TARİHTE BUGÜN:

 

İtalyan alpinizminin gurur kaynağı, anıtsal ismi 1909 doğumlu Riccardo Cassin bu sene tamı tamına yüz yaşına bastı.

Riccardo Cassin ismi benim için belki de dağcılık tarihindeki en mühim isimlerden birisi. Dağcılık tarihine az buçuk meraklı, tırmanış kronolojileri karıştırmaktan çekinmeyen birisi olarak, Cassin’in tırmanış kariyerinin zaten tek başına böyle bir cümleyi kurmak için gerekli alt yapıyı sağladığını rahat rahat söyleyebilirim. Ama Cassin ismi benim için rotalarından birkaçını tırmanma şansını yakaladığım günden bu yana çok farklı bir yerde durmakta. Çünkü bu küçük tırmanışlar, ellerindeki ilkel ipler, basit uyku tulumları, el yapımı sikkeler ve kramponlar, ayaklarında dağ botları ve belki şu an hayal bile edemeyeceğimiz seviyedeki cesaretleri ile Cassin ve onun neslinin dağlarda neler yapabildikleri hakkında çokça fikir verdi bana.

Kendi kuşağının en güçlü isimlerinden birisi olan Cassin’in 1930’lu yıllarda açtığı rotalarından birçoğu, aradan geçen bunca yıl, gelişen malzemelerle daha da emniyetli hale gelen tırmanış olanaklarına rağmen Alpinizmin deneme sahasında kendilerini görmek isteyen tırmanıcılar için halen zorlu birer test olarak dağların soğuk ve sarp yüzlerinde durmakta.

Aslen Friuli / İtalya doğumlu olan Cassin babasının ölümünün ardından iş bulmak amacıyla, 17 yaşındayken Kuzey İtalya’da Alplere kapı komşusu bir endüstri kenti olan Lecco’ya taşındı. Gündüzleri haftada beş gün bir demir işçisi olarak çalışan Cassin hayatının tutkusu olan tırmanışla Lecco'ya çok yakın bir tepe olan Resegone'ye yaptığı çıkışta tanıştı.

Cassin Climbing magazin için Federica Valabrega ile yaptığı röportajda o ilk günlerden şu şekilde bahsediyor.

"Paramız yoktu ama çok güçlü bir tırmanış tutkumuz vardı. Sekiz kişi adam başı 5€ vererek ortaklaşa 50 metrelik bir ip aldık ve bir miktar karabina satın aldık. Ancak sekizimizin de aynı ipe bağlanması gerekiyordu. Bizde bu durumda sıramızı beklerdik. Önce bir ikili tırmanırdı ve sonra ipi diğer ikilinin tırmanması için aşağıya atardı."

Cassin’in ait olduğu kuşak için dağa ulaşmak bazen asıl mücadele idi. Cassin o dönemi şu şekilde anlatır. “ Hafta içi pazartesiden Cumaya kadar fabrikada çalışırdım, bu yüzden sadece hafta sonları tırmanabilirdim. Gece olmadan zirveye ulaşmaktan başka seçeneğim yoktu, çünkü bir sonraki gün işe yetişmeliydim ve o zamanlar uçaklar yoktu, sadece tren bisiklet ve uzun yürüyüşler vardı”

Cassin nerede izlediğimi tam olarak hatırlayamadığım bir televizyon röportajında sunucuya kendi kuşağı ve sonraki nesil arasındaki farkı çok esprili bir biçimde anlatıyordu.

“Uzun yıllar, hafta sonu ya da sadece pazarları tırmandık. Hatta bazen tırmanmaya Pazar günü kiliseden hemen sonra giderdik. Bu yüzden üzerimizde kilise için giydiğimiz en şık kıyafetlerimizle çok defa tırmanmaya gittiğimiz oldu. Bu şekilde Alplerde birçok rota tırmandık. Pazarları... Sonra bir gün Messner geldi ve Pazartesileri de tırmanmaya başladı.”

Cassin tırmanmaya başladığı ilk dönemlerde evi olan Lecco yakınlarındaki dağlarda kendisini geliştirdi. Önce basit rotalar ile başladı, sonrasında ise hiç el değmemiş yeni rota hatları ile devam etti. Bu dönemden, Costanza Kulesi, Medale Duvarı ve Sasso Cavallo’nun etkileyici Güzey Duvarı üzerinde açtığı rotalara tırmanış özgeçmişinde yer verir.

Cassin Lecco civarlarında geliştirdiği tekniği ve kendi el imalatı olan güçlü sikkeleri ile birer birer Alplerdeki el değmemiş yüzeylerin ilk çıkışlarını yapmaya başladı. Cassin el yapımı sikkelerini, soğuk presle metal içinde kabarcık kalmayacak şekilde kendisi hazırlıyordu. Bu şekilde sikkeleri dökme demirden yapılanlara göre daha dayanıklı oluyordu.

Cassin önce 1934 senesinde Laverado’nun 3 zirvesinden en küçüğü olan Cima Piccolossima’nin güney doğu duvarını Vitali ve Pozzi ile tırmandı.

Hemen bir sonraki sene ise, kadim tırmanış partneri Vittorio Ratti ile beraber 750 metrelik bir kaya kulesi olan, Dolomitlerin güdümlü füzesi Torre Trieste’yi Güney-Doğu sırtından tırmandılar. Geçen ay görme şansına eriştiğim bu rota bugünün şartlarında bile inanılmaz bir hat. Rotayı karşıdan gören Vazzoler Dağ Evinin bahçesinde dostum Burak Özdoğan ile oturup rotaya bakarken, “Vayyyy be” şeklinde başlayan bir sürü cümle kurduğumuzu çok net hatırlıyorum.

1935 senesinde birçok denemeyi geri püskürten Dolomitlerin en ters eğimli kuzey yüzlerinden biri olan Cima Ovest di Lavaredo’nun (Lavaredo’nun 3 zirvesinden Doğu Zirvesi) kuzey duvarını yine Ratti ile tırmandı. Duvarın kilit ip boyundaki pandülü yapmalarını sağlayan sikkeyi çakmak için Cassin tamı tamına 4 saat harcamıştı.

Cassin bunu inatçılığına bağlamakta. Cassin’in 4 saatlik uğraşısından sonra sikke yerine o kadar sağlam oturmuş ki, sikkeyi bir daha yerinden çıkaramamışlar.

1937 senesinde Cassin, Ratti ve Esposito ile beraber, İsviçre-İtalya sınır çizgisi üzerinde bulunan bir 4000lik olan Pizzo Badile’nin, 1000 metrelik devasa kuzey duvarını tırmanmaya karar verdiler. Tırmanışa başladıktan sonra ilk gece bivakta karşılaştıkları ve duvar üzerinde kendilerinden daha evvel tırmanışa başlamış Molteni ve Valsecchi’yi de ekibe dâhil ederek tırmanmaya devam etiler. Tüm ekip rotayı tamamlayıp zirveye ulaştı. Ancak ikinci gece bir fırtına ile dağılan bivak alanları, 3. gün önce yağmur sonra da kar yağışı altında tırmandıkları son etaplar yüzünden iyice yorgun ve güçsüz düşen Molteni ve Valsecchi güney yüzünden yaptıkları iniş sırasında aşırı yorgunluk ve bitkinlik yüzünden yaşamlarını kaybettiler. Başarı bir anda bir trajediye dönüşmüştü. Bu iki isim tüm tırmanış yaşantısı boyunca Cassin ile tırmanırken ölen tek isimler oldu.

Cassin belki dağlarda çok tırmanış arkadaşı yitirmedi ama birçok zorlu tırmanışı beraber gerçekleştirdiği ve en iyi arkadaşımdı dediği tırmanış partneri Vittorio Ratti’yi, 1945 yılında ikinci dünya savaşında bir çatışma esnasında, yanı başında vurulduğunda kaybetti. Cassin o günü şu şekilde anlatıyor.

“26 Nisan 1945 günü, Ratti ve ben partizan olarak Lecco şehir merkezinde bir çatışmadaydık. Ben sırtımda bana Amerikan askerleri tarafından verilmiş bir bazuka ile siperde idim. Valtellina ve St. Moritz’den kaçan Alman askerlerini durdurmaya çalışıyorduk. Ratti ise sadece küçük bir silah taşıyordu ve Almanlara ateş açtığında onu yanı başımda vurdular. Ratti tırmanırken benimle beraber devam edebilen birkaç isimden biriydi. Duvar üzerinde inanılmaz dirençliydi.”

1938 yılının Ağustos ayında Riccardo Cassin, tırmanış arkadaşları Esposito ve Tizzino ile Alplerin son büyük problemi olan Büyük Joraslar, Walker Zirvesi Kuzey Yüzünü tırmanarak bir dönemin kapanışına imza attılar. Duvar üstünde 35 saatini tırmanarak harcadıkları toplamda 82 saatlik eforları, alpinizm tarihindeki en büyük başarılardan birisidir.

Tırmanıştan önce Cassin ve arkadaşları tırmanacakları yüzü hiç görmemişlerdi. Bu Cassin için normaldi. Dağın dibine gelir, en olası hattı belirler ve onu tırmanırdı. Onun için yeni bir tarz değildi. Tırmanış için en yakındaki dağ evine gelip bekçiye Büyük Joraslar Kuzey yüzünün nerede olduğunu sordular. Bekçi ise “orada bir yerde” diye işaret ederek dışarıyı gösterdi. İtalyanları tanımamıştı ve sorunun bir şaka olduğunu düşünmüştü. Ta ki o akşam Walker Sırtında yükseklerde bir bivak ışığı görünceye kadar. Aynı ışık ikinci gece duvarın 2/3 yüksekliğinde, 3 gece ise zirvede idi.

Cassin’in kariyerinde en kötü hatırladığı olaylardan birisi sanıyorum K2 ilk tırmanışı kadrosundan çıkartılması.

Bu olayın, CAI [1] adına ekspedisyon lideri olan Ardito Desio’nun Cassin ile olan kişisel sürtüşmesi sebebiyle olduğu ise bir sır değil.

Desio, bir önceki yıl yani 1952 senesinde, Cassin’i beraberinde Himalayalara rotayı belirlemeye ve kullanılacak malzemelerin listesi çıkarmaya götürdüğü halde deneyimimden çekindiği için bir sonraki sene evde bıraktı. Katmandu için ayrılmadan hemen önce Cassin Roma’da bir fiziksel performans testine yollandı ve burada bir takım kalp problemleri olduğu söylenerek ekspedisyondan çıkarıldı. Diğerleri dağı fethederken Cassin evde oturmak zorunda kaldı. Ancak CAI Cassin’e 1958’de gerçekleşen Gasherbrum IV ekspedisyonun liderliğini vererek bir nevi gönlünü aldı. Bu ekspedisyonda, bana göre en zorlu 7000 metrelik dağ olan ve 8000 metreden az biraz kısa olan Gasherbrum IV dağının ilk çıkışı Walter Bonatti ve Carlo Mauri tarafından gerçekleştirilmişti.

1961 senesinde Riccardo Cassin ve ekibi, Kuzey Amerika'nın zorlu dağı Mc. Kinley’i daha önce tırmanılamamış olan Güney Yüzünden tırmandılar. Bugün bu rota Cassin Sırtı olarak anılmaktadır.

Cassin’in başarılar ve hikâyeler ile dolu tırmanış yaşantısını tek bir yazıya sığdırmak benim açımdan imkânsız gibi, bu yüzden bende Cassin’in en önemli özelliklerden birisini gösteren kısa bir anekdotu aktararak bitirmek istiyorum. Bana göre tırmanışa olan saf ve kasıntısız bakışını çok güzel özetliyor.

Bir TV röportajında gerçekleşen kısa bir diyalog:

TV muhabiri: Bay Cassin, genelde hangi stilde tırmanırdınız?

R. Cassin: Stil? Genelde yukarı doğru giderdim...

İletişim: aykut.turem[at]tirmanis.org

KAYNAKLAR

1- ALP Magazin, Riccardo Cassin Özel Sayısı - Speciale Ritratti I

2- Climbing.com, Riccardo Cassin ile Röportaj - Federica Valabrega

3- Snow, Ice and Mixed – The Guide to the Mont Blanc Range – François Demilano

4- www.cassin.it

5- www.planetmountain.com

[1] CAI: Clup Alpino Italiano / İtalyan Alpin Kulübü