TARİHTE BUGÜN:

'1943 yılında ben Ankara'daydım Robin [Hodgkin] ise Hartum'da. Robin, Jebel Kassala'ya tırmanmış ve Sudan'da daha fazla tırmanacak pek birşey bulamamışken, buraya gelerek bir sene önce keşif gezisi yaptığım Ala Dağ silsilesine, sonradan cömertçe “ekspedisyon” diyeceğimiz şeye katıldı. En yüksek zirve olan Demirkazık (3756m)'ın batı yüzünde tırmanışın anahtarı olarak uzun kulvarı tespit etmiştim ve tırmanışın çoğunda lider giden Robin'le birlikte, bir ilk çıkış yapacağımızı umarak bu rotadan zirveye çıkmıştık. Korktuğumuz başımıza geldi; 1938 Alman ekspedisyonunun bıraktığı bir gamalı haç flamasını bulduk. Bunu yerinden çıkarttık, böylece aşağıdaki Türklere Nazi'lerin dağlarında emelleri olduğunu belirtecektik. [Flama] şimdi Alpin Kulüp arşivlerinde durmaktadır.' [1][2][3]

Böylece, 1927 yılında Almanların açtığı Demirkazık Güney Kulvarı/Doğu Sırtı, 1938 yılında Alman/Avusturya Dağcılık kulübünden gelen ekibin ilk çıkışını yaptığı Kuzey sırtı rotalarından sonra, 1943 yılında İngilizler sahneye çıkıyor ve dağa bir üçüncü rotayı hediye ediyorlardı [4]. Dağın güney yüzünde derin bir yara izi gibi görünen bu hat (Foto. 1), günümüz Türkiye dağcıları arasında, muhtemelen bölgedeki tırmanışları ilk defa derli toplu biçimde ele alan Haldun Aydıngün'ün kitabı sayesinde Peck kulvarı ismiyle bilinir hale gelmiştir [5]. Fakat, rotayı bu şekilde adlandırmak iki bakımdan bana ilginç geliyor. Birincisi, Robin Hodgkin gibi, 1930 ve 40ların en kuvvetli İngiliz tırmanıcılarından birinin adını göz ardı etmiş oluyoruz [6]; buna mukabil, Aladağlar'da rotayı açan tırmanıcıların ismiyle bilinen tartışmasız en popüler hattı her çıkışımızda farkında olmadan bu insanları anmış oluyoruz.

Yazımı daha rahat okunabilmesi için ikiye bölüyor ve Sir Edward Peck'le başlıyorum.

Demirkazık'ın zirvesinden sola doğru inen hattın sona erdiği çentikten (ki dağcılar AJ'ye yazdıkları raporda burası için V çentik diyecek ve arkalarından gelen üç nesil Türk dağcısının da bu adlandırmayı kullanmalarını sağlayacaklardı) başlayıp aşağı doğru inerken, balık sırtı misali, diğer ufak tefek kar alanlarını da birbirine bağlayan bir kulvar. Ne tesadüftür, Hodgkin ve Peck'ten beş yıl önce ellerinde gamalı haç flamasıyla gelen Alman ekip, dağın kuzeyinden tırmanarak aynı çentiğe varacak ve ip inişi yaptıktan sonra zirveyi "fethedeceklerdi".

Sir Edward H. Peck (1915 - 2009)

Yukarıdaki yer verdiğim Edward Peck'in sözlerini bir defa daha okuyun: 20. yüzyılın ilk yarısında, Ankara ve Sudan'da yaşayan iki İngiliz, Türk dağlarında dalgalanan bir gamalı haç flaması, Alpin Kulüp arşivleri... Edward Peck'in gamalı haç ile karşılaşması bir ilk değil; O üniversite seyahat teşvikleri sayesinde Avrupa'yı gezerken faşizmin adım adım yükselişine tanıklık ediyordu. Hatta iki yıllık diplomatik hizmet bursu ile Viyana'da kaldığı sırada, 1937 Eylül'ünde Hitler'in geçişini seyretmişti! Sir Edward Peck, 1975 yılında emekli oluncaya dek, sömürgecilik sonrası Kenya'ya yüksek komiser olarak atanmasıyla doruk noktasına çıkan üstün meslek yaşamında 'müşterek istihbarat komitesi başkanlık makamı' ve, son olarak, 'İngiltere'nin NATO daimi temsilcisi' görevlerinde bulunmuş önemli bir diplomattır [7]. II. Dünya savaşının sonlarına doğru İngiltere'nin Ankara Büyükelçisinin özel kalemi olarak görev yapıyordu [8]. Her ne kadar 'işe giderken yaptığı yürüyüşlerine çiftleşen kaplumbağaların takırtı sesleri renk katsa da' [9], Ankara bu pastoral sükunetin arkasında savaşın etkilerini yaşayan bir şehir konumundaydı. Bir seferinde kentin sokaklarında Cicero'nun İngiltere başkonsolosundan sızdırdığı ifşaatların peşinden son sürat bir araba kovalamacası yaşanmış, fakat casus izini kaybettirebilmişti [10] [11]. İşte Peck, o sırada bu olaylara tanıklık etmekteydi. Doğrusu, o dönemde yaşayan bir diplomat için savaşın sıcak etkilerinden uzak ve dağlara karşı sevgisine karşılık bulabileceği bir yer; hele ilk diplomatik görevinde Barcelona'da İspanyol içsavaşını yaşadığını, sonrasında başlayan İkinci Dünya savaşının avucuna aldığı bir Avrupa coğrafyasında Nazi'lere katılma raddesine gelmiş Bulgaristan'da bulunduğunu, ve bir sonraki görev yerini beklediğini düşünürsek...

Dağlara karşı ilk muhabbeti, Birinci Dünya savaşından sonra, babasının çürüğe çıkmasının ardından emekliliğinde ailesini alıp Montreux'ye getirmesiyle, İsviçre Alplerinde geçirdiği erken gençlik yıllarında başlıyor [12]. Ve ölene kadar her fırsat bulduğunda kendini ya tırmanmak ya da tur kayağı [13] yapmak için dağlara atıyor Edward Peck. Ankara'da diplomatik görevini icra ettiği esnada arka arkaya üç yıl 1942, 1943 ve 1944'te Aladağlara gelmiştir [14] ve 1942 yılında tek başına yaptığı keşif gezisini saymazsak Demirkazık dışında birçok zirvenin ilk çıkışını yaptığını biliyoruz [15]. Fakat, Peck için 'büyük bir dağcı' demek zor; Alpine Club'da, katkı sağlayanları tanıtan ufak bölüm onun için 'yurt dışı görevindeyken çoğunlukla mümkün olan en yüksek noktaya çıkmayı hedefler' [16] nitelemesinde bulunuyor. Evet, belki gerçekten Peck, dönemin dağcılık başarıları göz önüne getirildiğinde büyük işler başarmış değil (bunun ne kadar önemli olduğu ayrı bir tartışma konusu; gelin şimdilik dağcılıkta büyük işler başaran adam olma bahsini ilerideki bir tarihe tehir edelim). Buna mukabil Oxford'un prestijli Queen's College modern diller bölümünden birincilikle mezun olduğunu hatırlatacak ustalıkta yazdığı yazılarla büyük katkı sağlamış bir yazar ve araştırmacı. Nepal ve Bhutan gezi notları ve çektiği fotoğraflarla Doug Scott'un Bhutan Himalayalarında Türkçeye 'sinirli kuş' olarak çevirebileceğimiz Jitchu Drake çıkışına göz dikmesini sağladığı da aşikar [17].

Makaleleri arasında Doğu Amerika'nın en yüksek dağını kimin belirlediği problemi, Patagonya'nın Paine masifinin öncüleri, John Muir'in hayatı, Khan Tengri, Ağrı dağının Parrot tarafından yapılan tartışmalı ilk çıkışının sır perdesini aralamaya çalışması, ve Matterhorn'un Fransızca ismi olan Cervin'in etimolojik kökenlerini aradığı yazıları yer alıyor [18]. Peck AJ'in yanı sıra Alpin Kulüp içerisinde de oldukça faal. Kulübün 1972 yılı heyetinde ve 1975'ten itibaren yıllarca sürdürdüğü Mount Everest Foundation (MEF) [19] bünyesinde de yer almıştır. Bu konumu uyarınca 1980 - 1991 yılları arasında MEF tarafından desteklenen tüm tırmanışların kronolojisini tutmuştur [20].

Sir Peck bir gün İngiltere'de gezmek için girdiği bir kilisenin mezarlığında yürürken, 'George Traill (1792 - 1847)' yazılı bir mezar taşı görür. Zihninde başlar çalmaya çanlar ve 'Traill geçidine adını veren, kaşif ya da topograf olmayıp Himalayaların ilk gerçek dağcılarından olan Traill olmalı' der [21]. Günümüzde böylesi bir birikime pek de rastlamıyoruz. Ne zaman böyle insanlara rastlasam şöyle düşünürken bulurum kendimi: Dağcılık özelleşirken gitgide değişiyor, dönüşüyor ve sanki geçmişten bağını kopartıyor. Sanki dağcılığı ve dağcıları yaratmış olan kültürel birikime romantikçe sırtını yaslamış, ancak sadece aktivitelerle o kültürün bir parçası olurken bir o kadar mesafeli kalmış oluyoruz. Fakat, gelecek muhakkak geçmişte çekilmiş fotoğraflardan, işaret edilen zirvelerden, söz edilen mücadelelerden şekilleniyor. İşte Peck bunun bilincinde ve Traill'den Longstaff'a ve ondan Shipton'a [22] yadigar kalan Nanda Devi iç havzasının nasıl keşfedildiğini biliyor. O yüzden hafızasında çanlar çalıyor... Peck keskin bir gözlemci [23] ve dağcılık tarihine hakim, güler yüzlü ve gerçekçi bir beyefendi [24]. Bu insanları daha çok tanıdıkça, geçtiği yollardan, rotalardan geçerken daha bir mutlu hissediyorum.

17 Eylül 2013
Ali Değer Özbakır
İletişim: aozbakir at gmail dot com

Katkı Belirtme:

Bu yazının en büyük eksiği herhalde Sir Edward Peck'e ait bir fotoğraftı. Elimizde var olan Guardian gazetesinin 2009 yılına ait bir yazısında bulunan fotoğrafın kullanım izni için epey beklememize rağmen, yazıyı hazırlayan yazardan fotoğraf kredisinin sahibi hakkında bir ses çıkmayınca yazı fotoğrafsız yayınlandı. Hayırlı da olmuş; bu sayede Haldun Aydıngün harika bir sürpriz yaparak kendi arşivinden, çok da güzel bir fotoğrafı paylaşma inceliğinde bulundu. Kendisine sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

Dipnotlar:

[1] Peck, E., 2004, In Memoriam: Robin Allason Hodgkin, 1916 - 2003, AJ, pp. 378 - 379.

[2] Bundan sonraki dipnotlarda referans verirken Alpine Journal'ı kısaltması olan AJ ile göstereceğim. AJ senede bir kez çıktığı için cilt numarası bilgisi yerine sadece yıl ile atıfta bulunuyorum. Bu yazı 1969 - 2008 yıllarında yayımladığı sayılarına tam metinli erişim sağlayan Alpine Journal web sayfası sayesinde hazırlanabilmiştir.

[3] Bu arada Edward Peck'in fotoğraflarını ararken, kendisi hakkında yazılmış tek Türkçe kaynağa da rastladım: http://basitadam.blogspot.com/2011/11/adaglarda-bir-rota-hodgkin-peck-kulvar.html.

[4] Tüzel, Ö., 2001, Aladağlar (Türkçe basım). pp. 11 - 15.

[5] Aydıngün, H., 1987, Aladağlar: Bazı rotalar ve genel bilgiler, Redhouse yayınları, p. 73.

[6] Peck, E., 1989, Book Reviews: Aladağlar. An Introduction, pp. 286 - 287: Sir Edward Peck'e kulak verelim: 'Doğrusu Hodgkin - Peck kulvarı olmalıydı, ki bu ismin Türkçe telaffuzunun daha zor olduğunu düşünmüyorum.'

[7] Douglas, E., 2006, Book Reviews: Recollections 1915 - 2005 Edward H. Peck, AJ, p. 342 - 372.

[8] Douglas, E., 2009, Obituary - Sir Edward Peck, The Guardian, http://www.theguardian.com/theguardian/2009/aug/04/obituary-sir-edward-peck.

[9] Douglas, E., 2006.

[10] Cicero, dönemin İngiliz Büyükelçisinin uşağı olarak konsoloslukta çalışırken Almanlar'a (ve belki de başkalarına) bilgi satan Arnavut asıllı meşhur bir II. Dünya Savaşı casusudur ve zannediliyor ki, sızdırdığı belgeler ile savaş sırasında tek bir casusun sebep olduğu potansiyel olarak en zarar verici ifşaatlar (istihbarat arasında, Almanların kullanamadığı Normandiya çıkarmasına dair bilgiler de bulunmaktadır) arasında yer almaktadır http://en.wikipedia.org/wiki/Elyesa_Bazna.

[11] İki önceki dipnotta Ed Douglas'ın The Guardian'da yayımlanan yazısı, Sir Edward Peck'in eğitim ve kariyerine dair çok detaylı bir özeti sunmaktadır. Bu bakımdan okuyucuyu imkanı varsa bu yazıyı İngilizce aslından okumaya davet ediyorum.

[12] Ibid. Keza, 1924 yılında Dent du Midi'de Charles Bruce ile tanışmasının da rolü büyük.

[13] Harding, J.G.R., 2001, In Praise of Greek Mountains, AJ pp. 89 – 97.

[14] Elwood, H., 1970, Queen's University (Belfast) Expedition 1969, AJ, p. 152.

[15] Elwood, H., 1971. The Taurus Mountains, AJ, pp. 118 - 126 ve Tüzel, Ö., Aladağlar'dan derlediğim kadarıyla: 1943 - E.H. Peck ve R.A. Hodgkin ve dört diğer dağcıdan oluşan ekip, Demirkazık (Güney kulvarı-N5), Alaca, Kaldı Dağı (Doğu duvarı-S22), İkibaş (Kuzeybatı yüzü-S37), Kızılkaya; 1944 - E.H. Peck ve diğer beş kişiden oluşan ekip Direktaş (ikinci çıkış), Kaldı Dağı (Kuzeybatı yüzü-S29), Kızılyar (Batı sırtı-Y13), Üçköşe Sivrisi (Kuzeydoğu sırtı/yüzü-Y14). Parantez içindeki adlandırma ve alfanumerik kodlama Tüzel'in kitabından alınmıştır, parantez ile belirtilmeyen çıkışlar tekrarı yapılan çıkışları gösterir. Hodgin ve Peck bu tırmanışlarını Hodgkin, R.A., 1943 'The Ala Dag.' AJ v. 54, p. 235 ve Peck, E.H., 1944 'A further expedition to the Ala Dag, AJ, v. 55 pp.45 makalelerinde yayımlamışlardır. Ayrıca Elwood'un makalesinde yer alan eski tarihli dağ fotoğraflarını tüm Aladağlar meraklılarına tavsiye ederim.

[16] ..., 1987, AJ, Contributors, p. 321.

[17] Scott, D., 1989, Bhutan - A Summary of Climbing and the Anglo - Indian Ascent of Jitchu Drake, AJ, pp. 38 – 51: 'İngiltere'de Sir Edward Peck'in sağladığı dağın doğu yüzü fotoğrafı bize ilham vermişti.'

[18] Peck, E., 1988, Who Identified the Highest Summit in the Eastern United States? The Clingman- Mitchell Controversy of the 1850s, AJ, pp. 170 – 176; Peck, E., 1992, Pioneers of the Paine, AJ, pp. 222 – 225.; Peck, E., 1994, John Muir, Mountaineer 1838 – 1914, AJ, pp. 199 – 212; Peck, E., 1996, The search for Khan Tengri, AJ, pp. 131 – 139; Peck, E., 2002, Ararat: Another controversial first ascent, AJ, pp. 207 – 215. Peck, E., 2006, If Matterhorn, Why Cervin?, AJ, pp. 189 – 190.

[19] 1953 Everest ilk çıkışının hemen ardından kurulduğundan beri vakıf, yüksek dağlarda tırmanış, dağ araştırmaları ve bilimi desteklemek amacıyla bir milyon pounda yakın ödenek sağlamıştır. Bu günü kadar destekledikleri birçok meşhur ekspedisyon için web sayfalarına bakmanızı öneririm http://www.mef.org.uk.

[20] Bu derlemelere adresinden ulaşabilirsiniz.

[21] Edward Peck, 1990, George Traill 1792 – 1847, AJ, Correspondence, pp. 213 – 217.

[22] Blog sayfamda Shipton'a değindiğim şu anma yazısına bakarsanız çok memnun olurum http://dagdelisi.wordpress.com/2013/03/28/eric-shipton.

[23] Peck, E., 1975, Editors Notes: Intervisibility, AJ, pp. 284 – 288.

[24] Douglas, E., 2006, Book Reviews: Recollections 1915-2005 Edward H Peck, AJ pp.342-372.

Etiketler: