TARİHTE BUGÜN:

"Bana göre dağcılık, kurallar ve yasaklarla dolu bir toplum içindeki son büyük maceradır."

Bu sözlerin sahibi, Tirollü (Avusturya) efsane serbest tırmanıcı Heinz Mariacher’le bir röportaj gerçekleştirdik. Özellikle 80’lerde Avrupa serbest tırmanışının sınırlarını ötelemiş, standartlarını belirlemiş bir isim olan Heinz Mariacher usanmadan tüm sorularımızı cevapladı. Kendisine sonsuz teşekkür ediyor ve beğeniyle okumanızı diliyoruz.

“80’lerin sonuna doğru artık öncü bir tırmanıcı olmak kolay değildi. Evet, birisi daha fazla antrenman yapabilir, bir kaç kilo daha verebilir ve dereceleri 8c/9a seviyelerine öteleyebilirdi. Fakat bu artık süper disiplinli ve metodik, gerçek sporcular için biçilmiş kaftandı ve öncü tırmanıcıların işi değildi. Her durumda da tırmanış yarışmalarının ortaya çıkması ile kayada tırmanmak göreceli bir hal aldı. En azından ben o zamanlar bu şekilde gözlemledim ve hala da böyle olduğunu düşünüyorum. Çünkü bence, en iyi yarışma tırmanıcılarının gerçek kayada istedikleri herhangi bir şeyi başarabilecekleri çok açık ve ben bugün bile, bir sonraki süper zor derecenin peşindeki yarışın, başkaları ile kendilerini yüzleştirmekten çekinen tırmanıcıların sürüklediği başka tipte bir yarışma olduğu fikrine katılmıyorum.

Gerçek kayada tırmanmak basitçe resmi bir değerinin olmadığı o ilk günkü saf haline geri döndü. Çünkü asıl önemli olan tırmanıcının kendi limitini bulmak üzerine olan arayışıydı ve geçerli olan tek hayran ise herkesin kendi içinde taşıdığıydı... “

Yukarıda okuduklarınız yeni nesil bir spor tırmanıcının değil, bir dönem Avrupa Serbest tırmanışının en tepesinden bulunmuş bir adamın sözleri; Heinz Mariacher’in.

Bu yazıyı okuyan birçok insan istemsizce soracak, kimdir ki Heinz Mariacher diye.

Benim için çok önemli bir isim olan Mariacher, Marmolada Güney Duvarı üzerinde şans eseri tanışmamdan[1] çok çok önceleri rotaları ile tanıdığım, yıllar boyu kendimi başyapıtlarından birisi olan “Modern Zamanlar” rotası üzerinde düşlediğim bir öncü tırmanıcı.

1970lerin sonunda Avrupa tırmanışı geleneksel katı alpin kurallar ve yapay zorlama hatlar üzerinde tıkanmışken, zor yüzeylerde, hızlı ve serbest çıkışları minimal malzeme ile birleştirmiş, alpin stil uzun duvar tırmanışında çığır açmış bir adam Heinz Mariacher. Aşağıda okuyacağınız röportajda dile getirdiklerini, Heinz Mariacher hakkında zerre fikir sahibi olmadan okusanız dahi size çok ciddi değer katacağına inanıyorum ancak sadece ustaya saygı babında Heinz Mariacher’in bu kısa yazıya sığamayacak kariyerinden bir iki köşe taşını buraya not düşmek ve sizlere usta hakkında fikir vermek istiyorum. Bugün bile Heinz’ın yaptığı en basit tırmanışlar benim ve dünya üzerinde, alpin yüzeylerde geleneksel ve boltlu rotalar çıkmak isteyen birçoklarının hayallerini süslüyor.

Heinz Mariacher aslen bir Tirollü. 1955 senesinde Avusturya’nın bir eyaleti olan Tirol’de bulunan Wörgl kentinde doğdu. İlk ciddi tırmanışlarını yapmaya 1967 senesinde başladı. Avusturya’da bulunan Rofan Dağ silsilesin içindeki Rofanspitze doğu duvarı ve kuzey doğu sırtı tırmanışlarını, ayağında jimnastik ayakkabıları ile serbest solo olarak gerçekleştirdi. 1972 senesinde Dolomitlerde ve Mont Blanc silsilesinde ekstrem zorlukta rotalar tırmanmaya başladı. 1974 senesinde, Laverado’nun üç zirvesinden (Tre Cima di Laverado) Büyük zirve(Cima Grande) ve Doğu zirvelerinin (Cima Ovest) Kuzey duvarlarındaki ilk rotalar olan Comici ve Cassin rotalarını dağ evinden dağ evine yaklaşık 6 saat içinde solo tırmandı.

1976 senesinde partnerleri ile efsane tırmanıcı Mathias Rebitsch’in Sagwand Kuzey Doğu Duvarındaki 800 metrelik rotası Schrager Riss in ilk tekrarını gerçekleştirdi. Sonrasını birçok zorlu tırmanış takip etti ve 1978 senesinde, Reinhard Schiestl ve Luggi Rieser eşliğinde Marmolada Güney Duvarında ilk ciddi rotasını açtı. (Hatschi Bratschi - 850 m. VI) Aynı sene bugünkü eşi Luisa Iovana ile beraber tırmanmaya başladılar. Marmolada Güney Duvarında Gogna ve Vinatzer rotaları,Torre Trieste (Trieste Kulesi) üzerinde Cassin rotası, Civetta Kuzey Batı Duvarında Philipp-Flamm rotası gibi bir çok zorlu klasik duvar rotası tırmandılar.

Heinz 1978 senesinde yine Marmolada Güney duvarında bugün bir klasik olan Don Quixote(Don Kişot) rotasını, Reinhard Schiestl ile birlikte toplamda 8 sikke kullanarak 7 saatten az bir sürede serbest olarak açtı. Sonraki senelerde yine Marmolada Güney Duvarında birçok zorlu rotanın tekrarı ve yeni hatlar birbirini izledi. Heinz ve Luisa 1980 senesinde A.B.D’ni ziyaret ederek Yosemite Vadisinde tırmanışlar yaptılar.

1982 senesi ise Heinz Mariacher’in başyapıtım dediği Modern Zamanlar rotasını (Tempi Moderni – Moderne Zeiten) Marmolada Güney Duvarında yine Luisa Iovana ile açtığı sene oldu. Bugün Dolomitlerin en önemli ekstrem klasiklerinden birisi olarak geçen rota, Heinz ve Luisa tarafından komple serbest tırmanışla, 60 kadar sikke kullanılarak açılmıştır. Rota 28 ip boyluk tam bir endurans savaşıydı ve o dönem büyük bir psikolojik bariyer olan VII derece barajını aşmayı başarabilmiş sayılı rotalardan birisiydi. Bugün gelişen tırmanış ve rota üzerinde artan sabit malzeme sayısı ile daha çok tekrar gören bir rota olsa da, Modern Zamanlar 80lerin en çok korkulan serbest tırmanış denemelerinden birisiydi.

1983 senesinde Heinz Mariacher, 7c (IX) zorluğundaki Tom&Jerry rotası ile spor tırmanıştaki derecesini daha da yukarı öteledi. 1984 senesinde Marmolada Güney Duvarının en zorlu rotalarında Balık (Via Attraverso il Pesche) rotasının ilk tekrarını Manolo ve Bruno Pederiva ile gerçekleştirdi.Bir sene sonrasında ise Buoux Fransa’da bulunan L’homme Programme rotası ile derecesini 8a [2] (IX+/X-)derecesine öteledi.

1986 senesinde kendi 8a zorluğundaki rotası Atomic Cafe’yi yine aynı sene başka 8a ve üzerine rotalar ile 8b+ zorluğundaki rotası Kendo izledi. Dünyanın ilk 8b+ zorluğunda rotası Punks in the Gym’in Wolgang Gullich tarafından 1985 senesinde açıldığı dikkate alınırsa bu derecelerin dönemi için taşıdığı önem daha rahat anlaşılabilir.

Heinz ve Luisa aynı sene Marmolada masifinin kuzey tarafında bulunan çok önemsenmeyen bir duvar olan, Sasso della Undici sivrisinin doğu duvarında halen günümüzün boltlu ekstrem alpin rotalarının atası sayılan “Tempi Modernissimi” (Daha da Modern Zamanlar olarak türkçeleştirebiliriz) rotasını açtı. Rota 300 metre uzunluğunda, 7c+ (IX+) maksimum 7a+(VIII+) zorunlu derecesine sahip ve aşağıdan yukarıya boltlanarak açılmış bir rotadır.

Heinz 1987 senesinde A.B.D’ne yaptığı ikinci seferde, Monkey Face doğu duvarının (8b / X derece) 4. tekrarını gerçekleştirdi. Aynı sene Marmolada Güney Duvarının fenomen rotası Balık’ın ilk serbest çıkışını yine Bruno Pederiva ile gerçekleştirdi ve rotanın kilidini IX- olarak derecelendirdi. 1989 senesinde kendi rotası olan Don Kişot’u (800 m. VI derece) 1 saat 20 dakika içinde serbest solo tırmandı. Heinz Mariacher 90ların ilk yarısında da zorlu spor rotaların altına imzasını atmaya devam etti ve sınırları ötelemeye çalıştı. Halen de tırmanmaya devam ediyor.

Daha fazla uzatmadan, sizleri Heinz Mariacher’e sorduğumuz sorular ve bence her biri birer ders niteliğindeki cevapları ile baş başa bırakıyor ve ustaya bizi usanmadan cevapladığı için tirmanis.org adına bir kez daha teşekkür ediyorum.

Ayrıca yazının hayata geçmesi için büyük yardımlarından dolayı sevgili Pınar Kavak'a da çok teşekkür ederim.

Beğeniyle okumanız dileklerimizle.

Aykut TÜREM
aykut.turem[at]tirmanis.org

1- Bir tırmanıcının gelişimini etkileyen temel dış etkenler nelerdir? Örneğin, doğduğu coğrafi bölge, anne-babası, arkadaşları, karşılaştığı kitaplar. Sende durum nedir? Tırmanış için konuşursak, senin Heinz Mariacher olmana gerçekten yardımcı olan bazı dış etkenler var mıydı?

Bence bu, en başta kişinin karakterine bağlı. Benim durumum için çok önemli bir etken şuydu; dağların ortasında doğmuştum. En başından beri, tırmanışa bir spor olarak yaklaşarak kapalı alanlardaki (Indoor) duvarlarda tırmanmanın bana heyecan verebileceğini düşünmedim. Çocukluğumdan beri bilinmeyenden ve maceradan etkilenmişimdir, kanyonları keşfetmekten, ağaçlara ve her şeye tırmanmaktan hoşlanmışımdır. Her ne kadar şimdi çoğunlukla spor tırmanış üzerinde çalışıyor olsam da, dağlar geri planda hep vardı, doğaya ve geniş alana ihtiyaç duyuyorum ve birçok kişinin etrafımda olmasından hoşlanmıyorum.

2- Tırmanışa ilk başladığın dönemde herhangi bir rol modelin var mıydı ve ilk tırmanış hayalin neydi?

Gerçek dağ duvarlarında tırmanışı keşfettiğimden beri, en çok saydığım üç isim vardı: Hias Rebitsch, Hans Vinatzer, Reinhold Messner. Bu adamlar beni cezbeden tırmanış stilini temsil ediyorlardı: Minimal emniyetle yapılan cesur serbest tırmanışlar.

Rebitsch ve Vinatzer “Direttisima Zamanları” 'ndan (yapay tırmanışın bir sürü sikke ve hatta boltla yapılan tuhaf dönemi) daha önce çok yüksek seviyelerde tırmanıyorlardı. Messner ise sadece mükemmel bir tırmanıcı değil, aynı zamanda iyi bir yazar ve iletişimciydi. Dolomitlere serbest tırmanışın geri gelmesine onun makaleleri ve kitaplarının çok yardımı oldu.

3- Sana göre, 1970-80’lerin sonlarındaki tırmanışla 2000’lerdeki tırmanış arasındaki temel fark nedir?

Bence fark yaklaşım tarzında. Benim jenerasyonum tırmanışa bir macera ruhuyla yaklaşmıştı. Asıl mücadele kişisel limitleri ötelemek, tehlike riskiyle veya ölümcül düşüşlerle yüzleşmekti. Bugünün jenerasyonu tırmanışı plastik duvarlarda spor tabanlı bir zihniyetle keşfediyor ve risk temelden elenmiş oluyor.

4- 70’lerin sonlarında ve 80’lerde; henüz spor tırmanış bu kadar gelişmemişken ve şarjlı matkaplarla boltlar, alpin yüzlerdeki ana aktörler haline gelmezden önceki en iyi serbest tırmanıcılardan biri sendin. Bugün, alpin yüzlerdeki çok ip boylu boltlu rotalar hakkında samimi olarak ne hissediyorsun?

70’lerin sonları ve 80’lerin başlarındaki döneme kadar boltlara tamamıyla karşıydım. 1982’de, “Modern Zamanlar”’dan sonra spor tırmanışın oyunu kesinlikle değiştireceğini fark ettim, hatta dağlardaki oyunumuzu bile. Kısa duvarlarda risksiz bir şekilde limitlere meydan okumanın seni daha güçlü ve daha iyi bir tırmanıcı yapacağı gayet açıktı. Benim vizyonum spor tırmanışla seviyemi ilerletip dağlara geri dönmekti, ama hala eski ahlaki değerlere bağlı kalarak, örneğin boltsuz tırmanarak. Sonraları birçok tırmanıcının benim vizyonumu paylaşmadığını ve dağlara dönüp boltlu rotalar açtıklarını gördüm. Spor tırmanış zamanlarından önce içtenlikle tartışılıp sorgulanan bolt, spor tırmanışla birlikte yeniden popülerlik kazandı, ama sadece zorlu serbest tırmanış etaplarında emniyeti sağlamak için değil, bir kez daha fetih amaçlı kullanıldı (Patagonya’daki bütün o yeni rotalara bakın).

Bugün bu gelişme hakkında ne hissediyorum? Bence, büyük duvarlarda bolt kullanarak spor tırmanış koşulları yaratmak sadece spor tırmanışın biraz daha karmaşıklaştırılmış versiyonu ama bunun, asıl mücadelenin riskle yüzleşmek olduğu, dağlardaki geleneksel serbest tırmanışla hiçbir alakası yok. Bununla birlikte, çok sık boltlu spor tırmanışın var olma hakkı yoktur veya hiçbir değeri yoktur demek istemiyorum, sadece aradaki farkların bilincinde olmalıyız.

1986’da bunu denemeye karar verdim ve Dolomitlerdeki ilk çok ip boylu boltlu rotalardan birini boltladım (aşağıdan yukarıya): “Tempi Modernissimi” (Daha da Modern Zamanlar olarak türkçeleştirebiliriz), 7c+, 300 metre. Benim fikrim, geçmişten gelen ahlaki değerlerle ve stillerle çatışmamak için bu stili hiçbir geleneksel serbest tırmanış tarihi olmayan duvarlarda ortaya çıkarmaktı. Hala, boltların serbest tırmanış tarihi olan duvarlarda kullanılmaması gerektiğine inanıyorum, örneğin Marmolada güney yüzü gibi. Genel olarak spor tırmanışın etkisini bir zenginlik olarak görüyorum, ama bu farklılıkları asla unutmamalıyız, yoksa alpin tırmanışı bu kadar özel yapan ruhu kaybetme riskini alırız.

5- Sen, eşin Luisa Iovane, Maurizio “Manalo” Zanola ve Roberto Bassi aynı zamanda “Arco’nun müthiş ekibi” olarak biliniyorsunuz. Sizlerin İtalya’daki serbest tırmanışın öncüleri olduğunuzu kolaylıkla söyleyebiliriz. O günlerden aklında kalan en değerli anın hangisi?

O zamanlar müthiş olmak kolaydı... En değerli anı? Tırmanıştan keyif almak ve kendi oyunumuzu oynayarak sadece kendimizi keşfetmekti, çünkü kimse bizim tuhaf kısa tırmanışlarımıza bir anlam vermedi. Bu sanki yeni bir kıta veya gezegen keşfetmek gibi bir şeydi, her yerde kaya ve sadece bizim için.

6- Benim yaşımdaki bir tırmanıcı bu modeli bilmez ama La Sportiva “Mariacher” model tırmanış ayakkabısı modern tırmanış ayakkabılarında bir dönüm noktasıdır. Ve bu senin tasarımın (hatta üstünde senin adın var). 20 yıl önce de tırmanış ayakkabıları tasarlıyordun ve hala Scarpa’da Ürün Yöneticisi olarak aşağı yukarı benzer bir iş yapıyorsun. Üreticilik deneyimiyle birlikte tırmanıcıların ihtiyaçlarını karşılamak gibi bir yeteneğin var. Bu yolculuğa ne zaman başladın?

Oldukça gariptir, 80’lerin başlarında alpinistler arasında birazcık biliniyordum çünkü Marmolada üzerinde bazı yeni rotalar açmıştım. Tırmanış camiası çok küçüktü ve farklı mental yaklaşımlar alpinistler arasında günümüzde en az yüksek derecelerin yarattığı ilgi kadar ilgi yarattı. Benim farklı mental yaklaşımım yeni bir tarzda yeni rotalar açmaktı: serbest, hızlı ve minimum emniyet ile. Bir gün La Sportiva, - çok küçük ve az bilinen ayakkabı üreticisi-, bana yaklaştı ve bana tırmanış ayakkabıları için danışmanlık ve onaylama işi teklif etti. Yıllarca çok az bir başarıyla çabalıyorlardı ve ben de tırmanış ayakkabılarının düşük performansıyla öyle mutsuzdum (o zamanlar piyasada mevcut olanların ) ki daha iyi bir şey yaratma fırsatı beni çok heyecanlandırdı (çok az bir para teklif etmiş olmalarına rağmen).

7- 54 yaşındasın ve hala formun çok iyi, hala hem geleneksel hem spor rotalarda çok iyi tırmanabiliyorsun. Ayrıca diğer yandan tam-zamanlı bir profesyonel iş yaşamın var. Hala kendini nasıl formda tutabiliyorsun? Bu büyük ölçüde yetenekten mi kaynaklanıyor?

Senin söyleyebileceğin maksimumdaki formdan bahsedecek olursak, yaşlı bir adam için fena sayılmaz. Yaşlı tırmanıcılar için ana problem daha uzun dinlenme süreleri ve yaralanmalar, benim durumumda ise ciddi omuz problemleriyle uğraşmak zorundayım, ama tırmanışı hala ilk günlerdeki gibi seviyorum ve bu çok yardımcı oluyor.

8- İyi bir tırmanıcı olmak hiç içinde yaşadığın toplumdan farklı hissetmene sebep oldu mu?

Şimdiki zamanla karşılaştırıldığında benim tırmanışa karşı yaklaşımım çok farklıydı, ben maceradan ve farklı bir hayat yaşama ihtimalinden etkilenmiştim, en azından hafta sonları için. Farklı olmak, benim tüm hayatımın amacıydı ve tırmanış, bu konuda iyi olmamda bana çok yardımcı oldu.

9- Alpinizm için bir gelecek var mı? Veya daha spesifik konuşursak, alpin yüzlerde geleneksel emniyet ile yapılacak serbest tırmanışlar için bir gelecek var mı?

Sorunun daha da spesifik olması gerek, bireyler hakkında mı konuşuyoruz yoksa genel olarak tırmanışın, camia ve kitle iletişimi tarafından nasıl değerlendirildiği hakkında mı? Tarihin de kanıtladığı gibi, gerçek ve doğru devrimler veya değişimler her zaman kalıpların dışında düşünen güçlü bireylerden kaynaklanır. Şimdiki zamanların problemi şu ki: alpinizm popülerlik kazandı ve ekonomik olarak doğa sporları markaları için ilgi çekici hale geldi, bu da sponsorluk anlamına geliyor. Yani, sonunda her şey “ne satıyor” sorusuna geliyor. Alpin duvarlardaki serbest tırmanışın durumu içinse, finanse edilen tırmanıcılar etkileyici rakamlar (dereceler) ortaya çıkarmak ihtiyacını duyuyorlar ve gerçek risk faktörü kimsenin ilgisini çekmiyor. Başka bir deyişle, geleneksel aletle yapılan korkutucu, ama düşük dereceli bir tırmanış, hiçbir zaman, gerçekte hiç risk içermeyen, boltlarla korunmuş, çok daha yüksek dereceli bir tırmanış kadar toplum ilgisi yaratamayacak.

Her zaman kendi duruşlarını sergileyen, gerçek tutkularının peşinden giden tırmanıcılar kesinlikle olacaktır. Onlar farklı olmanın yollarını arayacaklar ve alpin yüzlerde geleneksel korumayla yapılan tırmanış büyüleyici bir mücadele olarak kalacak. Benim görüşüme göre bu insanlar alpinizmin gerçek geleceği, bütün o geri kalan saçmalığın uzun dönemde hiçbir anlamı yok.

10- Bir gün senin rotalarını tırmanmayı düşleyen tırmanıcılar gördükçe nasıl hissediyorsun? (ben de dâhil olmak üzere)

Eğer birileri benim rotalarımı hayal olarak değerlendiriyorsa bundan kesinlikle gurur duyarım, aynı zamanda umarım benim rotalarım böyle yüksek beklentileri hak ediyorlardır (tabii ki hepsi değil, birkaç berbat rota da yaptım).

11- Bence Heinz Mariacher hiçbir zaman “Tamam, ben artık tırmanış adına bütün hayallerimi elde ettim ” demez. Peki, gelecek plan ve projelerin nelerdir?

Nitekim hala hayatımın en iyi rotasını tırmanıp tırmanmadığımdan emin değilim. Bunun zorluk derecesiyle hiçbir alakası yok, bu onu tırmanırken ne hissettiğinizle alakalı. Gelecek için, projelerim var ama hiç planım yok... Yani, benim için tırmanış her zaman kendiliğinden gelen bir şeydi, sabah uyanıp o anda karar vermek gibi (spor tırmanışı bu kadar çok sevmemin sebebi de bu, büyük duvarlarda durum biraz daha karmaşık, çünkü birçok durumda en azından küçük bir planınızın olması daha iyidir, hava durumunu dikkate almak gibi ve bir gün önce ekipmanınızı hazırlamak gibi, nefret ettiğim erkenden kalkma olayına hiç değinmiyorum!)

12- Ve Marmolada, Marmolada güney yüzündeki en favori rotanın Modern Zamanlar (Moderne Zeiten-Tempi Moderni) olduğunu biliyorum. Bu seçimin sebepleri nelerdir? Onu Marmolada üzerinde açtığın birçok diğer yeni rotadan farklı kılan nedir?

Bu ilk çıkışın tarzından kaynaklanıyor, ben bu rotayı, boltsuz ve mütevazı atletik hazırlıkla yapabileceğim tırmanışlarda, limitlerime çok yakın olarak değerlendirdim. Ayrıca bu hattın (rotanın) kendisi, yani güney yüzünün ortasında, her şeyin zaten yüzyıllar önce yapılmış gibi göründüğü yerde, böylesine etkileyici bir rota bulmak da olabilir.

13- Eşiniz (Luisa Iovane) hakkında bir soru sormak istiyorum (Aslında O da başka bir röportajı hak ediyor). Gene de ilk öğrenmek istediğim şey;
Luisa ile yaptığınız tırmanışların birçoğu kendi alanlarında çığır açan tırmanışlar olduklarından, risk seviyesini göz ardı edemeyiz. Bu tırmanışlarda “sevdiğin kadın”’ la tırmanmak nasıl hissettirdi?

Sizi gerçekten önemseyen birisi tarafından emniyete alınmak her zaman güzel bir şey. Söylemek zorundayım ki, acil durumlarda bile Luisa çok güvenilirdi, belki çürük kayada ipsiz tırmandığımız zamanlarda çok söyleniyordu (ve belki de haklıydı), ama işin ciddiye bindiği zamanlarda hiç şikâyet etmedi ve her şeyi doğru yaptı.

14- Igor Koller’in Marmolada Güney yüzünde bulunan “The Fish”(Balık)[3] rotası hakkında ne düşünüyorsun, rotayı ilk kez yapay yardım alarak tırmandıklarında ne hissettin?

O dönemler çok idealist bir bakış açısına sahiptim. Benim için şu tutum gayet açıktı: temiz serbest tırmanış, geleceğe merak uyandıran mücadeleler saklayabilmek için tek yoldur, bu sebeple ilk çıkışın stili beni biraz hüsrana uğratmıştı. Sonrasında bu rotanın oldukça ciddi serbest tırmanış etapları da içerdiğini anladığımda, korkutucu serbest tırmanış etaplarını lider geçen genç Indrich Sustr’a gerçekten saygı duydum. (Indrich Sustr, Igor Koller ile bu tırmanışı gerçekleştirdiklerinde henüz 17 yaşındaydı)

15- Roland Mittersteiner, çok bilinmeyen ama oldukça etkileyici bir tırmanıcı. Onu Marmolada üzerinde senin takipçin olarak değerlendirebilir miyiz, en azından stil olarak?

Roland, ben spor tırmanıcı olmak için dağları bıraktıktan sonra Marmolada üzerinde temiz tırmanış stilini sürdüren muhteşem bir tırmanıcı. O kesinlikle yeni limitlerle mücadele etti, belki de çok aşırı, çünkü bir gün kendisini gerçekten körü yaraladı. O, o dönemler Dolomitlerde bu stili umursayan az sayıdaki tırmanıcıdan biriydi. Onunla çok yakında bir tırmanış alanında karşılaştım ve mükemmel formundan çok etkilendim. Onun hala tırmanışı seviyor olduğunu görmek çok güzel.

16- Eskiden saf kaya yüzeylerinde en iyi sendin, ama muhteşem kuzey yüzlerdeki miks yüzeyler hakkında ne düşünüyorsun?

Ben hiçbir zaman en iyi olmadım ve olmayı da amaçlamadım. Kendimi başkaları ile kıyaslamak sadece nelerin imkân dâhilinde olduğu konusunda daha gerçekçi olmama yardımcı oldu. Biraz sarp buz tırmanmayı denedim, ama hiç sevmedim. Buzda çentik açmak ve buzu tekmelemenin ve bütün her şeyi zavallı emniyetçinin üstüne düşürmenin neresinin eğlenceli olması gerektiğini anlayamadım! Bu bana komik bir olayı hatırlattı, yıllar önce tanınmış bir İngiliz tırmanıcı olan Neil Gresham İtalya’yı ziyaret etti ve ona birkaç buz tırmanış bölgesi göstermemi rica etti. Böylece, Marmolada’nın aşağılarındaki dondurucu bir kanyona gittik ve Neil biraz buz çentikledi ve ben onu kafama yedim ve kıçımı ile ayaklarımı dondurdum. O bitirdiğinde iç karartıcı mekânı terk ettik ve snowboard yapmaya gittik. Çok eğlendik ve Neil bana sordu: neden direk snowboard yapmaya gelmedik ki!

17- Tırmanış yarışmaları ve spor tırmanış hakkında neler hissediyorsun?

Belki de yarışmalar sponsor bulmak isteyen tırmanıcılar için karşılaştırma yapmak için en adil yol. Spor tırmanış hakkında konuşacak olursam, Halen spor tırmanıştan keyif alıyor olmam ilgi çekici bir olay, spor tırmanış seviyem her ne kadar önemsiz ve bir alpinist olarak kötü formumu saklamak daha kolay olsa bile!

18- Genç nesilde etik yaklaşımı ve tırmanış tarzı açısından değer verdiğin bir isim var mı?

Eğer sana bir isim söylersem diğer birçoğuna gücendirmiş olurum.

19- Heinz Mariacher’in çok takdir ettiği bir tırmanış veya tek bir rota var mıdır?

Hayır, bu tırmanıcılarda olduğu gibi, çok fazla sayıda iyi olanlar var, bir tanesini en iyi seçmek olmaz.

20- Hiç şu tırmanış hiç yapmasaydım dediğin oldu mu?

Hayır, böyle düşünmüyorum. En kötü tırmanışım bile sonuçta ilginç bir parçaya sahipti.

21- Hayatında hiç “evet işte şimdi artık tırmanışı bırakma ve farklı bir şey bulma zamanı” dediğin bir zaman oldu mu?

Problem tırmanışa ayak uydurabilecek farklı bir şey bulmakta…

22- Kendinize sormak istediğiniz son bir soru veya Türkiye’deki tırmanıcılara söylemek istediğiniz son bir söz var mı?

Türkiye’de hala henüz tırmanılmamış keşfedilmeyi bekleyen birçok kaya olduğunu hayal ediyorum, belki de yıllar önce bizim Arco’da bulduğumuz gibi bir durum, onu için söyleyeceğim şu ki; keşfetmenin tadını çıkarın ve tırmanış dünyanızı bütün bu rekabetçi zırvalıklardan temiz tutun. Tırmanış, kendiniz için tırmandığınız sürece muhteşemdir! Asla unutmayın: “tırmanış özgürlük demek”!

[1] Heinz Mariacher ile Marmolada Güney Duvarı üzerinde bulunan Don Kişot (Don Quixote) rotasında şans eseri tanışarak beraber tırmandığımız çıkışın hikâyesini buradan okuyabilirsiniz.

http://tirmanis.org/alpinizm/uzun-duvar/don-kisot-rotasi-marmolada-guney-duvari.html

[2] 8a derecesi 80li yıllarda serbest tırmanışta büyük bir bariyeri temsil ediyordu ve bu dereceyi aşan tırmanıcı sayısı çok çok azdı.

[3] Balık (Via Attraverso il Pesche) rotası Marmolada Güney yüzünde bulunan en meşhur ekstrem klasiklerden birisidir. Bugünün serbest tırmanış standartlarında bile inanılmaz zorlu bir tırmanış olan Balık Rotası ismini, duvarın ortasında hemen altından travers atılan balık şekilli kocaman bir nişten almaktadır. Rotanın bugünkü serbest derecesi 7b (IX-) zorluğuna kadar uzanmaktadır.

Yararlanılan diğer kaynaklar:

1- ALP Magazin, Luisa Iovana & Heinz Mariacher Özel Sayısı - Speciale Ritratti IV
2- MARMOLADA - SOUTH FACE (Marmolada Güney Yüzü) - Maurizio Giordani - Versante Sud Yayınevi - İtalya
3- www.planetmountain.com
4- www.lasportiva.com
5- www.mountainfuture.at

Etiketler: