TARİHTE BUGÜN:

 

Bundan tam bir yıl önce girişmişim bu işe. Şimdi “Mick” ile Facebook' daki yazışmamıza bakıp da anımsadım. Bu kadar çok olduğunu görmek biraz üzüntü verici olsa da, yazıştığımızı tekrar görmüş olmak beni heyecanlandırdı. Yazıştığımız zamandaki kafamı ve şimdiyi düşününce hayatın bazen gerçekten başka bir tarife gerek bırakmadan, yalnızca garip olduğunu düşünüyorum.

2017’de içimdeki tırmanış ateşini iyice körükleyerek Chamonix’ye gidip orada bir hafta kadar kaldıktan sonra (bkz. http://www.tirmanis.org/?id=338:alpinizmin-mabedi-chamonix-arcteryx-alpin-akademisi) bir sabah kalkar kalkmaz şunu düşündüğümü hatırlıyorum: benim burada yaşamam lazım. Hayatımı hem kazandığım, hem de yolunda yürüdüğüm şey bilim olduğu için, hemen akademik yaşantımla ilgili bir takım ayarlamalar yapmaya çalışmış, olamayacağını üzüntüyle anlayıp “bir başka bahara”  ertelemiştim. Sonra aradan zaman geçti, ben çocukluk hayalim olan “bilim adamı olmak” hedefinden o kadar soğudum ki, önümde hayatımın sınavının çalışma notları, ofisimde Mick Fowler’a, bu röportajı çevirip Türkçe yayınlamamızın uygunluğunu sormak için facebooktan arkadaşlık teklif ettim. Mick Fowler, zamanımızın sponsorlu tırmanışçılarının, genç ve dinamik alpinistlerinin arasında hiçbir zaman sivrilememiş Büyük Britanya’lı tırmanışçı (ki birazdan okuyacaksınız, o bundan hiç de hoşnutsuz değil). Tırmanışla geçirdiğim vakit bana iki çok önemli şeyi göstermişti:  bu işin sportif yönüyle kültürel yönünün birbirini çok fazla beslediğini ve tırmanışta usta çırak ilişkisinin halen önemli olduğunu. İşte, insanların işleri güçleriyle bu kadar yoğun bir biçimde meşgul olduğu zamanlarda da artık kendimize “pseudo” ustalar yaratıp onların peşinden gitmemiz gerekiyor. Mick Fowler geçen zaman içinde benim için böyle birisi oldu; onu ve fikirlerini okuyarak tanımaya, anlamaya çalıştım. Fikirlerine değer verdiğim kimi başka tırmanışçıların da kendisini ve tırmanışlarını ne denli değerli bulduğunu yavaş yavaş öğrenince, Zirve Dağcılık İstanbul Şubesi’nde Ali, Aykut ve Emre Abi’nin katıldığı etik üzerine olan söyleşiden hemen sonra Türkçe hiçbir yayını olmayan Mick’i daha fazla Türkçe okurunun tanımasını (umarım) bu geniş çaplı ve çok yeni söyleşiyle sağlamaya çalışmaya karar vermiştim. 

Hayatım yokuş aşağıya gitmeye devam ediyor olsaydı belki de şimdiye dek bu röportajı ve dahi onlarcasını tirmanis.org’da okumuş olabilirdiniz, hem de tarafımdan çevrilmiş olarak. Fakat ben bu çeviriye giriştiğim zamanlardan itibaren o yokuş aşağıya gidiş bir anda yokuş yukarıya dönmeye başladı ve şu anda bu satırları 2017’de yaşama hayalini kurduğum coğrafyadan, Fransız Alpleri’nde yazıyorum size. Fakat bu hayal gerçek olurken tabii ki bazı başka şeyleri törpüledi. Burada daha ancak bir tırmanış salonuna gidebiliyorum ve Club Alpin Français’ye yazılma planları yapıyorum, ötesine pek geçebilmiş değilim.

İşte şimdi aşağıda, farklı hayallerinin farklı isimlerle varolduğu farklı hayatlarını aynı potada büyük bir başarıyla eritebilmiş bir insanın yeni kitabı üzerine (e bir yıl oldu artık tabii çıkalı) röportajını, benim çevirisine başlayıp “yokuş yukarı koştururken nefes nefese kalmaktan” dolayı ilerleyemememden ötürü el atan, hem ışık hızıyla hem de tertemiz diliyle metni dönüştüren Sumru Tamer’in çevirisiyle okuyacaksınız. Keyifli zaman geçirmeniz dileğimle.

İ. Ceyhun Andaç

Grenoble, 29.11.2019

 

Mick Fowler ile Röportaj - Kolay Bir Yol Yok

Natalie Berry

(Türkçesi: Sumru Tamer)

 

Natalie Berry'nin ukclimbing.com sitesi için Mick Fowler ile Vertebrate Yayınevi’nden çıkan No Easy Way (Kolay Bir Yol Yok) kitabı hakkında 2018 Kendal Dağ Festivali’nde kitabının piyasaya çıkması üzerine düzenlenecek etkinlik öncesinde yaptığı röportajı tirmanis.org okuyucuları için çevirdik.

[Orijinal Makale: https://www.ukclimbing.com/articles/features/mick_fowler_-_no_easy_way-11382 ]   

İngiltere'nin önde gelen dağcılarından biri olan ve üç Piolets d'Or ödülü bulunan Mick Fowler, eziyetli eğlencelere ve ıstıraplara alışmış. Prosedürlerin arasından yolunu bulmak, tehlikeli yollarda araba yolculukları, eşek ve yak gütmek, ayılardan kaçmak ve irtifalarda kıyafet dikmek –Greater Ranges’ın  uzak köşelerinde yapılan tırmanışlardan ve üstünkörü inişlerinden bahsetmiyorum bile [1]. Bununla birlikte, 2017 yılında Mick tamamen farklı bir meydan okumayla karşı karşıya kaldı: kanser teşhisi. Mick son anı kitabında, geçen yılki hastalık tanısıyla doruğa ulaşan, aile hayatıyla ekspedisyon dağcılığı ve HM Gelir ve Gümrük'teki tam zamanlı işi arasında bir denge kurmasının zorluklarını anlatıyor. Mick'in öğrenmiş olduğu bir şey varsa o da hayatın engellerini aşmanın gerçekten Kolay Bir Yol' u olmadığı.

 

“Kanseriniz… Ölüm ilanınızdaki biyografiyi güncellemem istendi.” E-postayı tekrar okudum. Daily Telegraph'taki, kenarda kayıtlı tuttukları taslak ölüm ilanını güncelleyen bir muhabirden geliyordu. “Bu bir onur,” diye devam etti. “Bunu herkes için yapmıyoruz.” E-posta, bana ölümlülüğümü keskin bir şekilde hatırlattı. On altı yıl önce hayatta karşılaştığım zorluklar oldukça farklıydı. " -Mick Fowler

NB: Yıllık ekspedisyonlara çıkmanın kolay planlanması ve organizasyonun oldukça erkenden yapılabilmesi, yılda yalnızca bir kere uğraşılması gibi nedenlerle yapıldığını yazmışsınız. İşiniz ve aile yaşantınızı da hesaba katarak, başarıların akın halinde gerçekleşmesinin tipik hale geldiği günümüzün sponsorlu atlet ortamında, kendinizi üst düzey bir alpinist veya kaya tırmanıcısı olarak hayal edebiliyor musunuz?

MF: Önceleri, kısa bir dönem dışında kendimi asla sadece tırmanışa vermek istemedim, aynı şekilde sürekli bir sosyal medya reklamını gerektirecek bir biçimde sponsorlu bir sporcu olmak da asla hoşuma gitmedi. Sponsorluk incelikli bir konu. Çığır açıcı başarıların sürekli akışı sponsorlara tabii ki yararlı malzemeyi verir, ancak müşterilerin etkilendiği şeyler, sadece en üst düzey sporcuların elde ettiği başarılardan çok daha fazlasıdır. Örneğin Berghaus'la yaptığım anlaşma, yıl boyunca Himalaya seyahatimde malzeme testi yapmamı gerektiren malzeme tasarımı ve basit blog yazıları içeriyordu. Bu benim vergi ofisindeki işime devam etmeme ve aileme dair sorumlulukları yerine getirmeme müsaade ediyor ve bunun görece normal seyri, formunu korumak için çaba sarfeden ve birkaç hafta şehir hayatından uzaklaşmaya zaman ayıran sıradan bir doğa meraklısına hitap ediyor. Şahsen ben çeşitlilikten hoşlanıyorum ve hayatımın da bundan farklı olmasını istemem.

NB: “İş dünyama sürüklendiğimde tırmanış aklımdan çıkmıştı. Her zaman hayatımın farklı yönlerini birbirinden tamamen ayrı tuttum, hatta iş yerinde 'Mike', tırmanış hayatımda 'Mick'… ve evde sıkıntılarla boğuşurken 'Michael' diye çağırılacak derecede “Eğer tırmanış benim işim olsaydı,  kendi tırmanışımın tadını Viktor kadar çıkarabilmek için motive kalabileceğimi düşünmüyorum.” Bu farklı kimliklerin hiç örtüştüğü oluyor mu? Örneğin, dağdaki becerilerinizi zorlu çalışma koşullarına aktarmak, çocuklarınızı doğaya götürmek vb.?

MF:Tırmanış arkadaşlarım arasında her zaman Mick olarak tanınıyordum ama vergi bürosuna katıldığımda Mick biraz gayri resmi göründü ve kendimi Mike olarak tanıttım, sonra da böyle kaldı. Birilerinin bana Michael demesi pek elimde değil tabii ama garip bir şekilde hastane gibi yerlerde ismim sorulduğunda kendimi Michael olarak tanıttım. Garip, değil mi? Herhangi iki isim neredeyse hiç birbiriyle çakışacak şekilde denk gelmiyor. Belki de ben bir bedende üç farklı insanımdır?

 

NB: “Orta yaş dalgasıyla bana bir sıkıntı çöktü. Salakça bir şey yapabileceğim bir yerde değildim. Son perlonum beş metre aşağıdaydı ve son doğru dürüst emniyet aletim ondan on metre daha aşağıdaydı. Fiziksel olarak devam edebilirdim ama bunun yerine kendimi son perlonuma ve soğuktan titreyen Andy'ye doğru anlamsız şeyler söylerken buldum”. - Grosvenor Dağı, Daxue Shan Bölgesi, Çin. Güveninizin ve risk alma becerinizin yaşla birlikte azaldığını mı keşfettiniz? Eğer öyleyse, bu keşfi hangi yollarla yaptınız?

MF: Bunu yazarken düşündüğüm şey, tırmanışı daha güvenli kılmak ve devam edebilmek için bir bolt çakabileceğimiz, ancak bu şekilde hile yapmanın, herhangi bir başarı hissini ortadan kaldıracağı ve tırmanışı benim seviyeme indirgeyeceğiydi. Bununla beraber, düşme riskini alma eğilimim yaşlandıkça ve karşı karşıya kalmaya hazır olduğum nesnel tehlike seviyesi de aşağılara indikçe kesinlikle azaldı. Ancak bu, kendime olan güvenimin azalması ile aynı şey değil. Aslında, dağlarda şimdi yıllar önce olduğundan çok daha rahat ve konforlu hissediyorum. İlk zamanlarda yaşıtlarımın baskısı beni olabilecek en çabuk şekilde yukarı tırmanıp inmenin daha güvenli olduğuna inanmama yol açmıştı. Şimdi sadece orada olmaktan, aceleye getirmemekten, ortama uyum sağlayarak ağırdan almaktan zevk alacak kadar rahatım.

NB: “Dağcılığın zihinsel yanı, fiziksel yanı kadar zor olabilir. Grosvenor Dağı kazandı.” Sizce sizin hangi tarafınız -fiziksel yeteneğiniz veya zihinsel gücünüz- daha güçlü? Kitapta öne çıkan karakter özelliklerinizden biri de zor durumlardaki mizah anlayışınız ve pozitifliğiniz. Hemfikir misiniz?

MF: Zihinsel güçten kastınız kararlılık, motivasyon ve kendinden emin kararlar vermek ise, bunun fiziksel güçten çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Mizah ve pozitiflik harika özelliklerdir ancak zihinsel güçle beraber güvenilirlik ve yetkinlik, her şey ters gitmeye başladığında çok daha önemli hale gelir. 

NB: “En azından bu küçük zorluklar kalabalıkları uzak tutuyor.” Bu benim sürekli söylediğim basmakalıp bir laf haline geldi.  Stresli işlerin altında ezilip kalmadığım zamanlarda bu sözü baya neşeli bir şekilde söyleyebiliyorum, ama aynı zamanda kabul etmeliyim ki bu zirveleri ulaşılmaz hale getirmekte bu kadar büyük bir rol oynayan bürokratik savunma hatlarına o kadar da minnettar değilim.” - Kajaqiao, Nyainquentaglia Doğu Tibet Bölgesi. Kitaptaki bölümlerin önemli bir kısmı Greater Ranges’da yapılan ekspedisyonların planlanmasındaki bürokrasiyi ve lojistiği kapsıyor. Vergi dairesindeki işiniz, evrak işlerinde size farklı bir bakış açısı kazandırdı mı, diğer keşiflerinizdeki üyelere göre daha mı sabırlısınız?

MF: Bence muhtemelen evet. Bir yanım bürokratik problemlerle uğraşmaktan ve onları aşmaktan kesinlikle zevk alıyor. Bir keresinde Hindistan'a giderken iznimiz iptal edilmişti ve bütün bir haftayı Delhi'de yetkilileri izni yeniden vermeye ikna etmeye çalışarak geçirdim. Sanırım ekspedisyonun diğer üyeleri deli olduğumu düşünüyordu, fakat oldukça kıdemli bir yetkili nihayet ekspedisyonumuzu yeniden onaylayınca, bu an yolculuğumuzdaki en akılda kalıcı anlardan birine dönüştü. Diğer önemli kısım da elbette tırmanıştı. Sanırım ben aslında zorluklarla yüzleşmeyi ve üstesinden gelmeyi seviyorum.

 

“Sorun, her şeyin Çince olmasıydı ve tercüme edebileceklerini bildiğim tek insanlar da, yerel Çin lokantasındakilerdi. Bu yüzden o yöne doğru gittim ve müşteri sırasına katıldım. Önümdeki adam krepli çıtır ördek siparişi verdi ve ben de çeviri hizmeti sipariş ettim.” - Mick Fowler

 

NB: “Aynı kafada olmak Himalayalar’da başarılı olabilmek için son derece önemlidir.” Potansiyel ekspedisyon üyeleri üzerine düşünürken karakter ve kişilik ne kadar önemli? Sürekli partnerlerinize (Paul ve Victor gibi) baktığımızda, birbirlerinden ve sizden birçok yönden oldukça farklı olduklarını, ancak dağdayken sizinler benzer kafalarda oldukları açıkça görülüyor.

MF: Benim için en önemli olan şey, ortaklarımın benimle kabaca aynı yeteneklere sahip olması ve aynı kafada olması, böylece dağdaki herhangi bir durumda vereceğimiz yargıların muhtemelen aynı olacak olması. Çoğu insanla gayet iyi geçinirim ve partnerlerle iyi geçinmek, iyi vakit geçirmek bir yere kadar yardımcı olur - ancak bunun dağda başarı sağlamak için en temel şart olduğunu pek düşünmüyorum.

NB: 'Kâşif dağcıların önüne yıllar geçtikçe yeni zorluklar çıkıyor.' Devam edebildiğiniz sürece araştırmaya ve tırmanmaya devam edeceğinizi düşünüyor musunuz? Victor Saunders bu konuda size ilham veriyor gibi görünüyor. Hedefleriniz ve rotalarınızı nasıl ele alabiliriz?

MF: Kesinlikle. Zevk alabildiğim ve fiziksel olarak yapabildiğim sürece tırmanmaya ve keşfetmeye devam etmeye tamamen niyetim var. Zorluk seviyesi kaçınılmaz olarak azalacak ancak tırmanma keyfi çok kişisel bir şeydir ve kesinlikle zevk seviyesinin azaldığını hissetmiyorum. Ve evet, asla yaşlanmayan Vic benim için bir ilham kaynağı. 69 yaşında olacağı gelecek sene, çok günlük teknik bir Himalaya tırmanışı planlıyoruz. Bu kulağa çılgınca geliyor! Böylesi bir rotaya beraber tırmanmak isteyebileceğim 69 yaşında başka birini düşünemiyorum.

NB: İskoçya'da falez tırmanışı üzerine: “Dürüst olmak gerekirse, bu tür tırmanışların bende bıraktığı zevkin büyük bir dağ tırmanışından sonra yaşadıklarım kadar kalıcı olduğunu söyleyemem. Ancak falezlerin nadiren ziyaret edilen doğası, oraya ulaşmanın zorlukları, tırmanıştaki belirsizlikler ve uzun süredir beklenen bir hedefe ulaşınca yaşanan başarı duygusu, daha geniş kapsamlı hedefler için sahip olduğum çok sayıda kriteri karşılıyor. Ve martı kusmuğunun harika hatıralar anımsatması inanılmaz bir şey. ” Bir gün (ve eğer!) büyük dağlar çok fazla gelirse, kaya hedeflerine daha fazla zaman harcamayı düşünüyor musunuz?

MF: Evet. Şimdi vergi bürosundan emekli olduğum için çok sevdiğim ancak hiç vaktimin olmadığı outdoor aktiviteleri yapmaya daha fazla zaman harcamayı planlıyorum. Özellikle İskoçya son derece cazibeli geliyor. Hep keşfetmek istediğim çok fazla uzak rota ve falez var.

NB: Şimdiye kadar yaşadığım en kötü gecelerden biri. Sırtım ağrıyor, hava bok gibi, manzara bok gibi. Hadi kalkıp gidelim buradan. ' - Paul Ramsden, Doğu Tibet’teki Manamcho’da şikayet ediyor. Kitapta bahsettiğiniz en unutulmaz bivak noktaları hangileri? En iyi ve en kötüsü?

MF:Taweche'de1995'te Pat Littlejohn ile yaptığımız İşkence Tüpü bivağı kadar kötüsü asla olamaz. O kadar korkunç bir şeydi ki daha beteri olamaz. En iyisine gelince…O kadar harika bivaklar vardı ki, aralarından seçmek zor. İlk aklıma gelenlerden biri, 2013’te Kishtwar Kailash’daki bivağımız. Güneşin son ışıklarını yakalayan, batıya bakan bir yerdi, hava mükemmeldi, tek bir rüzgâr kıpırtısı yoktu, o ana kadar mükemmel bir tırmanış olmuştu ve ertesi gün bu harika, eşsiz dağın zirvesine ulaşabileceğimiz aşikardı. Akşam güneşi altında oturmak, Paul Ramsden ile sohbet etmek ve Doğu Kishtwar'ın pürüzlü silüetine bakmak çok özeldi.

NB: “Yola başladığımız yerden çok ileride bulunan evlerin en sonuncusuna davet edildik ve geniş ailenin hepsi vadilerine hâkim olan o dağa tırmanmış beyaz tenli adamlara hayret etmek için toplandı. Zirveye ulaşmanın mümkün olabileceği düşüncesi asla akıllarından geçmemişti. Tırmanışımızın detayları hakkında hiç durmadan sorular sormaya başladılar. Yeni dijital kameralarımızın ekranlarından gösterdiğimiz fotoğraflar büyük bir hayranlık kaynağı oldu. ' - Manamcho. Seyahatlerinizde yerel insanlarla etkileşim kurmak, sizin için bir ekspedisyonun önemli yanlarından biri. Bazı yerlerde Batı / modern etkileri görmeyi umdunuz ancak bunun tersini görmekten memnun oldunuz, oysa bazılarında çok fazla altyapı beklemiyordunuz fakat şaşırtıcı derecede gelişmiş buldunuz. Turizm ve uluslararası ilişkilerin, ziyaret ettiğiniz bölgelerdeki dağ topluluklarını ve çevreyi nasıl etkilediğine dair genel izlenimleriniz nelerdir?

MF: Bazı dağ bölgelerinde turizm, yerel toplulukların yaşama biçimini tamamen değiştirdi. Nepal'deki Khumbu vadisi buna klasik bir örnektir. Ancak turizm denenmiş ve test edilmiş yerlerde kısıtlı kalma eğilimindedir. Himalayalar, Doğu Tibet, Xinjiang, vb. gibi bölgelerin dağlık vadilerinin çoğu hiç turist görmedi. Gördüğüm kadarıyla en büyük farkı yaratan şey hükümetlerin yaptıkları. Devlet tarafından finanse edilen altyapı programları, yolların bir zamanlar uzak olan vadilerde gittikçe daha fazla sokulmasıyla sonuçlanmakta. Ve elektrik, cep telefonları, uydu televizyonları ve internet, uzak toplulukları dünyaya daha önce hiç mümkün olmayacak şekilde bağlamaktadır. Bütün bunlar son yıllarda çok hızlı bir şekilde ivme kazandı ve bu yüzden yaşam biçimleri kaçınılmaz olarak sonsuza dek değişiyor. Daha iyiye mi yoksa daha kötüye doğru mu olduğu tartışmalı!

 

NB: “Hafifliğin çok önemli olduğu bir dünyada, bazen diş fırçalarımızı ortadan ikiye bölüp yarısını taşırken, okuma materyali gibi gereksiz ağırlıklar taşımamız beni şaşırtıyor.” Bir ekspedisyona hangi tür kitapları götürüyorsunuz?

MF:% 100 neşeli, saçma ve hikayenin içine girip çıkması kolay olanları. Crag Jones seyahatte okumak için Stephen Hawking'in Zamanın Kısa Tarihi’ni getirdiğinde şok olduğumu hatırlıyorum. Bu kesinlikle benim alacağım türden bir kitap değil.

NB: Kitabınızdan anlaşıldığı kadarıyla İp inişi, jumarlama ve çanta çekmeyi[2] hor görüyorsunuz. Gelecekte herhangi bir büyük duvar planınız var mı?

MF: Hayır.

NB: “Herşeyinizi verdiğiniz bir şeyden geri adım atmak hiç kolay değildir ve her zaman cevaplanmamış sorular kalacaktır.”  Daha önce bulunduğunuz yerlere geri dönmekten hoşlanmadığınızı yazmanıza rağmen, geri dönmek için bir hedef seçmek zorunda olsaydınız, hangisini seçerdiniz?

MF: Açıkçası başarısız olduğum ve geri dönmek istediğim hiçbir hedefim yok. İlk denememde başarısız olduktan sonra Cerro Kishtwar'a geri döndüm ve eğer başarısız olmuş olsaydım geri döneceğim birkaç tırmanış olurdu- birkaç isim vermek gerekirse Taulliraju, Spantik, Taweche, Siguniang, Mugu Chuli, Shiva, Gave Ding, Kishwar Kailash ve Sersank.

NB: “Yaşlandıkça, hedef listem daha da uzuyor gibi görünüyor. Sanırım bu iyi bir şey. Eğer kısalıyor olsaydı bitebilirdi ve o zaman hobimi değiştirmeyi düşünmek zorunda kalabilirdim. ' Son yıllarda yeni bir hobi edinerek tepe koşusuna[3] başladınız. Sizi buna çeken şey neydi ve bu dağcılığı tamamlayan bir şey mi?

MF: İki taraflı bir cazibesi vardı. Ekspedisyonların arasında beni formda tutacak bir şeydi ve korkunç hava koşullarında patikasız yüksek arazilerde koşan farklı yeteneklerdeki insanların düşüncesi ilgimi çekti. Beni yeni, hafif ilginç karakterlerden oluşan bir seçki ile tanıştıracağını tahmin etmiştim ve sonradan bunun doğru olduğu ortaya çıktı. Dağcılar ve tepe koşucuları oldukça örtüşüyor ve tepe koşusunun çok günlü Himalaya tırmanışları ile başa çıkmak için yeterince formda kalmam için paha biçilemez olduğuna dair hiç şüphem yok.

NB: “Hata yapmak önemli” diye belirttim. “Bir gün onlardan bir şeyler öğrenebiliriz.” Birbirimize baktık ve kahkahalara boğulduk. “ - Sulamar, Xuelian Silsilesi, Çin. Dağcılıkta öğrendiğiniz en önemli hata nedir?

MF: Çok günlük bir teknik Himalaya tırmanışı sırasunda asla ve asla başka bir ekibin arkasında tırmanmamak.

 

 “Önümdeki ilham verici bir tırmanış, güne başlamayı vergi idaresi günleri için erken kalkmaktan çok daha kolay hale getiriyor, ancak yine de bunu tam olarak kolay bulmuyorum.”- Mick Fowler

NB: “Kendimi neden sıfır derecedeki çok günlük tırmanışların zorluklarına soktuğum konusunda beni sorgulayan kuşkucu vergi dairesi meslektaşlarıma “Her yıl dört hafta boyunca bir sağlık merkezine gitmek gibi,” diyerek kendimi açıklarım. ” Meslektaşlarınızdan oldukça farklısınız ve tırmanış seyahatlerinizi çoğu zaman tereddütsüz bir şekilde yılın en büyük kişisel başarısı olarak değerlendirdiniz. Patronlarınız ve meslektaşlarınız kitapta anlattığınız kadar anlayışlı mıydı?

MF: Meslektaşlarımın ben uzaktayken yaşayacakları sıkıntının asgari olacağından her zaman çok emin oldum ve bana her zaman çok anlayışlı davrandılar. İlk patronlarımın bir yıl ya da 18 ay öncesinden 'hayatımın seyahati' için izin istediğimde bunu anlamaları pek söz konusu değildi ve 'hayır' cevabı vermek zor geliyordu. Neyse ki, ilk zamanlarda sürekli değiştiler ve her yılın yeni bir ‘hayatımın seyahati’ anlamına geldiğini çakozlamamış gibiydiler. Daha kıdemli hale geldiğimde patronlarım daha fazla ilgi göstermeye başladı. Aslında, ne kadar kıdemli olurlarsa o kadar ilgili ve destekçi olmaları olasılıklarının olduğunu keşfettim. Bazıları outdoora ilgiliydi ve adımı outdoor çevrelerinden biliyorlardı, diğerleri ise beni kurum içi dergi ve benzerlerine 'ilham verici' içerik katmam açısından faydalı buldular.

Bir keresinde HMRC ile büyük bir uluslararası banka arasındaki ilişki çok zayıfladı, bankadaki ağır toplardan biri tırmanışla ilgileniyordu ve benden bankanın uluslararası vergi konferansındaki delegelere tırmanış odaklı buz-kırıcı bir motivasyon konuşması yapmam istendi. Böylece, yıllar geçtikçe aşamalı olarak doğrudan sorumluluk alanımın dışında kalan alanlarda faydalı olabileceğim kabul edildi. Ayrıca özenliydim ve genel olarak işimde iyi olduğum düşünülürdü. Hatta bu yüzden neredeyse her yıl 'bir ömürlük seyahat’ hakkımı kullanma özgürlüğümü kullanmama izin vermenin işime devam etmem için bir koşul olduğu kabul edilirdi.

 

 

NB: “Tawoche'den birkaç hafta sonra Pat ve ben birbirimizin fotoğraflarını kopyalıyorduk ve genel olarak geçen günlere dair bir zevkin içinde yüzüyorduk. Ancak gazete manşetleri büyük ölçüde değişmişti. Şimdi hepsi Alison’ın K2’deki ölümü ile ilgiliydi ve tartışma, onun K2’ye tırmanırken doğabilecek risklere girmesinden dolayı sorumsuz bir anne olup olmadığı ile ilgiliydi. ” - Mugu Chuli, Batı Nepal.  Alison Hargreaves ile ölümünden kısa bir süre önce, Katmandu'da tanıştığınızı yazmışsınız. Bir baba olarak, aldığınız riskler ve ebeveyn olarak sorumluluğunuz hakkında hiç yorum aldınız mı?

MF: Sadece bir kere işyerindeki, o zamanlar çok da iyi bir ilişkimin olmadığı çok geleneksel bir memur arkadaşımdan aldım. İronik olarak zamanla baya yakınlaştık ve tırmanışın benim için ne kadar önemli olduğunu görmeye başladığını ve aslında sorumluluk ve risk hakkında oldukça fazla düşündüğümü ve onları rahat olabileceğim bir seviyede tutmayı hedeflediğimi anlamaya başladığını düşünüyorum.

NB:  “İnsanlar bazen bana neden daha büyük dağlarda manşet olacak hedeflere yönelmediğimi soruyorlar. Burada, Himalayaların nadiren ziyaret edilen bu kısmındaki bu harika tırmanışta bunun cevabımı aldım. Shiva bana dağcılıktan isteyebileceğim her şeyi veriyordu. “ Eğer büyük bir dağda manşet kapma tırmanışı yapmak zorunda olsaydınız, bu ne olurdu?

MF: 7.000 metrenin üzerindeki hedefler konusunda uzman değilim ama Masherbrum'un kuzey duvarı oldukça iyi görünüyor. Sadece ne yazık ki daha düşük bir irtifada değil.

 

Bazen dağ kazanır. Vasuki Parbat’a tırmanamadık ama elimizden gelenin en iyisini yaptık, doğru kararlar verdik, iyi vakit geçirip güvenli bir şekilde geri döndük. Ve bunlar önemli şeyler. Yapmaya çalıştığımız her şeyde başarı garanti olsaydı, hayat oldukça sıkıcı olurdu."- Mick Fowler

NB: “En başından beri kızışmış bir şekilde dönen, dağcılıkta ödüllerin uygun olup olmadığı ve farklı tırmanışlar arasında anlamlı karşılaştırmalar yapmanın çok zor olduğu konusunda tartışmalar vardı.” Şimdiye kadar 3 Piolet d'Or kazandınız ve bu formatın, eskiden olduğu gibi tek bir 'kazanan' tırmanışın seçilmesine kıyasla, dağcılıktaki birçok çıkışın kutlanması haline gelmesini övüyorsunuz. Ayrıca Alpin Kulüp'ün başkanıydınız ve gençleri alpinizme ve dağcılığa katma konusundaki arzunuzdan bahsediyorsunuz. Dünyadaki ve özellikle de İngiltere'deki yeni nesil dağcılar hakkında ne düşünüyorsunuz?

MF: İngiltere'de Alpin Kulüp genç dağcıları aktif olarak teşvik ediyor ve Alpler'de ve gittikçe daha uzak bölgelerde inanılmaz tırmanışlar gerçekleştiren yeni bir neslimiz var. Bu istek diğer ülkelerde de çoğaltılıyor ve erişim kolaylaştıkça daha fazla dağcı Himalayaların tadını çıkarabiliyor.  Cazibe merkezlerinin dışındaki yerlere pek fazla giden olması olası görünmüyor ve yeni nesil için hala birçok fantastik hedef var. Alpin stil bir Himalaya dağcısı olmak için iyi bir zaman.

NB: “Vücudunuz her yıl bir ay ya da civarı kadar zorlanmaya alışıktır. Bu yıl sadece farklı bir tür zorlanma altında kalacak” diye açıkladı. Doğru ya da yanlış, onun sözleri bana umut verdi.” Geçtiğimiz yıl Victor'la yapacağınız büyük Himalaya seyahatinizden kısa bir süre önce size kanser teşhisi kondu, ki seyahati iptal etmek zorunda kaldınız. Yolculuğun güçlüklerinden ve aksamasından korktuğunuzdan bahsediyorsunuz, ki bu neredeyse konulmuş ciddi bir teşhisin korkusunu örtüyor. Aktif bir kişi olarak, bunun yaşamış olduğunuz bir tür inkâr / inanmama durumu olduğunu düşünüyor musunuz?

MF: İnkar veya inanmamak pek değildi, daha çok, yaşadığım şeyler çok önemsiz görünüyordu ve bir şeyin ciddi kötü olabileceğini de düşünmemiştim. Şimdi bunun kanserle ilgili korkutucu gerçeklerden biri olduğunu görüyorum. Size hissettirmeden yaklaşır ve önemli belirtiler ortaya çıktığında genellikle iş işten geçmiş olur. Hayatımı, sadece Himalaya'ya gidip 'kendime göz kulak olmak’ tansa doktorumu görmem için dırdır eden karım Nicki'ye borçlu olabilirim.

NB:  “Hayatını elinden gelebildiğince değerlendirme işi gerçekten çok zor.”. Dağcılık deneyiminizin, hemşirenin bahsettiği gibi hastalığınızda ve tedaviniz süresince size faydası oldu mu? Olumlu zihinsel tutum ve direncin, bir şeyin üstesinden gelmek için her zaman 'kolay bir yol' olmadığını anladığınızdan, faydalı bir aktarılabilir özellik olduğunu düşünüyor musunuz?

MF: Doğrusu, gerçekten bilmiyorum. Genelde olumlu bir insan olduğum için şanslıyım, ancak bir yıllık kanser ıstırabının bakış açımı hiç etkilememiş olmasına şaşırdım. Beni buna bir sürü zorlu bivakın mı hazırladığını bilmiyorum ama kesinlikle yaşlandıkça bu tür şeyleri kabul etmenin daha kolay olduğunu düşünüyorum. Boktan şeyler olur ve sen de onunla bir şekilde başa çıkarsın.

NB: “Hedeflerim hala Hindu Kush, Çin Karakoram, Tien Shan, Altay, And Dağları, doğu Tibet ve hatta Antarktika'daki olanaklarla dolu. Ve tabii ki İngiltere'de her zaman ilginç maceralar için harika fırsatlar var. Gerçekten yapılması gereken çok şey fakat çok az zaman olması gerçek bir endişe.' Kanseriniz tamamen temizledikten sonra geri döndü, ancak pes etmemeye yemin ettiniz. Gelecek dönem için planlarınız neler - Kısaca göreceğiniz daha fazla tedavi var mı?

MF: Kitabı tamamladıktan hemen sonra, ölmemi engellemenin tek yolunun tüm anal kanalımı çıkarmak ve bana kolostomi yapmak olduğuna karar verildi. Kalça yağı eksikliğim, cerrah için ek bir zorluğa neden oldu, ancak Sheffield'deki Northern General'deki mükemmel ekip bana öngörülerinin iyi yönde olduğunu söyledi ve gelecek baharda Victor ile Himalaya seyahatine hazırlanmam için tekrar ayağa kalkmamı sağladı.

[1] Ç.N. Greater Ranges, Asya’daki yüksek dağ silsilelerine verilen isimdir. Himalayalar, Karakoram, Hindu Kush, Pamirler, Hengduan Dağları, Tien Shan, Kunlun Shan, Transhimalaya silsilelerini kapsar.

[2] Ç.N İngilizce orijinal metinde sack-hauling olarak geçiyor.

[3] Ç.N İngilizce orijinal metinde fell-running olarak geçiyor.