TARİHTE BUGÜN:

 

Uyandığımız soğuk mu soğuk bir Dolomit sabahı...

Camları buz tutmuş, bagajında gecelediğimiz steyşın vagon arabanın. Erkenciyiz, gün doğmadan bagajda kahvaltımızı yapıyoruz hızlandırılmışından. Koşumlarımızı giymek için arabadan indiğimizde hava daha yeni yeni ayıyor ve sabah ayazı iliklerimize işliyor.

Arabayı park ettiğimiz otoparkta bizden başka sadece bir iki araç daha var.

Otopark Auronzo dağ evine ait. Dağ evi ise, Laveardo’nun 3 Tepeleri’nin eteğinde, (Tre Cime di Lavaredo ) 2300 metre irtifada. Aylardan Ekim, yani Dolomitler için geç mevsim de olsa, 2008 yılında da yine İtalya’dayız ...[1]

Meteorolojinin dediği kanundur Dolomitlerde.[2] Bir önceki gün güzel bir hava öngörmüştü meteo[3] ve partnerim Aykut Türem ile bu güzel günde yanlış stratejimiz ile uzun zamandır istediğimiz 2007 yazında tecrübesizlikten ve yağıştan dolayı çıkamadığımız Marmolada güney yüzünü, tekrar çıkamamış olmanın yorgunluğu taşıyoruz. Bu iki denemede de “Çıkılamayan Yüz” bir başka yazı altında anlatılmayı hak ediyor uzun uzun.

Hava aydıkça zeminde oluşan kırağı ilişiyor gözüme. Uzaktan sakallı, Güney Tirol’lu, kolluklu amca geliyor. Otoparka gece giriş yaptığımız için sabah alıyor bizden günlük ücreti, 20 Avro.

Hava aymaya devam ediyor. Biz yürüyoruz şimdi; koşumlar çantalar üzerimizde ve dağ evinin yanından geçerken önce ufuk çizgisinin bulutlar ile örtülü olduğunu sonra aslında tamamen bulutların üzerinde olduğumuzu fark ediyoruz.

Bulut denizi ve denizi yarıp göğe yükselen dağ silsileleri. Fotoğraf çekmeden manzaraya bakmadan yürüyemiyor insan. Dağ evinden sonra 15 dakika yatay, 15 dakika da hafif bir eğim yürüyoruz.

Bir önceki yıl Ağustos ayının aksine dağda kimse yok. Bu da sezonun bittiğinin bir göstergesi. Eğer meteoroloji haklı ise bulutlar yükselecek ve öğleden sonra yağış görme ihtimalimiz var. Sonrasında tüm hafta yükseklerde yağış.

Bulutlarla yarışmak gerek öyleyse.

Deneyeceğimiz rota Spigolo Giallo; Sarı Kenar. Lavaredo’nun 3 Tepesinden en küçüğü Olan Cima Piccola’nun güney yüzünde. Dikey yükselmesi, güneye bakması ve dikliğine nazaran görece kolay olması sebebiyle Dolomitlerin en popüler rotalarından; bir Comici Klasiği!

Meteonun dediği kanundur. Sabah saatlerinde alçaklarda bulutlanma,
öğleden sonra yükseklerde yağış ihtimali % 60 (Foto: Mustafa Yeşildal)

Adından anlaşıldığı gibi rota bir köşeyi takip ediyor. Köşenin solundan başlıyor, ikinci ip boyunda köşeyi dönüp sağa geçiyor, sekizinci ip boyunda yükselip kilitten tekrar sola geçiyor yüz doğuya dönüyor. Ve zirvenin hemen altında eğimini kaybediyor. Toplam 12 ip boyu.

Rotanın altında bulutların üzerinde ekipmanlarımız hazır. Aykut lider giriyor ilk ip boyuna her daim olduğu gibi. V/V+ derece, tırmanılmaktan mumlanmış yüzeyde yükseliyor. İlk istasyona varıyor. Ardından ben yollanıyorum. Gece boyunca soğumuş kayada ısınmak pek bir zor. Neyse ki güneş imdadımıza yetişiyor ikinci ip boyunda negatif bir yüzeyi (VI-) aşar aşmaz. Burnu dönüyoruz, boşluk hissi artıyor ve altımızda bulutlar yükseliyor. Duvarın eteklerine çarpıyorlar dalga dalga. Aşağılarda yürüyüşçülerin sesleri yükseliyor, bulutlar yükseliyor, biz yükseliyoruz. Bulutlar duvara iyiden iyiye yaslanınca izole oluyoruz “dikey dünya”mızda. Çürük görece kolay yüzeylerde üçüncü, dördüncü ip boylarını çıkıyoruz. Zorluk tekrar artmaya başlıyor. 5. ip boyunu dikeyde yükselip sola bir geçiş ile ikinci ip boyundan sonra uzaklaştığımız köşeye tekrar yaklaşıyoruz. Dikey tırmanmaya devam. Kilit hemen yukarımızdaki büyük sarı balkonun öncesindeki ters eğimli bir dihedral[4]. VI/VI+ zorluğundaki yüzeyleri kolayca geçiyor Aykut. Balkonun altında sola geçmeden istasyon alıyor ip sürtünmesini de önlemek için. Derin derin nefeslerle sırtımda çantamla çürük gözüken sağlam yüzeyde yükselip askı istasyona varıyorum. Aykut yan geçiyor. Bulutlar ayaklarımızı yalıyor.

Dik yüzeylerde yükseliyoruz. Zaman zaman ters eğimli ufak ama kolay göbekleri geçiyoruz. Rota popüler diğer tüm rotalarda olduğu gibi oldukça sikke yüklü. Dersimizi almışız ya bir önceki günden, hafifiz bu rotada. Yükseldikçe de hafifliyoruz sanırım. Buluttan yastıklarımıza yükseliyoruz sanki. İrtifa aldıkça duvar doğuya dönüyor. Pamuklara sarılıp sarmalanıyoruz. Sadece bulutlar değil artık bizi saran beyazlık; yüzeyde kar da var. Son iki ip boyu karlı ama ıslak değil neyse ki ve yine neyse ki topoda görülen V+’lı derecelerden pek de eser yok bu son iki ip boyunda...

Zirvenin hemen altına vardığımızda, sis içindeyiz. Görüş pek az, yorgunluk pek tatlı. Zaman kaybetmeden batıya doğru biraz yan geçip hazır boltlardan 9 ip boyu Cima Piccola ile Cima Grande arasındaki bele iniyoruz serin pusta. Belden aşağı koşturarak Auronzo dağ evine. Saat 16:30 olmuş bile.

Çocukluğumun üç yılı Kocaeli, Gebze’de geçti. Orada okuduğum ilkokulda eski, dökük bir binamız, ince uzun da bir bahçemiz vardı. Yirmi dakikalık beslenme teneffüslerinde önce annemin hazırladığı, ufak mavi çantadaki, tostu ve meyveyi yer sonra bahçeye çıkar tek basıma yürür, bahçenin bir ucunda beklemeye baslardım...

Ve kimsenin fark etmediği o tetik çekilir, silah patlar, aniden depara kalkar, o zayıf, çocuk bacaklarımla koşabildiğimce hızlı bahçenin diğer ucuna kadar koşardım.

“Geliyor, iste geliyor. Şimdi koşmaya başlıyorum...
Bahçe uzuyor, ben koşuyorum. Ben koşuyorum ve bahçe bitiyor.
Olmuyor her seferinde olmuyor.
Tekrar basa dönmeliyim...
Neden garipsiyorsunuz? Neden öyle bakıyorsunuz ki? İste başladığım yerdeyim. Ya bu sefer de olmazsa. O zaman yarın denerim...
Ama yarın. Hava. Hava müsait olur umarım. Evet, evet yarın olur.
Bir tane daha. Geliyor. N'olur bu sefer olsun...
Tekrar bir koşu tutturuyorum. Daha iyi bu sefer. Nasıl da heyecanlıyım...
Ama olmuyor...
Olmadı...
Zil çalıyor...
Bugün de olmadı...”

Bahçenin diğer ucuna vardığımda durur, nefeslenir, yavaş yavaş yürüyerek koşmaya başladığım yere geri döner, yeniden beklemeye baslardım. Sonra... Sonra tekrar bir depar... Ta ki zil calip teneffüs bitene dek sürerdi bu döngü. Diğer çocuklar buna bir anlam veremezlerdi; neden koştuğuma. Hâlbuki bir yarıştı bu her koşuda tutturduğum, her seferinde ikinci geldiğim bir yarış, ikincilikten sıkılmadığım, her keresinde kendimi özgür hissettiğim bir yarış.

Şansımıza açık olan Auronzo Dağ Evinde, sezonun son yarım saatinde sıcak çikolatalarımızı yudumlarken yine kaybedilen ama inanılmaz keyif veren bu dikey yarışın bir sonraki ayağını hayal ediyorum.

O eski binanın ince uzun bahçesinde bulutların gölgeleriyle yarışıyorum!

[1] Bundan yaklaşık bir sene kadar evvel de Dolomitlere bir tırmanış gezisi yapmış ve Lavaredo’nun Üç Zirvesine uğramıştık.

[2] Bugüne kadar ki deneyimlerime dayanarak bunun aşağı yukarı Avrupa’daki birçok dağ için geçerli olduğunu söyleyebilirim.

[3] Meteoroloji yerine kolay okunması amacıyla meteo kelimesini tercih ettim.

[4] Dihedral: Açık kitap şeklinde olan ve genelde ortası bir çatlakla bölünmüş yüzey

Etiketler: