TARİHTE BUGÜN:

 

 

 Alpinizmin mabedi Chamonix

Soru: Bir tarafı İsviçre, bir tarafı İtalya ve bir tarafı da Fransa olan, “üç başı mamur” Mont Blanc dağ silsilesinin, Fransa tarafında bulunan bir Alp kasabası olan Chamonix'de, 192 çeşit ülkenin dağcılığa, kayağa ve dahi patika koşusuna meraklı insanlarının arasında, kendi aralarında sondan eklemeli bir dili konuşan ve genelde gülen 4 garip adam ne yapmaktaydılar?

Cevap: Arcteryx Alpine Academy1 (Arcteryx Alpin Akademisi – Yazının kalanında AAA kısaltması ile kullanacağım) 2017 programındaki birbirinden güzel seminerlerden aktivitelere, eğitimlerden film gecelerine koşuşturmaktaydılar tabii ki!

Chamonix'de, AAA'da bulunmak, o eşsiz dağların havasını solumak nasılmış merak edenleri şu kapıdan bir beş dakikalığına içeri buyur edelim. Memnun olmayanın zamanı iade, söz!

Telaş, internetten kayıt tarihi öncesinden başlıyor. Özgür'ün aldığı bir istihbarat doğrultusunda öğreniyoruz ki, her yıl temmuz ayı başlarında, Chamonix'de eşi benzeri olmayan bir organizasyon dönüyor. Mevzu büyük, e biz de (ben, Özgür Cebeci ve Furkan Dodurka) bu ara üniversitenin başında doyamadığımız tırmanış sevdamıza dönüp bir daha vurulmuşuz; bunu kaçırmamamız gerektiğine kanaat getiriyoruz. Barış (Kavas) da eşantiyondan dahil olunca kare tamamlanmış oluyor. Vizeydi mizeydi derken artık Chamonix'de okey masamıza yancı mı arayacağız, yoksa dağlarda marmot mu kovalayacağız, bunun kararını vermek üzere benle Barış İstanbul'dan, Özgür'le Furkan ise Almanya'dan hareket ediyoruz. İstikamet, Stephanie isimli dağ rehberi ablamızın, airbnb'den kiraladığımız, bize yaklaşık 10 gün sıcak bir yuva hizmeti verecek şirin evi!

Cenevre’den otobüsle gelirken başlıyoruz daha “fiyuuuuuuviğt!” diye ıslıklar öttürmeye Barış'la. Doğa, yer şekilleri ve özellikle dağlar - oy dağlar! - o denli güzel, o denli büyüleyiciler ki; o kadar malzemeyi tıkıştırmak için uçağa binerken çektiğimiz eziyetin verdiği yorgunluk umurumuzda olmuyor. Otobüsün pencerelerinde anime karakterleri gibiyiz; bir o yana bir bu yana ışıldayan gözlerle, yağmur altında Chamonix'ye giriyoruz.

İlk gün hoş geldin beş gittinle geçiyor. Chamonix'de neler olup bittiğini, burayı gerçek anlamda bir alpinizm mabedi yapan şeyin ne olduğunu anlamaya çabalıyoruz sürekli. Ertesi gün aklimatizasyondaki rehberimizden, kendisi de dahil birçok rehberin elini verip kolunu kaptırdığını öğreniyoruz bu büyülü kasabaya. Gezmeye ve tırmanmaya gelip, Chamonix'de rehber olmaya uzanan çok meşakkatli yolda kendini kaybeden ama dağlarda gezdirdikleri insanları asla kaybetmeyen bilge dağcılar bunlar. Birçoğunun bilgisine ve mağrur yaklaşımlarına saygı duymamak elde değil. AAA işte bu rehberlerin organizasyona tamamen dahil olmalarıyla bu denli güçlü belki de. Neredeyse tüm eğitimler bu son derece tecrübeli ve iyi dağ rehberleri tarafından yaptırılıyor. Aralarına Ines Papert, Sean Villeneuva O'Driscoll, Nina Caprez gibi “ünlüler de dahil edilince iyice tadından yenmez bir hale bürünüyor AAA.

Furkan'la birlikte gittiğimiz uzun duvar tırmanışı içerikli atölyenin (AAA dahilinde “clinique” deniyor tüm atölyelere) sanırım tüm ekip açısından açık ara en iyi eğitim olduğunu düşünüyoruz. Bunun dışında dağda ilk yardım, ileri seviye spor tırmanış, bouldering gibi başka eğitimlere ve ücretsiz, yine konularının ehilleri tarafından verilen ufuk açıcı seminerlere katılıyoruz. İnternetten yapılan kaydın ne denli önemli olduğunun altını burada en azından bir kere çizmek gerekiyor sanırım. Benim diyen üniversitenin ders kayıtları bu kadar kıran kırana geçemez. İlk 3 dakikada hedeflediğimiz programdaki atölyelerin neredeyse hiçbirine kayıt olamadığımızdan dolayı daha teknik ve hedefimiz olan programın çok dışında bir biçimde seçmek durumunda kalmıştık atölyelerimizi. Gideceklerin bu internetten kayıtta iyi planlı ve gerçekten çok hızlı olmalarında fayda var. Bir de minik bir dipnot: “paypal”ı olan güvenilir bir arkadaş sahibi olmak da son derece önemli günümüz koşullarında Türkiye'den kayıt olabilmek için.

Eğitimler sırasında havanın bozuk oluşu, devamında planladığımız kendi faaliyetlerimiz adına biraz buruyor bizi. Hiçbir şey yapamayıp bir haftayı bir tırmanış salonunda geçirmek var işin ucunda! Fakat hava AAA'ya kötüymüş. Neredeyse akademi biter bitmez açıyor, adeta dağlara koşmalarını fısıldıyor insanlara. Biz de böyle yapıyoruz. Minik bir tatil gününün ardından planladığımız faaliyetlere veriyoruz kendimizi.

Havanın müsaitliği yalnızca bir kulvar tırmanmamıza izin veriyor, küresel ısınmanın en büyük etkilerini doğanın bu denli içindeyken hissetmek mümkün oluyor ne yazık ki. Dağ rehberlerinin sadece size yardımda bulunmak adına ,tamamen ücretsiz, bulundukları bir bina var bölgenin merkezinde (inanılmaz, değil mi?)2. Oradan aldığımız tavsiye (ve edindiğimiz haritalar) doğrultusunda apar topar bir hazırlıkla girdiğimiz kulvar, hedeflediğimiz kulvar olmayınca işin sonu biraz hüsran oluyor ama. Bahsi geçen rota, Aguille de Petit dağı Chevalier kulvarının klasik rotası. Muhtemelen Haute, o birkaç gün içinde gelen herkese aynı dağa gitmeyi tavsiye ediyordu ki, yaklaşık 20 insanla beraber rotanın dibinde yerimizi almıştık ilk teleferikle. Sonradan baktığımız kamera kayıtları kulvara doğru yürürken birimizin, “Abi acaba buradan giriyor muyuz yahu?” diye doğru kulvarın önünde doğru soruyu sorduğunu belgeliyor ama orada nedense Chevalier'i atlıyoruz işte. Devam edip hemen yanındaki Gigord kulvarına bir buzul çatlağının üzerinden geçip giriş yapıyoruz. Sert karlı etabı geçişimizin tahminlerimizden biraz daha uzun sürmüş olmasını dört kişi oluşumuza veriyoruz ve geç kalmaya başladığımız hissiyle yemek molasını da atlayıp miks kısma başlıyoruz. Buraya kadar boşluk hissine kazmalarımızın gücüyle karşı koyuyorduk, her şey olması gerektiği kadar keyifliydi ama sen Aladağlar'dan taa Chamonix'ye gel, sonra yine çürüklüğe yenik düş! Kaya, kulvarın genişliği ve yazın iyi de güneş alıyor olması sebebiyle çok çürüktü. Bu bizi iyiden iyiye yavaşlatıyordu. Son kısımda buz kaplı küçük deliklerin içinden geçip cam buzda büyük bir kararlılıkla ilerlememizde artık tek amaç, zirveye varıp, klasik rotadan topuklarımız kıçımıza vura vura inip, son teleferiği yakalamaktı. Zirve olduğunu sandığımız yere ilk çıkan Furkan'ın “Abi burada hiçbir şey yok ama...” sözleri hepimiz için bir yıkım oldu ve ızdırap başlasın! Rehberin 4 kişilik bir ekibi düşünmemiş olacağını anlamayıp 60 metrelik bir tam iple rotaya girişimizin de cezasıydı bu. Arka tarafta ne olduğunu bilmediğimizden (sonradan öğrendik ki kör bir vadiymiş, en azından burada doğru kararı vermiş olmak bizi rahatlatmıştı), 4 kişi, kişi başı 14 inişten, 7 saat boyunca tam 56 iniş yapılmıştı. Artık 90 yaşına gelip alzheimer olduğumuzda çarpım tablosu hariç unutmayacağımız bir şey daha vardı. Buzul çatlağının neredeyse dibine geldiğimizde, o zamana kadar hep görmezden geldiğimiz kurtarma helikopteri belki de son kez karşı dağdaki bir kurtarmada bize kendini gösteriyordu. Buradan sonra devam etmenin, karanlıkta buzul çatlakları geçmek ve gece boyu yaklaşık 2300 metre irtifa kaybetmek olduğunu farkettiğimizden, bu son helikopteri yok saymamaya karar verdik. Yaklaşık yarım saat sonra, göklerden gelen kırmızı bir ışık, iki terminatörü yanımıza konduruverdi ve dakikalar içinde ikişer ikişer, birbirimize sarılmış helikopterle çelik bir halatın ucunda yukarılara uçuyorduk. Tüm bu mevzunun en unutulmaz anı ise helikopter kurtarmacıları geri almaya gitmek için bizi Argentiere buzulunun tam ortasına, dolunaylı gecede bırakınca yaşandı. 3-4 dakika kadar orada dipdibe helikopter beklerkenki anlamsızca sırıtışlarımız, ölümcül yorgunluğumuzu farketmeye başlamadan önceki son gülüşlerimizdi belki de. Bunun dışında iki farklı gün çok ip boylu spor/alpinspor rotalar tırmanıp, son tırmanış günümüzü de Gaillands kayalarının kucağında geçiriyoruz. 6 serbest günde 3 dağ faaliyeti ve biraz da spor tırmanış; bence orada bulunmanın hakkını vermişiz diyebiliriz.

Chamonix'den dağcılık ve etrafındaki sporlara bakış açısı, dünyanın geri kalanını okuduğumun dışında pek de bilmem ama, Türkiye'dekinden epey farklı. Etrafta adını duyduğunuz, önemli işlere imza atmış olan istisnasız tüm tırmanışçıların bir şekilde hayatlarının bir noktasında yollarının düştüğü bir tırmanış arkabahçesi Chamonix birçokları için; Messner'ler, yeni kaybettiğimiz Francek Knez, Ueli Steck aklıma ilk gelen isimler. Tüm bölgeye sinmiş dağcılığın kokusu. Alpler kültürü onu anlamaya çalıştığınız anda sizi sarmalayıveriyor. Yalnızca hediyelik eşya dükkanlarından, mimariden, dehşete düşürecek fazlalık ve çeşitlilikteki dağcılık malzemeleri satan yerlerden falan bahsetmiyorum. Dağlar insanların bakışlarında var. Ne zaman düşünmek isteseniz kafanızı kaldırır kaldırmaz onları görüyorsunuz. Evinizin arka sokağından tüm Mont-Blanc silsilesini yürüyüşe çıkabilecek olmak tarif edilemez bir his her şeyin başında! Tüm duyularınızla bu ruhu hissetmek gerçekten birçok şeye bedel. Dağcılığın kafanızda işgal ettiği yeri, duruşunu, algılayışınızı değiştirmek için bir “Müzik Kutusu” gibi Chamonix: bozukluğu atıyorsunuz ve yolculuk başlıyor.

AAA ise bu tip dağcılık eğitim akademileri içinde ilk değil, ama deneyimlediğimiz kadarıyla oldukça iyilerinden biri. Yapılacağı yeri ve zamanı çok iyi bulmuş olmaları ve Arcteryx'in kendi sporcuları ve dahi Chamonix'nin yerel rehberleriyle etkinliği yapıyor olmaları en önemli artıları. Adı çok genel gibi eğitimlerden uzak durmak gerek naçizane tavsiye; “bouldering”, “acclimatization” gibi atölyelerden bahsediyorum. Rehberler sonsuz yardımcılar. Görüldükleri yerde kilitlemek gerek denk getirdiğini. Biraz pahalı olması ve bazı eğitimlerde bu paranın karşılığını alamadığını hissetmek de biraz kötü yanları ama sadece Chamonix'de bulunmaya ve o denli iyi rehberler ve dağcılarla aynı havayı birkaç günlüğüne solumaya vesile olması bakımından dahi kaçırılmaması gereken bir etkinlik.

Son gün oldukça buruk, arkamızdan “gözyaşları döken” bir Chamonix'ye elveda dedik; kesinlikle hayatımızda bir kez daha ayak basmak üzere! Dağcılıkla ciddi manada uğraşmak, dağcılığı bu noktaya getiren ve daha da ileriye taşıyan insanların bu işi nasıl bir ruhla ele aldığını algılayabilmek için dağcılıkla uğraşan herkesin imkanları ölçüsünde bulunmasını tavsiye ettiğimiz bir yer Chamonix. Gitmişken bir de AAA'ya denk getirirseniz tadından tırmanamayabilirsiniz.

Fransız Alplerinin ruhu üzerinize olsun.

 

1https://arcteryxacademy.com/

2 Office de Haute Montagne: The OFFICE DE HAUTE ET MOYENNE MONTAGNE (OHM)

Maison de la Haute Montagne olarak da anılan, yüksek dağ ofisi 1971 senesinde Chamonix’li yerel rehber Gérard Dévouassoux tarafından kuruldu. Chamonix kasabasının merkezinde bulunan ofisten mevcut rota, kar ve hava koşulları ile ilgilil en güncel bilgileri alabilirsiniz. Bölgeye ilk defa gidiyorsanız, OHM nin yapacağı uyarıları mutlaka dikkate alın.