştı, 1996'da ODTÜ Dağcılık ve Kış Sporları Kolu'na üye oldu. 2000 yılında ODTÜ Sualtı Topluluğu'na kabul edilerek, Mağara Dalışı ve Araştırmaları Grubu'na (ODTÜ SAT-MADAG) katıldı. Aynı yıl ODTÜ Oryantiring ve Navigasyon takımının kurucuları arasında yer aldı. Doğaya özellikle de dağlara olan tutkusu yüzünden, mühendislik yerine doğa sporlarını bir meslek olarak benimseyen Tolga, 2001 yılından itibaren dağcılık, doğa yürüyüşü, deniz kanosu ve dağ bisikleti gibi aktivitelerde yerli ve yabancı turistlere profesyonel rehberlik yapmaya başladı. 2003 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi. 2004 yılında Amerika’da Acil Tıp Teknisyeni ünvanını alarak doğada ve şehirde ilkyardım konularında çalışmalarını sürdürdü.

Degree Confluence projesi ile arkadaşı ve proje ortağı Derya Duman aracılığıyla 2004 yılında tanışan Tolga kısa zamanda bu işin büyük bir tutkunu oldu. Kesişim noktası bulmayı büyük ölçekli bir oryantiring faaliyetine benzeten Tolga şu ana kadar 27 noktaya ulaştı. Yaz kış demeden, çetin arazi koşullarına aldırmadan bir noktadan diğerine koşturarak, kendi ifadesiyle Türkiye’de ulaşılmış en zorlu kesişim noktalarını keşfetti. Bu noktaların birçoğu halen tekrarlanamamıştır. Confluence keşiflerinde her zaman birlikte çalıştığı Derya ile hedefi Türkiye’deki 100 noktanın hepsine ayak basmak ve bu bölgeleri fotoğraflamaktır.

Sevgili Tolga Kanık'a tirmanis.org olarak üç soru sorduk, üç yanıt aldık. Kendisine teşekkür ediyoruz.

1) Sevgili Tolga, Kesişim noktası (confluence) tam olarak nedir? Kesişim noktalarının keşfi tam olarak ne gibi bir anlam ifade ediyor? Bir hobi mi yoksa bilimsel anlamda da bir katkı sağlıyor mu?

Confluence” teriminin sözlük anlamı “Kesişim”dir. Dünya üzerinden hayali olarak 180 paralel ve 360 meridyen yayı geçmektedir. Paralel ve meridyenler birbirleriyle 64,442 noktada kesişmektedir. “Degree Confluence Projesi” yeni aldığı GPS’inin “hakkını vermek” için Alex Jarret tarafından 1996 yılında ortaya atılmıştır. Proje, dünya üzerindeki bu kesişim noktalarının GPS yardımı ile keşfedilip fotoğraflanarak arşivlenmesini amaçlamaktadır. Okyanuslar ve buzullar gibi ulaşılması imkânsız olanlar elendikten sonra geriye kalan 10,747 nokta proje kapsamına alınmıştır. Dünya üzerinde bulunduğumuz herhangi bir noktanın 79 km civarında bir kesişim noktası bulunmaktadır.

 

Her nokta, kesişen paralel ve meridyenlerin adlarıyla anılmaktadır. Mesela 40N 39E, 40. Kuzey paraleli ile 39. Doğu boylamının kesişim noktası anlamına gelmektedir. Proje kurallarına göre kesişim noktasına ulaşıldığında noktanın tam koordinatlarını gösteren GPS ekranının ve noktadan dört ana yönün fotoğrafları çekiliyor. Daha sonra bu fotoğraflara bir hikâye ilave edilerek proje yetkililerine başvuruluyor. Onaylanan keşifler faaliyette çekilen diğer fotoğraflarla birlikte projenin internet sayfasında yayınlanıyor (www.confluence.org). Her gün binlerce doğasever tarafından ziyaret edilen sayfa böylelikle ülkelerin tanıtımına da büyük katkı sağlamış oluyor.

Noktaların envanterlenmesi hobi olduğu kadar bilimsel yönü de bulunan bir çalışma. Düşünsenize, proje tamamlandığında dünyanın her köşesinden fotoğraf ve bilgiye sahip olacağız. Bunun yanı sıra, noktaların devamlı ziyareti ile coğrafi değişimler de takip ediliyor. Noktalara ulaşmak için sarfedilen zaman ve çaba o kadar keyifli ki bir süre sonra adeta bağımlılık yapıyor. Kimsenin ayak basmadığı yerlere gitmek, muhteşem manzaralarla karşılaşmak, imkânsızı başarmak, kısacası keşfetmek son derece heyecan verici! Yani nokta avcılığı sadece noktaya ayak basmaktan ibaret değil, oraya ulaşmak için verilen emeklerin bir bütünü.

Ülkemizde gezilmeye görülmeye değer birçok mekân var. Biz bunların arasında mümkün mertebe kimsenin uğramadığı yerleri ziyaret etmek istiyoruz. Çünkü insanın kendi ülkesini tam anlamıyla tanımasının ancak böyle mümkün olabileceğine inanıyoruz. Kesişim noktaları da bize bu olanağı fazlasıyla sunuyor.

2) Bu keşif gezilerinde yaşanan zorluklar nelerdir? “Dağcılık” bu keşiflerde ne kadar yer tutuyor ve nasıl bir fonksiyona sahip?

Noktaya nasıl erişeceğiniz size kalmış: yürüyerek, bisikletle, arabayla, yamaç paraşütüyle, gemiyle, yüzerek… Dolayısıyla noktaya ulaşımın zorluğu da bir anlamda kullanacağınız vasıtaya bağlı oluyor. Mesela 40N 32E noktası için Ankara’dan yola çıktık. Toplam 131 km bisiklete binip 900 metre irtifa aldıktan sonra 8 km de yürümemiz gerekti. Noktaya vardığımızda elimizi kaldıracak halimiz bile kalmamıştı. 41N 41E noktası, Kaçkar ormanlarının en geçit vermez, dik bir yamacında konumlandığından 30 metre ilerleyebilmek için bile ağaç ve çalılarla bir saat mücadele etmemiz gerekti. Akseki yakınlarındaki 2600 metre rakımlı 37N 32E noktasına ise yaklaşık 900 metre tırmanmak zorunda kaldık. Noktanın hemen yanı başındaki zirveye çıkarak “Kesişim Tepe” ismini verdik. Bu nokta şu ana kadar ülkemizde ziyaret edilmiş en yüksek nokta. Diğer yandan, 2700 metre yüksekliğiye ülkemizin en yüksek kesişim noktası olan 40N 43E, Kağızman’ın güneyinde yine yüksek bir zirvenin hemen dibinde yer alıyor. Mersin Gavuruçtuğu Mevkii’nde ulaştığımız 37N 34E noktası ise hayatımızda gördüğümüz en vahşi yerdi. Yerlerde adım başı deniz kabuğu fosilleri ile karşılaşıyorduk. Bırakın yolu, arazi o kadar ıssızdı ki etrafımızdaki 10 kmlik bir alanda hiç kimse yoktu. Böyle bir ortamda gidiş-geliş toplam 17 km yürüdük. Dünya’da ise özellikle Himalayalar’da 5000 metrenin üzerinde, bazen günlerce buzul yolculukları gerektiren henüz ulaşılmamış kesişim noktaları var. İsviçre’de, Valais Alpleri’nde yer alan 3170 metre yükseklikteki 46N 7E de yine teknik tırmanış ve dağ kayağı ile ziyaret edilmiş bir nokta. Dolayısıyla noktaya erişim zorluğu tamamiyle topoğrafyaya ve kullanılan araca bağlı. Kâh dümdüz bir tarlanın ortasında koşuyorsunuz, kâh bir dağın tepesine çıkıyorsunuz, kâh deniz kanosuna binip kıyıdan 30 km uzaklaşıyorsunuz.

3) Kesişim Noktalarının keşfi, dünyada ne kadar ilgi gören bir konu. Türkiye’deki mevcut durumunu değerlendirebilir misin?

Dünyada şu an itibariyle 5,577 noktaya ayak basıldı. Yani aşağı yukarı hedefin yarısına ulaşıldı. Proje o kadar rağbet gördü ki, her yıl binlerce insan kesişim noktalarına hücum ediyor. Projenin giderek daha da artan tutkunları kendilerini “Kesişim Avcısı” olarak adlandırıyorlar. Noktalara ulaşabilmek için müthiş çaba sarfeden insanlar var. Confluence projesinin resmi sayfası hergün böyle epik hikâyelerle dolup taşıyor.

Ülkemizde ise 100 adet kesişim noktası bulunuyor. Bunlardan şu ana kadar 79'u keşfedildi, kalan 21 nokta da genellikle Doğu Anadolu’da ve denizlerimizde yer alıyor. Denizlerdeki bazı noktalar kıyıdan çok uzak. Doğu Anadolu ise hem arazinin çok engebeli oluşu hem de politik durumlardan dolayı projenin en zor ve riskli ayağı olarak önümüzde bekliyor. Bunlar da ziyaret edildiğinde Türkiye, tüm noktaları bulunmuş ender ülkelerden biri olacak!