TARİHTE BUGÜN:

 

OYUN ALANLARININ DÖNÜŞÜMÜ

 

İklim insan kaynaklı sebeplerden ötürü değişiyor ve bu tüm coğrafyayı etkiliyor. Dağlar da bu değişimden muaf değil. Pek çok farklı perspektif bize bunu tüm çıplaklığıyla da gösteriyor. En net görebildiklerimiz arasında buzulların çekilmesini ve su kaynaklarının azalmasını sayabiliriz. Bunların yanında daha az gözümüze çarpan etkiler de var. Örneğin yabancı ve istilacı türler bu kırılgan coğrafyaların endemik türleriyle mücadeleye girerek ve pek çok zaman kazanarak kendilerine uygun yaşam alanları bulabiliyorlar. İklim ılımanlaştığı için orman sınırı eskisine göre daha yükseğe çıkıyor. Peki çok daha seyrek incelenmiş bir bakış açısından baksak? Dağcılık bir spor olarak nasıl etkileniyor bütün bu değişimlerden?

Şekil 1 Tour Ronde Güneydoğu yüzündeki taş düşmesi. (planetmountain) [i]

Dağlarda objektif faktörler var ve bunları değiştirmeye dair yapabileceğimiz bir şey yok. Kar, yağmur, fırtına durumu, taş düşmesi, yıldırım gibi olayların gerçekleşmesine engel olamıyoruz. Kendimizce önlem alıp tehlikeli sonuçlar doğurmamaları için çabalıyoruz. Belki daha gelişmiş hava durumu raporlarını takip etmek fırtınanın olduğu vakit dağa gitmemize engel olabilir, ancak bir anda üstümüze kaya düşme ihtimalini önceden bilebilme gibi bir şansımız (en azından şimdilik) yok. Önlemler alıyoruz ama, bu objektif faktörler de bir yandan ciddi manada değişiyor. Ama ne kadar? Nasıl?

Ana akımda iklim kriziyle alakalı haberleri genellikle çevre başlığına sıkışmış halde de olsa daha sık görmeye başladık. Olması gerektiği seviyede mi? Değil. Öbür yandan da dağcılık haberlerinin nasıl verildiği hepimizin malumu. Bu iki durum bir araya gelince de ana akımda dağcılık ve iklim krizine dair pek bir habere denk gelmek mümkün değil. Yine de Türkiye medyasında bu konuda çıkmış ender haberlere rastlanabiliyor. 2019’da iklimhaber.org’da çıkan bir haber dağlarda ısınmaya, buzul kaybına ve hatta taş düşmelerine de ufaktan bir değiniyor [ii]. Doğrudan sporla alakalı olmasa bile dağları ilgilendiren Evrim Ağacı’nda çıkmış başka bir habere ulaşmak mümkün. Türkiye’nin buzulları. Son 40 yılda buzulların yarısını kaybetmişiz [iii].

Medyayı bir kenara bırakalım. Şimdilik dağları sadece dağcıların oyun alanı olarak değerlendirelim. İndirgemeci ve oradaki bütün diğer yaşamı ve kültürü dışlayan bir yaklaşım aslında, ama bağlamını anlamamız için faydalı olacak bir yöntem bu. İklim değişikliği sebepli ölçülen yüksek sıcaklıklar ve yağış rejimlerindeki değişimler yeryüzü üzerinde önemli etkiler bırakıyor. Bunlardan iki tanesini hemen söyleyebiliyoruz: Buzulların erimesi ve kar-buz örtüsünün azalması. Türkiye’de pek az alanda buzul geçişleri karşımıza çıksa da buzullarla yollarımız keza eğitimler için, keza su kaynağı olarak bir şekilde kesişiyor. Birinci elden trajik değişime şahit oluyoruz. Kaçkarlara gidenler büyük buzulun ne kadar gerilediğini biliyorlar. Bu konuda uzaktan algılama yöntemleriyle yapılan bir araştırmada 1970lerde Türkiye’deki buzulların kapladığı alan 25 km2 iken, 2013’te 10 km2’ye kadar gerilediği tespit edilmiş. Örneğin Erciyes’in buzulu da dahil olmak üzere 5 tane buzul tamamen yok olmuş durumda [iv]. Yüzey hesabında atlanan bir faktör olabiliyor tabii bu arada. Sonuçta buzullar hacimle ölçülmesi gereken kütleler. Yüzey alanın gerilemesine ek olarak hacimdeki kayıp da değerlendirildiğinde azalmanın çok daha fazla olacağını tahmin etmek zor değil.

Bu işin buzul kısmı. Kar ve buz koşullarını düşündüğümüzde eski dağcılardan mevsimlerin daraldığını, bazı rotalarda buz oluşumun daha geç ve kalitesiz olduğunu duymak mümkün. Yazın kar örtüsü daha erken kalkıyor, çığ faktörü daha tehlikeli bir hal alıyor. Hatta bunlara karşın belki de ısınma kış çıkışlarını daha mümkün hale getirmede etkili oluyor.

Aslında yukarıda bahsettiğim buzulların çekilmesine ve kar örtüsünün azalmasına ek olarak bir de permafrost mevzusu var. Bunu biraz açmak gerekli. Kısaca aslında permafrost dediğimiz şey iki yıl veya daha uzun süre donmuş halde bulunan toprak. Buzuldan farklı olarak bir toprak örtüsü altında bulunuyor ve doğrudan buz parçaları içermek zorunda değil. İklim değişikliği sonucu pek çok etki yaratmakla birlikte, dağlar özelinde bizi ilgilendirebilecek noktası taş düşmelerine sebebiyet vermesi.

Burada bir soluklanmak ve geleneksel bilgilerimizi hatırlamamız gerek. Dağlarda taş düşmesinin pek çok sebebi olmakla beraber en çok karşılaştığımız etki şu şekilde gelişiyor: Günlük sıcaklık farkından ötürü çatlaklara sızan su gece donar ve genleşir. Bu bir tutkal gibi taşların birbirine tutunmasını sağlar. Daha sonra gün içinde güneş görür veya sıcaklıktan ötürü buz erir, çatlaklardan su olarak sızar gider. Benzer bir erime-donma döngüsü mevsimsel boyutta da devam eder. Bu yapıştırıcıyı kaybeden kayalar önce biraz hareket eder, daha sonra kütleden ayrılır ve düşer. İşte aslında bu etkiyi yapan bir başka etken daha var, o da permafrost. Donmuş permafrost yapısı kayaları bir arada tutuyor. Bu yapı eridikçe de taş düşmeleri artıyor. Bazı araştırmacılar Alplerdeki permafrostun kapladığı alanının buzulların üç katı olduğunu tahmin ediyor!

Ancak konu ne yazık ki bu kadar berrak değil. Yükseklerdeki tüm kaya düşmelerini permafrost erimesine bağlamak çok doğru olmayabilir. O kayanın yapısının araştırılması elzem. Bu doğrultuda Matterhorn dağında daha çılgınca işlere girişilmiş durumda. Araştırmacılar PermaSense projesiyle 10 yıldır yüksek çözünürlüklü kameralarla dağın yüzeyindeki çatlakların, yüzeyde ve kayanın içinde termometrelerle sıcaklığın, eğimölçer ve GPS cihazlarıyla da kayaların ana kütleden ne kadar ayrıldığının takibini yapıyorlar. Hatta sismik ölçümlerle titreşimleri kaydediyorlar. Bu çaba belki de gelecekte belirli bölgelerde taş düşme riskini bile bir tahmin raporu olarak görmemizi sağlayabilir [v].

Şekil 2 Petit Dru Batı yüzündeki kaya düşmesi. Taranmış gri alan düşen kütleyi gösteriyor. 2005 ve 2011’deki kayıplardan sonra Bonatti Rotasının önemli bir bölümü yok oldu [vi].

Ama şimdi permafrostu ve taş düşmesini incelemeyi bırakıp tekrar iklim değişikliği ve dağcılık temasına geri dönelim. Çok az sayıda da olsa bu ilişki üzerine akademide de düşünen insanlar olduğunu bilmek faydalı olabilir. Bunun için yine Alplerdeyiz. Oldukça ilgi çekici bir araştırma Fransa’dan Jacques Mourey ve arkadaşları tarafından yapılmış[vii]. Bu noktadan itibaren aktardığım bütün veriler bu araştırmaya dayanıyor.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki bu tarz karşılaştırmaların yapılabilmesi için geçmişe dönük bir verinin elimizde olması lazım. Araştırmacılar ellerine Alpler için önemli bir rehber olan Gaston Rébuffat’nın “The Mont Blanc Massif: 100 finest Routes” kitabını almışlar ve bundan 95 tanesini incelemişler. (Meraklısına not; 5 tanesi Mont Blanc Massif’in dışında olduğu için araştırmaya dahil edilmemiş.) 3 iklim değişikliğiyle bağlantılı etkinin sebep olduğu 25 farklı buzul ve jeomorfik değişim seçilmiş ve tüm rotalar bunları göz önüne alarak değerlendirilmiş. Temel olarak nitelendirilen üç etki permafrostun azalması, kar ve buz oluşumunun azalması ve buzulların çekilmesi. Rotalardaki değişimleri de üç farklı aşamada sınıflandırmışlar; yaklaşım, çıkış ve iniş. Yaklaşımları ve inişleri en çok etkileyen faktör buzulların çekilmesi. Bunun sebebi yaklaşımda buzul geçişleri olması ve inişlerin daha çok klasik rotalardan ve buzullardan yapılması. Permafrost ve kar-buz örtüsü kaybı ise en çok rota çıkışlarını etkiliyor.

Şekil 3 Aiguille du Midi Güney yüzündeki Rebuffat-Bacquet rotası kırmızıyla çizili. Artık rotaya doğrudan ulaşmak mümkün değil. Rotanın altındaki buzul 1987 yılına göre yaklaşık 25 metre aşağıya çekilmiş durumda. Bağlanmak için başka bir rotanın girişi kullanılmalı. Fotoğraf 2018 yılından [viii]

Sonuç tabi ki tahmin ettiğimiz üzere vurucu. 95 rotadan sadece iki tanesi hiç değişime uğramamış, 30 tanesi az, 34 tanesi orta derece ve 26 tanesi ciddi anlamda değişmiş. Üç rota ise artık yok. Bu değişimlerin bir kısmı rotaların teknik zorluğunu arttırmış, pek çoğu ise rotaları tehlikeli bir hale getirmiş durumda. Ama bazen artan risk o rotanın popülerliğini değiştirmiyor. Taş düşmesi çok artmasına ve sırttaki kar birikiminin daralmasına rağmen Mont Blanc’a çıkan Gouter kulvarı rotası hala oldukça popüler.

Yazının başındaki ilk fotoğraf 2015’ten Alplerden bir görüntüydü. Fotoğraftaki yüzeyde pek çok insanın etrafta olduğu sırada büyük bir gümbürtüyle bir kopuş gerçekleşti (Siteden videoya ulaşabilirsiniz)[ix]. Bu korkutucu olaylar insanlar etrafta tırmanıyorken de yaşanabiliyor. 2017’de Yosemite’de kaya düşmesinden bir kişi öldü, bir kişi de yaralandı. Bu aslında permafrost olmasa da sıcaklık farklarından kaynaklı kopmalara bir örnek. Yapılan başka bir araştırmaya göre taş düşmeleri daha çok güneşli güzel günlerde ve sıcak yaz mevsiminde gerçekleşmekte [x]. Bu da ortalama sıcaklıkların arttığını, yaz mevsiminin daha uzun yaşandığını göz önünde bulundurduğumuzda kopuşların sıklaşacağının bir göstergesi.

Hızlı yaşantılarımızda bazı değişimleri zaman boyutunda algılayamıyoruz. Dağlarda, rotalarda bulunduğumuz sezonun durumunu değerlendirirken hava koşulları, yağışlar, fırtınalar ya da güneşli sıcak günler aklımıza geliyor. Kısa vadedeki hava olaylarını değerlendirirken iklimin ne kadar değiştiği kolayca gözden kaçabiliyor. Fakat belgelemenin önemi burada kendini gösteriyor. Ne, ne kadar değişmiş? Bu açıdan baktığımızda rehber kitaplar ve raporlar bugün için yazılmıyor. İleride hangi rotaların mümkün olup olmadığının bir aynası olacaklar. Kim bilir, belki 30 yıl sonra Kaldı kuzey kar-buz rotası kalmayacak. Ya da geç bulduğumuz Uzundere donmuş şelalelerini çabuk kaybedeceğiz.

İklim değişikliğinde iki önemli tepki mekanizmamız var; azaltım ve uyum. Azaltım doğrudan fosil yakıtları hedef alan bir amaç. Uyum ise her alanda bu yeni koşullarda nasıl hayatımızı sürdüreceğimiz üzerine geliştirdiğimiz çözümlerden oluşuyor. Peki dağlarda ne kadar uyum sağlayabileceğiz? Çünkü pek çok kazaya sebep olabilen objektif sebepler değişiyor ve hatta daha tehlikeli hale geliyor. Biz, bu durumda, teknik, psikolojik ya da fiziksel olarak neye daha fazla hazır olmaya çalışıyoruz?

Şekil 4 Aiguille Verte Whymper kulvarı. (a) 1960'larda çekilmiş bir fotoğraf. (b) Ağustos 2017'de artık kulvarda yazın kar ve buz birikmesi görülmüyor. Turuncu oklar taş düşmelerinin güzergahını gösteriyor. Yıldızlı nokta 2015'te kopan kütlenin bulunduğu yer. [xi]

Arca Yılmaz

İletişim:

arcayilmaz[et]outlook[nokta]com.tr

 

Genel olarak faydalandığım ve ileri okuma için önerebileceğim bir yazı.

ALPINE ROULETTE

THE IMPERMANENCE OF ALPINE PERMAFROST—AND HOW THIS CHANGES EVERYTHING

Author: John Harlin III. Climb Year: N/A. Publication Year: 2019. American Alpine Journal

http://publications.americanalpineclub.org/articles/13201215139?fbclid=IwAR3zoQ2ontBwPb5VHRLWvSQrhtQyBslRua1wrlIi-vdlIg0QbORzC7GvT3Q

 

[i] https://www.planetmountain.com/en/news/alpinism/huge-rockfall-on-tour-ronde-mont-blanc.html

[ii] https://www.iklimhaber.org/dagcilar-dikkat-buzullarin-erimesi-olumcul-risk-yaratiyor/

[iii]

https://evrimagaci.org/kuresel-isinma-burnumuzun-dibinde-turkiyenin-buzullari-son-40-yilda-yari-yariya-azaldi-4412

[iv] Doğukan Doğu Yavaşlı, Compton J. Tucker, Katherine A. Melocik, Change in the glacier extent in Turkey during the Landsat Era, Remote Sensing of Environment,

Volume 163, 2015, Pages 32-41, ISSN 0034-4257,

https://doi.org/10.1016/j.rse.2015.03.002

[v] https://ethz.ch/en/news-and-events/eth-news/news/2019/08/monitoring-the-matterhorn-with-millions-of-data-points.html

[vi] Jacques Mourey, Mélanie Marcuzzi, Ludovic Ravanel & François Pallandre (2019) Effects of climate change on high Alpine mountain environments: Evolution of mountaineering routes in the Mont Blanc massif (Western Alps) over half a century, Arctic, Antarctic, and Alpine Research, 51:1, 176-189, DOI: 10.1080/15230430.2019.1612216

[vii] Jacques Mourey, Mélanie Marcuzzi, Ludovic Ravanel & François Pallandre (2019) Effects of climate change on high Alpine mountain environments: Evolution of mountaineering routes in the Mont Blanc massif (Western Alps) over half a century, Arctic, Antarctic, and Alpine Research, 51:1, 176-189, DOI: 10.1080/15230430.2019.1612216

[viii] Jacques Mourey, Mélanie Marcuzzi, Ludovic Ravanel & François Pallandre (2019) Effects of climate change on high Alpine mountain environments: Evolution of mountaineering routes in the Mont Blanc massif (Western Alps) over half a century, Arctic, Antarctic, and Alpine Research, 51:1, 176-189, DOI: 10.1080/15230430.2019.1612216

[ix] https://www.planetmountain.com/en/news/alpinism/huge-rockfall-on-tour-ronde-mont-blanc.html

[x] Collins, B., Stock, G. Rockfall triggering by cyclic thermal stressing of exfoliation fractures. Nature Geosci 9, 395–400 (2016). https://doi.org/10.1038/ngeo2686

[xi] Jacques Mourey, Mélanie Marcuzzi, Ludovic Ravanel & François Pallandre (2019) Effects of climate change on high Alpine mountain environments: Evolution of mountaineering routes in the Mont Blanc massif (Western Alps) over half a century, Arctic, Antarctic, and Alpine Research, 51:1, 176-189, DOI: 10.1080/15230430.2019.1612216